Düşünce Suat Öztürk - 09 Mayıs 2007 01:37 pm

Oy Kullanmak

Seçmen listeleri bugün askıya çıktı. 21.05.2007 tarihine kadar askıda kalacak. Seçmen kütüklerinde yazılı olmayan ya da yazılı olmakla birlikte başka illerdeki kütüklerde yazılı olmaları sebebiyle oy kullanamayacak olanların bu durumlarını düzeltmeleri için 09.05.2007-21.05.2007 tarihleri arasında muhtarlıklara ve ilçe seçim kurullarına müracaat etmeleri gerekiyor.

Tabii ki daha evvel seçmen kütüklerine yazılı olanların da listede olup olmadıklarını kontrol etmeleri “Burası Türkiye, ne olur, ne olmaz” kabilinden önem arzedebilir.

Nihilist bir tavırla “amaaann” diyenleri hariç tutarsak, ilkesel olarak “oy kullanmamak” da demokratik bir tepki olarak görülür.

Bunun sebebi oy verecek uygun bir parti bulunamaması elbette. Ben bu düşünceyi anlasam da doğurduğu sonuçlar bakımından verilen bu güzel mesajın boşa çıktığını ve silahın geri teptiğini düşünüyorum.

Oy kullanmaya gitmemek ya da gidip “boş” ya da “geçersizleştirilmiş” oy kullanmak sistem gereği sadece “tepki” olarak kalmıyor. Verilmeyen her “oy” toplam dağılımla orantısal olarak, tepki gösterdiğimiz siyasi partilere yarıyor.

Siyaseti ve bunun aracı olan partileri “ehven-i şer” olarak görmek diye bir alışkanlığımız yok bizim. (Eyvah, Metin Abi kızacak şimdi..) İstiyoruz ki bir parti olsun, tüm siyasî (ve felsefî) görüşleri bize uysun, takım tutar gibi onu tutalım, liderine, kadrolarına hayran olalım..

Tabii ki bu davranışın sebebi demokratik olgun(suz)lukla alakalı. Daha önce başka bir yazımda da bahsettiğim gibi ne ekonomik ne de siyasal sistemlerde “mükemmellik” diye birşey yoktur. Tamamı ehven-i şerdir; yani kötünün iyisidir.

Siyasetçiler ve programları da aynı. Bir siyasetçiye taparcasına bağlanmak ne kadar yanlışsa tam teşekküllü bir kafa denkliği bulamadığı için “oy kullanmamak” da bana göre aynı biçimde yanlıştır.

“Oy verip, bunun sorumluluğunu taşımak” kaygısı olanlara da oy verilmediğinde oluşacak tabloya olan katkılarından ve bunun sorumluluğundan bahsetmek yerinde olur herhalde.

Bu açıdan siyasi -ve tabi ekonomik- görüşleri açısından en yakın (dikkat; görecedir) bulduğumuz partiye “Kafama tam olarak yatıyorsun, her yapacağın icraat kabulümdür” diyerek değil “programına baktım, ehven-i şer olduğun ve vermemem durumunda hiçbir ortak paydam olmayanlara yarayacağı için oyum sana” diyerek oy kullanalım diyorum.

Buraya kadar klasik “oy kullanalım, iyi vatandaş olalım” mesajını almışsınızdır umarım. :-)

Tüm bunlar bir yana bir de bugünkü gibi özel durumlar vardır.

Gözümüzün önünde bir tiyatro oynandı şu 15-20 günde. Elimizde -hala mahiyetini tam olarak anlayamadığımız- bir muhtıra ve hukukun ayak oyunlarına kurban edildiği bir Anayasa Mahkemesi içtihadı var.

Sonuç; -Yeni Şafak’ın manşetiyle söylersem- Abdullah Gül’ün hukuk yoluyla gaspedilmiş Cumhurbaşkanlığı..

Oyunun ortasında kural değiştirildi ve arkası sağlam olmayan “çevreli”ler hükmen mağlup sayıldı. Meseleyi gıpta ettiğim bir safiyanelikle hala laiklik hassasiyeti sanan akl-ı evveller hariç herkes olan bitenin oligarkların hakimiyeti kaptırmama mücadelesi olduğunu biliyor.

Muhtıraya karşılık “ama.. ama.. ama..” ların havada uçuşmasına, 28 Şubat zamanındaki gibi olmasa da medyadaki kalemlerin -demokrat ve/veya liberal bildiklerimizin bile- savruluşlarına şahitlik ettik.. Şu geçen kısa zamandan hem kendimize çıkarılacak, hem de sandıkta bu tiyatronun senaristlerine verilecek derslerimiz var.

Şu iyi kavranmalı ki; bu mücade artık demokrasi ve normalleşme mücadelesi haline gelmiştir; aynen -AKP’yi biti kadar sevmediğini ama ilk ve son kez AKP’ye oy vereceğini deklare eden- Metin Ağabey’in dediği gibi:

“Açıkça belli oldu ki, bu gelen seçim değildir; bu gelecek olan ya demokrasi adını verdiğim yarimdir, ya da beni bu melmekette doğduğuma doğacağıma her fırsatta pişman eden İttihatçı zorbalar güruhudur.”

[ Yazımdan dolayı beni AKP militanı sanacaklara not: Yazıyı uzatmamak için AKP konusuna hiç değinmedim. Pek çok noktada AKP’ye yönelik eleştirilerim var. Ama şunu da belirteyim ki AKP’nin 4.5 yıllık icraatlerini başarılı buluyorum. Özellikle AB, ekonomide izlenen liberal politikalar ve -yetersiz de olsa- demokratikleşme çalışmaları gibi. ]

Popularity: 8% [?]

“Oy Kullanmak” icin yapilan 54 yorum var.

  1. 09 Mayıs 2007 - 14:12 1.fizikci

    Ben soranlara AKP’ye oy vereceğimi açıkça söylüyorum. Yok ki başka alternatif. Darbe şakşakçısı CHP’ye mi oy vereyim? Meclisten kaçıp CHP’nin dümen suyuna giden sağ partilere mi oy vereyim? Tabi ki AKP’ye vereceğim.

    Bu arada not:
    Refah Partisi’ne oy vermemiştim. Ne belediye seçimlerinde ne de genel seçimlerde. (Erdoğan’ın belediye başkanı olduğu seçimlerde Anavatan’ı desteklemiştim.) Ama artık değiştiler. Bu değişimi açıkça görüyoruz.

    “Siyasal İslam, Kemalizm, vb” ideolojilere tapmayan, demokrasiden yana olan, Türkiye’nin büyümeye devam etmesini isteyen herkes eminim AKP’ye oy verecektir. Sadece AKP’yi başarılı buldukları için değil, ideoloji ve/ya menfaat uğruna demokrasiye engel olmaya çalışan muhalefete ders vermek için de AKP’ye oy vereceklerdir.

  2. 09 Mayıs 2007 - 14:15 2.simeranya

    Tabi ben yine oy kullanmayacağım…

    Bir oy bir oy varsın boşa gitsin…

    oy verelim oy-un bozulsun… beni hiç ırgalamıyor…


    Nasıl olsa yakın bi zamanda doğu ve güney doğuda kanlı eylemler meydana gelecek - Allah göstermesin- bu eylemlerde başarısız olduğu düşünülen hükemetin üzerine büyük bir baskı uygulanacak…

    Ordu hızla kuzey Irak’a girecek ve ağır kayıplar verecek, tüm fatura hükümete çıkacak…

    seçimler olacak…

    AKP iyi oy alacak ama hükümeti kuramayacak, barajı geçen Chp ve Mhp ortak olacak,

    cumhurbaşkanını da koaliyon seçecek….

    Akp anayasa mahkemesine başvuracak, Toplantı yeter sayısı olmadığını iddia ederek…

    Anayasa mahkemesi İçtihadını değiştirerek… 367 gerekli değil diyecek…

    demokrasinin kazandığını bir gece yarısı askeri bir yetkililer açıklayacak…

    kuzeydeki çatışmalar duracak…

    vs vs vs…

    ….

    hayal gücüm kuvvetlidir…

    inşallah hepsi benim hayal gücümde kalır…

    kalmayacak olan şey,

    şemdinli’de savcısının arkasında durmayan, Nokta dergisinin iddialarını araştırmayan, bireysel hakları erteleyen…………

    ben yine oy vermeyeceğim…

  3. 09 Mayıs 2007 - 15:51 3.BetuL

    Oy kullanmamayi hic bir zaman tepki olarak goremedim.

    Bence oy kullanmamak bos oy atmak, buyur halkin sectigi parti kurallarimi koy, beni yonet demektir.
    Cogunluk kimi secerse en iyi odur, kabulumdur demek olur. Turkiye sartlari icin benim anlayamadigim ve asla yapabilecegim birsey degil.

    Oy kullanmayanlarin sistemden kotu gidisattan sikayet etmeye haklari olmadigini dusunuyorum.

    Tepki gostermek istesem Dogu Perincek’e bile oy veririm ama yine ve mutlaka oy kullanirim.

    Tum bu olanlardan sonra oy kullanabilmek icin TR ye gelmeyi bile dusundum. Yazik ki mumkun gorunmuyor.

    Oy kullanmayacak bi arkadasla oylarimizi degisebiliriz : )

  4. 09 Mayıs 2007 - 18:33 4.murat koçak

    Oy kullanmamak bazıları için bir tepki olmaktan öte bir duruştur. Bazı sıkıntılarından dolayı oy kullanmayan insanlarda kullananlar kadar saygıyı hak ediyor. Hele verdiği oyun ne anlama geldiğini bilmeyen, bir bağnazlık ve ideoloji uğruna körü körüne oy verenlerden çok daha fazla saygıyı.

    Çoğunluğun oyunu alıp iktidar olmuş AKP ye yapılanlara bakın. İktidar olmak çoğunluk olmaktan geçmiyor maalesef.
    Sayın Betül “Cogunluk kimi secerse en iyi odur, kabulumdur demek olur.” demiş. Demokrasi dediğiniz şey başka nedir?

    İnsanlar oy vermemekle de sisteme, kötü gidişata karşı duruş sergileyebilirler ve her T.C vatandaşı gibi şikayet hakları vardır.

    Açıkcası, abilerinin, tarikat ve cemaat liderlerinin, vb. emri doğrultusunda bazı menfaatler uğruna oylarını peşkeş çekenlenlerden oy vermeyenler bin kere daha ahlaklıdır. Askere sarılmak ve ülkede kaos ortamı oluşturmaktan başka hiçbir yeteneği olmayan, bu duruma koltuk değnekliği yapıp halkın nefretini kazandıktan sonra fikirlerini bir kenara atıp aşağılık birleşme peşinde koşanlara oy vereceklerden vermeyecek olanlar bin kere daha sağduyulu ve akıllıdır.

    İsteyen versin isteyen vermesin, ama verilen her oyun Allah katında bir hesabının olacağınıda kimse unutmasın ona göre versin.

  5. 09 Mayıs 2007 - 18:56 5.Suat Öztürk

    Murat Bey,

    Bir şey sormak istiyorum.

    “İsteyen versin isteyen vermesin, ama verilen her oyun Allah katında bir hesabının olacağınıda kimse unutmasın ona göre versin.” demişsiniz.

    Sadece “verilen oyu” kapsamıyor değil mi bu hesap? Yani “verilMeyen oy”un oluşacak tabloya direk katkıları oluyor biliyorsunuz.

    Bunun da sorumluluğu yok mu sizce?

    (Hatta bence bunun sorumluluğu daha çok. Mesela A partisine oy vermenin hesabı sadece “A partisi” için diyelim. Ama verilmeyen oy “tüm partilere” -çıkan tablodaki oranlara- göre yarıyor. Bir yanda “ehven-i şer olduğu bilinerek verilen destek diğer yanda 21 partiye zımnen destek. Üstelik ehven–şer/ehven-i şer ayrımı da yok. İster reel anlamda isterse eskatoloji bağlamında düşünelim ehven-i şer olanı tercih etmek en doğrusu geliyor bana.)

  6. 09 Mayıs 2007 - 19:10 6.murat koçak

    Tabiki verilmeyen oyunda hesabı sorulacak.

    İnsanlar bireysel anlamda yaptıklarının sorumluluğunu taşırlar, sistemin dayattıklarının değil. Dolayısıyla oy vermeyen biride kime yarayıp yaramadığının hesabında olmaz.

    Hani ekmekte bile faiz var diyorlar ya. Ben ekmeğimi helal kazandığım paradan alıp yiyorum. Ekonominin bu yönde işleyişinde ne kabahatim olabilir?

    Yanlış anlaşılmasın kimsenin tercihine bir sözüm yok. oy vereceğim yada vermeyeceğimde demedim. Ama oy vermemekte bir tercihdir saygı gösterilmesi gerekir diye düşünüyorum.

  7. 09 Mayıs 2007 - 19:14 7.Suat Öztürk

    “Dolayısıyla oy vermeyen biride kime yarayıp yaramadığının hesabında olmaz.

    Ben böyle düşünmüyorum. Sistemin içindeyiz; gözümüzün önünde oluyor herşey..

    Ekmekteki faizin sorumluluğundan kendi “helal” kazancımızla kurtulabiliriz çünkü ekonomik işleyişle direk temasımız/etkimiz olmuyor çoğu kez. (Direk temasımız/etkimiz (amil olduğumuz) olanlardan “bireysel olarak” sorumluyuz)

    Ama oy öyle değil bence. Bunda direk “amil” biziz. Dolayısı ile de etkisiz eleman muamelesi yapamayız kendimize..

    Saygı konusu ayrı. Elbette saygı duyuyorum; aksini düşünmem bile..

    Hürmetlerimle.

  8. 09 Mayıs 2007 - 21:53 8.hg

    Oy kullanmak bir hak değildir yalnızca, aynı zamanda ve belki de daha önemli olarak bir görevdir.

    Bireysel bir hakkı kullanıp kullanmamak kişinin tercihidir ve ancak kendini ilgilendirir. Ancak görev olarak olaya baktığımızda - ki bakmak gerekir- bu görevin yerine getirilmemesi sorumluluk doğurur; hem maddi olan bu dünya için hem de inançlı olanlar açısından öbür dünya için. Ve bu sorumluluk sadece birey,n kendisi ile de sınırlı değildir. Kullanmadığı oydan dolayı içinde bulunduğu topluma karşı da sorumludur.

    Oy kullanmamanın bir tepki, duruş olduğu yönündeki görüşlere katılmıyorum.

    Oy kullanmamak bananeciliktir, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıktır.

    Oy kullanmayanların, bu şekilde katılım yapmayanların şikayet, eleştiri hakları da yoktur. Oy kullanmayanlar edilgen olmaya/kalmaya mahkumdur.

    Oy kullanmayanlara saygı da duymuyorum. Görevini ihmal edene neden saygı duymalıyım ki?

  9. 10 Mayıs 2007 - 00:12 9.BetüL

    Murat bey,

    Demokrasi o dur. Cogunlugunlugun tercihidir, cogunluk ne diyorsa o olur (oldugu soylenir) Cogunluk da tek tek oy kullanan kisilerden olusur. Yani demokrasi oy kullanmaktir, ben oy kullanmam kimi secerlerse raziyim demokrasi degildir.

    Oy kullanmamanin bir durus olduguna ve saygiyi hak ettigine katilmiyorum.

    Halkin %60′i tepki olarak oy kullanmasa sonra %10 la cogunlugu saglayan hukumet ulkeyi 3. den 10. dunya ulkesine cevirse oy kullanmayan cogunlugun sikayet etmeye hakki olmaz.

    Oyun ne anlama geldigini bilmeyen bagnazlik ideoloji ugruna koru korune oy verenlerin kendi ayibi ve cahilligidir. Bu cehaletin icinde olmayan goren/bilen kisilerin oy kullanmamalari daha saygi duyulacak birsey degil, aksine daha cok ayiplanacak birseydir bence.

    Oy vermemek sisteme kotu gidisata karsi durus degildir, aslinda cogunlugun sectigine (gizli) oy vermektir. Sikayet hic degildir.

    Bakmamiz gereken kime oy verenin nasil oy verenin daha sagideger dogru, akilli oldugu degil hangi hareketin en dogru ve en akillica oldugu,bu da oy vermemek olamaz (elbette benim kanaatimce)

    Yine benim fikrimce,asker pesinde kosanlar diye baslayip bahsettiginiz kisi/partilere oy vereceklerden daha akilli sagduyulu olmaz oy kullanmayanlar, tam aksidir.

    Oy kullanmak vatandaslik gorevidir. Gorevini yapmayan vatandasin basa gelip gorevini yapmayan hukumetten hic farki yoktur gozumde.
    Mesela toplanti yeter sayisininin 367 olup olmadigina karar verilmesi sirasinda tepki olarak oy kullanmayan anayasa mahkemesi uyesi gibi yetki elinde olmasina ragmen tepkisiz kalip cogunlugun sectigine razi olmaktir.

  10. 10 Mayıs 2007 - 00:25 10.BetüL

    Ek:

    Ve ben oy vermedim sorumlulugum da yok diyemez bu uye.

    Elindeki yetki kadar sorumlulugu da vardir. O an icin dogru gorunen ama yanlis bir karar bile verecek olmasi -doguya niyetlenmek adina-, sonucunun ne cikacagini bilmedigi ve elinde yetkisi olmasina ragmen hic kullanmamayi secip oluruna biraktigi icin o yanlis oy kullanan kisiden daha cok sorumlulugu ve vebali oldugunu dusunuyorum.

  11. 10 Mayıs 2007 - 09:04 11.simeranya

    hg,

    bu görüşlerinizi bireysel görüşleriniz olarak mı yazdınz yoksa görev bilinciyle mi?

    oy kullanmayarak sizin oyunuzu kıymetli hale getiriyorum;çünkü herşey zıttıyla kaimdir.


    oy kullanmayanların, eleştiri yapmaya, rahatsızlıklarını ifade etmeye hakları olamaz, nasıl olsun, insan bile sayılmaz oy kullanmayanlar…

    oy kullanmayanlar hiç birşeyden haberi olmayan geri zekalılardır.

    edilgen embesillerdir ve oy kullanmayan bu varlıklar saygıyı bile hak etmezler mi diyorsunuz… SAyın HG…

    ….

    MUrat koçak, sizde oy kullanında sayın hg saygısına mazhar olun…

    sisteme entegre olmayarak benim safımda yer almayın…

  12. 10 Mayıs 2007 - 10:09 12.ridvan

    Sevgili Suat Bey,
    O kadar zor ki karar vermek, anlıyorum sizi ve diğer arkadaşlarımı, hepiniz haklısınız da. Bu görevi yapmalıyız tabi, ama gerçekten bundan sorumlu olmak çok zor bir karar.
    Neden mi oy vermedim yani yaktım oyumu önceki seçimde,
    Seçim programlarını izledik, gazeteleri okuduk, ağabeylerimiz büyüklerimizi dinledik, kazanacak parti %80 belliydi; AKP, evet bize çok yakında gözüküyorlardı ama 3 ayda veya belediye başkanlığnda çiçekli yollar, temizlik işleriyle nasıl başbakan seçebilirdim sn Erdoğan ı. O gün kimseye tepki göstermedim, chp nin kazanacağını görseydim oyumu ondan başka birine verirdim, bana daha mantıklı bir partinin AKP kazanacağını anlamış ve görmüştüm. Ben oy kullanmayarak oyumun çoğunluğun kararına ve diğerlerine de biraz oy verdim. Kazanacak ve bana yakın hissettiğim partinin de icraatını görecektim nasıl olsa. Abartmayın, gördüm işte o gün %50 başarılı olacağını hissettiğim parti bugün, bir çok endişem ile %75 oyumu aldı. Evet vereceğim AKP ye oy.
    Oy kullanmayanlar, kötüyü protesto etmiyor, kendilerine yakın gördüklerini endişe ile izliyorlar bence.
    Allah’a emanet olun.

  13. 10 Mayıs 2007 - 10:41 13.murat koçak

    Sayın hg “hem de inançlı olanlar açısından öbür dünya için” demiş.
    Hadi ya! bende oy kullanmayanların en önemli sebeplerinin inançları olacağını düşünüyordum. Yani benim görüşümle tamamen zıt. hg bize biraz daha açılım getirebilirmi inanç açısından ne gibi sorumluluklar doğurur.

    Eğer kastedilen inanç İslamsa bireysel olarak insanın devlet yapısı olgusunda yer almamasının, yöneticileri seçmemesinin nasslara dayanarak ne gibi sorumluluklar yüklediğini açıklarmısınız? (üstelik sistemin islamla pek uyuşmadığı göz önünde tutularak)

    İslam kanun koyucu olarak sadece Allah’ı görür. O’nun Rasulü ” bir elime güneşi bir elime ayı verseniz ben davamdan dönmem” diyerek, tamamen Allah’a ait olan bir duruma insanları ortak etmemiştir.

    Laikliği, demokrasiyi, bunların türkiyede uygulanışını, seçim sistemini ele alarak konuyu çok uzatabilirim. Gerek görmüyorum. Oy kullanmayanlarıda genel olarak ele almıyorum. Herkesi aynı mantıkta kabul etmek doğru olmaz.

    “Oy kullanmamak bananeciliktir, bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıktır.
    Oy kullanmayanların, bu şekilde katılım yapmayanların şikayet, eleştiri hakları da yoktur. Oy kullanmayanlar edilgen olmaya/kalmaya mahkumdur.
    Oy kullanmayanlara saygı da duymuyorum. Görevini ihmal edene neden saygı duymalıyım ki?” demiş sayın hg.

    Bu sizin bakış açınız görev telakki ediyorsanız saygı duymazsınız. Peki bu görev telakkinizi hangi inanç ve kanuna dayandırıyorsunuz? Oy kullanmamak bananecilik yada bana dokunmayan yılan mantığından kaynaklaklansa idi iyi bilin benden daha iyi oy kullanıcısı olamazdı.

    Birde herhangi birinden rica ediyorum ben pek anlamam, Amerika daki ve avrupa devletlerindeki seçimlere katılım oranı ile Türkiyedekini istatistik olarak bu sayfaya yazabilir mi?

  14. 10 Mayıs 2007 - 13:39 14.geronimo

    Ben bir CHP seçmeniydim bu seçimlerde oy kullanmayacağım. Oy kullanmayacak olmamın bir kaç nedeni var. Birincisi seçimler yapıldığında seçim bölgem dışında bir yerde tatilde olacagım. Seçim bölgeme gitmenin maliyeti 50 ytl olacak, bu da benim gibi öğrenci için bir servet.İkinci olarak CHP’nin sol bir parti olmaktan çıkıp, darbe yanlısı görüntüsünden kurtulmaması, üçüncü neden ise Baykal’ın laiklik yanlısı yurttaşların kendisine muhtaç olduğu düşüncesi. Benim için barajı gecebilecek partiler iyiden kötüye CHP, AKP, DP ve MHP şeklinde sıralanıyor. oy kullanmayalım ikinci ehveni şer AKP’yi desteklediğimin farkındayım. AKP’ye direk oy vermem mümkün değil, çünkü demokrasi konusunda samimi olduklarını, benim gibi insanların haklarını savunabileceklerini düşünmüyorum.Gerçi CHP de öteki vatandaşlarımızın taleplerine kapalı bir parti. Baraj olmasa oyum ÖDP’ye olurdu. Vel hasıl , benim ehveni şerim bile yeterince şer,oy yok.
    Devlete karşı 2 temel görevimiz vardır, vergilerimizi vermek ve askerlik yapmak. Oy kullanmak bu kapsamda bir görev sayılmaz. Görevleri yerine getirmemek bir beleşcilik “free riding” sorununa neden olur. Oy kullanmamak aynı çerçevede değerlendirilemez.

  15. 10 Mayıs 2007 - 14:26 15.murat koçak

    Adnan Menderes, asılırken ona oy veren çoğunluk nerdeydi? Ya! Refah Partisi kapatılırken, R.T.Erdoğan’a muhtıra verilirken. Bugün başbakan görevden alınsa hatta hapise atılsa kanaatim değişen hiçbir şey olmayacak.

    Oy vermek bir kağıt parçasına mührü basıp sandığın içine atmakmıdır? Oyunun arkasında durmaya gelince bu insanlar neredeler?

    CHP yüzde 34 le gelecek tek başına iktidar olacakta c.başkanını seçemeyecek. mümkün mü? AKP yüzde 34 değilde yüzde yüz oyla seçilmiş olsaydı ne değişirdi hukuk bile ters yüz edilmişken?

    Oyu inanç gereği gören mantığa bir soru daha sormak istiyorum; İnanç gereği hangi partiye oy vermek gerekir ve bu parti inanç için neler yapmıştır?

  16. 10 Mayıs 2007 - 14:28 16.murat koçak

    Ayrıca, ilk defa ciddi ciddi oy vermeyi düşünüyordum:) galiba yine nasip olmayacak.

  17. 10 Mayıs 2007 - 14:44 17.çuvaldız

    Sisteme entegre olmamak!Nasıl olacak?
    Şu entegre olmamaya bugünlerde o kadar çok ihtiyacım var ki,n’olur nasıl yapıldığını bana anlatır mısınız?

    Sabah musluğu açıp yüzümü yıkıyorum,ama yağmur yağmazsa 6 ay sonra yüzümü gün aşırı yıkayabilme ihtimalim var,şu yarım olan barajın bitiş tarihini 2007 9.aya almışlar yani öne çekmişler bu durumda Anadolu yakasının su sıkıntısı olmayacakmış,adam sende ne beis ben sisteme entegre olmayacağım,

    Mesela sabah işe gitmek için evden çıkıyorum asgari 15 dakikalık yolu 1,5 saate alıyorum,çözüm düşünüyorum..ya tüp yada 3.köprü..vazgeçtim ben sisteme entegre olmayacağım!

    TEM otobanından geliyorum yolda öyle bir tümsek var ki biraz daha hızımı arttırıp oradan geçsem şu film dublörleri gibi arabayı iki yan tekerleği üzerinde kontrolsüzce sürebilirim,şikayet etmeyeceğim ben entegre olmak istiyorum,tümseğin yerini ezberler orada hızımı keserim..ben sisteme entegre olmayacağım!

    Bir dakika galiba ben sizi yanlış anladım,siz sanırım sisteme entegre olmayacağım derken bir siyasi görüşü benimseyip ona oy atmayacağım yada bulamadığım için atmama hakkımı kullanarak sisteme entegre olmayacağım mı demek istemiştiniz.Pardon!ben çok küçük düşündüm.

  18. 10 Mayıs 2007 - 14:53 18.BetüL

    Kendinizle celiskiye dusmekten vazgecin.

    Oy vermenin sizi sorumluluktan siyiracagini dusunurken, oy kullanmamanizin en onemli sebebi inanclarinizken, Allahtan baska kural koyucu tanimam oy vermem derken, bunu gorev telakki etmezken,

    ciddi ciddi oy vermeyi dusunmekten ve amerika ve avrupadaki oy kullanma oranini ornek vermekten vazgecin.
    Kendinizle celisiyorsunuz.

    Nasilsa oy vermeyi dusundugunuz parti %100 oy da alsa bile hic bir sey degismeyecek.

    Eminim oy vermek de dahil, hic birsey yapmamak yerine oy kullanmaktan daha koklu daha kalici degilsimler uzerinde calisiyor birseyler yapiyorsunuzdur.

    Sanirim Allahtan baska kural koyucu tanimam deyip kirmizi isikta durmuyor, TC mahkemelerine ugramiyor, polisinden yardim istemiyorsunuzdur. Askere gitmemis, gitmeyi dusunmuyorsunuzdur.

  19. 10 Mayıs 2007 - 15:02 19.çuvaldız

    Bir de şu her şey zıddıyla kaim diye bir cümle vardı.Evet haklısınız.
    Varlık X yokluk..…ret X kabul…onaylıyorum X onaylamıyorum…
    Oyunuzun yokluğunun, aslında sizin varlığınıza delalet etmesi gibi mi?

    Yada bu siyasiler ülkeyi bazen öyle toz dumana buluyorlar ki önümü görmekte zorlanıyorum,hiçbirini benimsemiyorum….ve onlara ceza olsun akılları başlarına gelsin diye pek değerli oyumu kendime saklıyorum..tabii haklısınız herkes bu sistem içinde oyunu kullanıp kullanmamakta ÖZGÜR,zorlama asla olamaz!
    Acaba neden zorlama yok?
    Sistemin, kör topal da olsa işlemesine(!) sağlayan,baba mirası ile bir yerlere kurulup ülke aşkına bunu yapmak için sisteme entegre olanlarla mı?

    Yok!Kimse bana saygı duysun diye yada görevim olduğu için değil bir seçim yapabilmenin “mükemmele”bağlı olmadığını düşündüğüm için oy kullanacağım.

  20. 10 Mayıs 2007 - 17:26 20.murat koçak

    Sayın Betül,
    “amerika ve avrupadaki oy kullanma oranini ornek vermekten vazgecin. Kendinizle celisiyorsunuz.” demişsiniz. Birincisi daha öyle bir örnek vermedim bu konuda sadece yapabilecek birinden yardım istedim. Ama madem niyetimi okuyabiliyorsunuz açıklayın neyi kastettiğimi. Ayrıca ciddi ciddi oy kullanma sebebimide sorsanız açıklardım, siz bundada çelişki görmüşsünüz açıklamanızı bekliyorum.

    “Sanirim Allahtan baska kural koyucu tanimam deyip kirmizi isikta durmuyor, TC mahkemelerine ugramiyor, polisinden yardim istemiyorsunuzdur. Askere gitmemis, gitmeyi dusunmuyorsunuzdur.” demişsiniz.

    Kırmızı ışık bayağı komik inançla ilgisini anlayamadım. Ayrıca kural değil “kanun”. Tabiki askerede giderim, polistende yardım isterim, gerekirse mahkemeyede başvururum. Bende bu ülkenin vatandaşıyım. Kişisel tercihle devletin işleyiş sistemi arasında nasıl bağlantı kuruyorsunuz? Ekmeğin içindeki faize bakmam ben, gücümün yettiğine bakarım. Tabiki Allah’tan başka kanun koyucu tanımam.

    Sayın geronimo,

    Oy konusundaki düşüncelerini açıklamış. Şimdi siz yanlış bulduğu halde CHP’ye, samimiyetine inanmadığı halde AKP’ye yada laf olsun diye ÖDP’ye oy vermesi gerektiğinimi söylüyorsunuz? Şaşırıyorum.

  21. 10 Mayıs 2007 - 21:47 21.hg

    Simeranya’ya

    bu görüşlerinizi bireysel görüşleriniz olarak mı yazdınız yoksa görev bilinciyle mi?

    Yazdıklarım, oy kullanmanın bir hak olduğu kadar aynı zamanda ve daha da önemli olarak görev olduğu kendi görüşümdür.

    oy kullanmayarak sizin oyunuzu kıymetli hale getiriyorum;çünkü herşey zıttıyla kaimdir.

    Oy kullanmayarak benim oyumu değerli kılmanıza ihtiyacım yok.

    oy kullanmayanların, eleştiri yapmaya, rahatsızlıklarını ifade etmeye hakları olamaz, nasıl olsun, insan bile sayılmaz oy kullanmayanlar… oy kullanmayanlar hiç birşeyden haberi olmayan geri zekalılardır. edilgen embesillerdir ve oy kullanmayan bu varlıklar saygıyı bile hak etmezler mi diyorsunuz…Sayın HG…

    Ben ne dediğimi açıkça yazdım. Eğer yazdığımı bir kenara bırakıp, yazdıklarım dışında niyet okuyup oy kullanmayacak kendiniz için bu sıfatları benimsiyorsanız benim diyecek bir sözüm yoktur, kişi kendini daha iyi bilir.

    … sisteme entegre olmayarak benim safımda yer almayın…

    Oy kullanmamakla sisteme entegre olmadığınızı belirtiyorsunuz. Peki sormak isterim size; Nerede yaşıyorsunuz? Hangi sistem içinde yer alıyorsunuz? Ne iş yapıyorsunuz? Sistemin sunduğu imkânlardan yararlanmıyorsunuz değil mi?

    Yanlış bilmiyorsam öğretmensiniz. Sisteme entegre olmadığınızı söylediğinize göre, kendi eğitim sisteminizi kurdunuz, MEB müfredatını uygulamıyorsunuz!

    Hiç bankadan para çekmiyor, elektrik, su, yol, eğitim imkânlarından hiç istifade etmiyorsunuz. Dağ başında, kendi halinize yaşıyor sisteme hiç karışmıyorsunuz!

  22. 11 Mayıs 2007 - 00:36 22.BetüL

    Murat,

    Trafik kurallarina uymam Allahtan baska kural koyucu tanimam, demokrasinin butun kurallarina -icinde yasadigim icin- uymak zorunda kaliyorum, fakat gucume verilmis (ekmegin icindeki faize bakmadiginiz gucunuzun yettigine baktiginiza gonderme yapiyorum) kismina dokunmam cunku Allahtan baska kural koyucu tanimam.
    Kirmizi isigin inancla ilgisi yok, oy vermenin?
    Evet, komik.

    “Bende bu ülkenin vatandaşıyım. Kişisel tercihle devletin işleyiş sistemi arasında nasıl bağlantı kuruyorsunuz? ”

    Vatandas? Devletin isleyisi..
    Vatandas oy verir yoneticilerini secer.

    Amerika ve avrupa ornegini vermediniz, vermeye hazirlandiniz. Avrupayi bilmiyorum, Amerikada oy kullanma orani TR den daha dusuk.

    Oy vermeme sebebinizi anlatirken inanclariniza gonderme yaptiktan, Allahtan baska kural koymakla karsilastirdiktan sonra Amerika ve Avrupadan ornek vermeniz garibime gitti. Bu konudaki mihenk tasiniz US ve avrupa mi?

    Amerikadaki drug kullanmaya baslama, hamile kalma yasi ….. Ogrenmek ister misiniz?

  23. 11 Mayıs 2007 - 07:49 23.murat koçak

    Sayın Betül, (ben nezaketi elden bırakmayım):)

    “oy kullanan kisiden daha cok sorumlulugu ve vebali oldugunu dusunuyorum.”
    “Kirmizi isigin inancla ilgisi yok, oy vermenin? Evet, komik.” iki cümlede size ait.

    Kimin kendisiyle çeliştiği ve sallapati yazdığı belli oluyor. Madem inançla ilgisi yok oy kullanmanın vebal ne olaki?

    Vebal: Günah, manevi sorumluluk yüklenmek. Niyet okumakla olmuyor bu işler.

    “Vatandas oy verir yoneticilerini secer.” Şu vatandaş kelimesi ne demekdir açıklarmısınız rica etsem. Malum herkes kendine göre bir tanımın peşine düşmüş gidiyor. Oy kullanmak vatandaşlığın neresinde geçer bilelim.

    İnaçtan bahsedip avrupadan örnek vermem garipmiş, niye? Örnek vermenin belli kalıpları varda benmi bilmiyorum? Allah örnek olarak müşrikleri, yahudileri, münafıkları ve diğer kavimleri verir. Burada ki garipliği anlatırmısınız.

    “Amerikadaki drug kullanmaya baslama, hamile kalma yasi ….. Ogrenmek ister misiniz?”

    Evet isterim lütfen yazarmısınız. Sistemlerin insanları ne hale getirdiğini görelim hep birlikte.

  24. 11 Mayıs 2007 - 08:09 24.murat koçak

    Sayın hg,
    Sorularıma cevap vermediğinizi görmekle birlikte,

    “Yanlış bilmiyorsam öğretmensiniz. Sisteme entegre olmadığınızı söylediğinize göre, kendi eğitim sisteminizi kurdunuz, MEB müfredatını uygulamıyorsunuz. Hiç bankadan para çekmiyor, elektrik, su, yol, eğitim imkânlarından hiç istifade etmiyorsunuz. Dağ başında, kendi halinize yaşıyor sisteme hiç karışmıyorsunuz!”

    Bu cümleyi size yakıştıramadım. Sapla samanı karıştırmak gibi bir yanlışa düşmüşsünüz.

    Mekke’de de İslama ve getirdiği sisteme inanmadığı halde müşrikler, yahudiler, hristiyanlar yaşardı. Osmanlı imparatorluğunda kimler yaşamıyordu ki! Sistemin işleyişinin doğruluğuna inanmamak ve katkıda bulunmamak o devletin meşru olanaklarından yada mecburi durumlarından (maaş bankaya yatıyorsa insan başka nerden çeker) faydalalanmamak anlamınamı gelir?

    Devlet hepimizin devleti ve her türlü düşünceye saygı duyup, ortak yaşama alanları kurmalıyız.

    Yanlış bilmiyorsam sizde avukatsınız. Faiz ve zina konusunda Allah ne diyor? Bağlı olduğunuz hukuk ne diyor? Siz ne düşünüyorsunuz? Bağlı olduğunuz hukuk sistemi bunları meşru görüyorsa sizde Allah’ın emrine rahmen meşrumu görürürsünüz? Entegre?

    Bel altından vurmaya çalışmak hoş değildir.

  25. 11 Mayıs 2007 - 08:59 25.hg

    Sayın Murat Koçak,

    Öncelikle bir hususu belirtmek isterim: siz sazanlık yapıp açıkça bir başka yorumcuya (simeranya) yazdıklarıma atlamayınız, onun avukatlığını yapmayınız.

    Sizin sorularınıza da verilecek cevaplarım var; Onlar biraz daha ayrıntılı cevap gerektirdiğinden ve haftaiçi vaktim kısıtlı olduğundan, cevap yazma işini haftasonuna bıraktım. Haftasonu, yazdıklarınıza cevap verilecektir.

  26. 11 Mayıs 2007 - 10:23 26.Berk-o

    [Neyin doğru, neyin eğri olduğu konusunda] hüküm yalnızca Allah’a aittir. Yusuf-40

    amerika dünyaya demokrasi yağdırıyor

    demokrasi adına tanklar yürütülüyor

    demokrasi adına chp orduya sarılılıyor

    demokrasi adına chp halkın kararını ve meclisi hiçe sayıyor

    demokrasi adına halkın c.başkanını seçemeyeceği söyleniyor

    demokrasi adına oy kullanmak gerekiyor

    demokrasi adına hukuk cinayeti işleniyor

    gerçek demokrasiyi akp getireceğini söylüyor

    demokrasi adına afrika sömürülüyor

    demokrasi; yüzlerce tarifi olan bir sistem.

    bir büyüğümün dediği gibi ” demokrasi insanoğlunun binlerce yıl içerisinde geliştirdiği en ………. sistemdir”

  27. 11 Mayıs 2007 - 11:09 27.murat koçak

    Sayın hg,

    “Öncelikle bir hususu belirtmek isterim: siz sazanlık yapıp açıkça bir başka yorumcuya (simeranya) yazdıklarıma atlamayınız, onun avukatlığını yapmayınız.” demiş.

    Ben cevabımı aldım sayın hg ayrıca bir cevap zahmetine girmeyin. Üslubunuz her şeyi ortaya koyuyor zaten. Vereceğiniz hiçbir cevabın benim için önemi yok artık. Dikkate alıp değerlendirmeyeceğimi bilin.

    Bu sayfaya yazılanlar sadece yazdığınız kişiyimi ilgilendiriyor. Yorum ve görüşleriniz kişiye göre değişiyormu ki başkalarını ilgilendirmesin. Size yönelik yorum yazan simeranya’ya cevap veren çuvaldız hanım da sazan öyle mi? Kafanızı kaldırın sayfalara bir bakın bir sürü sazan göreceksiniz. Bu görüşünüzü sayfanın ziyaretçilerinin takdirine bırakıyorum.

    Sadece simeranya’yı ilgilendiren bir durum varsa istersiniz mail adresini konuşursunuz istediğiniz kadar.

    Birkaç kelime cevap verecek vaktiniz vardı madem hakarete harcayacağınıza faiz ve zina konusunda görüş belirtseydiniz ya!

    Size yönelik son sözümdür. Tartışma uslübunu korumayan biriyle tartışmanın anlamı yok.

  28. 11 Mayıs 2007 - 14:23 28.BetüL

    Murat,

    benim sizin sahsiniza sozum yok idi. Genel olarak oy kullanmamak hakkinda ne dusundugumu anlattim. Oy kullanmamak sebepleriniz bana dogru gelmedigi icin karsi ciktim.
    “-BEN!- Allahinkinden baska kural tanimam” sozunun durumla ortusmedigini anlatmaya calistim.

    Inanclariniza dem vururken Amerikadaki -dusuk- oy kullanma oranini ornek vermenizi, bunca karsi cikmanizin sonunda “bu sefer oy vermeyi dusunuyordum ama” celiskinizi garipsedim. Ozellikle ordaki “ama” nin ne manaya geldigini arkasinda ne sakladigini merak ediyorum
    (bu sefer dusunmenizin sebebini ve ama yi aciklarsaniz sevinirim)

    Benim yazdiklarim hic bir zaman laf yaristirmak icin degildi.

  29. 11 Mayıs 2007 - 16:06 29.murat koçak

    Asılan adamın yargılaması başladııı:)

    Sayın Betül,

    Bir demokrasi ve hukuk cinayeti işlenerek AKP nin en tabii hakkı elinden alınmıştır. Milletin iradesi ve meclis hiçe sayılmıştır. Bunları yapanların bir bölümüde güya halkın temsilcisi muhalefet partileridir. AKP açıkca mazlum konumuna düşürülmüştür.

    Bu ülke vatandaşlarının bir bölümüne, siz ancak yönetilebilir durumda kalabilirsiniz, yönetme hakkını asla size vermeyiz denmektedir. C.başkanını biz seçeriz, sizi de ancak biz yönetiriz diyerek, malum çevreler eliyle izansız bir baskı ve dayatma ile karşı karşıya bırakılmıştır AKP.

    İnancım gereği ben mazlumun yanında yer alırım. Mazlumun konumu düşüncesi beni ilgilendirmez. Bir oyum olacaksa bu, zalimliğe, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve AKP nezdinde İslam düşüncesine yapılan saldırıya karşıdır, mazlumun yanındadır. (çünkü mesele sadece AKP nin islami kimliğinden kaynaklanıyor)

    Aynı inancı paylaştığım hiçbir kardeşimide oy kullanıyor diye haksız yere yargılamam, dikkat ederseniz yargılamadım da. Ben düşüncelerimi söylerim bir başkasıda farklı anlar oyunu kullanır. Yargılayıcı olan Allah’tır.

    Not: Bir başka partide olsa farketmezdi,haksızlığa adaletsizliğe karşı dururum.

    Beğendiğim iki yazıyıda paylaşmak isterim.
    http://www.dunyabulteni.net/author_article_detail.php?id=570

    http://www.dunyabulteni.net/author_article_detail.php?id=614

  30. 11 Mayıs 2007 - 16:35 30.simeranya

    Sayın hg

    Tebrikler,

    Harika açıklarımı yakalayıp tatmin edici cevaplar vererek beni gerçekten şoke ettiniz.

    Evet, ben oy kullanmayacağım… Bu forumdaki ilk yazımda bunu belirttim… Hey ahali sakın sizde oy kullanmayın demedim… Çünkü oy kullanmak bireysel bir haktır… Bu hakkı kullanmamakta bireyin tasarrufu altındadır.

    Bir birey oy kullanmayı tercih edebileceği gibi etmeyebilir… Bu senin görevindir, bak, oy kullanmazsan bunun topluma karşı olan sorumluluğunu yerine getirmiyorsun, demek bireyin kişisel tercihinin bir anlamı olmadığını gösterir.

    Tepki ve duruş meselesine gelecek olursak, ben oy kullandım hadi bana eyvallah diyen milyonların yaşadığı bir ülkedeyiz. Oy verdikleri partiler kapatılırken, darbeler ve muhtıralar verilirken sessiz kalan oy sahiplerinin yanında ben –kendi alanım içinde- bunlara tepkimi koymaktan asla çekinmedim. Demokrasi –tüm unsurlarını kabul etmemekle birlikte- içerisinde bireysel hak ve özgürlüklere yapılan tüm kısıtlamalara tepki göstermekten bu hakları savunmaktan da geri durmadım.

    Oy kullanmayarak bananeci, bana dokunmayan yılan bin yaşasın tavrını asla benimsemedim. Eğer öyle bir düşünceye sahip olsaydım. Bu formlara girip yorum belirtme ihtiyacı da hissetmezdim. Biliyorsunuz ki uzun zaman uiportal’da da neme lazımcı, bananeci bir tavır takınmayarak görüşlerimi dile getirdiğimi. Bananeci biri neden bunlarla uğraşsın…

    ***
    Oy kullanmayanların, bu şekilde katılım yapmayanların şikayet, eleştiri hakları da yoktur. Oy kullanmayanlar edilgen olmaya/kalmaya mahkumdur.

    İfadenize bakınca anlaşılan o ki birey oy kullanmazsa ağzını açmamalı neden; çünkü oy kullanmayanların bu hakkı yoktur. Ben demek ki yıllardır bu hakkı çiğniyorum. Oy kullanmayarak haddim olmadan, bu konularda- siyaset, seçim sistemi, partiler vs.- fikir beyan ediyorum. Edilgen kalma zincirlerini de kırmış oluyorum.

    Sizinde alıntı yaptığınız,
    Bana ait:
    Oy kullanmayanların, eleştiri yapmaya, rahatsızlıklarını ifade etmeye hakları olamaz, nasıl olsun, insan bile sayılmaz oy kullanmayanlar… oy kullanmayanlar hiç birşeyden haberi olmayan geri zekalılardır. Edilgen embesillerdir ve oy kullanmayan bu varlıklar saygıyı bile hak etmezler mi diyorsunuz…Sayın HG…

    Soruma cevabınız:

    Ben ne dediğimi açıkça yazdım. Eğer yazdığımı bir kenara bırakıp, yazdıklarım dışında niyet okuyup oy kullanmayacak kendiniz için bu sıfatları benimsiyorsanız benim diyecek bir sözüm yoktur, kişi kendini daha iyi bilir.

    Şeklinde oldu… -………- Ama dikkat ederseniz benimkisi bir soru içeriyordu. Niyet okuma yoktu. Sizin yorumunuzdan anladığım şey buydu. Yanlış mı olup olmadığını sordum. Ama siz verdiğiniz cevapla benim yorumumu tasdiklemiş oldunuz.
    ***

    Murat Koçak’a olan cevaplarınızda yakışıksız ve gayri ciddi buluyorum. Birbirimizin görüşlerine atfen yorumlar yapıp, sorular sormak, sazanlık mı oluyor. Yoksa soruya verecek cevabınız yokta kılıf mı arıyorsunuz.

    ***

    Sisteme entegre olma konusunda söylediklerimin çarpıtılması beni hiç şaşırtmadı. Seçim sistemine nasıl entegre olunur, oy kullanarak değil mi? Oy kullanmazsanız sisteme entegre olmazsınız. Ama oy kullanmamak, eleştiri ve şikayet haklarınızı elinizden almaz.

    Öğretmen olma hakkınızı, MEB müfredatını uygulamanızı, kırmızı ışıkta durmanızı, bankadan çeşitli işlemler yapmanızı, yolları ve çeşmeleri kullanmanızı engellemez…

    Oy kullanmak başlığı altındaki bu yorumlarda, eğitim sistemi ile bir bağlantı kurmanın manasını bulamadım.

    Sizde bana yönelttiğiniz şu soruda: Yanlış bilmiyorsam öğretmensiniz. Sisteme entegre olmadığınızı söylediğinize göre, kendi eğitim sisteminizi kurdunuz, MEB müfredatını uygulamıyorsunuz!

    Eğitim sisteminin altını çizdim. Sistem kelimesini geniş anlamda tartışmaya başlarsak gereksiz bir yanılgıya düşeriz. Biz burada seçim sistemine bağlı olarak oy kullanmaktan bahsediyoruz. Eğitim sisteminden değil.

    Sayın hg,

    Oy kullanmayanlara saygı da duymuyorum. Görevini ihmal edene neden saygı duymalıyım ki?

    İfadeniz doğrultusunda,

    Ben bireysel tercihlerini kullanan herkese saygı duyuyorum. Ama benim tercihlerime saygı göstermeyenlerinde saygıyı ne kadar hak ettikleri bende kalsın…

  31. 11 Mayıs 2007 - 16:39 31.BetüL

    “galiba yine nasib olmayacak” ?

  32. 11 Mayıs 2007 - 17:29 32.fatih demir

    Aslinda bizleri oy kullanmaktan kurtaracak cok guzel gorusler var…

    1- YOK 5 uye onersin, CHP bunu 2′ye dusurerek Cumhurbaskanligina gondersin… Cumhurbaskani birini secerek gorevi ona biraksin…

    2- Cumhurbaskanligi babadan ogula yada babadan damada gecsin… Cocugu olmayanlarin yerine CHP’nin baskaninin cocugu gecsin… Eger cumhurbaskaninin birden fazla cocugu yada damadi varsa en yaslisi haric digerleri kafese yada villa tipi ceza evinde tutulsun ki ortalik kariosmasin..

    3- Emekli olan Genelkurmay Baskani otomatikman Cumhurbaskani olsun…

    4- Cumhurbaskanini direk CHP secsin…

    5- Cumhurbaskanini ben seceyim :)

  33. 11 Mayıs 2007 - 22:09 33.olurya

    ne AKP ne CHP ne DSP… vs… kımseye oum yok benım bende oy kullanmayanlardanım bunu açık ve net bişekılde de sölüyorum bu güne kadar hiçbirinden hayır göemedik bundan sonrada hayır göreceğimizide zannetmıorum ama genede kararımı değiştirip oy kullanack olursam kı eğer o oyumda ezilenler ve mazlumlara olacaktır yani ‘AKP’ ye olacaktır ve inankı 50 tane oyumda olsa bunun birinide CHP ye vermem. ki zaten görünen köyde kılavuz istemez adamlar resmen ülkeyi büyük bi kaosa sürüklüyor bee yazık vallahiii…

  34. 11 Mayıs 2007 - 23:11 34.omer

    Konustugumuz konularin hassasligi bir yana, iletisim sekilleri butun yazilanlardan, okuyuculari sogutuyor.Dunyanin bir ucundan yazdiklarinizi okurken ulkemi degil ama onu olusturan bireylerden bir defa daha sogudum.
    Sogudugum; yolumu kaybettigimde adres sordugum canayakin insanim degil,ya da paylasma duygusu ile yanip tutusan ,darda kalana yardim eli uzatan da degil;sinirli entellektuel birikimiyle ,egosuna uranyum koymus, asiriya kacmaktan kacinmayan ,herseyi yerle bir edecegini dusunen minik insan beyninin, bizlere verecegi endise verecegi rahatsizlik endise duydugum.
    Tuncun fikir atolyesinden kopup buralara geldim sevgili Suat.Son konu basliginda bilgisinin yetersizligine ragmen duygularini ifade edisine verdigin cevaplar burada okuyucularinla yolumuzu karsilastirdi.
    Heryerde oldugu gibi bizi bu tip tartismalara yillar oncesinde iten; dusuncelerimizi,gelecegimizi kimligimizi 100 yillik erezyonla kokunden degistirmeye kalkisan bir cumhuriyetin cocuklariyiz biz.Entelimiza beyaz Turk deyip, karalar baglayanlari gerici olarak goren,siyahin temsil ettigi tum aci veren gerceklerden kacip bizleri tuketim toplumu haline getiren siyasi otoritelerin arkasinda hic mi din yok arkadaslar,ltf..dunyanin kendisi din devleti ve yahudiler,hristiyanlar,protestanlar ve musluman yasamaya calisanlar yonetiyor bu dunyayi ,Akp karsiti partiler ve laiklik arasindaki bag; ekonomi ve cikar arasindaki bag kadar birbirine yakin arkadaslar.bunu gormek artik kimse icin zor degil.Sadece herkesin bu isten ,biryerlerden cikari var gibi sanki
    Dunya insani inkar uzerine sistemini kurmus.Once yaratani inkar etmisler sonra inanir gibi yapmislar ,sonra kurallari ihlal etmisler,sonunda kendileri kurallari yazmislar,en sonunda yazdiklarina uymayanlari yok etmeye baslamislar ama isin guzel yani herseyin farkindalar ve bu dunya onlarin kisitli oyun alani…
    Dunyadaki son nefeslerine kadar mucadeleyi birakmayacaklar cunku baska sanslari yok ..
    Bizlerin dunyasi ise farkli; kaderin surukledigi nehirde arkama yaslanmis gozlerimi kapatmis hicbirseyi umursamadan varacagim o guzel limani hayal ediyorum inancli dostlarimla..ve hayir ya da ser yaratandan ..o yuzden tartismaya gerek yok beraberligimizden baska aslinda baska sansimizda yok …
    sevgilerimle…

  35. 12 Mayıs 2007 - 00:22 35.Suat Öztürk

    Ömer Bey,

    Teşekkür ederim katkınız için.

    Orada cevap verdiğim kişi/lerin bilgilerinin yetersizliği de önemli değil aslında. Bunları konuşuyor olmamızı bile önemli buluyorum ben.

    Diğer yazdıklarınıza da katılıyorum lakin kendimi öyle akışa bırakamıyorum. Bunu ister miydim? Evet. Fazla rasyonalist oldum ben, bundan rahatsızım, değiştirmek için ne yapacağımı bilemesem de. (Bir ilginçlik de asıl sizin davranışınızın en rasyonel tutum olmasına karşılık küçül pencerelerden bakanların “madde” üzerinden rasyonalite satmaları. Dünya işte..)

    Sevgiler benden..

  36. 12 Mayıs 2007 - 00:41 36.Suat Öztürk

    Ömer Bey’in bahsettiği tartışma “Fikir Atölyesi”nde:

    http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/05/09/yumruklari-hep-iceride-kalacak/

  37. 12 Mayıs 2007 - 04:47 37.hg

    Sn. Koçak,

    Sıralamaya uygun bir şekilde yazdıklarınıza kısa ve net cevap vermeye çalışacağım:

    “Sayın hg “hem de inançlı olanlar açısından öbür dünya için” demiş.
    Hadi ya! bende oy kullanmayanların en önemli sebeplerinin inançları olacağını düşünüyordum. Yani benim görüşümle tamamen zıt. hg bize biraz daha açılım getirebilirmi inanç açısından ne gibi sorumluluklar doğurur. Eğer kastedilen inanç İslamsa bireysel olarak insanın devlet yapısı olgusunda yer almamasının, yöneticileri seçmemesinin nasslara dayanarak ne gibi sorumluluklar yüklediğini açıklarmısınız? (üstelik sistemin islamla pek uyuşmadığı göz önünde tutularak)”

    Müslüman insan etrafında gelişen olaylara seyirci kalamaz. Bir kötülük gördüğünde eliyle gücü yetmediğinde diliyle düzeltmeye çalışır. Buna da gücü yetmezse kalbinden buğzeder. Şimdi oy kullanarak eliyle düzeltme, buna katkıda bulunma imkânı varken, en azıdan ehveni şer olanı tercih ederek nispeten daha iyi yöneticileri seçme imkânını kullanmayıp daha kötüsünün seçilmesine, oy kullanmayarak katkıda bulunuyor ve buğzetmekle yetiniyorsa, bu islamın koyduğu ölçü sıralamasına uygun değildir.

    İslam kanun koyucu olarak sadece Allah’ı görür. O’nun Rasulü ” bir elime güneşi bir elime ayı verseniz ben davamdan dönmem” diyerek, tamamen Allah’a ait olan bir duruma insanları ortak etmemiştir.
    İslamın Kanun koyucu olarak yalnız Allah’ı gördüğünü nerden çıkarıyorsunuz? Her şey Kuran’da kazuistik bir şekilde düzenlenmemiştir. Genel ilkeler vardır. İnsanlar bir düzen içinde yaşamak için çeşitli yönetim şekillerinden birini tercih edip ona göre bir hayat tanzim ederler. Burada benim de benimsediğim diyanetin görüşünü yazmam sanırım faydalı olacaktır:

    İslam, bir din olarak devlet ve yönetim biçimlerine ilişkin bir belirleme yapmak yerine genel ilke ve amaçlar koymakla yetinmiş, insanlara da hem bu ilke ve amaçları hem de zamanın şartlarını dikkate alarak kendi yönetim biçimlerini belirleme ve düzenleme hak ve yetkisini bırakmıştır. İslam’ın bu yaklaşımı siyaset ve yönetim konusunda teori ve model belirlemenin değil ona da yön ve içerik kazandıracak olan zihniyet değişiminin ve dünya görüşünün önemli olduğunu vurgulamayı amaçlar. On dört asırlık tarihi süreçte İslam toplumları, Peygamber ve Hulafa-i Raşidin dönemleri hariç tutulacak olursa, saltanat ve hilafet adıyla, çeşitli renkleriyle bir monarşi (hükümdarlık, krallık) ile yönetilmişlerdir. Devlet ve yönetim biçimleri amaç değil, insanların mutluluklarını sağlama yolunda araç oldukları düşünülünce, hükümdarlık yönetiminin İslam’a uygunluk ya da aykırılığından bahsetmek yerine, öngörülen veya herkesçe kabul edilen evrensel insani değerleri gerçekleştirmede, kendi şartları içinde ne ölçüde başarılı olduğundan bahsedilmesi daha doğru olur. Bugün gelinen noktada dünyada insan haklarının gerçekleşmesini objektif olarak sağlamaya en yakın yönetim biçiminin demokrasi olduğu kansı hâkimdir. Öyle olunca –tarihi ve felsefi temeli bir yana bir yönetim biçimi olarak- demokrasinin İslam’da olduğunu ya da olmadığını ispatlamakla vakit geçirmek yerine dinin kazandırmaya çalıştığı zihniyet değişimi ve dünya görüşünü yakalamak, dinin hedefi olarak gösterdiği evrensel idealleri gerçekleştirmeye daha iyi hizmet edebilmesi için toplumumuzda ne gibi değişimlerin yaşanması veya hangi katkıların ve tadillerin yapılması gerektiği hususunda kafa yormak gerekir. Çünkü araçlardan ziyade ilkeler ve amaçlar önemlidir. Zaten düzlemleri, işlem ve mahiyetleri farklı olduğundan İslam’la klasik ve çağdaş yönetim biçimleri arasında bir karşılaştırma yapmak, onların meşruiyet ve adem-i meşruiyetlerini İslam’dan temellendirmek doğru olmadığı gibi anlamsızdır da.

    Gerek Kur’an ve gerekse Hz. Peygamberin sünnetinde Müslümanların nasıl bir devlet teşkilatı kuracağı, devlet başkanını nasıl ve hangi şartlarla seçeceği ve toplumun hangi siyasal şekil ve yöntemlerle yönetileceği konusunda ayrıntı verilmemiş, hatta bu konulara neredeyse hiç temas edilmemiştir. Buna karşılık gerek insan ilişkilerinde gerekse devlet-fert ilişkisinde hakim olacak temel esas ve amaçlar üzerinde ısrarla durulmuş,, siyasi yapının daima ihtiyaç duyacağı sağlam bir zemin kurulmaya ve fertlere sahip oldukları yönetim biçimlerini sağlıklı ve adaletli bir şekilde işletecek bir anlayış ve ufuk kazandırılamaya çalışılmıştır. Böyle olunca demokrasinin İslam’a aykırı olduğunu da, İslam’ın gereği olduğunu da ispatlamaya çalışmak fazla anlamlı bulunmaz.

    İslam’ın iki asli kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’te herkes tarafından korunması gerekli temel hedefler, ilke ve esaslar gösterilmiş, bunları gözetmek şartıyla müslümanların sosyal sözleşmelerini diledikleri tarzda yapabilecekleri, dönemlerine ve şartlarına en uygun yönetim şeklini seçip gösterilen muhtevayı ve amaçları bununla yakalayabilecekleri anlatılmak istenmiştir. İnsanlığa tebliğ edildiği günden beri, farklı siyasal yapı, kültür, gelişmişlik ve geleneğe sahip her toplumda benimsenme ve canlılığını koruma iddiasındaki İslam dininin, toplumun yönetim şekli ve anayasal yapısı ile ilgili olarak ayrıntı vermemesi, böyle bir anlam taşır. Bu itibarla, gerek İslam hukukunun klasik kaynaklarında ve gerekse çağımızda kaleme alınan eserlerde İslam anayasa hukuku ve yönetim şekli ile ilgili ileri sürülen görüşleri, İslam’ın alternatifsiz biçimde belirlenmiş hükümleri olarak değil, müslüman yazarların –İslam’ın genel ilkeleri ışığında ve kendilerini çevreleyen şartlar içinde- daha adil, düzenli ve dürüst bir yönetime ulaşma, daha huzurlu, faziletli, mutlu ve müreffeh bir toplumu kurma yönündeki düşüncelerinin ve samimi gayretlerinin ürünleri olarak değerlendirmek daha isabetli gözükmektedir. ”

    Ülkemizden örnek verirsek Meclisin kanun çıkarmasını, Allah’a ait olan bir duruma insanları ortak etmek olarak görüyorsanız bu konuda izahat yapmama gerek dahi yok artık!

    (Oy kullanmaya ilişkin olarak) .. bu görev telakkinizi hangi inanç ve kanuna dayandırıyorsunuz?
    Birincisi İslam inancıma dayandırıyorum, ilk alıntıda açıkladığım üzere. İkincisi yaşamakta olduğum ülkenin Anayasasına ve kanunlarına dayandırıyorum. Anayasa’da Seçme, seçilme ve siyasî faaliyette bulunma hakları, Siyasi haklar ve Ödevler Başlığı altında düzenlenmiştir.

    Adnan Menderes, asılırken ona oy veren çoğunluk nerdeydi? Ya! Refah Partisi kapatılırken, R.T.Erdoğan’a muhtıra verilirken. Bugün başbakan görevden alınsa hatta hapise atılsa kanaatim değişen hiçbir şey olmayacak. Oy vermek bir kağıt parçasına mührü basıp sandığın içine atmak mıdır? Oyunun arkasında durmaya gelince bu insanlar neredeler?
    Geçmişteki olaylardan örnekleme yaparak bugün de aynı netice olacağını/olduğunu düz bir mantıkla ileri sürmek doğru bir yaklaşım değildir. Geçmişte yaşananlardan ders alınmış, gerekenler yapılmıştır. Son olayda bunu bariz bir şekilde görebiliriz: e-muhtıraya hükümet tarafından aynı sertlikte cevap verilmiş ve muhtıra etkisiz kılınmıştır. Siz zannediyor musunuz ki, arkasında halkın desteğini hissetmeyen bir hükümet bu açıklamayı yapabilir? Yine, e-muhtıraya karşı olunduğu hemen her platformda ortaya konulmuştur. İnternet ortamında, çeşitli platformlarda bunu herkesin görmüş olması gerekir. Bir tek meydanlara çıkılmamıştır ki o da halihazırda devam eden cumhuriyete sahip çıkmak adı altında yürütülen mitinglerle çatışma yaratmamak içindir.

    CHP yüzde 34 le gelecek tek başına iktidar olacakta c.başkanını seçemeyecek. mümkün mü? AKP yüzde 34 değilde yüzde yüz oyla seçilmiş olsaydı ne değişirdi hukuk bile ters yüz edilmişken?
    Yapılan yanlışları düzetmek adına oy kullanıyoruz zaten. Kendini devletin sahibi sayan bir avuç azınlığın çoğunluğa tahakkümünü engellemek için oy kullanıyoruz. Hukukun tersyüz edilmesinden hukukçular kadar üzüntü duyacak başka kimse olamaz. Ama çare yine de hukuktadır, meşru zemindedir. Yılgınlığa düşmeden her şeyi olması gerektiği gibi kılmak için çalışmalıyız.

    Oyu inanç gereği gören mantığa bir soru daha sormak istiyorum; İnanç gereği hangi partiye oy vermek gerekir ve bu parti inanç için neler yapmıştır?
    İnanç gereği belirli bir partiye oy vermek gerekmez. Halihazırda iyi olan ne ise, iyi olan yoksa klasik tabiri ile şerler arasında ehveni şer hangisi ise o yönde oy kullanmak gerekir.

    Belirli bir parti belirtmediğinden şöyle cevap verebilirim, hiç birşey yapmamışsa en azıdan daha kötüsünün olmasını engellemiştir.

    Sorularıma cevap vermediğinizi görmekle birlikte, “Yanlış bilmiyorsam öğretmensiniz. Sisteme entegre olmadığınızı söylediğinize göre, kendi eğitim sisteminizi kurdunuz, MEB müfredatını uygulamıyorsunuz. Hiç bankadan para çekmiyor, elektrik, su, yol, eğitim imkânlarından hiç istifade etmiyorsunuz. Dağ başında, kendi halinize yaşıyor sisteme hiç karışmıyorsunuz!”Bu cümleyi size yakıştıramadım. Sapla samanı karıştırmak gibi bir yanlışa düşmüşsünüz. Mekke’de de İslama ve getirdiği sisteme inanmadığı halde müşrikler, yahudiler, hristiyanlar yaşardı. Osmanlı imparatorluğunda kimler yaşamıyordu ki! Sistemin işleyişinin doğruluğuna inanmamak ve katkıda bulunmamak o devletin meşru olanaklarından yada mecburi durumlarından (maaş bankaya yatıyorsa insan başka nerden çeker) faydalalanmamak anlamınamı gelir?
    Sapla samanı karıştırdığım yok. Siz değerlendirme hatası yapıyorsunuz. Sistemin işleyişine her türlü katkıda bulunuyorsunuz, sisteme MEB müfredatı ile adam yetiştiriyorsunuz, sistemin tüm nimetlerinden istifade ediyorsunuz, bankasından para çekiyor, POS cihazı, kredi kartı kullanıyor, kredili alışveriş yapıyor, nema alıyor, bankada paranızı kısa süreli de olsa tutuyorsunuz, varsa sistemin sunduğu lojman imkânlarından yararlanıyorsunuz, öğretmen evlerine gidiyorsunuz (örneklemeler genel olarak yazılmıştır), velhasılı her şekilde yaşadığınız her an sistemin içinde yer alıyorsunuz ve ona katkıda bulunuyorsunuz ama iş bir tek oy kullanmaya gelince ondan imtina ediyorsunuz.

    Eğer sisteme muhalifseniz ve sistemden uzak durmak istiyorsanız bunun en iyi çözümü ve yapma imkânınız bulunanı, bunların tümünden vazgeçip bir dağ başında hiçbir şekilde sistemle temas etmeksizin yaşamaktır. Yok eğer sisteme muhalif olarak yaşamak ve sistemi değiştirmek istiyorsanız yapmanız en akılcı iş ise yönetime katılıp yönlendirmektir. Uzak durarak hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. Kaldı ki vermediğiniz her bir oy da sisteme katkı sağlamakta, bozuk sistemin devamını, -hatta daha da bozarak devamını- isteyenlere kazanç sağlamaktadır.

    Yanlış bilmiyorsam sizde avukatsınız. Faiz ve zina konusunda Allah ne diyor? Bağlı olduğunuz hukuk ne diyor? Siz ne düşünüyorsunuz? Bağlı olduğunuz hukuk sistemi bunları meşru görüyorsa sizde Allah’ın emrine rağmen meşru mu görürsünüz? Entegre?
    Evet avukatlık mesleğini hakkıyla icra etmeye çalışıyorum. Hükmünü vermek bana düşmez; Bildiğim kadarı ile faiz de, zina da haramdır. Meri hukuk düzeni açısından faiz yasaldır ve de meşrudur; Zina konusunda cezai bir yaptırım getirilmemiş, sadece medeni hukuk alanında bir boşanma sebebi sayılmıştır.

    Kişisel hayatımda, faizden ve de zinadan uzak duruyorum.

    Bel altından vurmaya çalışmak hoş değildir.
    Bel atından vurmak da ne demek! Bu şekilde bir düşünce ve davranış içinde olmadığımdan bu sözü ve ithamı aynen iade ediyorum.

    Ben cevabımı aldım sayın hg ayrıca bir cevap zahmetine girmeyin. Üslubunuz her şeyi ortaya koyuyor zaten. Vereceğiniz hiçbir cevabın benim için önemi yok artık. Dikkate alıp değerlendirmeyeceğimi bilin.
    Yazılarımı, yorumlarımı sadece siz değerlendiresiniz diye yazmıyorum. Dikkate alıp almamak sizin bileceğiniz bir iştir. Üslubum hak edene hak ettiği şekilde cevap vermeye dayalıdır.

    Bu sayfaya yazılanlar sadece yazdığınız kişiyi mi ilgilendiriyor. Yorum ve görüşleriniz kişiye göre değişiyor mu ki başkalarını ilgilendirmesin. Size yönelik yorum yazan simeranya’ya cevap veren çuvaldız hanım da sazan öyle mi? Kafanızı kaldırın sayfalara bir bakın bir sürü sazan göreceksiniz. Bu görüşünüzü sayfanın ziyaretçilerinin takdirine bırakıyorum.
    Dikkatinizi çekeceğim husus, ilgili yazımda simeranya’nın yazdıklarını alıntı yapmak suretiyle tek tek cevapladım. Orada yazdıklarımın açık muhatabının simeranya olduğu bellidir ve onun cevaplaması gerekir. Bırakınız yazının muhatabı yorum yapsın bel altından vurmaya çalışıp çalışmadığıma. Bu tespitiniz kişisel bir yorumdur ve bunu yazının muhatabından başkası yapamamalıdır. Görüşlerim kişiye karşı değişmez ama üslubum kişinin üslubuna göre değişir, hak eden hak ettiği şekilde cevabını alır.

    Yine, ben sizin dışınızda kimseye sazanlık yapıyorsunuz demedim. Lütfen, yazmadıklarımı bana atfederek niyet okuma yapmayınız, yazmadıklarımı bana atfetmeyiniz. Sizden başka kimseye böyle bir şey demedim, size deme sebebim de bellidir.

    Sadece simeranya’yı ilgilendiren bir durum varsa istersiniz mail adresini konuşursunuz istediğiniz kadar.
    Burada açık alana yazılana, buradan cevap verilir. Usul budur. Mail atacaksam da bu benim tercihim olur ancak.

    Birkaç kelime cevap verecek vaktiniz vardı madem hakarete harcayacağınıza faiz ve zina konusunda görüş belirtseydiniz ya!
    Kimseye hakaret etmedim-bu ithamı da aynen iade ediyorum-, hak edene hak ettiği şekilde cevap verdim. Yazdıklarınıza bir bütün olarak cevap vermek istediğimden faiz ve zina konusunda hemen cevap yazmadım.

    Size yönelik son sözümdür. Tartışma uslübunu korumayan biriyle tartışmanın anlamı yok.
    Tartışma üslubunu koruyup korumadığıma da siz karar veremezsiniz. Tartışma üslubunu sizden öğrenecek değilim. Tartışma üslubunun ne olduğunu bilirim ve bu üslup dairesinde hareket ederim. Beni muhtelif sitelerde/bloglarda yazılarımdan-yorumlarımdan tanıyan tanır, üslubumu bilir, net ve açık konuşurum, herkese de hak ettiği şekilde cevap yazarım.

    Not: Sehven eksik kalan, anlaşılmayan bir yön var ise hatırlatırsanız onlara da açıklama yaparız.

  38. 12 Mayıs 2007 - 07:43 38.Suat Öztürk

    Alş Bulaç’tan ayni mihvalde bir yazı:

    “Ak Parti’nin yaninda olmak”

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=538926

  39. 12 Mayıs 2007 - 09:00 39.murat koçak

    Sayın Betül,

    “galiba yine nasib olmayacak” ? anladığım kadarıyla bunuda açıklamamı istemişsiniz.

    Birbirinin düşüncesine yanlış bulsa dahi anlayış göstermeyen, bireysel bir tercih ve hakkı bireyin kendi insiyatifine bırakmayan, ileri geri suçlamalarda bulunan, işi uslüp bozukluğuna ve çirkinliğe taşıyan beyinleri görünce benim ümidim kırılıyor. Bırakın oy kullanmayı şu tuşlara basmak bile zor geliyor.

    Zaten histerik bir yapıya bürünmüş siyaset ve bazı toplum kesimlerinden bıkmışız. Bu sayfada hiç olmazsa sağlıklı paylaşımlar görmeyi arzu ediyor insan. Kabul etmediği bir düşünceye saldırı ve suçlamalar üretilmesini anlayamıyorum. Her türlü düşünceye ile ahlaki çerçeveler içerisinde önem verir ve tartışmaya gerek görürüm.

    Bu neyin tahammülsüzlüğü, nasıl tahammülsüzlük!?
    Birbirine saygı gösteremeyenler neyi konuşacak, neyi tartışacak? Aynı zihniyetin uzantısını gösterenler siyasetteki çarpıklığı haksızlığı mı düzeltecek? Bireyin hakkına saygın yok senin.

    Murat Bey diye başlayan hitabınız, birden murat’a dönüşüveriyor değil mi? Betül hanım. Ben söylediğim tüm sözleri açıkladım, sizede bir kaç cümle düşüyor artık.

    “Müslümanlar o kimselerdir ki; sözü dinlerler en güzeline uyarlar” ayetini bu konuda rehber edinmeye çalışırım.

    Saygı göstermeyen ve dozunu kaçıranlar içinde ” Şimdi sen ondan vazgeç, esenlik dile, şüphesiz Rabbin kıyamet günü aranızda hüküm verecektir” ayetini.

    Saygılar.

  40. 12 Mayıs 2007 - 09:14 40.murat koçak

    Sayın fatih demir, espirileri yazmış :)

    3 CHP oyu bir AKP oyunu götürsün, CHP kazanana kadar seçimler tekrarlansın gibileri de var. Ancak iki espri var ki böylesi dünyada görülmüşmüdür bilmiyorum.

    Baykal: Cumhurbaşkanını halk seçerse milletin egemenliği parçalanır.

    Teziç: Halk seçerse çok tehlikeli, otoriter rejime gideriz.

    ???

    Sizde oyunuzun bir işe yaradığını düşünüyorsunuz:)) (anlamayan olursa bu espiri)

  41. 12 Mayıs 2007 - 11:20 41.Ecenaze

    Suat abi,
    Merve Kavakçı nın bu önerisi hakkında bir yazı yazılabilir…

    sevgi ve saygılarımla
    ————————————————————————–

    AKP; Ilıcak, Göktürk, Mağden, Önal ve Hatemi’yi davet etmeli

    Bu seçim, kadınların seçimi olacakmış… Doğrudur. Başbakan bunu iki sene önce söylemişti zaten… “Yüzde otuz kadın kontenjanı olacak partimizin” demişti.

    Bence AK Parti herkesi şaşırtmalı.

    Öyle yüzde otuz, kırk değil; partisinin yarısını kadınlara temsil ettirmeli…
    İsveç’i yakalamalı. Bununla da kalmamalı. Bakanlıkların yarısına kadınları atamalı.
    Herkese, evet herkese; yani hem Doğu’ya, hem Batı’ya örnek olacak bir tablo çizmeli.

    Dünyayı şaşırtmalı, şoke etmeli. Bu, dışarıda ancak itibarımızı artırır. Arada sırada çatlak ses çıkarıp AKP’yi bildikleri bir çerçeveye oturtmaya yeltenenlere iyi bir cevap olur. Türkiye içerisinde ise kadınların gözünde AKP’yi yüceltir…

    Meydanlara dökülenleri kastetmiyorum, tabii. Onları hiçbir şey iflah etmez çünkü; kulakları duymaz, gözleri görmez olmuş onların artık… Evet, AKP bunu yapmalı…
    Hem de CHP’ye, MHP’ye vs. meydanı bırakmayacak şekilde yapmalı. Zaten onlar böyle bir şeyi göstermelik ötesinde yapamazlar. Bunu kötüleyici bir ifade olarak söylemiyorum.

    Yapılanmaları buna müsait değil, çünkü. Ama AKP öyle değil. Bu fikre kafası yatabilecekleri hemen zihinde sıralamak mümkün…
    Kalifiye, bu ülke için hizmet edecek kapasitede kadınımız yok mu sanki? Var.
    Öyleyse bu kadar basit bir “taktik” (de olsa) neden göz ardı edilir?

    Bu listenin başında yazarlar Nazlı Ilıcak, Gülay Göktürk, Perihan Mağden, Ayşe Önal ve Avukat Kezban Hatemi gelmeli. Hepsi düşünceleri ve çalışmalarıyla bu ülkeye hizmet etmiş insanlar. Duruşlarının çilesini çekmiş kadınlar…
    Anlayan ve anlatan kadınlar. Benim en önemsediğim ortak yanları ise, zeki kadınlar olmaları. İşlerini ciddiye alan profesyoneller. AK Parti’ye değer katarlar.

    Erkan Mumcu, dün bir kanalda açıklama yapmış: Genelkurmay muhtırasında geçen Kutlu Doğum Haftası etkinlikleriyle ilgili cümleleri kastederek, “Bunlardan başka verilecek örnek mi yoktu kardeşim!” diyerek tepki göstermiş. Biraz ayıp olmuyor mu?.. Zekâmıza hakaretten?..

    Muhtıra nitelikli açıklama yapılmış 27 Nisan gecesi. Aradan geçmiş beş gün, bu arada muhtıra fırsatçılığıyla cumhurbaşkanlığı demokratik seçim sürecine köstek olunmuş, şimdi din üzerinden dindarlara kaş göz ediliyor, sadece ayıp oluyor.

    Mesut Yılmaz dönüyormuş… Siyasete. Tabii efendim, dönsün. Onun başı kel mi? O da gelsin, kene(t)lensin bir yere. Ya Tansu Çiller? O da dönmeli. Hatırı kalmamalı.

    Hatta istemezse, yalvar yakar döndürülmeli. Şöyle gözümüzün önünde olsunlar ikisi de. Gözden de, “hafızadan” da ırak olmasınlar. ANAP ve DYP’nin nereden geldiğini, şimdiki DP’nin temelinde ne yattığını unutursak bize hatırlatırlar. Hoş gelsinler.

    MERVE KAVAKÇI
    http://www.habervakti.com/devam.asp?idyazar=110

  42. 12 Mayıs 2007 - 11:51 42.e-mine

    Bence Nazlı Ilıcak’ın bırakın aday olarak gösterilmesi sussa (Reha Muhtar’la yaptığı programa denk geldim de bir iki kere) daha çok faydası olacak AKP’ye.

  43. 12 Mayıs 2007 - 11:57 43.hg

    Sayın simeranya,
    Tebrikler, Harika açıklarımı yakalayıp tatmin edici cevaplar vererek beni gerçekten şoke ettiniz.

    Açık bulmak değil derdimiz; Doğruyu söylemektir varsa yanlışları düzeltmektir. Kendim için de durum aynıdır.

    Evet, ben oy kullanmayacağım… Bu forumdaki ilk yazımda bunu belirttim… Hey ahali sakın sizde oy kullanmayın demedim… Çünkü oy kullanmak bireysel bir haktır… Bu hakkı kullanmamakta bireyin tasarrufu altındadır. Bir birey oy kullanmayı tercih edebileceği gibi etmeyebilir… Bu senin görevindir, bak, oy kullanmazsan bunun topluma karşı olan sorumluluğunu yerine getirmiyorsun, demek bireyin kişisel tercihinin bir anlamı olmadığını gösterir.

    Yanılıyorsunuz, oy kullanmak sadece hak değildir. Aynı zamanda bir görevdir, ödevdir. Tekrar olmaması açısından açıklaması için önceki yorumlarımdaki açıklamalarıma bakınız.

    Tepki ve duruş meselesine gelecek olursak, ben oy kullandım hadi bana eyvallah diyen milyonların yaşadığı bir ülkedeyiz. Oy verdikleri partiler kapatılırken, darbeler ve muhtıralar verilirken sessiz kalan oy sahiplerinin yanında ben –kendi alanım içinde- bunlara tepkimi koymaktan asla çekinmedim. Demokrasi –tüm unsurlarını kabul etmemekle birlikte- içerisinde bireysel hak ve özgürlüklere yapılan tüm kısıtlamalara tepki göstermekten bu hakları savunmaktan da geri durmadım.

    Ne güzel, keşke oy da verseydiniz. (Tekrar olmaması için nedenleri bakımından önceki açıklamalarıma bakınız)

    Oy kullanmayarak bananeci, bana dokunmayan yılan bin yaşasın tavrını asla benimsemedim. Eğer öyle bir düşünceye sahip olsaydım. Bu formlara girip yorum belirtme ihtiyacı da hissetmezdim. Biliyorsunuz ki uzun zaman uiportal’da da neme lazımcı, bananeci bir tavır takınmayarak görüşlerimi dile getirdiğimi. Bananeci biri neden bunlarla uğraşsın…

    Ne güzel, keşke bir de oy verseydiniz. (Tekrar olmaması bakımından nedenleri için önceki açıklamalarıma bakınız)

    Oy kullanmayanların, bu şekilde katılım yapmayanların şikayet, eleştiri hakları da yoktur. Oy kullanmayanlar edilgen olmaya/kalmaya mahkumdur. İfadenize bakınca anlaşılan o ki birey oy kullanmazsa ağzını açmamalı neden; çünkü oy kullanmayanların bu hakkı yoktur. Ben demek ki yıllardır bu hakkı çiğniyorum. Oy kullanmayarak haddim olmadan, bu konularda- siyaset, seçim sistemi, partiler vs.- fikir beyan ediyorum. Edilgen kalma zincirlerini de kırmış oluyorum.
    Ben, hariçten gazel okumak derim sizin bu yaptığınıza.

    Sizinde alıntı yaptığınız, Bana ait:
    Oy kullanmayanların, eleştiri yapmaya, rahatsızlıklarını ifade etmeye hakları olamaz, nasıl olsun, insan bile sayılmaz oy kullanmayanlar… oy kullanmayanlar hiç birşeyden haberi olmayan geri zekalılardır. Edilgen embesillerdir ve oy kullanmayan bu varlıklar saygıyı bile hak etmezler mi diyorsunuz…Sayın HG…
    Soruma cevabınız: Ben ne dediğimi açıkça yazdım. Eğer yazdığımı bir kenara bırakıp, yazdıklarım dışında niyet okuyup oy kullanmayacak kendiniz için bu sıfatları benimsiyorsanız benim diyecek bir sözüm yoktur, kişi kendini daha iyi bilir.
    Şeklinde oldu… -………- Ama dikkat ederseniz benimkisi bir soru içeriyordu. Niyet okuma yoktu. Sizin yorumunuzdan anladığım şey buydu. Yanlış mı olup olmadığını sordum. Ama siz verdiğiniz cevapla benim yorumumu tasdiklemiş oldunuz.

    Sizde okuduklarınızı anlama sorunu var ciddi ciddi. Ben ne yazmışım:
    “Oy kullanmayanların, bu şekilde katılım yapmayanların şikâyet, eleştiri hakları da yoktur. Oy kullanmayanlar edilgen olmaya/kalmaya mahkûmdur.”

    Şimdi burada oy kullanmayanlar “insan bile sayılmazlar, … oy kullanmayanlar hiç birşeyden haberi olmayan geri zekalılardır. Edilgen embesillerdir ve oy kullanmayan bu varlıklar saygıyı bile hak etmezler” yazıyor mu? Yazmıyor! Peki nasıl oluyor da siz böyle bir mana çıkarıyorsunuz, bu şekilde anlıyorsunuz?

    Ve cevabımda “Ben ne dediğimi açıkça yazdım. Eğer yazdığımı bir kenara bırakıp, yazdıklarım dışında niyet okuyup oy kullanmayacak kendiniz için bu sıfatları benimsiyorsanız benim diyecek bir sözüm yoktur, kişi kendini daha iyi bilir.” demekle nasıl oluyor da sizin yorumunuzu tasdiklemiş oluyorum?

    Lütfen bir daha okuyunuz. Anlayamıyorsanız, yanınızda bulunan herhangi bir orta seviyede okuyucuya okutunuz. Eğer hala aynı şekilde anlaşıldığını iddia ederseniz, Öğrencileriniz adına üzülürüm.

    Murat Koçak’a olan cevaplarınızda yakışıksız ve gayri ciddi buluyorum. Birbirimizin görüşlerine atfen yorumlar yapıp, sorular sormak, sazanlık mı oluyor. Yoksa soruya verecek cevabınız yokta kılıf mı arıyorsunuz.
    Yazıklarımı o şekilde buluyorsanız ne diyebilirim. İstediğinizi düşünebilirsiniz.

    Murat Koçak’ın sazanlık meselesi bir önceki yorumumda açıklanmıştır.

    Verecek cevap meselesine gelince, yukarıda da belirttiğim gibi, okuduklarınızı anlamak bakımından sanırım ciddi bir sorununuz var. M. Koçak’ın sorularına cevap vermemek konusunda ne demişim: “Sizin (M. Koçak’ın) sorularınıza da verilecek cevaplarım var; Onlar biraz daha ayrıntılı cevap gerektirdiğinden ve haftaiçi vaktim kısıtlı olduğundan, cevap yazma işini haftasonuna bıraktım. Haftasonu, yazdıklarınıza cevap verilecektir.”

    İdrak edebildiniz mi şimdi?

    Sisteme entegre olma konusunda söylediklerimin çarpıtılması beni hiç şaşırtmadı. Seçim sistemine nasıl entegre olunur, oy kullanarak değil mi? Oy kullanmazsanız sisteme entegre olmazsınız. Ama oy kullanmamak, eleştiri ve şikayet haklarınızı elinizden almaz. Öğretmen olma hakkınızı, MEB müfredatını uygulamanızı, kırmızı ışıkta durmanızı, bankadan çeşitli işlemler yapmanızı, yolları ve çeşmeleri kullanmanızı engellemez… Oy kullanmak başlığı altındaki bu yorumlarda, eğitim sistemi ile bir bağlantı kurmanın manasını bulamadım.

    Söylediklerinizi çarpıtmadım, siz açıkçası lafı kıvırmaya çalışıyorsunuz. Madem seçim sistemine sadece oy kullanmakla entegre olunur ve diğer yazılanların (benim yazdıklarımın) oy kullanmak başlığı ile bir ilgisi yok, yazdıklarınıza bir bakar mısınız o halde siz neden; Anayasa Mahkemesinden, Askerden, K. Irak’tan, Şemdinli Savcısından, Nokta dergisinden bahsettiniz?! Lafı verip çevirmeye, sıkışınca döndürmeye ne gerek var. Böyle laf oyunlarına başvurmanıza gerek yok.
    Sistem dediğiniz şey bir bütündür. İyi yanları vardır, eksik yönleri vardır. Bir taraftan sistemin tüm nimetlerinden istifade edip iş sadece oy kullanmaya gelince bundan imtina etmek anlaşılır gibi değil.

    Sizde bana yönelttiğiniz şu soruda: Yanlış bilmiyorsam öğretmensiniz. Sisteme entegre olmadığınızı söylediğinize göre, kendi eğitim sisteminizi kurdunuz, MEB müfredatını uygulamıyorsunuz! Eğitim sisteminin altını çizdim. Sistem kelimesini geniş anlamda tartışmaya başlarsak gereksiz bir yanılgıya düşeriz. Biz burada seçim sistemine bağlı olarak oy kullanmaktan bahsediyoruz. Eğitim sisteminden değil.
    Bir önceki paragraftaki açıklamaya bakınız. Yazıklarınız sadece seçim sistemi ile ilgili değildir. Lafı eğip bükmeye gerek yok.

    Sayın hg, Oy kullanmayanlara saygı da duymuyorum. Görevini ihmal edene neden saygı duymalıyım ki? İfadeniz doğrultusunda, Ben bireysel tercihlerini kullanan herkese saygı duyuyorum. Ama benim tercihlerime saygı göstermeyenlerinde saygıyı ne kadar hak ettikleri bende kalsın…

    Sn. Simeranya çok temel bir hata yapıyorsunuz: oy kullanmak bir hak değildir sadece bir ödevdir aynı zamanda. Oy kullanmayı sadece bir hak olarak görürseniz bu bireysel bir tercihtir, saygı duyarsınız bu hakkını kullanmayana. Ama bir ödev olduğunu –bilmiyorsanız da öğrenmiş olmanız lazım yazılanlardan sonra artık- göz önüne alırsak, bireyin sadece kendi tercihine bağlı olmayan ödevini ihmal etme duruma saygı duymam, duyamam. Sizin açınızdan kimin saygıyı ne kadar hak ettiği sizin bileceğiniz bir iştir. Benim için ise hiçbir önemi yoktur.

  44. 12 Mayıs 2007 - 12:06 44.Berk-o

    sayın hg bence siz ne dediğininizi bilmiyorsunuz. [Neyin doğru, neyin eğri olduğu konusunda] hüküm yalnızca Allah’a aittir. Yusuf-40 ayetini açıklarmısınız. kendinize gelince hüküm vermek bana düşmez demişsiniz, çevir gazı yanmasın. faiz ve zinanın haramlığı Allah’ın kanunudur. Serbestliği ise bu kanunların. Hani devlet sisteminin inaçla ilgisi yoktu. Allah ve Rasulü bir işe hükmettiğinde ona uymak gerekir, gayet tabi hüküm vermek size düşmez. kişisel olarak uzak duruyormuşsunuz ama başka biri kişisel olarak oy vermeyince hezeyanlar sergiliyorsunuz.

    İslam bütün kanun kurallarla uğraşmaz ama genel çerçeveyi çizer. bu sınırlar içerisinde insanlar dilediği gibi davranabilir. sosyal hayatı düzenleyebilir. faiz, zina konusunda hüküm vermek Allahın sınırlarını çiğnemek değilmidir. alaka kuramadığınız sistem Allah’ın yetkisine müdahale ediyor. kişisel olarak ben yapmıyorum demek ne kadar kolaycılık öyle.

    Allah’ın ve peygamberin her hangi bir devlet yapısı önermediği, nasıl seçileceği konusunda bir fikir olmadığını söyleyip (bu anlayışa nasıl ulaştınızsa) aynı zamanda oy kullanmanın hala inançla bağlantısı nasıl kurulur, hayret.

    tavsiyem biraz diyanetin dışına çıkın, meal okuyun, sistemin içerisindeki bir kurumdan sistemin çarpıklıklarını görmek kolay değil (laik demokratik bir yapıda diyanetin ne işi var onuda sorgulamak gerekirdi ya neyse)

    en güzel sistem demokrasi :) sizin demokrasiniz heralde. chpnin askerin teziçin yökün anapın akpnin herkesin bir demokrasisi var nasıl demokrasiyse. bencde en çarpık sistem demokrasi.

    insanlara saygı duymasını öğrenin, saygı duymadığınız insanlarında sizi ciddiye almalarını beklemeyin.

    tühhh! bir sazanlıkta ben yaptım:)
    kıvırtmayın söylediğiniz söz, başka birine cevap olarak yazılan yazıya, yorum yapan herkesi sazan olarak ortaya koyuyor. şimdi bende başkasına yazılan yoruma atladığım için sazan oldum, hemide aynalı

  45. 12 Mayıs 2007 - 12:16 45.hg

    Sn. Berk-o;

    “Anlatabildiğim karşımdakilerin anlama kapasitesi kadardır” . 1980′li yıllarda kalmış, “İrancı” zihniyete benim anlatabileceğim, yukarıdaki açıklamalarımdan ibarettir.

    Bu zihniyet dışında farklı bir açılım getirilmediği ve bir cevap hakkı doğmadığı sürece bu başlığa ayrıca bir yorumda bulunmayacağım.

    Saygılar,

  46. 12 Mayıs 2007 - 12:34 46.Ecenaze

    Bence Nazlı Ilıcak’ın bırakın aday olarak gösterilmesi sussa (Reha Muhtar’la yaptığı programa denk geldim de bir iki kere) daha çok faydası olacak AKP’ye.

    E-mine ciğim merhaba:)

    Merve hanım Nazlı Ilıcak la gönül bağları olduğu için önermiş olabilir..
    Ben de çok sıcak bakmıyorum onun adaylığına..,

    Ama Gülay Göktürk ve Diğer isimler çok isabetli olur diye düşünüyorum..

  47. 12 Mayıs 2007 - 12:43 47.Ecenaze

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=217337

  48. 12 Mayıs 2007 - 13:22 48.Malik

    betül kardeşim oy kullanmamayı başa geçeni kabul olarak görüyor ki
    böyle bir şey olsaydı başa geçenin yönetim şeklini protesto etmezdik
    bu cümleden anlaşıldığı üzere betül hanım kesinlikle yanlıştır.
    birde biz oy kullanmıyorsak chp akp dyp diğer partileri kabul etmiyoruz
    gerçek islami bir parti olsaydı oyumuzu ortaya koyardık

    Allahın hükümleriyle hükm etmeyenler kafirlerin ta kendileridir(maide 44)
    kafiri desteklemek günah olsa gerek
    herkes imamıyla birlikte haşrolunacak
    ….
    hadi diyelim partiye oyunuzu verdiniz halka zulm etti hadi diyelim istemeden zulm etti bu zulme ortak olmuyacak mısınız oy verenler onları başa geçirenler….
    laiklik sloganlarını yapanlar kesinlikle parayla tutulmuş kişilerdir ve bunları gören halk peşlerinden bilinçsizce ve kısa reklamlarla kandırılmakta ama şu var ki HAK BATILI YENECEK sizler istemezseniz bile…

  49. 12 Mayıs 2007 - 13:59 49.Berk-o

    sn hg en iyi kararı almışssınız bencede siz susun

    şimdide “irancı” hezayanları! kimlerle ortak dili kullandığınız ortada. yaftalamak sizin karakteriniz galiba.

    dengeniz bozulmuş herhalde dinlenin biraz iyi gelir.
    ————-

    akp başörtülü bir aday gösterebilirmi acaba arkadaşlar? yoksa demokrasi buna engel olurmu? sahi başörtüsü dinin alanına mı girer devletinmi? benim kafa pek basmıyoda

    konjöktür gereği, türkiyenin özel şartları, ordu vs. vs. vs. yaşasın demokrasi!

  50. 12 Mayıs 2007 - 14:24 50.BetüL

    Malik kardes : )

    Oy kullanmamis olmanin sizleri basa gecmis partinin yapacagi zulum haksizliktan kurtarmayacagini dusunuyorum. Cunku oy vermeyerek cogunluk kimi secerse o basimiza gecsin diyorsunuz, cunku oy vermeyerek elinizle degistirebileceginiz (elleriyle, ona gucleri yetmiyorsa dilleriyle, ona da gucleri yetmiyorsa kalpleriyle) degistirmemeyi, etkisiz kalmayi tercih ediyorsunuz.
    Benim dusuncem boyle

    Murat bey,

    kisiye ismi ile hitab etmenin nezaketsizlik, isminin basina “sayin” eklemenin de nezaket oldugunu bilmiyordum. Aksine ben sayin eklenmesindense sadece ismimle hitab edilmesini tercih ederim cunku sayin kelimesi bana samimiyetsizligi, mesafeyi, saygiyi degil mecburiyeti cagristiriyor.

    Isminizle hitab etmemin sebebi saygisizlik degildi, olsaydi “siz” hitabini kullanmazdim ve emin olun bunu satir aralarinda yapmazdim cok net sekilde gorurdunuz.
    Buna bu kadar takilmis olmaniza, bu kadar kisisel algilamaniza ve buyutmenize sasirdim dogrusu.

    Tahammulsuzlukten, karsi fikirlere saldiridan suclamadan, uslup bozuklugu ve cirkinligi tasiyan beyinlerden sikayetcisiniz.

    Bir onceki mesajimda izah etmek zorunda hissettim kendimi, cunku yazilan herseyi saldiri olarak algiliyosunuz ve bu saldirilari kisiliginize yonelik algiliyorsunuz, dolayisiyla ortaya bu kadar sikayetleneceginiz bir tablo cikiyor.

    Benim fikrimi soracak olursaniz, benim uslubundan en cok rahatsiz oldugum yorumlar sizin yorumlariniz. Kendimi izah zorunda hissetmemin bir diger sebebi de bu.

    Oy kullanmayi dusunmenizden ve nasib olma ihtimalinden bahsiniz; burdaki cirkin beyinleri gorunce degil oy vermek su tuslara basmak bile size zor geliyor, nasib olmama ihtimali bundan.
    Dogru mu anlamisim?

    Murat bey, Allahtan baska kural koyucu tanimamak adina inanclariniz dogrultusunda oy kullanmazken -bunu bu kadar atesli sekilde burda savunduktan sonra- mazlumun yaninda olmak adina oy kullanmayi dusunup sonra burdaki cirkin beyinler sebi ile bundan vazgecme ihtimaliniz bana cok “oturakli” gelmedi.

    Yine kisisel algilamayacaginizi, daha onceki mesajlarinizla ayni dogrultuda cevap vermeyeceginizi umuyorum.

  51. 12 Mayıs 2007 - 14:30 51.Ecenaze

    Araya girmek değil niyetim ama, merak ettim..
    Sn BERK-O,
    ÖNERİNİZ/ALTERNATİFİNİZ NEDİR?
    İSLAM DEVRİMİ mi?

    saygılar

  52. 12 Mayıs 2007 - 15:56 52.simeranya

    sayın hg,

    Özellikle bana verdiğiniz cevaplarda seviyeyi yeterince düşürmüş görünüyorsunuz.

    “”Anlayamıyorsanız, yanınızda bulunan herhangi bir orta seviyede okuyucuya okutunuz. Eğer hala aynı şekilde anlaşıldığını iddia ederseniz, Öğrencileriniz adına üzülürüm.”"

    Öğrencilerim adına üzülmeyin, kendi çocuğunuz benim görev yaptığım okulda olsaydı derslerine benim girmem için idareden istekte bulunurdunuz. Ben işimi en iyi yapmanın gayretindeyim. ,

    Benim gibi düşünmeyenleri çalıştıkları mesleği ön plana çıkararak rencide edici ifadeler kullanmaktan da haya ederim.

    Babamda yıllarca belediyenin kanalizasyon ekibinde çalıştı ekmeğini kazanmak için, isterseniz bu ek bilgiyide yorumlarınızda kullanabilirsiniz.

    berk-o dediğiniz gibi “Anlatabildiğim karşımdakilerin anlama kapasitesi kadardır” sizin seviyenize gelene kadar sizinle harhangi bir paylaşımda bulunmak gereksiz…

  53. 12 Mayıs 2007 - 23:33 53.serva

    Reşit olduğum zaman diliminden itibaren hiç bir seçimde oy kullanmadım.
    :)
    bananecilikten mi?
    veya bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılıktan mı?
    hayır!…
    Tam aksi, öyle umursadım ki, kullanmaya elim varmadı.
    Bir gün bu bir oy yüzünden nasıl hesap vericeğimi uzunca tartarak,
    peygamberimizin tavsiyesi gereği;
    “Şüphe ettiğiniz şeyden kaçınınız, şüphe etmediğiniz ile amel ediniz”
    e uyarak o yıllardaki seçimlerdede,bir oyun gerçektende bir şey değiştirmeyeceğine inanarak oy vermedim.

    Üstelik gerçektende o zamanki şartlarda ve yıllarda birinin birinden farkı yok gerçeği aşikar görünüyordu.

    fakat bu seçimleri çok önemsiyorum. Ve yadsınılamaz bir şekilde oy vermem gerektiğine innaıyorum. Nasıl o zaman oy vermiyorken bunu gönül rahatlığı ile yapıyorduysam,şimdi de vereceğimden ötürü çok huzurluyum.

    Bu seçimler önemli, bunu inkar eden veya şüpheye düşen yeis uçurumunun kenarındadır.

    Ve yeis şu zamanda içinde bulunduğumuz bu durumda ve şartlarda ihtiyacımız olan en son şey, hatta bizlerden şiddetle uzak olmasını temenni ettiğim yegane his.

    Çünki ümide ihtiyacımız , Afrikadaki aç susuz çocuklardan farksızdır.

    Bu yüzden oy kullanmama eylemini, bu durumda artık bir hak olarak göremiyorum. Hernekadar kelimede hak da olsa, vicdan yasasında ciddi bir yükümlülük gerektiren bir eylemdir.

    Hatta bu seçimler de oy kullanmamak, zulüme varan bir haksızlıkla dahi nitelendirilebilir.

    keşke diğer sağ partilerde nefislerinden feragat etselerde, günün makam , mevki ve koltuk kaygılarıyla boşa harcanmayacak kadar kıymetli olduğunu görebilseler.
    hatta küçük, büyüğe tâbi olsa,
    ve sağda ciddi bir ittifak olsa,
    ve bu söylediklerim keşke olarak kalmasa…

    fakat ben genede ümitvarım….

    Hayırlı kararlar almamızı temenni ediyorum.
    Ve bir söz vardır cehennemin taşları iyi niyet taşlarıyla bezenmiştir diye, sanırım dayanaklarımızı bu minvalde masaya yatırmalıyız.

    hatta otopsi zamanıdır…
    Başarılar, saygılar…

  54. 13 Mayıs 2007 - 00:28 54.hg

    sayın simeranya;

    Özellikle bana verdiğiniz cevaplarda seviyeyi yeterince düşürmüş görünüyorsunuz.

    Benim işim kişilerle değildir bayım, fikirlerledir.

    Benim demediğim yazmadığım sözleri ben yazmışım gibi bana atfetmeniz, beni zan altında bırakarak itham etmeniz, yazdıklarımla hiç alakası olmayan neticeler çıkarmanız seviyesizlik olmuyor, benim size haklı cevaplarım seviyeyi düşürmek oluyor öyle mi?!

    Benim yazdıklarım seviyeyi düşürmek değil yalnızca hak ettiğiniz şekilde cevap vermektir. Blog yöneticisi ve okuyucular/yorumcular durumu takdir ediyorlardır eminim.

    Öğrencilerim adına üzülmeyin, kendi çocuğunuz benim görev yaptığım okulda olsaydı derslerine benim girmem için idareden istekte bulunurdunuz. Ben işimi en iyi yapmanın gayretindeyim.

    Eğer eğitimciliğiniz de buradaki hezeyanlarınız gibi ise, derslere sizin girmeniz için değil aksine girmemeniz için istekte bulunur, gerekirse çocuğumu okuldan alırdım.

    Benim gibi düşünmeyenleri çalıştıkları mesleği ön plana çıkararak rencide edici ifadeler kullanmaktan da haya ederim.

    Benim gibi düşünmedikleri için, çalıştıkları mesleği ön plana çıkararak kimseyi rencide ediyor değilim. Asıl rencide edici olan, sizin söylemediğim/yazmadığım şeyleri ben söylemişim gibi ifadelendirmenizdir. Bunu yapan değil sizin gibi bir öğretmen, babam olsa hak ettiği şekilde cevap vermekten çekinmem.

    Mesleğinizle ilgili örnekleme yapmamın sebebi sisteme muhalif olduğunuzu söylerken, aynı sisteme hizmet ederek, tüm nimetlerinden faydalandığınızı, söylemleriniz ile davranışlarınızın uyum içinde olmadığını ortaya koymak bakımındandır.

    Babam da yıllarca belediyenin kanalizasyon ekibinde çalıştı ekmeğini kazanmak için, isterseniz bu ek bilgiyi de yorumlarınızda kullanabilirsiniz.

    Kendi fikirlerinizi savunamadınız, söylediklerinizin arkasında duramadınız da, duygu sömürüsüne mi başladınız şimdi de!

    berk-o dediğiniz gibi “Anlatabildiğim karşımdakilerin anlama kapasitesi kadardır” sizin seviyenize gelene kadar sizinle herhangi bir paylaşımda bulunmak gereksiz…

    Bu kafayla giderseniz gelemezsiniz de. Ben de sizin seviyenize inemeyeceğime göre hiçbir zaman benimle paylaşımda bulunamayacaksınız demektir.

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...