Düşünce Suat Öztürk - 07 Mayıs 2007 06:42 pm

Canım Sıkkın..

Üç dört gündür canım fena halde sıkkın.

Madem -yorum blogu da olsa- sonuçta kişisel olan bir sitem var, içimi dökeyim bari diyorum bugün.

Bu sitenin sürekli okurları bilir; birkaç kez kardeşimin askerde olduğundan söz etmiştim. Tezkeresine  2 ay kadar var. Hatay’da yapıyor askerliğini.

Yaklaşık bir hafta önce konuşmuştuk; o zamandan beri görüşemedik. Çoğu kez sahrada olduğu için biz ona ulaşamıyoruz,  genellikle o bizi arıyor. Hiç bu kadar boşluk vermemişti.

Sık sık operasyona gidiyorlar Suriye sınırına, Avanos Dağlarına. Son görüşmemizde yine Avanos’a gideceklerini söylemişti. Dün de TV’de   “Avanos’ta çatışma” anonsunu duydum; görüntüler eşliğinde,  çembere alınan teröristlerin olduğunu ve güvenlik kuvvetlerinin operasyon yaptıklarından sözediyordu.

Bir süre önce aynı taburdan bir er şehit olmuştu aynı bölgede.

Yok endişeli değilim endişeden ziyade içimde garip bir sıkıntı var.

Sağ salim dönmesi için dua edip, “vatan millet sakarya” söylemleri yapmakla yetinecek/rahatlayacak kadar tek yönlü düşünme lüksümü kaybedeli epey zaman oldu.

Tutup da şimdi, ulus  devletimizin PKK ortaya çıkıncaya kadar Kürt relalitesini reddetmesine, sorunun tarihsel kökenine, ne yapılması gerektiğine falan girmeye niyetim yok; doğrusu dermanım da..

Bu can sıkıntım üzerime baskı yapıyor;  elimdeki spesifik sonuçlar  üzerinden
anlamaya  çabalıyorum; anlayamadığım noktalar üzerine saldırıyorum aklımla..

Hayatında boncuk atan tabancadan  başka tabanca görmemiş/kullanmamış bir çocuğun 2-3 aylık yanaşık düzen eğitimi ve 25m-200m atışları ile böyle bir gerilla savaşı tarzı muharebeye sürülmesini anlayamıyorum.

Aynı çocuğa benzer şekilde yetiştirilmiş  ana kuzularının sorumluluğunun verilmesini de anlayamıyorum.

Normal bir savaş olsa hep birlikte; eli silah tutan her birerimiz katılalım; vatanımız için mücadele edelim.

Amma  5-6 bin kişilik bir militan grubu için profesyonel birliklerin kurulmayıp eli silahtan başka herşey tutmuş bu çocukların  “kör gözüne parmağım” dan başka bir biçimde ifade edemediğim bir sürece sokulmasını anlayamıyorum.

Anlayamadığım başka şeyler de var, sıkıntıma zirve yaptıran; “niçin?” dedirten..

Şu an Avanos dağında savaşan kardeşimin annesinin başındaki örtüsü yüzünden; kendisinin muvazzaf subay olamayacak; annesinin de orduevine yemek yemeye bile giremeyecek olması gibi..

Düne kadar şehit cenazelerinde taziyeye katılan komutanların cenaze namazına katılmayıp kenarda yanaşık düzende beklemeleri gibi..

Bu milletin Peygamber(s) sevgisinden bîhaber biçimde ilahilerden ve veladet kutlamalarından “irtica” tehlikesi çıkarılması gibi..

Sırf eşi başörtülü diye milletin bir evladının rahmetli A.Fuat Başgil’den daha kibarca bir  biçimde bildiri + hukuk katliamı sarmalı ile engellenmesi gibi..

Vs.. vs.. vs..

Çok mu anlayışsızım ben?

Dilimde Cahit Koytak’ın “Sisifos’un Köyü” şiiri takıldı; içim burkularak mırıldanıyor, bu oksimoronluğun yükünden yılmış vaziyette  güzel kardeşimden haber bekliyorum..

Popularity: 9% [?]

“Canım Sıkkın..” icin yapilan 49 yorum var.

  1. 07 Mayıs 2007 - 19:18 1.Doğu

    Selamun Aleyküm Suat Bey;

    İnşallah sıkıntılarınız geçer diyeceğim ama şu yaman çelişkiler olmasa dediğiniz gibi :( Allah kardeşinizi ve askerdeki tüm kardeşlerimizi korusun. Amin…

    İyi günler, Allah’a (c.c) emanet olun…

  2. 07 Mayıs 2007 - 20:38 2.CEREN

    Suat Bey, Merhabalar,

    Uzun bir aradan sonra,bloğunuzda yazacağım yazı için , bu tür bir başlığın altında yorum yapmayı inanın hiç istemezdim.

    Ama mademki sizinle de bir şekilde kardeşlik hukukumuz var.
    Ve mademki Kardeşler sadece sevinçli ,ortalığın süt liman olduğu zamanlarda değil,sıkıntıda,üzüntüde,kederde de beraberdir.

    Üzülmeyin demek havada kalacak biliyorum.Ama en azından Rabbime, kardeşiniz ve tüm vatani görevinde bulunan askerlerimizin sağ salim evlerine dönmeleri için tüm kalbimle dua ediyor,size de “bu da geçer ya HU!” diyerek sabır diliyorum.

    En içten selam ve saygılarımla…CEREN

  3. 07 Mayıs 2007 - 20:54 3.Talha Can

    Suat Bey, alın benden de o kadar;
    http://www.pakvizyon.com/?p=198#comment-530
    biraz umutsuz bir havayla yazmıştım, ama geleceği ümitle bekliyorum.
    Muhabbetle…

  4. 07 Mayıs 2007 - 21:18 4.simeranya

    En kısa zamanda hayırlı haberler alırsınız inşallah.

    beklemek zordur, hele böyle bir ortamda…

    Sıkıntınızı anlıyor tüm ailenize sabır diliyorum…

  5. 07 Mayıs 2007 - 21:26 5.o.k.

    suat bey merhabalar,

    Allah(cc) kardeşinizi sevenlerine bir an önce kavuşturur inşallah.
    Allah onu ve askerdeki tüm o körpe yavruları korusun. selametle.

  6. 07 Mayıs 2007 - 23:46 6.Suat Öztürk

    Teşekkürler arkadaşlar, ne güzel dualar etmişsiniz, sağolun varolun.. Gönülden amin diyorum her birerine..

  7. 08 Mayıs 2007 - 00:00 7.Ecenaze

    Suat abi, gözlerim dolu dolu şu an..
    Aynı şeyler benim de beynimde zonkluyor..

    Amma 5-6 bin kişilik bir militan grubu için profesyonel birliklerin kurulmayıp eli silahtan başka herşey tutmuş bu çocukların “kör gözüne parmağım” dan başka bir biçimde ifade edemediğim bir sürece sokulmasını anlayamıyorum.

    Kimle savaştıkları bile belli değil..
    İmralı daki biyolojik çöpümüzün ne olduğu, kime hizmet ettiği az çok meydana çıkmıştı ..
    Bir avuç çapulcu ile koskoca bir TSK yıllardır nasıl başedemiyor?

    Siyasete kurban ediliyorlar, ve şehit oldukları bile tartışılır halde..

    Şu an Avanos dağında savaşan kardeşimin annesinin başındaki örtüsü yüzünden; kendisinin muvazzaf subay olamayacak; annesinin de orduevine yemek yemeye bile giremeyecek olması gibi..

    Bu böyle gitmez!
    Milletle barışmak zorundalar..

    Düne kadar şehit cenazelerinde taziyeye katılan komutanların cenaze namazına katılmayıp kenarda yanaşık düzende beklemeleri gibi..

    Bu da kurmaylarımızın aldıkları İRTİCA PARANOYASI SOSLU eğitim sürecinin bir sonucu…

    Bu milletin Peygamber (s) sevgisinden bîhaber biçimde ilahilerden ve veladet kutlamalarından “irtica” tehlikesi çıkarmaları gibi..

    Ben bugünlerde çok risk alır oldum ama, battı balık yan gider..
    Aslında TSK nın içerisinde de bir tür hesaplaşma var..
    Aleviler, çerkezler vb gruplaşmalar arasında sürüp gidecek bir soğuk savaş ..
    Bunun bize yansıması da işte böyle oluyor..

    Allah kardeşinize ve tüm mehmetçiklerimize yardım etsin..
    Annelerine evlat acısı yaşatmasın..[pisi pisine hem de]

    saygılarımla

  8. 08 Mayıs 2007 - 04:02 8.bliyaal

    Fikir olarak Suat bey ile pek uyuşmasak da, burada askerler ile ilgili yazıklarına katılıyorum. Askere gittim gideli, rütbelilerden nefret ederim. Hatta ilk geldiğimde nerede bir subay görsem küfür ediyordum. Katıldıkları kokteyllerde, ellerinde içki kadehleri tutarak Atatürkçülük yaptığını sanan bir sürü yarım akıllı var bu memlekette. Orada ölenlerin sırtından geçiniyorlar. Bunları esas kolundan tutup götürmeli, dağa çıkartmalı. PKK’nın kafasına şarap şişesi fırlatırlar, sonra da kaçarlar. Sabır Suat bey …

  9. 08 Mayıs 2007 - 07:17 9.metin-thePoor

    Sevgili dostum,

    Tanrı sabır versin. Umarım kardeşiniz sağ esen döner. İyi haberini aldığınızda bize de bildirir misiniz?

    (Konunun özü hakkında yorum yapmasam daha hayırlı olacak.)

  10. 08 Mayıs 2007 - 09:15 10.Hatice

    Suat Bey,

    Cocukluk arkadasim ve de en yakin arkadasimin esi su anda askerde. Biri sizin kardesiniz gibi tehlikeli bir bolgede, digeri de batida ancak akillara zarar bir yerde..
    Ailelerinin sıkıntısına yakinen sahit oluyorum :(

    Genc nüfusu istah kabartan (ya da kapatan) bir ulkede kim profesyonel birliklerin maliyetini goze alir ki? Insanin degeri ne bu ulkede? Kendilerinden baskasinin hayatini, dusuncelerini, varligini, devamliligini, tekamulunu, uretimini vs vs.. onemsemeyen bir zihniyetin kurbaniyiz hepimiz. Kimimiz egitimde, kimimiz memuriyette, kimimiz askerde..

    Bir gun selamet sahilini buluruz insallah..

    Rabbim kardesinizi sag salim kavustursun sevdiklerine, hem onu hem digerlerini kendi muhafazasi altina alsin.. Amin.

    Saygılar,

  11. 08 Mayıs 2007 - 10:35 11.Everfever

    İnşallah ne sizin kardeşinizin ne de başkalarının kardeşlerinin başına bişi gelmez. Sağ salim dönerler evlerine.

  12. 08 Mayıs 2007 - 10:56 12.Suat Öztürk

    Cok teşekkürler arkadaşlar dua ve dilekleriniz için..

    İş hayatimdan olsa gerek ben biraz vesveseli ve kontrolcüyümdür, ondan böyle sıkıntı yaparım bazen.

    Çoğu kez 3-4 günlüğüne gidiyorlardı, dönüp birkaç gün dinlenip tekrar gidiyorlardı. Edindiğim bilgilere göre yaz aylarinda hava güzel olduğu için dinlenmeleri sahrada yapıyorlar ve takvimi birleştiriyorlarmış. Herşey yolunda imiş, ilkesel olarak daha fazla da bilgi vermiyorlar zaten.

    Direk görüşmeden rahat etmek mümkün değil elbette; orası ayrı..

    [ Metin Ağabey, elbette görüştüğümde buradan haber veririm. ]

    (Yorum olarak yazmayıp, mail gönderen arkadaslara buradan da cok teşekkür ediyorum)

  13. 08 Mayıs 2007 - 11:54 13.murat koçak

    Sıkıntın sıkıntımızdır dostum. ” O’nun ilminden habersiz bir yaprak dahi yerinden düşmez” O’na dua edelim. Kardeşiniz ve kardeşlerimiz için…

  14. 08 Mayıs 2007 - 12:24 14.çuvaldız

    Bu ülkede her erkek evlat anası oğlunu asker kıyafeti ile görmek ister..Eline silah almak çok matah bir şey midir,birine kurşun sıkıp can almak yada giyilen o kıyafet sanki padişah kostümümüdür ki giyilince giyenin talihi değişsin..İster işte analar, akıllarından geçen oğullarının “vatanı koruyacak “kadar büyümüş olduğunu görmek ve evladı adına, kendi adına gururlanmaktır.
    Oğlu askerde olan bir ana “asker anasıyım”derken sesi nasıl gururla çıkıyor olsa da o ses korku,endişe de saklıyordur ama bu acı verici duygulara tahammül etmek içinse “vatan için” diye düşünerek kendi kendine telkin eder.öyle ya oğlu sınırda elinde silahla durmasa o yatağında huzurla uyuyabilir mi,bu vatanım dediği ülkenin sokaklarında korkmadan saklanmadan dolaşabilir mi,camilerinde ezan okunur mu,ibadetini yapabilir mi,eşi ekmek parası kazanabilir mi..vs vs..Bunların hepsini her biri bir ananın can parçası olan anaların evlatlarına borçludur.
    Analar oğullarını askere işte bu yüzden endişeli bile olsa seve seve gönderir.
    Buraya kadar bu anaların düşündüklerine hiçbir itirazım yok..ama..
    Bu düşman silahla yenilemeyen dokuz canlı bir yaratık mıdır ki binlerce şehit verilmesine rağmen hala varlığını sürdürebilmektedir,
    Düşman olanlar da bu toprakların analarının oğulları,neden onlar diğer anların oğulları gibi vatan için değil vatana karşı silah tutmaktalar,onları düşman haline getiren nedir?
    Suat bey dediğiniz gibi bu bir adı sanı belli bir SAVAŞ olsa hadi hep beraber topyekün savaşalım ama değil bu bir çeşit uzun vadeli ticari kazancı olan bir yatırım gibi..Bitirilmek istenmeyen her iki tarafa da kazandıran(!) bir ticaret ,aksine inanmıyorum!
    Tandoğan,Çağlayan meydanlarını doldurup tehlikenin farkındayız,cumhuriyeti koruyalım diyenlerin hangi tehlikenin farkında olan”analar”olduğunu merak ediyorum.
    Ben bir ana olsaydım oğlumu arkama alıp o meydanı doldurup”bu işi çözmeden sana evlat vermiyorum”derdim.Bunca zaman ölmüş olan “şehit” kabul edilen evlatların bir avuç terörist tarafından katledilmesinin hesabını sormak için o meydanları dolduranlardan biri olurdum.
    Bu bir kışkırtıcılık değil;hatırlarsınız bir ara terör örgütü silah bırakıp ateşkes ilan etmiş ve bizim rütbelilerimizden biri de aynen şöyle demişti;”biz bir savaşta değiliz ve teröristleri muhatap almayız”.Tamam kabul o halde bu ülkenin koskoca ordusu,bütçesi,araçları ve politikası neden bu can kayıplarını, bu karmaşa ve bu şiddeti durduramıyor!!!
    Biri bana senin bildiğin gibi değil derse,sorarım;bilmediğim nedir?Hangi doğru bildiğim şey yalan!

  15. 08 Mayıs 2007 - 14:38 15.Vecihe

    Tez zamanda kavuşursunuz inşallah..Sağlıcaklı haberlerinizi bekliyoruz..Selam ve dua ile..

  16. 08 Mayıs 2007 - 17:34 16.Suat Öztürk

    Teşekkürler sevgili arkadaşlar..

  17. 08 Mayıs 2007 - 18:45 17.fatih demir

    Suat abicim Allah sabir versin…

    (Turkiye’de profosyonel orduya gecilmemesinin onunde “1 milyon insanin darbe yapabilme ihtimalini” sevmeleri yatiyor herhalde…)

  18. 08 Mayıs 2007 - 23:17 18.zihniorer

    Suat bey, yıl 2004′e kadar Hatay iskenderun’da yaşadım Tam 23 yıl.
    O bölgede olup bitenleri iyi bilenlerdenim. pkk peşindeki terör tim komutanı 98-2000 yılları arasında komşumuzdu ve de çok yakın arkadaşımdı.
    Şunu demek istiyorum, hatayda yılda bir böyle operasyon olur. Ondan sonra tamamen durulur. Daha çok Erzin ilçesindeki dağlarda barınırlar. Suriyeden sızan pkk, hatta Osman öcalan’ın da o bölgede gizlendiği söylenirdi.
    Bir olay yaşanmışsa, büyük bir olasılıkla bı yıl bir dahası yaşanmaz, istatistiki gözlemlere göre. Çünkü, oraya o olay nedeniyle yığınak yapıldığuını bilirler.
    Sabırlar dilemketen başka ne yapabiliriz. Kaygınızı paylaşıyorum bir işe yarar mı bilinmez ama. Bence, fazla kaygıya gerek yoktur.
    selamlar.

  19. 09 Mayıs 2007 - 11:45 19.Suat Öztürk

    Tesekkürler arkadaşlar,

    Az önce konuştum kardeşimle, sağ salim dönmüşler..

    Bilanço da şu:

    Çembere alınan 5 kişilik bir militan grubuymuş. Birisi kaçmış, ikisi öldürülmüş, birisini çatışma sırasında yaralanmış, ölmüş, arkadaşları gömmüşler. Köpekler bulmuş mezarını.. Sonucusu da sağ ele geçirilmiş.

    Sevinmek/üzülmek.. Bu toprakların çocukları; ölenler de öldürenler de.

    Bu anlamsız kavganın durması dileğiyle…

  20. 09 Mayıs 2007 - 12:04 20.Muzaffer Edip Kayhan

    Merhaba;
    Önce üzüldüm sonra rahatladim.
    Kardesiniz sag salim dönmüs.
    Sonra yine üzüldüm. Hain PKK´nin beyinlerini yikayip ” hic ugruna ölüme gönderdikleri” ölmüs. Onlarin da yakinlari akrabalari var…

  21. 09 Mayıs 2007 - 12:45 21.Tunç

    Dualarim seninle ve kardesinle. Bu ugursuz ve isimsiz savas hakkinda ne düsündügümü çok iyi biliyorsun, ben de bir sürü risk alarak neler neler yazdim …. Ece Hanim da içini dökmüs, bin misli daha söylese az gelir.

    Neden hep komutan atamalari sirasinda (Temmuz-Agustos) siddetleniyor çatismalar?

    ALLAH memleketimizi kurtarsin görünen ve görünmeyen, derin belalardan.

    Muhabbetle

  22. 09 Mayıs 2007 - 12:51 22.kuzucuk

    Terörist grup 5-6 bin kişide olsa (rakamı bilmiyorum ama daha fazla olsa gerek) gerilla taktiğiyle savaştıkları için profesyonel birlikler kurupda bunlarla mücadele etmesi söylemi saçma oluyor. Gerek alanın büyüklüğü gerekse dağlık olması onların işini kolaylaştırıyor. Bu kadar büyük bir alanda bunlarla mücadele edecek yüzbinlerce kişilik profesyonel bir birlik kurmanın maliyetinin altından Türkiye kalkamaz. Sınırlı sayıda da olsa profesyonel birliklerde savaşıyor.

    İslamın bir şartını bir emrini beğenmeyen küçümseyen bizden değildir. Milyonlarca kişi hep bir ağızdan şeriat istemiyoruz desede durum değişmez. Çok tehlikeli sözler bunlar. Allah akıl fikir versin demekten başka birşey diyemiyorum.

    Şehit yalnızca Allah uğrunda öldürülenlere denilir. Bizde yanlış kullanılan kavramların başında şehit - yaratmak ve kader gelir. Çuvaldız hanımın sözlerine bakarak dolaylı yoldan gidersek yalnızca müslüman olanların bu düşünce ile savaşıp ölmelerinden dolayı şehit olur mu olmaz mı? En azından bu düşüncede olması gerekiyor. Hele ki devrim şehiti demokrasi şehidi demiyorlar mı gülmekten kendimi alamıyorum.

    Şehit Allah uğrunda ölenlere deniliyorken bazılarının müslümanlara yaptığı çin işkenceside büyük tezat oluyor. Hele ki Peygamberimizin aleyhisselatu vesselam doğum haftasında küçük kızların ilahi okumasını kabul etmeyen zihniyete ne demeli.

    Ne garip bir ülkede yaşıyoruz. Şehit olabilirsin ama Peygamberini sevemezsin. Allaha inanırsın ama kadınların tesettürene el uzatırsın. Ne kadar açıklasak da değişen birşey olmuyor. Birileri ısrarla bizi anlamıyor yada anlamak istemiyor. Bu ülkenin sahibi biziz ama bize üvey evlat muamelesi yapılıyor. Ev sahibi iken bizi bodrum kata tıkmışlar ve bize zindan hayatı yaşatıyorlar. Ama ölürsekde bizi şehit olarak uğurluyorlar sağolsunlar.

    Allah lafzı varken tanrı kelimesinide kullanmayı doğru bulmuyorum. Üstad Necip Fazıl bir profesöre soruyor Allaha inanırmısın? Profesör cevabında Allaha değil ama tanrıya inanırım diyor. Hulki Cevizoğlunun programında da konuk olan zat ben gök tanrıya inanırım demişti.

  23. 09 Mayıs 2007 - 13:42 23.Suat Öztürk

    Kuzucuk, merhaba..

    “Bu kadar büyük bir alanda bunlarla mücadele edecek yüzbinlerce kişilik profesyonel bir birlik […]

    Neden 100.000 lerce kişilik birlik?

    5000-6000 kişiye karşılık, ağır silahlarla donanmış sürekli hava kuvvetleri ve lojistik destekli, aynı gerilla yöntemi ile savaşacak 40-50 bin kişilik bir kuvvet yetmez mi?

  24. 09 Mayıs 2007 - 13:46 24.Suat Öztürk

    Muzaffer Bey, Tunç bey, teşekkürler…

  25. 09 Mayıs 2007 - 13:53 25.metin-thePoor

    Sevgili dostum, geçmiş olsun.

  26. 09 Mayıs 2007 - 14:19 26.kuzucuk

    Merhaba,

    50.000 kişinin sadece maaşı nerden bakarsan kişi başına 2 - 2.5 milyardan ayda 100 trilyondan fazla para yapıyor

    Bu askerlerin sosyal güvenceleri lojmanları ve diğer hakları ile bu rakam kat kat artıyor. Bu askerlerin eğitilmesi içinde giderleri eklemek lazım.

    Bu askerlerin ölmesi sonucu ailelerinin alacakları tazminatları düşünmek lazım. Bu askerlerin emekliliklerinde alacakları haklarda listeye eklenmeli.

    Savaşın sona ermesinin sadece askeri güçle olmayacağınıda düşünürsek yıllarca sürecek savaşta bu giderler ekonomiye büyük yük getirecektir. Diyebilirsiniz ki insan hayatı mevzubahis ise bu rakam feda edilebilir. Ama Türkiyenin de şartları malum arkadaşlar.

    Bu adamlar vurkaç taktiği uyguluyor. Bunların geldikleri yerlere müdahele edemiyorsunuz. Ne yazık ki bahsettiğiniz gibi 3 aylık eğitimden sonra bu bölgelere askerlerimiz gönderiliyor. Karşılarındaki teröristler iyi eğitimli bölgeyi biliyorlar.

  27. 09 Mayıs 2007 - 14:36 27.Bulent Murtezaoglu

    Suat bey, gecmis olsun. Ne yazacagimi bilemedim, iyi haber gelince yazarim dedim — oyle de oldu.

    Profesyonel ordu hakkinda sadece maliyetlerden yurunuyor ilka bakista ama bunun baska boyutlari da var tabii. Guclu devletler icin (ki bizim omurumuz icinde Turkiye de gittikce oyle olacak gibi gozukuyor) mecburi askerlikle kurulmus bir ordunun devlet politikasinda herhangi bir aractan farkli olmasi da soz konusu oluyor — yani yuk sadece vergi degil secmenin ailesinden birilerinin cani da olunca kullanma karari daha zor veriliyor. Bu sadece bir tarafi tabii. Bunu Muzmin beyin orada da biraz konusmustuk:

    http://muzminanonim.blogspot.com/2006/06/parasyla-deil-mi.html

  28. 09 Mayıs 2007 - 15:37 28.ahmet tunahan

    Reklamdaki duygusallıkla yürekteki duygusallığın mücadelesi .Her kim hangi amaçla göderirse göndersin bu millet için acemicede olsa kurşun atan herkese yürek dolusu selamlar.

  29. 09 Mayıs 2007 - 16:31 29.Suat Öztürk

    Metin Ağebey, Bülent Bey, teşekkür ederim.

    Kuzucuk,

    Şu an ordudaki muvazzaf subay-astsubay kaç tane biliyor musun?

    Sadece onlar içinden -örneğin çift maaş verilerek- seçileceklerle ve askerlik süresinin kısaltılması vs gibi tasarruflarla bile bu mesele halledilebilir.

    Ayrıca zaten şu anda sahraya sürülen çok yüksek sayıdaki “beleş” askerlerin maliyeti de -sanıldığı gibi- hiç de az değil..

    Kaldı ki 70 milyonluk bir ülkeden ve terör gibi milyarlarca dolara malolan bir beladan sözediyoruz. 40-50 bin gerilla savaşçısı istihdam edemeyeceksek vay bizim halimize.

  30. 09 Mayıs 2007 - 21:36 30.VolkanS

    Suat Abi,

    Allah sıkıntılarınızı (sıkıntılarımızı) geçirir inşallah.

  31. 09 Mayıs 2007 - 22:41 31.Suat Öztürk

    Teşekkür ederim Volkancığım; amin..

  32. 10 Mayıs 2007 - 07:46 32.kuzucuk

    Ordudaki er sayısı her zaman subay sayısından kat kat fazladır. Eğer küçük birliklerle olay çözümlenseydi o zaman doğuda görev yapan askerlerin çoğunun operasyonlara katılması icap etmezdi. Ayrıca olayın bir diğer yönüde para dahi verseniz kaç kişi doğuda teröristlerle sıcak temasa girer.

    Bizim ülkemiz için birkaç milyar doların bile önemi büyük bunu sizlerde biliyorsunuz.

    Dağdaki 5-6 bin kişi sabit bir noktada değil ki bunların kökünü kazıyalım. Bu adamlar bir gün burdaysa diğer gün başka bir yerde ve sayılarıda çok fazla olmuyor. Arazinin büyüklüğünüde hesaba katmak lazım. Ayrıca bu adamlara sürekli yeni katılımlarda oluyor.

  33. 10 Mayıs 2007 - 07:51 33.kuzucuk

    Allah kavuştursun, Allah yardımcınız olsun.

  34. 10 Mayıs 2007 - 09:00 34.ridvan

    Sevgili Suat Bey,
    Çok zordu yorum yazabilmek, bende yaşadım 17 ay 1997 Mardin de, hep böyle olurdu, konuşamazdık bile arkadaşlarımız orada cephedeyken, içimizden dualar sadece, kardeşinin iyi haberini de böyle bekledik, şükürler olsun sağ salim dönmüşler. Gözümüz aydın.
    Sarılalım şimdi tekrar kocaman, mutluluk göz yaşlarımızla…
    Allah onlara güç, çeviklik. size sizin gibi asker ailelerine sabır versin.
    Anneme sorduğumda benim o günlerimi, her gün saatlerce ağlardım diyebildi, ajans başında oturdum hep diyor
    Allah annenize ve tüm analarımıza sabır versin, dualarımız hep onlarla olacaktır.
    Allah’a emanet olun

  35. 10 Mayıs 2007 - 09:16 35.Tuncay Yılmazer

    Değerli kardeşim Suat Bey,

    Yazınızı okurken bir hayli duygulandım.
    Allah kısa zamanda kardeşinize, o bölgede her türlü zor şartlarda görev yapanları da ailelerine kavuştursun.

    Güneydoğu sorunu hakkında eleştirel bir bakış açısıyla yazılmış en güzel kitap, Osman Pamukoğlu Paşa’nın “Unutulanlar haricinde Yeni Bir Şey Yok” adlı kitabıydı. Kitaptaki eleştirilere de şu ana kadar doğru dürüst bir yanıt verilmediğini de belirteyim.

    İlgilenenler için çok güzel bir Mehmet Altan yazısı:

    http://arsiv.sabah.com.tr/2006/07/22/yaz71-40-103.html

    Selamlar.

  36. 10 Mayıs 2007 - 11:06 36.davutkurkut

    sıkma canını,

    “HÜZÜNLENMEYİN, ALLAH SIZINLE BERABERDİR”

    ESSELAMUN ALEYKÜM

  37. 10 Mayıs 2007 - 11:39 37.Suat Öztürk

    Rıdvan Bey, Tuncay Bey, Davut Bey,

    Çok teşekkür ederim.. Sağolun..

  38. 10 Mayıs 2007 - 15:56 38.Gereksiz

    Ben bir subay evladı olarak orduevlerinde ki sistemin nasıl işlediğini biliyorum.Eğer anneniz bir ideoloji belirten bir başörtüsü(türban) takıyorsa alınmaz;Çünkü sizin kardeşinizin savaşma nedeni birçoğumuzun da bildiği üzere bu ülkenin iç ve dış düşmanlarıdır .Ama eğerki diyorsanız yaşını başını almış bir bayan düğüm attığı bir örtüyle giremedi işte o zaman bir sorun var demektir.Zaten her dindar insanın da bildiği gibi Kuran’da örtünmek sadece namaz esnasındadır.Bu yüzden böyle sorunlarda çuvaldızı kendinize daha sonra Türkiye’nin en çok güvenilen kurumuna batıracaksınız.

    Saygılarımla

  39. 10 Mayıs 2007 - 16:35 39.Ekrem Senai

    Zaten her dindar insanın da bildiği gibi Kuran’da örtünmek sadece namaz esnasındadır

    Şöyle demelisiniz: Her dindar insana yaptıracağımız şu ki sadece namaz esnasında örtünmenize izin vereceğiz.

    Bana namaz esnasında kadınların neden örtünmesi gerektiğini mantıklı olarak açıklayabilirseniz belki ikna olabilirim.
    Nitekim Zekeriya Beyaz hocaefendi bile kadınların evlerinde çırılçıplak bile namaz kılabileceğini salık vermişti. Ciddiye aldığımdan değil de, hadi yine bir mantığı var.

    Ama tabi askerlikte mantık aranmaz değil mi, unutmuşum…

  40. 10 Mayıs 2007 - 16:42 40.Suat Öztürk

    Sayın Gereksiz,

    Orduevlerine hiçbirşekilde başörtülü girilemiyor. (Dahası annesi başörtülü kişiler -yazılı olmayan kurallarla- muvazzaf subay-astsubay da olamıyor)

    Hem şu türban ile başörtüsü arasındaki farkı açıklar mısını bir zahmet? Ben bilmiyorum farkını.

    Sonra bunun standardı nedir, ölçütlerini kim belirlemiştir? Bu konuda hazırlanmış bir yönetmelik var mıdır? kaç düğmük atarsa türban olur, iğnelerde refahçımıdır, süleymancı mı? Arkadan dolaştırırsa, nurcu, sıkma baş yaparsa tayyipçi midir? Nasıl bağlanması gerekir ki yüksek müsadelerinizi kazanabilsinler?

    Bu yüzyılda hala insanların kılık kıyafetlerinden dolayı sınıflandırmak, şöyle bağlarsan böylesin, böyle bağlarsın şöylesin demek utanmazlık değil de nedir?

    Şuna takıldım; “yaşını başını almış bayan”.. Ne demek bu? Gençler takarsa olmaz mı?

    Ne kadar aşağılık bir ayrımcılık yaptığınızın farkında mısınız?

    Kur’an da ne yazdığı, ona inanan ve onu yorumlayanları ilgilendirir.. Bir kişi Kur’an’daki ilgili ayeti “örtünmek farzdır” diye yorumluyor ve bu inançla örtünüyorsa hiçkimsenin buna müdahale etmeye hakkı yoktur. Aynı biçimde ilgili ayeti “örtünme farz değildir” şeklinde yorumlayanlara kimseyenin karışamayacağı gibi.

    Bu konu bireysel bir tercihtir; alay eder gibi insanlara “ama Kur’an da örtüme yok/veya yok diyenler var” demek ve bu sebeple örtüsünü çıkartmasını istemek inancı için örtünenlere hakarettir.

    Askere alınırken, şehit olmasını isterken, türbanlı, başörtülü, sıkmabaşlı, kıçına bağlayan, başına bağlayan, fereceli, yaşmaklı diye ayırmayıp, verdiğim vergilerle kurulmuş orduevlerinde yemek yiyeceği zaman kıstas koymak düpedüz ayrımcılıktır.

    Buyrun çuvalsız mı mızrak mı, kime batacaksa batsın bakalım..

  41. 10 Mayıs 2007 - 16:43 41.çuvaldız

    Sayın Gereksiz,
    Çuvaldız dediniz de alındım,peki bendekini kullanalım Kuran da başın nerde kapatılacağını biliyorsunuz çok güze peki “başörtüsü takılı olanlar”giremez yada evlatları subay olamaz diyen kural nerde yazılı?
    Bildiğim kadarı(ve bir albay tanıdığımın da onayladığına göre)ile kabul edilen kıyafet tanımı yok!

  42. 10 Mayıs 2007 - 16:59 42.Ekrem Senai

    Suat abi,

    Allah sağ salim kavuştursun. Zorunlu askerlik hizmeti ne demektir biliyor musunuz? Hakim de olsan, emniyet müdürü de olsan, mühendis te olsan, doktor da olsan benim karşımda selam çakacaksın… demektir. Bunun dışında TSK’nın paralı askerliğe karşı çıkmasının, profesyonel ordu kurmaya karşı çıkmasının bir mantığını ben çözemiyorum. Çözebilen varsa söylesin.

  43. 10 Mayıs 2007 - 17:01 43.Ecenaze

    Başörtülülerin çocuklarını ER olarak da askere almasınlar o halde!!!

    Dağa, operasyon da şu meşhur Tandoğan ve Çağlayan mitinglerine jeeplerle giden, sarı boyalı hatunların çocuklarını yollasınlar…

    E ne de olsa bu ülkeyi onlar bizden daha çok seviyorlar değil mi!!

    [ÇOĞU YURTDIŞI ÇIKIŞI YAPIP ASKERDEN KAÇIYOR]

  44. 10 Mayıs 2007 - 17:01 44.Ecenaze

    Başörtülülerin çocuklarını ER olarak da askere almasınlar o halde!!!

    Dağa, operasyona da şu meşhur Tandoğan ve Çağlayan mitinglerine jeeplerle giden, sarı boyalı saçlı moderen hatunların çocuklarını yollasınlar…

    E ne de olsa bu ülkeyi onlar bizden daha çok seviyorlar değil mi!!

    [ÇOĞU YURTDIŞI ÇIKIŞI YAPIP ASKERDEN KAÇIYOR]

  45. 10 Mayıs 2007 - 17:10 45.mustafa

    bence; TSE bu işe derhal el atlamalı.

    askeri nizamiyelere birer TSK yetkilisi konulmalı.

    TSE, askeri yetkililerle ‘’çene kısmından kaç cm aşağı inildiğinde ideolojiye girer'’ şeklinde bir görüş alış verişi sonucunda bir karar verilmeli.

    daha sonra giren çıkanların çenesine bir çetvel konmalı, bu ölcüye uymayanlar ‘’ üzgünüz, ölcüye uygun düşmüyorsunuz, bu siyasi ideolojiye giriyor'’ şeklinde uyarılmalı, içeri alınmamalı..

  46. 10 Mayıs 2007 - 17:11 46.mustafa

    bence; TSE bu işe derhal el atlamalı.

    askeri nizamiyelere birer TSK yetkilisi konulmalı.

    TSE, askeri yetkililerle ‘’çene kısmından kaç cm aşağı inildiğinde ideolojiye girer’’ şeklinde bir görüş alış verişi sonucunda bir karar verilmeli.

    daha sonra giren çıkanların çenesine bir çetvel konmalı, bu ölcüye uymayanlar ‘’ üzgünüz, ölcüye uygun düşmüyorsunuz, bu siyasi ideolojiye giriyor’’ şeklinde uyarılmalı, içeri alınmamalı..

  47. 10 Mayıs 2007 - 17:23 47.çuvaldız

    Mustafa bey,bu fikri beğendim,hatta isterseniz bu “düğüm ölçer cetvelin” üst kısmını da çember şeklinde yaparız aynı zamanda kafatası ölçümü de yapar..fikir sizin patent size ait olabilir ve hatta şu reklamlardaki kredi kartı gibi bir kartı göğüs üzerine konunca niyet okuyan bir alet kullanılsa daha iyi olmaz mı?Milletvekillerinin de,cumhur başkanlarının da,kamu memurlarının da seçiminde kullanılır?Bu fikir nasıl sizce ?
    trajik değil ideoloji-komik buluşlar!

  48. 10 Mayıs 2007 - 17:42 48.fatih demir

    Sayin Gereksiz,

    Isminizle musemma bir yazi yazmissiniz. Aslinda cok da kaale almamak lazim sizin gibileri…
    Orduevlerindeki sistemin nasil isledigini bilirim demissiniz. Yaw merak ediyordum bende bana da biraz anlatir misiniz? Yani orduevine “ordu yakini” diyerek konu komsu tum arkadaslarinizi toplayip masalari envai cesit mezelerle donatip nasil uc kurus para odeyip ciktiginizi duymak isterim….. Devletin mali deniz yemeyen domuz gudusu ile mi yapiyorsunuz bunlari? Hangi ahlaki dusunce ile bunu icinize sindiriyorsunuz? Hepsini yedikten sonra gece yastiga basinizi koyup nasil uyuyorsunuz? Gariban erlere hastalik sacan postallari “devletin parasini korumak” adina 24/7 giydirirken ayni “devletin” parasini subaylara 5 yildizli otellerden luks orduevlerinde nasil peskes cekiyorsunuz???

    Kendinizle nasil yasiyorsunuz???

    Basortusymus…turbanmis…. Perugu niye yasakliyorsunuz o zaman? Boneyi??? Turban siyasi yalanlari ile ancak kendinizi kandirirsiniz… kendi icinizde calar kendi icinizde oynarsiniz…

    Dini 50sinden sonra yasanacak bir yaslilik klubu, Hristiyanliktaki gibi bir gunah cikartma kurumu olarak goren “yasini basini almissa” cumleniz de tam yakismis… Baska turlusu beklenemezdi zaten sizlerden…

    Bir de bu Kurandan madem bilgi veriyorsunuz “yalan” bilgi vermeyin…yada kaynak verin… geci siz kaynaksiz konusmazsiniz degil mi…dogmacisiniz…

    bir de benim cok merak ettigim bir soru da su…. Bu Turkiyenin en guvenilen kurumu hikayesi…. acaba miting alaninda CHP’nin oylarinin %65′e ciktigini soyleyen mantik ozurlu kose yazarlarinin yaptigi gibi birsey mi bu anket…. Orduevinde yada subay lokalinde mi cikti bu Turkiyenin en guvenilir kurumu lafi???

  49. 10 Mayıs 2007 - 17:47 49.Çuvaldız

    Mehmet Altan’ın yazısını okuduğumda hafızamda canlananlar;

    Okul arkadaşlarımdan biri (bir grafiker)87 senesinde doğuda askerlik yaptı.Döndüğünde anlattıkları ve psikolojisi oldukça farklıydı.

    Pusuya yattıklarında pusu içinde kalanın kendilerinin olduğunu,köylülerin gönüllü yada zorla teröristlere bilgi,barınma ve yiyecek temin ettiğini,asker bulunan köylerde okul direğine çekilen bayrağın teröristlere burada asker var demek olduğunu anlatmıştı.Teröristlerin araziyi avuçlarının içi gibi bildiklerini ve her türlü hava şartında faaliyette bulunabilecek kadar deneyimli olduklarını da söylemişti.Yine bu şartlar sebebiyle askerden sağ dönen ama bu askerlik sırasında böbreği rahatsızlandığı için şimdi annesinin böbreği ile yaşayan bir akrabam var.

    Sıcak temasta bulunanlar ,salim bedenlerle dönseler bile psikolojileri etkilenmiş, bakışları da değişmiş oluyor.İlk kez ellerine silah alıp öldüren,yanlarında arkadaşları ölen bu insanlar zaman içinde etkisi azalan ama silinmeyen izler bırakan bir travma yaşamış oluyorlar.Gelecekte bu problemin siyasal çözümünde bulunması muhtemel bu gençler sizce nasıl bir çözüm üretebilirler?

    Yine Silopili Kürt olup Türküm diyen bir gencin anlattıkları;durumu iyi sayılan ailelerin çocuklarını İzmir,Ankara,İstanbul gibi şehirlere göndererek hayatlarını kurtardıklarından(!),

    köylerini ilk kez terörist bastığında,savaştayız da bizim mi haberimiz olmadı diye düşündükleri bir ülkenin askerleri sanmışlar ama sonra da giyim kuşamlarından sınır ötesinden gelen eşkıyalar olduklarını düşünmüşler,Türkçe bilmeyen lider diğer bir teröristtin tercümanlığı ile tehditlere zor kullanılarak köy meydanına toplan köylüye ne istediklerini ve ne istemediklerini anlatmış.Köylülerden tehditle mahsulleri,hayvanları ve ÇOCUKLARI alınmış.

    Bireysel karşı duramayacaklarını bildikleri için askere başvurmuşlar,aldıkları cevap silah yardımı yapabiliriz olmuş ve şikayet giden bir muhtarın tüm ailesini kendi ve köy ahalisi önünde “örnek ceza” olsun diye öldürmüşler.

    Örgüte yapılan her askeri eylemde bir köy basmışlar çocukların gözleri önünde ölümler gerçekleşmiş.Ölüler traktör ardına takılıp yerde sürüklenmiş ve bu traktörün arkasına da çocuklar takılıp oyun oynamışlar! (bunu canı yanan halkı teskin için ,biz de eylemde bulunuyoruz diyenler yapıyor)

    O zamanlar çocuk gözü ile bu olaylara şahit olan bu çocuk,şimdi karşımda oturmuş tüm bunları anlatan genç yetişkin bir insan ol(abilmiş)muş!Babasının kurtarmak için Ankara’ya eğitime gönderdiği bir üniversite mezunu.

    Zaman bir tek taraf için geçmiyor!Zaman geçtikçe bu olaylar azalıp çözülecek mi yoksa insanlar “taraf” olmaya devam edip,sürgit bir kan davasına mı dönecek?

    Bu kesip atılacak bir kangrenli uzuv değil,kendi kendine iyileşecek bir yara da değil.Görünen o ki bugüne kadar artık profesyoneli olunan bu izlenen yolun, çözüm olamadığı belliyken ısrar neden?

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...