Güncel & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 02 Mayıs 2007 04:21 pm

Vuruşarak Çekilmek..

Oligarklar boş durmuyor bu arada. 367 mucidi Kanadaoğlu bu saatten sonra TBMM  Anayasa değişikliği yapamaz diyormuş.

Anlaşılan derinler C.Başkanını halkın seçmesine karşı.

Mahkeme, köylülerin, hassoların, memoların C.başkanlığına, hukuk hokkabazlığı ile engel olmuş durumda.

Aslında CHP zihniyetinin kendi ayağına nasıl kurşun sıktığı ortada. Bu son kararla ister eski sistem devam etsin isterse halk seçsin artık militarist ve antidemokratik zihniyetli solculara köşk yolu kapanmıştır.

Mevcut sisteme göre ileride de TBMM’de her halukarda 183 tane sağ-muhafazakar vekil olacağına göre onların onaylamadığı hiçbir kimse C.Başkanı olamayacak.

TBMM meclis çoğunluğu da sağda  olacağına göre içlerinden bir ılımlı üzerinde uzlaşma şart olacak. Bu da bundan sonraki cumhurbaşkanlarımızın sürekli   ”ılımlı bir sağcı/sağ kökenli” olacağı anlamına geliyor.

Bu mevcut sisteme göre.

Halkın seçmesi durumunda işleri daha da zor. Bu ülkede solun oyu %30 u geçmez. İki turlu seçimlerde her zaman sağ-muhafazakar kesim kazanır. Baykal’ın şimdiden buna itiraz etmesi ve “Yandım Allah” mealindeki telaşı da buna işaret.

Oligarşinin temsilcileri kanal kanal gezip C.başkanı’nı halkın seçmesinin mahzurlarına değinip duruyorlar.

Galiba derinler sistemin değişmesini  istemiyor, 367 hokkabazlığı  revizesiyle yetinmeyi düşünüyorlar. Böylece bir daha kendilerinden birini seçemeyecekler ama “çevre”nin, hassolarla memoların adayı üzerine de pazarlık yapabilecekler.

“Vuruşarak çekişmek” diye buna derim ben.

Erdoğan ayarlasa bu kadar lehinde olamazdı herşey.. 

C.başkanlığını halka seçtirmeyi de başaramazsa al sana bir mağduriyet daha. Akşam “Birikim”ci Laçiner “AKP oy patlaması yapabilir” diyordu TV’de; galiba çok sıcak günler bekliyor bizleri.

Son tahlilde; bir sabah tank namlusu ile uyanmazsak eğer, düşe kalka demokrasi yolunda ilerleyeceğiz.

Popularity: 14% [?]

“Vuruşarak Çekilmek..” icin yapilan 43 yorum var.

  1. 02 Mayıs 2007 - 17:13 1.fizikci

    CHP şu ana kadar Ak Parti’ye muhalefet ediyordu. (Aslında halka muhalifliğini Ak Parti ile perdeliyordu demek daha doğru olur) Eğer CB’nı halk seçecek olursa, bundan sonra direk halka muhalefet etmek durumunda kalacak. Halka muhalefet edilmez, edilecekse bunun yolu darbe taraftarlığıdır.

    Yani ya darbe gelecek, ya da demokrasi. Tam bir yol ayrımındayız.

    Laçiner’e aynen katılıyorum. Milletimiz (aslında vicdanı olan her insan) mağdur ve onurlu olandan yanadır. Adaletten, haktan yana olmak bunu gerektirir. Gül, Erdoğan (kısaca Ak Parti) hem mağdur hem onurludur. Erdoğan’ın muhtıradan sonra direk GK’la telefon görüşmesi yapması, dün akşamki açıklamasında “ordu bize bağlıdır” demesi ona çok ciddi puan kazandırmıştır. Darbe karşısında acziyet göstererek şapkasını alıp gidenlere bu millet acımamıştır ama Bülent Ecevit gibi dik duranları da desteklemiştir. Erdoğan bugüne dek görülen en dik duruşu sergiliyor. Ya da -çok söylendiği gibi- dik duruyor ama dikleşmiyor.

  2. 02 Mayıs 2007 - 17:32 2.BetüL

    Hala bir sabah tank namlusu ile uyanma ihtimali insanin icini urpertiyor. Hala boyle bir ihtimalin olmasi ne aci.

  3. 02 Mayıs 2007 - 18:48 3.Tunç

    Yeni bir yarisma düzenleyelim, AKP kaç alacak? bütün bu olaylar baslamadan önceki tahminim %40 idi. Ama oligarsi direndikçe, hile-hurda ile kendini rezil ettikçe hiç ummadik insanlar bile AKP’ye oy verebilir. %50′mi desem? yoksa daha çok mu?

    Dogal tabani ve diger muhafazakarlar ile beraber bir sürü anti-Darbe oyu da onlara gidecek. Acaba Baykal gene aglayarak Anayasa Mahkemesi’ne gider mi seçimi iptal etmek için?

    Böylesi bir durum için AKP’nin B plani var midir?

    Dostlukla

  4. 02 Mayıs 2007 - 19:15 4.simeranya

    “Çarşı herşeye karşı”

    CHP ve onun zihniyetini temsil edenler, fanatik futbol taraftarları gibi davranıyorlar.

    Önlerine ne gelirse “hayır”, “olmaz” naraları atıyorlar. Nasıl olsa tartışmalar mahkemede sonuçlanır. En yüksek mahkemenin nasıl karar verdiği ortada olunca…

    Garip Anayasa Mahkemesi Başkanı hanımefendi; Başbakanın “demokrasiye kurşun sıkılmıştır” ifadesine tepki koymuş. Sormazlar mı Deniz Baykal’ın “bizim istediğimiz yönde bir karar çıkmazsa ülkede çatışma çıkar” sözüne neden tepki vermediği…

    Eee! nede olsa zihniyet aynı.

    “CHP halkakarşı”

  5. 02 Mayıs 2007 - 19:19 5.BetüL

    Tunc : )

    Ak partinin %40′i gecmesi hos bir supriz olurdu, ama sanmiyorum.

    Darbe karsiti olan, sag goruste olup baska partilere oy vermeyi dusunen fakat bu baskilarla gozleri acilan pek cok kisiden oy gelecegi gibi, oy vermeyi dusunup ya bu akp de cok oluyor, hasa orduya karsi cikilir mi? fazla konusuyor gerginlik yaratiyor, ulke kariscak, darbe olcak diyerek baska partilere yonelenler de olcaktir.

    Her halukarda %32 nin uzerindeki oylar CHP nin askerin hediye ettigi oylardir.

    Yarin secim olsa %36-38 civarinda oy alacagini tahmin ediyorum. Fakat secime kadar koprunun altindan cok sular akacagi, daha cok ali cengiz oyunlarina basvurulacagi icin simdiden tahminde bulunmak erken olur.

    Bakalim baraj degisek mi, sol birlesek mi, kim kimle ortak girecek secime.

    Benim merakim da BBP ve SP birlesme sinyalleri verdi, birlesirlerse %10 luk baraji asabilirler mi, ne dersiniz?

  6. 02 Mayıs 2007 - 19:33 6.Bulent Murtezaoglu

    Garip Anayasa Mahkemesi Başkanı hanımefendi; Başbakanın “demokrasiye kurşun sıkılmıştır” ifadesine tepki koymuş. Sormazlar mı Deniz Baykal’ın “bizim istediğimiz yönde bir karar çıkmazsa ülkede çatışma çıkar” sözüne neden tepki vermediği…

    Haber surada:
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=535005

    Demis spylediginiz gibi birseyi galiba:

    ‘’Bu bağlamda ‘Anayasa Mahkemesinin 367 milletvekili bulunmadan cumhurbaşkanı seçilebileceği yönünde karar verilmesi durumunda Türkiye’nin tehlikeli bir çatışma ortamına sürükleneceği’ şeklindeki tahrik edici açıklamalar ile çeşitli kişi ve kurumların, mahkememizin verdiği kararları tartışmalı hale getirecek yayın ve ifadeleri kabul edilemez sorumsuz davranışlardır.

    Soylemedigini nerede okudunuz? Bazen gazeteler okuyucularinin arzusuna gore bazi seyleri olmamis gibi gosterebiliyorlar. Oyle birsey mi oldu acaba?

  7. 02 Mayıs 2007 - 20:10 7.Doğu

    Selamun Aleyküm Suat Bey;

    Efendim Tandoğan ve Çağlayanda yürüyen coşkulu kalabalıklar acaba gerçekte neden yürüdüler? Bu konuda bir kaç kelam etmenizi dilerim. Ne de olsa bu zamanda kölelerin bile egosu zirvede. “HANGİ?” NEFSİ MÜDAFA! desem. Birileri kendileri pişirip kendileri yerken bu dünyadan ve kendilerinden habersizlere mi kaldı Cumhuriyeti savunmak? Acaba bu çok nezih, temiz ve zeki insanlarımız niye yordular kendilerini o kadar?

    İyi günler, Allah’a (c.c) emanet olun…

  8. 02 Mayıs 2007 - 21:34 8.Tunç

    Selamlar Betül Hanim,

    Madem siz %40′i geçmez dediniz, ben mecburen %50′ye yaklasacak diyeyim :) de biraz oyun olsun su gergin günlerde. Sonra gene bu sayfalarda bulusur konusuruz.

    Hakemin taraf tuttugu bir maçta torpilli güresçiyi puanla yenmek olmaz, ancak tus etmeniz gerek.

    AKP ne tür seçim olursa olsun ciddi bir fark bindirirse çok iyi olacak. Yoksa CHP baslar gene “hile oldu, filan ilçede sunu bunu yaptilar” diye.

    Muhabbetle

  9. 02 Mayıs 2007 - 22:04 9.Arslan Kıraç

    Ben cumhurbaşkanını halk seçmesinin,artık sadece sağcı cumhurbaşkanı çıkaracağını düşünmüyorum.Zaten şu anda miltarist ve faşist olan CHP,sosyal-demokrat gözüken AK Parti’dir.Bunu AB’deki Türk parlementerler söylüyor.Yani sağcı-ılımlı sağcı şart diye birşey olmayacaktır ve bunu böyle algılamalıyız

    Mesela artık cumhurbaşkanı seçilebilmek için tüm partiler Halkın duyarlılığına yaklaşacaktır.Bu CHP zihniyetinin sonu anlamına gelir.Artık CHP bile c.başkanı seçtirmek için dindar kitlenin ve düşük gelirli esnaf-memur sınıfını daha çok analiz etmek zorundadır.Zira Bülent Ecevit tarzı birisini bir gün c.başkanı seçtirebilirler.Fakat bireysel hak ve özgürlükler had safhada önem kazanacaktır(Özellikle başörtüsü yasağı kalkacak,Kürtlerle daha sağlam bir düzlemde muhatap olunacaktır)

    Cumhurbaşkanı artık halkla iç içe birisi olacaktır.Öyle ki gelecekte cumhurbaşkanlığı yeni bir yapılanmaya gidip halkla meclis arasında Ombudsman kurumu oluşturacaktır.Kritik konularda bu kurum sayesinde sık sık halkın görüşü alınacaktır(elektronik oylamayla).Tabii c.başkanı yetkileri de mutlaka kısıtlanmalıdır(YÖK,rektörler,yargıtay,danıştay atamaları tarih olmalıdır,hatta başkomutanlık saçmalığı da kalkmalıdır)

    Bütün bunlar gerçekleşirse huzur,barış ve demokrasi gerçekleşecek.Artık Dünya’daki ülkelerle eşit şartlarda rekabet edeceğiz.Ve cumhuriyet tam anlamda halkın kendi kendisini yönetmesine dönüşecek

  10. 02 Mayıs 2007 - 23:06 10.Doğu

    http://fc01.deviantart.com/fs13/f/2007/070/5/c/Tayyip__in_icine_X_ray__le_bak_by_B4Ds3ct0R.swf

    Yorum yapmama gerek yok demi.

  11. 02 Mayıs 2007 - 23:58 11.Laik Erol

    Keske Arslan beyin dedigi gibi cumhurbaskanini halkin secmesi ile butun sorunlar hallolsa..

    Asil sorun halkin kendini gercek demokrasi ile yonetmesi.
    Demokraside azinlik haklarinin korunmasi temel prensiplerin basinda gelir.

    Basortusu yasagi hakkinda :

    Aslinda ileriye donuk olarak Turkiyedeki gercek sorun azinligin kendini “baski ve etki” altinda kalmasini engellemek durumudur.

    Bir ogretmen sinifa derse girdiginde, veya bir yargic mahkemeye karar gunu toplantiya girdiginde kiyafeti ile “ben dindar, sunni musluman’im” diyorsa, bu siniftaki ogrencilerin yada mahkemedeki davali’nin bundan etkilenmemesi mumkun degil.

    Bana bunun tam tersi bugun gecerli diyenlere de sunu soyleyecegim :

    YANLIS DUSUNUYORSUNUZ…

    Turkiye’de cogunluk muhazafakar ve dinine baglidir. Okullardaki basi acik ogretmenler veya mahkemelerde gorev yapan hakimler ve hatta TSK’nin cesitli kademelerindeki askerler de buna dahil.
    Gecmiste dengeyi saglayan ve tarafsizlik ilkesini hem gorunuste hem de ozde gerceklestiribilecek en buyuk ogeler ATATURK’un devrimleri ve ilkeleri idi. O zamanlarda Ataturk ilkelerine baglilik, muhafazakarlik ve dinine bagli olmanin alternatifi degil di.

    Bu ilkeleri muhafazakar cevreler ve liberalizm adina cagdisi goren ‘ultra-demokrat’ cevreler zamanla asindirmistir ve bu dengeleri geri cevirmistir.

    Sonuc olarak bugun Turkiye’de ortaya cikan durum, demokraside cogunluk haklarinin korunmasi gibi absurd bir problem haline gelmistir.

    Bu tabiiki degistirilmeli ama yapilacak degisiklik tam tersi bir gelismeye meydan verirse durum duzelmez, aksine kotulesir.

    Gercek bir demokrasinin ve laik bir devletin hangi din ve ırktan olursa olsun bütün vatandaşlarına eşit mesafede tarafsız ve etki ya da baskı altında bırakmadan hizmet götürmesi gerekir.

    Bu konuda yapilacak degisikligin, azinliktaki insanlarida gozetmesi gerekir.

    Bir orta yol bulmak cok zor degil :
    1) - Kamu malı ve parası tahsis edilen bütün kuruluşlarda (devlet dairesi, yargı , yüksek okul), devlet yardımı veya devlet finansmanı alan bütün özel kuruluşlarda (hastahane vesaire) ücretli yada ücretsiz çalışan (GÖREVLI) elemanlar tesettürlü olmaz.
    2) - Bu kuruluşlardan hizmet alan (vatandaş, öğrenci vesaire) kişilerin başı kapalı veya açık olması kendi özel seçimidir. (Burada başı açık bır öğrenci çıplak gezemeyeceği gibi, başı kapalı bir öğrencinin de kara çarşaf giymesi hoşgörülmez).
    3) - Aynı bağlamda bakan eşi, başbakan eşi, cumhurbaşkanı eşi devlet görevlisi olmadığı için açık yada kapalı olması kendi seçimidir. Bununla beraber, bu konumdaki kişiler, GÖREVLI olarak veya DEVLETI temsilen katılacağı toplantı, seyahatlerde kendi isteğine bağlı olarak ister laik devlet’e yakışır şekilde (başı açık veya modern bir eşarpla) katılmalıdır veyahut bu türlü toplantı veya seyahatlere katılmamayı tercih etmelidir.
    4) - Devlet kuruluslarinda veya ozel kuruluslarda hizmet alan vatandaslara (tesetturlu veya tesettursuz) esit mesafede hizmet verilir, aksine davranis yasal olarak suc diye ilan edilir.

    Burada onemli olan Turkiye’de yasayan herkesin yukardaki gibi bir model’in neden yararli oldugunun bilincine varabilmesidir. Bunun yolu da egitim’den gecer. Bu tur bir model’in uygulanmasi icin de ANAYASA ve HUKUK’un ustunlugu, bagimsizligi (guclerin ayriligi) kuvvetlendirilmeli ve milletvekilleri nin ve devlet memurlarinin (asker dahil) DOKUNULMAZ’lik lari kaldirilmalidir.

    Turkiye’de muhalefet ve iktidar inatlasmayi birakip bu tur bir orta yol bulmazlarsa isin icinden cikamayiz.
    Bu acilimi yapmak sadece muhalefetin degil (Turkiye’de laik ve sol her zaman muhalefet olmaya mahkum) iktidarin (AKP vesaire muhafazakarlarin) da gorevi.
    Eger iktidar (muhafazakarlar) sadece fanatik kesimin suyuna gitmeye devam ederse bir yere varamayiz, ayni konu muhalefet icinde gecerli.

    Erol.

  12. 03 Mayıs 2007 - 03:18 12.BetüL

    Erol bey,

    sadece kadinlari ayiklamissiniz, sakalli gumus yuzuklu cumaya giden erkekler de ben dindar bir sunniyim diyor. Lutfen bunlari da ayiklayin da bir uzen gelsin su memleketimize.

    Yardim gerekirse askeriyeye basvurabilirsiniz. Akliniza gelmeyecek yontemler gelistirmisler kimin “dindar” olma ihtimalinin oldugunu anlamak icin.

    Bir de merak ettim alevi kolyesi kullanlar da ayiklanacak mi? Yoksa sunniler otursunlar yeter mi diyorsunuz?

    Peki acik bir kadinin ortulu ve/ya dindar oldugunu anladigi birine esit davranacaginin garantisini nerden aldiniz?

    Boyle komedi olmaz!

  13. 03 Mayıs 2007 - 03:20 13.BetüL

    Tunc bey merhaba : )

    BBP ve SP evliligine ne diyorsunuz baraji asarlar mi?

  14. 03 Mayıs 2007 - 04:36 14.Laik Erol

    Betul hanim,
    Bu ulkede sakalli veya sakalsiz, cuma namazina giden yada gitmeyen alevi kolyesi takan veya ateist, basi acik veya kapali her tur insan her zaman yasayacak.
    Kimsenin kimseyi ayiklamaya hakki yok.
    Basi acik kadinlarin onyargisiz davranacaginin garantisi yok, ayni garanti basi kapali olanlar icin de yok.
    Askeriye’ye basvurunun da faydasi yok.
    Inananlar arasindan, allah adina girtlak kesebilecek, caniler oldugu gibi inanmayanlar arasinda da bir ideoloji ugruna ayni caniligi yapanlar olmustur ve olacaktir.
    Bir kisinin dindar olmasi kendine ait bir marifet-tir.
    Diger insanlar arasinda o kisiyi ne bir ust kademeye nede bir alt kademeye cikartir.
    Insanlarin dindar olmasinin “cumhurbaskanligi” icin bir sart olmadigi gibi tersi de dusunulemez.

    Insanlar dunyanin neresinde yasarsa yasasin, bazi yonlerde cogunluk ve baska yonlerden azinlik olarak yasar.
    Insanlarin cogunluk oldugu konularda bir araya gelip, azinlik olan guruba baski, zulum yapmasi yeni bir sey degil ama bunu kabul etmek yerine buna karsi mucadele sadece azinlik durumunda olanlarin degil cogunluk olanlarin da insanlik gorevidir.

    Onemli olan sey guc sahibi kimselerin ayni oranda mesuliyet sahibi olduklarinin farkinda olmalaridir.

    Bir mahkemeye hakim olarak atanmis bir kisinin gorevini yaparken ne gamali hac, ne musevi takkesi nede tesettur takmasi uygun degildir.

    Bunun neresinin komedi anlayamadim.
    Ciddi olarak cevaplarsaniz sevinirim.

    Yok benim sizin gibilerin verecegi akla ihtiyacim yok diyorsaniz, inanin kalbim kirilmaz, sizi ve arkadasarinizi da bir daha rahatsiz etmem.
    Erol.

  15. 03 Mayıs 2007 - 05:58 15.Suat Öztürk

    Erol Bey,

    Orta yol düşüncenizi anlıyorum.

    Bir soru sormak istiyorum.

    “Başörtülü milletvekili” olabilir mi sizce? Ya da olmalı mı?

    Biliyorsunuz TBMM halkın iradesinin yansıdığı bir yer. Kadınların da %65 inin başı kapalı. “Olmalı” derseniz bBaşbakanlar bakanlar bu vekiller arasından çıkıyor bildiğiniz gibi. O zaöman ne olacak?

    “OlmaMalı” derseniz o zaman bu nasıl bir halk iradesi yansıması olacak? Öyle ya %65inin başı kapalı olan bir toplum kendi içinden bir tane vekil gönderemeyecek?

    Selamlar.

  16. 03 Mayıs 2007 - 06:45 16.Laik Erol

    Suat Bey,
    Bana sorarsaniz, basortulu milletvekili olmali tabii ki..
    Bir milletvekili meclis’te oy verirken, gorev yaparken kimsenin uzerinde guc sahibi degildir ve soylediginiz gibi temsil ettikleri kisiler gibi giyinmelerinde bir sakinca yoktur.

    Benim bahsetmeye calistigim gorevler kamu adina, kamu parasi ile “polis, doktor, hemsire ogretmen” ve bunun gibi diger insanlara hizmet veren ama ayni zamanda guclu pozisyonunda olan kisilerin hem seklen hem de davranis olarak acik veya kapali insanlara verecekleri hizmet suresinde (yani eve giderken basini kapatir yine sorun degil) laik bir gorunuse sahip olmasidir.
    Burada sorun basi acik bir kisiye, basi kapali bir kisiden fazla guvenmek degil.

    Burada sorun, bana hizmet veya gorevi dolayisi ile benim uzerimde devlet yetkisi ile karar gucune sahip bir kisinin mumkun olan en tarafsiz gorunum ve yaklasim icinde olmasi.

    Erol.

  17. 03 Mayıs 2007 - 07:15 17.Laik Erol

    Sorunuzun ikinci kismini simdi gordum.
    Meclisten devlet adina gorev talep eden ve bu goreve secilen kisilerin bir evvel soyledigim hakim, polis’e benzer sekilde bu gorevi yaparken
    yani mesela milli egitim bakani olarak okul ziyaretlerinde, yurt disi gezilerinde Turkiye Cumhuriyetini temsilen yapilan toplantilarda tesettur yerine basortusu takar.
    Erol

  18. 03 Mayıs 2007 - 07:37 18.Laik Erol

    Duzeltme
    cumle sonu :
    Turkiye cumhuriyetini temsilen yapilan toplantilarda tesettur/basortusu kullanmaz.

    Burada kapali bayanlarin bu tur gorevlere (ogretmen, hakim, bakan vesaire) talip olmak icin bir tur ozveri yapmalari gerekiyor.

    Benzeri sekilde mesela dindar bir turk musevi’si ayni sekilde bu tur bir goreve talip ise musevi kepi takarak bu tur bir goreve talip olamaz..

    Erol.

  19. 03 Mayıs 2007 - 09:15 19.Arslan Kıraç

    Laik Erol Bey,

    Öncelikle kullandığınız ismin yanlışlığından bahsetmek istiyorum.Bir insan Laik olamaz ama Laiklik sistemini benimseyebilir.Ne yazık ki ülkemizde kavram kargaşası yaşanıyor.Laik olmak bir insan sıfatı değildir ve Dindar olmanın karşıtı da değildir

    Demokraside azınlık haklarının korunmasıyla başlamışsınız.Bakın bu mesele çok önemlidir.Ama çoğunluğun dediği olmazsa da,demokrasiden bahsedilemez.Mesele herkesin herkese inanç,hak ve özgürlükler açısından saygı göstermesidir.Dinin baskı aracı olarak kullanılması söz konusu değildir.Zira İslam’ı araştıran herkes, gerçek müslümanlıkta baskı olmadığını bilir

    Örneklerinizde sürekli baş örtülü hakim gibi kamu görevlilerinin sakıncalarından bahsetmişsiniz.Zaten başörtülü hakim koyma gibi bir amaç düşünülemez.Ama hizmet alanlarının oluşturduğu bireysel haklarının gasp edilmesi başka bir mevzuudur.Üniversite öğrencilerinin başörtüsüyle okula girmelerinin kimseye sakıncası olamaz

    Bunun yanında %64′ü başörtülü olan bir ülkede yaşıyoruz.Devlet istihdamının artmasına karşıyım her zaman.Fakat burda da bireysel haklar engellenmektedir.Örneğin gişelerde,alt düzey ve kimi dinle alakası olmayan orta düzey memurluklarda başörtüsünün ne sakıncası olabilir?

    Bazı görevlere gelinirken başörtüsünden özveride bulunulmasını istemişsiniz.Öncelikle Allah’la kula arasına bu şekilde girilemez.Nasıl ki içki içen birisini engellemeye kalkmak gibi..Bunun yanında dinen zorunlu olduğu kabul edilen bir şeyden bir kişinin feragat etmesi beklenemez

    Gelelim can alıcı noktaya,Hadi bu kimselerin başını açtırdınız,hakim oldu,öğretmen oldu,bakan oldu..Bir insan kafasının içini de değiştirebilir misiniz?Burayı görebilir misiniz?Siz başını açtırsanız da kafasının içinde göremediğiniz bir başörtüsü var olacaktır

    Buradan bahsettim görevlere başörtülüler gelmesi şart demek istemiyorum.Başörtülülerin amacı ve derdi de bu değil zaten.Ama kamu istihdamında,üniversitede eğitim hakkında apaçık bir ayrımcılık yapılması söz konusu olamaz.Olaylara bu insanların da açısından bakmak gerekir.Yani,sol kesime din baskısıyla yapılabileceğini düşündüğünüz adaletsizlik, özgürlükçü olmayan laiklik ile dindar kesime yapılmaktadır

  20. 03 Mayıs 2007 - 10:22 20.TT

    Halkın C.başkanını seçmesi üzerine şöyle bir itiraz var:

    “Cumhurbaşkanını halk seçecek olursa cumhurbaşkanı adayı olan kişiler seçilmek için halka çeşitli vaatlerde bulunacaklar.
    Daha sonra seçilmiş cumhurbaşkanı icraat yaparken oy aldığı kitleye otomatik olarak taraf olacak.
    Bu da cumhurbaşkanının tarafsız olması özelliği ile çelişecek…

    Bu itiraz bana mantıklı geldi..

  21. 03 Mayıs 2007 - 10:38 21.Muhammet

    Sayın Laçiner in Akp için “sandıktan %50 nin de üzerinde çıkar” düşüncesi, öncesinde yaptığı açıklamalarla desteklediği bir düşünce. Açıkçası ben biraz abartılı buluyorum.

    Bundan sonra tahminler başlayacak :”şu parti şu kadar oy alır!” Fal açanlar dahi çıkabilir…

    Akp nin ekmeğine yap sürüldüğü kesin

    Saygılar….

  22. 03 Mayıs 2007 - 11:23 22.fizikci

    Sayın Erol,

    Aşağıdakilerden hangisi bireysel hak ihlaline örnektir?
    A) Bir başörtülünün zorla başının açtırılması
    B) Bir başı açığın zorla başının örtülmesi
    C) İkisi
    D) Hiçbiri

    İnsaf ve mantık sahibi her insan C şıkkının doğru olduğuna hükmedecektir. Çünkü A ve B şıkları aynı hak ihlalinin birbirine eşit fakat zıt görünümleridir.

    Başörtüsüyle sınıfa giren öğretmen, başörtüsüyle mahkemeye giren yargıç örneklerinden bahsetmişsiniz. Bunların doğru olmadığını, bu insanların başı açık olması gerektiğini söylemişsiniz. Yani hak ihlali olarak yukarıdaki sorunun A şıkkını tercih ediyorsunuz. A ve B şıkları hak ihlali açısından birbirine eşit olduğuna göre B şıkkını uygulasak nasıl olur? Bütün öğretmenler, hakimler, vs. başlarını örtsünler. Böylece kimin ne olduğu (sünni mi, başka bir şey mi) gene belli olmaz.

    Aslında, gayet açık, A şıkkı da B şıkkı da yanlış. Doğru olan dilediğinin dilediği kıyafeti giyebilmesidir. Hakim kararını başörtüsüne bakarak değil, kanunlara göre verir. Öğretmen ders kitabından ders anlatır. Aksi durumlar da yargıyla çözülür. Demokratik düzen budur.

  23. 03 Mayıs 2007 - 11:27 23.fizikci

    Sayın TT,

    Mevcut cumhurbaşkanımız sizce tarafsız mıdır? Tarafsız CB olmuş mudur hiç?

    Bence halkın seçiminden korkmaya hiç gerek yok. Zira meclis de seçerken aynı şey söylenebilir: “seçilmiş cumhurbaşkanı icraat yaparken oy aldığı milletvekillerine otomatik olarak taraf oluyor” :)

  24. 03 Mayıs 2007 - 13:42 24.Bulent Murtezaoglu

    Fizikci bey,

    Aslında, gayet açık, A şıkkı da B şıkkı da yanlış. Doğru olan dilediğinin dilediği kıyafeti giyebilmesidir.

    Bu cok kolay telaffuz ediliyor, ama ciplaklik, acayip kiyafetler, cadir gibi birseyin icine girip dolasmak filan hepsinin her gorevde serbest olmasi lazim o zaman. Pek olacak bir is gibi gelmiyor bana. Yani bir ilke bulacaksak bu isi cozecek, herhalde o ilke ‘kiyafete karisilamaz’ ilkesi olmayacak.

    Bir de, tabii, ozel sektorde calismak icin herhangi bir kanuni kisitlama olmadigini dikkate almak lazim. Universite ogrenimi haric, insanlarimiz devlet memuru olmaya bu derece merakli — ve bazi meslekler icin — mecbur olmasalar bu kadar uzucu bir problem cikmayacak.

    Basortu isinin bir ilgincligi de devletin memurlarinin ‘bu Allahin emri’ diye ogretiyor olmalari insanlara. Din aslina oyle mi emreder sorusu bu baglamda onemli degil, din egitimini ya kendi veren ya da denetleyen bir devletin donup kendi bellettigini yasaklamasi gibi bir durum var.

  25. 03 Mayıs 2007 - 14:07 25.simeranya

    Bulent Murtezaoglu

    Verdiğiniz bilgi için teşekkür ederim. Açılama yapması beni sevindirdi, görmezden gelmesi üzücü olurdu doğrusu.

    ben harhangi bir yerde söylemediğine dair birşey de okumamıştım.

    sadece söylediğine dair bir açıklama gündemde hiç yer almadı. bende bu nedenle anayasa mahkemesi başkanının bir açıklamayı neden yapmadığını sorma ihtiyacı hissettim. Yapması gerekirdi zaten ve o şekilde davramış.

  26. 03 Mayıs 2007 - 14:28 26.fizikci

    Bülent Bey,

    “Dileyenin dilediği kıyafeti giyebilmesi” derken aklımda çıplaklık, çadır giyme falan yoktu. Zaten öyle mahkemeye ya da derse girene deli derler, tımarhaneye gönderirler. :)

    Başörtüsü toplumun her alanında (CB eşi, öğretmen, öğrenci, vs.) serbest olmalıdır diyorum. Başörtüsü siyasal İslam’ın sembolü değil dinine bağlı bayanların uyduğu bir dini hükümdür, böyle kabul edilmelidir, paronayaklığın alemi yok diyorum. :)

    Devlet memuru olmak bazıları için meraktan çok zaruri bir durum. Örneğin, eşim de ben de eğitim fakültesi mezunuyuz. Ben özel sektörde çalışıyorum, o devlet okulunda öğretmenlik yapıyor. Eşim özel sektörde çalışmak istemiyor çünkü öğretmenlik sayesinde (yarım gün çalıştığı, yılda 3 ay tatil yapabildiği için) oğlumuza daha çok zaman ayırabiliyor. (özel sektörde öğretmenler tam gün çalıştırılıyor)

    Devletin bellettiğini yasaklaması.. evet çok ilginç. Ama sanıyorum artık din kitaplarından başörtüyle ilgili kısımlar çıkarılmış ya da gözden geçirilmiştir. :)

  27. 03 Mayıs 2007 - 14:58 27.Bulent Murtezaoglu

    Fizikci bey,

    Dileyenin dilediği kıyafeti giyebilmesi” derken aklımda çıplaklık, çadır giyme falan yoktu. Zaten öyle mahkemeye ya da derse girene deli derler, tımarhaneye gönderirler. :)

    Evet, gayet tabii, zaten akilda olmayani baskalari gorsun katki yapsin kusur bulsun diye konusuyoruz burada. Kutuplasmadan vakit bulsak ve aklimizi bir araya getirebilsek ille de ilke lazimsa onu da buluruz. Yoksa AKP’nin magduriyeti demokrasi/cogunluk fetisizmine, basortusu isi pek kimsenin razi gelmeyecegi ultra-serbesti taraftarligina filan variyor. Onun icin ses ettim.

    Başörtüsü toplumun her alanında (CB eşi, öğretmen, öğrenci, vs.) serbest olmalıdır diyorum. Başörtüsü siyasal İslam’ın sembolü değil dinine bağlı bayanların uyduğu bir dini hükümdür, böyle kabul edilmelidir, paronayaklığın alemi yok diyorum. :)

    Ya sembol olsa bile buna baska ceberrutluk yapmadan engel olmak zor. Diger taraftan sembol isi de dogru olabiliyor, kullananin hissiyati tarafindan degil de goren tarafindan en azindan. Nufus cok genc oldugu icin insanlar bunlarin farkinda degil ama simdi ‘turban’ denen turden baglanmis basortusu hakikaten — en azindan — Istanbul’da bir iki semt disinda gorunen birsey degildi, simdi alay edilen tavsan yok bogaza sarilmamis filan sekilde baglanan basortusunu kullanirdi insanlar. (70ler benim aklimdaki) Ben memlekette uzun zaman yoktum, donunce ben de ‘yahu nereden cikti bu insanlar’ dedim tabii. Ama aynisini kupeli adamlar, dovmeli kadinlar icin de diyorum. Bir de zincirli insanlar varmis, o da baska bilmemne olundugunu gosteriyormus galiba.

    Eşim özel sektörde çalışmak istemiyor çünkü öğretmenlik sayesinde (yarım gün çalıştığı, yılda 3 ay tatil yapabildiği için) oğlumuza daha çok zaman ayırabiliyor. (özel sektörde öğretmenler tam gün çalıştırılıyor)

    Evet, bunu cok duyuyorum. Tabii memuriyetle ilgisi olmayan insanlar bunlari duyunca ‘ne ala memleket’ diyor. (Ben simdi demedim, cunku benim dememe firsat kalmiyor. O kadar duydum ki artik ‘ya insanlarin onune bu imkan cikmis yapmislar, kizmayin, parasi da ona goredir belki’ diyen pozisyonu aliyorum artik). Memlekette asil cekisme konusu olacak sinif, devlet/ozel sektor calisani vs. gibi seyleri maskeliyor bu manasiz cekismeler biraz.

    Devletin bellettiğini yasaklaması.. evet çok ilginç. Ama sanıyorum artık din kitaplarından başörtüyle ilgili kısımlar çıkarılmış ya da gözden geçirilmiştir. :)

    Bunu bilen var mi? Yani din kitaplari, muftuluklerin resmen soyledikleri filan ne yonde?

  28. 03 Mayıs 2007 - 16:57 28.Doğu

    Durum budur hem de yıllardır budur:

    Bizim toplumumuzda aydınlar, orada burada Avrupalı aydınların dine karşı oldukları duyuldu mu, hemen kendileride hiç düşünmeden, şu din bu din demeden dine karşı oluverirler. Böyle olmakla Avrupalı aydınların düzeyine ulaştıklarını sanırlar. ALİ ŞERİATİ – BİZ VE İKBAL Sayfa 56

  29. 03 Mayıs 2007 - 17:02 29.Tunç

    Betül Hanim,

    BBP ve SP evliligi baraji asmaz. Çunkü kazanmaya formatlanmis partiler degil bunlar. Tepki partileri. Ne isteMEdiklerini biliyorlar ama ne istediklerini bilmiyorlar. Tipki CHP gibi. Israil’e, ABD’ye, Misyonerlere, … önlerine gelen herkese karsilar.

    Oy verenleri kasdetmiyorum tabi. Genel ideolojileri böyle. Bu tür partiler buhran zamanlarinda yükselirler. Nefret, korku vb üzerine de siyaset olmaz, olmuyor.

    Projesizlik kadar kötü bir sey yok bir parti için.
    Enerji sorunu, ulastirma, issizlik, egitim ,saglik… Hepsi proje bekliyor. Bunlar Romantik Müsluman. “Oy verecegiz hooop Asr-i Saadet olacak” bu ütopya ile yasanmaz tabi.

    Adama sorarlar : Kim ne yapacak? Ne zaman bitecek? Kaça mal olacak? Kim ödeyecek? Ne zaman ödeyecek?

    Bu sorulara cevabi olmayan partiler ropmantizmin disina çikamiyorlar.
    Artik bilmiyorum zülfü yare dokundum mu? Umarim SP veya BBP yanlisi degilsinizdir.

    Muhabbetle

  30. 03 Mayıs 2007 - 18:21 30.BetüL

    Tunc bey

    ilk milli olus oyum SP ye nasib olmustu fakat su anda asla oy verilmeyecekler listemde CHP gibi partilerden hemen sonra geliyorlar.

    BBP ye biraz daha ilimliyim. Anketlere soyle bir baktim baraj sinirina geliyorlar birlestiklerinde. Ki baraji asabilme ihtimallerinde Ak paritiden ve MHP den kayan oylari da olcaktir.

    Aklimi kurcalayan meclise sadece CHP ve Ak parti ikilisinin girecegi belli olur ise, cogulculuk adina bu evlilige oy vermek vatana millete hayirli olur mu?

    Asil aradigim cevap bu.

    Erol bey,

    Benim sizin vereceginiz akla ihtiyacim yok asla demem. Akil akildan ustundur. Bizi bir daha rahatsiz etmeme sozunuze de uzuldum. Ben de burda sizin gibi sadece (ve yeni) bir yorumcuyum. Buraya gelene gidene kartismam mumkun degil.
    Ev sahibinin de asla boyle bir sey yapacagini sanmiyorum.

    “Boyle komedi olmaz” sozum anlasilan sizi rahatsiz etmis. Kusura bakmayin.

    Erol bey, eger siz kendinizde bir baskasinin nasil giyinecegini, nasil giyinirse nerelerde olabilecegini, nasil giyinirse nerelerde olamayacagini duzenleme hakkini goruyorsaniz, siz bana soyleyin bir baskasi da karsiniza cikip hadi bakalim ben de tam tersini istiyorum, guc de bende bu sefer buyur dediginde aglamaya hakkiniz olur mu?

    Her bir ornegin gelip basortusune dayanmasindan nefret ediyorum. Ama bu yasak surdukce bu devam edecek gibi gorunuyor.

    Yine basortusunden ornek verecek olursak, siz ortulu bayanlar hakim su bu olamaz derseniz, yarin biri karsiniza cikip aciklar olmaz dediginde neyi savunacaksiniz?

    Ama asil (ve “komedi” derken kast ettigim) kisim surasi:
    Birinin karsisindakine esit muamele edebilmesi icin hizmet verenin acik olmasi gerektigini savunuyorsunuz. Bu basortusu ne kutsal bir seymisde anlayamamisiz. Demek basi ortulu bir kadin basinin uzerinde saclarini orten ortuyu cikarinca bir sihir/mucize ile basinin icindekiler de degisecek ve birden laik olacak ve karsindakilere esit hizmet vermeye baslayacak. Bunu mu savunuyorsunuz?

    Yine sizin mantiginizdan gidersek, (ortululerin ve aciklarin esit oranda guvenilmez oldugunu savunuyorsaniz tabi) arkadaslarin soyledigine gore TR nin %65 i ortulu imis. Bu durumda kamu hizmeti veren kisilerin esit muamele edebilmesi adina cogunun ortulu olmasi beklenir, acik degil.
    Yok aciklar ortulu de gelse esit davranir ama ortululer bunu yapmaz diye bir genelleme yapiyorsaniz, zaten o zaman benim sozlerimin bir degeri kalmiyor.

    Sozlerinizi mantikli bulmadim. Cunku, basortusu her ne kadar Allahin emridir kutsaldir falan ama sadece kumastir.Kadinlarin akillarini/vijdanlarini/ laikliklerini ortmez, sadece saclarini orter.

    Bu durumda basi ortulu ogretmen hakim savci ile ilgili bir tek problem kaliyor. O da basi acik olup o ogretmene cocuk, o hakime adalet emanet edecek kisilerin korkulari.
    Sirf bu korkulari gidermek istediginiz icin basinizi acin diyorsaniz, ben de size kendi korkularimdan bahsedebilirim. Paranoyak korkular degil hem benimkiler. Birebir yasanmis, hala yasanmakta olan korkular.

    Bir de ortuyu gamali hac la musevi sapkasi ile karsilastirmissiniz. Cok yanlis. Is yerinde acar giderken orter demissiniz cok yanlis.

    Ortu alevi kolyesi degildir, gamali hac degildir, musevi sapkasi degildir ki cikar tak cikar tak yapilabilsin. Artema da degil ac-kapa ac-kapa olmuyo.

    Basini orten kadinlar Nur suresindeki ayetler geregince orterler. Bu ayet geregince saclarini/vucutlarini erkeklerden sakinmak zorundadirlar. Allah bize ara sira ortun ara sira acin dememis. Is yerinizde acabilirsiniz evinizde ortun dememis. Bunu bizim keyfimize birakmamis. Yapsaniz iyi olur dememis. Bizi zorunlu kilmis.

    Hangi beser hangi hakla bana basini ac diyebilir. Ne birinin ne bir devletin iznini almak zorunda degilim basimi ortmek icin. Ne bir kisinin ne de bir devletin basimi ortuyor oldugum icin beni birseylerden mahrum birakmaya hakki yoktur. Ya ac ya da gule gule demeye hakki yoktur.

    Erol bey, her vatandasine sit muamele gormesi gerektigi dusuncenizde/korkunuzda haklisiniz. Zaten laiklik de budur. Dini sebebi ile devlet ve kurumlari bir kiseye digerinden daha yakin/uzak duramaz esit durmak zorundadir.

    Korkunuzda haklisiniz, fakat, bu ulkede ortulu oldugu icin hala binbir cesit haksizliga ugrayan insanlar icin sesiniz cikmiyorsa, fakat kendinize dokunma ihtimalinden korkularinizi dile getiriyorsaniz ne kadar vijdana sigar yaptiginiz.

    Korkunuzda haklisiniz fakat cozum herkesin basini actirmaktan gecmiyor. Cozum cok basit.

    Diger yorumcu arkadaslar da cok teessuf ediyorum.
    Ne demek basortulu hakim olmasin da ogrenci olsun? C.baskani olmasin da esi olsun?
    Neyi savundugunuzu lutfen bir daha gozden gecirin.

    Bir kadinin biryeri hakediyorsa ne ortulu olmasi ne acik olmasi ona engel olmamalidir. Olamaz.

  31. 04 Mayıs 2007 - 06:41 31.Suat Öztürk

    E.Aköz’den iki yazı:

    Neden halkın seçmesini istemezler?

    http://www.sabah.com.tr/2007/05/03/haber,86FE4AA3547C4AB88292DEAE2D75A6E8.html

    http://www.sabah.com.tr/haber,7F0E8D97FB384FCC91AEE2C00FCBD994.html

    (Bülent bey Aköz alıntısı için kızmasa bari :-)) şaka )

  32. 04 Mayıs 2007 - 07:00 32.Bulent Murtezaoglu

    Valla butun gece calistiktan sonra o adamcagizin nur yuzunu gordum bir hos oldum Suat bey.

    Bir ay icinde baskanlik sistemine gecip kervan yolda duzulur hesabiyla bu isi kotarmaya kalkarlarsa buna saksak yapan kose yazarlarini dusunerek bakacagim ucundan birsey sallandirilabilecek lamba direklerine. Hemen soyleyeyim yeni usul icabi, ben aslinda her zaman bunu dusunen bir totaliter ustu uber-fasistim. Hani yanlis anlama olmasin. Yahu biz isimizi iyi yapalim diye sabahliyoruz, bunlar da nasil yapariz da ortaligi yice karman corman ederiz uyduruk isler yapariz diye sabahliyorlar galiba.

    Yeni meclis dogru durust ugrasip bir dizi anayasa degisikligi yapsa, ondan sonra ne bileyim 2010′da filan yapsak bunu olmuyor mu? Sonbaharda harp mi cikacak, kriz mi olacak ne olacak diye merak etmeye basladim bayagi.

  33. 04 Mayıs 2007 - 07:12 33.Laik Erol

    Laik duzen taraftari Erol
    (diye baslayacagim soze…)
    Bir cok cevap yazan kisilerin one surdukleri argumanlar hakli (a,b,c,d) sikki ve bunun gibi ama cikardiklari sonuclarin hepsi hakli degil.

    Yazdigim yaziyi karsi taraftan (yani laik duzen taraftari) bir kitleye yazsaydim, ayni sekilde kimse alkislamaz ve benzer elestiri ve belki daha kotu hakaretleri yerdim.

    Betul hanim,
    Alevi kolyesi hakkinda bir bilgim yok ama (nedense bu alevi kolyesi her yazinizda var, herhalde bir simge olarak sizi rahatsiz ediyor..)

    Hitler almanyasinda (veya bugun ku neo-nazi genc orgutlerinde) gamali hac’in da bu kisiler icin kutsal bir simge oldugunu kabul etmeniz lazim.

    Sizlerin basortusunu simge, degil allahin emri olarak gordugunuzu anliyorum.
    Hasidik bir musevi saci sakali, sapkasi icin, hintli dindar bir sikh de turbani icinde hic kesmeden sakladigi saci icin ayni sekilde allahin kutsal bir emri diye dusunuyor eminim.

    Dunyanin hic bir (laik veya laik olmayan) ulkesinde Sikh turbani ile, veya Hasidik saci sakali ve sapkasi ile devlet kurumunda hakimlik, devlet okulunda ogretmenlik yapilabilecegini duymadim.
    Buna begenmedigimiz Israil ve Hindistan, gecmiste yasadigim Fransa, Hollanda ve su anda yasadigim ABD dahil.

    Bu insanlarin boyle bir gorevi haketmedigi konusunda hic bir fikir duymadim.
    Burada sorun hak edis degil, ugradiklari haksizlik da degil.
    Dunyanin herhangi bir ulkesine gidin, mutlaka haksizlik icinde yasayan buyuk kitleler goreceksiniz.

    Neyse, konumuza donelim..
    Benim yukaridaki yazidaki amacim butun dunyada, herhangi bir ulkede gecerli olabilecek bir kac ilke one surmek idi

    (TEKRAR) :

    1)- Toplum duzeninde devleti temsilen diger insanlara “GUCLU pozisyonunda” (gise’de bilet satan kisi pek bu tanima uymaz) kamu HIZMET gorevine talip kisilerin o toplumun bir kesiti tarafindan SIMGE olarak gorulebilecek, (alevi kolyesi, kurt esarbi, musevi kepi, hasidik saci, sakali, sapkasi, sikh turbani ve tesettur de dahil) aksesuar kullanamaz.

    2)- Bu hizmeti alacak vatandaslar icin kutsal diye gorebildikleri bazi SIMGELERI kullanmak dogal bir hak olarak serbesttir. Bu hak kanunlar tarafindan korunur ve bu kanuna uymayacak sekilde hareket ettigi tespit edilen kamu gorevlileri cezalandirilir.

    Serbest simgelerin icine 2007 Turkiyesinde gamali hac girmez, ama unutmayalim ki 1940 yili almanyasinda bu gamali hac simgesi bir cok alman tarafindan kutsal idi.
    Bir evvelki yazidaki basortusu ornegi toplumun bir kismi tarafindan SIMGE olarak gorulebilecek aksesuarlar icin sadece bir misal.

    Turkiye’deki en buyuk haksizliklar icin bir liste yapin kendi kafanizda ve bakin once hangisi icin cozum gerekli.
    Basortu konusunda cozum olmamasi birilerinin isine geliyor olamaz mi??

    Bir ornek :
    ABD’de muhafazakar, zenginlerin partisi, durmadan es-cinsel evliliginin yasaklanmasi gerektigini her secimde kullanip, fakirlerden oy toplarlar, ama iktidar’a gecince bir iki gostermelik demec disinda hic bir sey yapmazlar, ta ki diger secimlere kadar..

    Son olarak sunu soyleyecegim : takdir edersiniz ki benim dusuncelerime sahip birisi icin bu forumda yazi yazmak cok zevkli bir sey degil.
    Bu yuzden kisa bir misafirlikten sonra, kimseyi kirmadan kimseden fazla hakaret isitmeden, ayrilip gidecegim bu forumdan.

    Beni asil uzen olay bir daha buyuk ihtimalle yasamak icin donmeyecegim, ama cok sevdigim ulkemin geldigi bu durum..

    Tahsil sahibi, egitimli insanlarin bile birbirlerine kin, dusmanlik ve nefret icinde davranislari.

    Boyle bir ortamda birkac cahilin, birilerini otele koyup yakmak, bir baskasini girltagini kesmek otekisini ezmek bir baskasini tokatlamak digerlerini bombalamak istemesine sasirmali miyiz?

  34. 04 Mayıs 2007 - 07:13 34.Suat Öztürk

    :-))

    Yahu Bülent Bey bunlar taktik. Bu iş yetişmez; yetişse de yetiştirtmezler. Aköz’ün de dediği gibi “Önce partiler engellemeye çalışır. Ardından cumhurbaşkanı set çeker. Anayasa Mahkemesi mutlaka bir kulp takar. Hiçbir şey olmazsa bir gece yarısı muhtırası daha patlatırlar.”

    AKP bunları biliyor. Seçim meydanlarında da “ben seçmek istedim seçtirmediler, size seçtirtmek istedim seçtirtmediler, işte görüyorsunuz, beni daha güçlü gönderin TBMM ye bu işi halledeyim” diyecek..

    Siyaset böyle birşey işte. Dedim ya Erdoğan ayarlasa bu kadar lehinde olmaz her şey.

    Kişisel görüşüm sizinki ile aynı. Bu konu aceleye gelecek konu değil. Bunun birçok alt başlığı var oynanması gereken.

    Bir süreç içinde geçilmeli diye düşünüyorum. (Ama mutlaka geçilmeli.)

    Ama cin şişeden çıktı, bu konu şimdi olmasa bile önümüzdeki dönem hallolacak gibi görünüyor.

    (Aköz’ün yazısını alıntılamamın sebebi “Bu TBMM halkın iradesini yansıtmıyor, temsil zaafiyeti var” deyip seçime taş koyanların “halk seçsin madem” denince niçin çil yavrusu gibi dağıldıklarını özetlediği içindi.)

  35. 04 Mayıs 2007 - 09:20 35.Arslan Kıraç

    “Burada sorun hak edis degil, ugradiklari haksizlik da degil.
    Dunyanin herhangi bir ulkesine gidin, mutlaka haksizlik icinde yasayan buyuk kitleler goreceksiniz”

    Erol Bey,

    Böyle bir düşünce savunulmalı mıdır?Savunulsa da nereye kadar gider?
    O büyük kitleler yeri gelir sosyal patlamalara sebep olurlar,bir şekilde sorun çok ötelere gider.Musevinin saçı sakalı gibi örnekler birebir örtüşmüyor meseleyle.Zaten musevilerin dinini yaşamada problemleri yok,herşey dine göre belirlenmiş ve dünyanını her yerinde rahatça uyguluyorlar.Ben size meseleye benzer bir örnek vereyim:
    ABD’de birkaç yıl öncesine kadar zencilere yapılan muamele..Ama bakıyoruz bu baskı öyle bir noktaya geliyor ki,bugün Başkanlık yarışının 2 önemli isminden biri siyahi olan Barack Obama..
    İşte size bire bir örtüşen bir durum..Bu adamı da belki ABD engelleyecek,ama Obama’nın oraya yıllarca süren baskı neticesinde çıktığı aşikar.Halbuki ABD uzun süredir zencilere birçok serbestlik sağlamıştı

    Aslında zencilerin nüfusa olan oranı sanırım burada başörtülü ailelerin oranından da az.Yani yine birebir örnek olmuyor.Burada Abdullah Gül’ün c.başkanlığının eşinden dolayı ,başörtülü kesime hakları verlimeden engellenmiş olması çok daha vahim bir durum.Hepimiz biliyoruz ki karısı başı açık bir aday engellenmeyecekti.367′nin yanlış bir karar olduğunu Özal ve Demirel’in seçimleri bize söylüyor zaten..

    Türk halkı duygusaldır,mağdur Ak Parti’nin yanında olmayı isteyecektir.Ama eşinden dolayı engellenen bir adayı bir daha kaldıramaz.Azınlığın daha fazla halkı şekillendirmesine izin veremez.Zaten cumhuriyet halkın keni kendini yönetmesi değil midri?Ama bu engellenirse sonuç sosyal patlamalara varan tehlikeli süreçlere de girebilir

    Not:Kendi görüşünüz dışında bir görüşle diyaloğa girme çabaları takdir edici.Zira sorun bürokratik elitin diyalogsuz dayatmasından kaynaklanıyor

  36. 04 Mayıs 2007 - 16:46 36.BetüL

    Laik duzen taraftari Erol bey : )

    once merak ettigim ama cevap alamadigim sorularimi kisaca tekrar ederek baslayayim soze.

    -Duygulari ile hareket etme ihtimali olan ortulu bir kadinin basini acinca birden karsinindakilere esit hakkaniyetle ve laik bir bicimde yaklasacagina mi inaniyorsunuz?

    -Yoksa ortusunu cikartmak belki kisiyi degistirmez ama karsindakini rahatlatir diye mi dusunuyorsunuz?

    -Boyle dusunuyorsaniz, hizmeti alacak olan halkin buyuk cogunlugu ortulu kadinlar, esi annesi kardesi ortulu olan erkeklerden olusuyor ise, halkin rahatlamasi adina kamu hizmeti yapanlarin ortulu olmasi gerekmez mi?

    - Basortusu muslumanlarca kutsal sayilan birsey degil, acik kesin kuranda hukmu ile belli bir emirdir. Basini orten bir kadinin orda acip burda kapatmasi gibi bir ihtimali yoktur, olsa idi zaten bu tartismalarin hic birini yapiyor olmazdik.
    Bu sozlerinizle basini orten kadinlara ya Allahin hukumlerinden ya kariyerinden vazgecmelerini soylediginizin farkindasiniz degil mi?

    Alevi kolyesi ile ilgili bir rahatsizligim yok, ilk yorumunuzdaki “ben dindar sunni muslumanim diyor” sozununun yaptigi cagrisimla yazilmis, kolye oldugu takilip cikarilabileceklere ornek oldugu icin ikinci kez tekrar edilmis bir ornek. -Her okuzun altinda buzagi aramak tavri cok yanlis bir tavir olur-

    Basortusunu simge degil Allahim emri olarak gordugunuzu anliyorum demissiniz. Elbette basortusu Allahim emridir, oyle goruyorum oyle oldugu icin 40 derece yaz sicaginda hala basimda. Baska hangi sebeple olabilirdi bu?
    Simge degil kismini anlayamadim. Umarim agizlara sakiz olan ve kabak tadi veren “siyasal simge” den bahsetmiyorsunuz.

    Hic bir laik / laik olmayan ulkede duymamissiniz. Ben size hemen ust komsunuz Kanada dan ornek vereyim.
    Hakimlerle pek isim olmadigi icin gormuslugum yok fakat ogretmenleri gayet iyi biliyorum, bir sink sarigiyla kivirip kivirip bagladigi sakali ile veya bir basortulu ortusuyle ogretmenlik de yapar baska herhangi kamu gorevi de. Sonradan musluman olmus kanadali bir tanidim var lise ogretmeni. Ortulu. Gecen sene ogretmenler arasi yil sonu partisi barda yapilacagi icin siz eglenin ben katilamam bardaki partiye demis. Ogretmenler siz gidin dedigi halde bar fikrinden vaz gecip normal bir toplanti salonu tutmuslar. Asiri saygili kisiler olduklarinda degil tabi, eger sikayet ederse baslarinin buyuk belaya girecegini cok iyi bildiklerinden.

    Kisilerin taktiklariyla/ cikarttiklari ile beyinlerinin ici elbette degismez. Ve her zaman gorevlerini duygulari ile karistirabilecek insanlar cikacaktir. Baslarini acsinlar kolyelerini sariklarini cikartsinlar demekle bunun onune gecilmez.

    Farkli guruplar arasindaki kin koruklenmez, insanlara bir digerini anlamak saygili olmak cocuk yastan asilanir ise, isi ile duygularini ayirmak cocuk yastan itibaren ogretilir ise, dusrustuk hakkaniyet ogretilir ise, buna yelteneceklerin sayisi onemli olcude azalmis olur.

    Ciddi ve gercekten adil isleyen bir adelet sistemi varsa, yeltenmeye kalkanlar birdaha dusunmek zorunda kalir, kolay kolay gorevlerini suistimal etmeye cesater edemezler.

    Cozum budur ve bu kadar basittir.

    Adil duzen taraftari Betul ; )

  37. 04 Mayıs 2007 - 20:36 37.Laik Erol

    Adil duzen taraftari Betul hanim,

    Adil duzen ve Seriat allahin emri degil mi ?
    Onu’da oy gucu ile getirmek konusunda ne dusunuyor sunuz?

    Bildiginiz yola devam edin demekten baska diyecek bir sey kalmadi.
    Zaten iki tarafta keci inadi ile karsi taraf geri adim atsin, bunlara yuz verirsen astarini isterler diye dusundugu icin bugunlere gelindi.

    “Turkce ezan oy gucu ile kaldilmadi mi zaten, bak bugun artik bunu soran var mi ? Yarin tesetturu serbest birakirsak, sonra da seriat gelir” mantiksizligi ile yola devem edenlere hak vermek lazim belki de..

    Turkcede karsiti tam olarak bulunmaya bir kelime var : empati
    Hosgoru ve empati olmayan bir yerde kim yasamak ister ?

    Yarin ortam olus-sun, irakta olanlardan daha beterini yapariz birbirimize evvel-allah…

    Son soz:
    Allah kimseyi sagci veya solcu, cahil fanatiklerin eline dusurmesin..

  38. 05 Mayıs 2007 - 07:43 38.Arslan Kıraç

    Erol Bey,

    Öncelikle Betül Hanım’ın Adil Düzen derken Milli Görüş’ü kastedip kastetmediğini bilmiyorum. Milli Görüş,yani Saadet zihniyeti şu an,en solcudan daha çok AKP karşıtı..(Bunu muhtıra sonrası 2-3 günlük Milli Gazete manşetine bakarak görebilirsiniz)

    “Zaten iki tarafta keci inadi ile karsi taraf geri adim atsin, bunlara yuz verirsen astarini isterl”

    Bu sözünüzün Ak Parti’ye yakıştırılamayacağını düşünüyorum.Çünkü cumhurbaşkanlığı seçimi haricinde sürekli inatlaşma diye bir durum yoktu..Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise çoğunluk hakkını kullanmak demokrasi gereğidir..Meşruiyet tartışması yapmak çok saçmadır.Çünkü son yasam döneminde yapılan kanunlar da meşru değildir buna göre.Şu anki seçim sistemi 5 yılı kapsadığına göre temsil adaletsizliğinden dem vurmak niye?Baykal’ın sürekli bu yüzden erken seçim dayatması doğru veya yanlış, illa yapılmak zorunda mıdır?

    Fakat Baykal 2-3 ay boyunca T.Erdoğan’ı tahrik ederek ortamı germiştir.Bunu herhangi bir objektif insan görebilir.Burdan partizanlık yapmak istemem ve partizanlıktan hiç hoşlanmam.Fanatizmin kimseye yararı yoktur

    Oy gücü ile şeriat getirmek diye bir şey yok,buna emin olun.İran’da baskı toplumu ne hale getirdi,bunu görmek çok basit.En dindar insan bile hükumetin baskısına karşı çıkmaya başladı.İslam asla baskı dini olamaz,Gerçek Laiklik(baskıcı olmayan) İslam’ın yaşanması için daha özgür bir ortamdır.Iran’daki gibi zorla baş örttürünce insanlar namaz dahi kılmayabiliyor tepkiden.En iyisi insanın özgür iradesiyle seçimidir. İslam zaten böyle yükselmiştir tarihte..

    Ak Parti olabildiğince rahatlatıcı açıklamalar yapıyor aslında bu konuda,ama CHP zihniyeti yapma üzerine değil,bozma üzerine kurulu ne yazık ki..

    Empati hakkında görüşlerinize katılıyorum.

  39. 05 Mayıs 2007 - 15:11 39.BetüL

    Erol bey,

    Konuyu saptirip bel altindan vurmaya calismaniz hakkinda hic iyi dusunmuyorum. Ve hatta, onceki yorumunuzda “yazdiklarinizi laik duzen taraftari bir yere yazsaydiniz yine alkis almayacaginiz elestirileceginiz, hatta agir hakaretlere ugrayacaginiz” sozlerinizi hatirlatti yaptiginiz.
    Uzum uzume baka baka mi kararir, korle yatan sasi mi kalkar nedir, eminim bahsettiginiz laik duzen taraftari size agir hakaretler edeceginizi dusundugunuz kisiler de aynen bu tepkiyi gosterirdi.

    Her okuz altinda buzagi aramanin yanlis olacagini soylemistim.

    Kastim milli gorus degildi. Cok merak ediyorsaniz ne dusundugumu de soylerim ama simdi degil.

    “Bildiginiz yola devam edinden baska diyecek birseyiniz kalmamis”
    Keske bunu soylemeden once birseyler soyleseydiniz!
    Cunku iki kez ortu ve/ya dini simgelerin kamuya hizmet veren kisilerin kullanamayacaginizi tekrar ettiniz ama “neden” boyle olmasi gerektigi ile ilgili 2 kez tekrarladigim sorularimi cevaplamadiniz.

    Ve simge ile ne kastettiginizi sordum, hic bir yerde gormedim dediginiz kamu hizmetinde ortulu sariklilarin hic bir sorun olmadan calistigi Kanadayi ornek verdim hic bir sey soylemediniz.

    Kulaklarimizi tikayip savunduklarimizi tekrar tekrar soylememiz iletisim olmuyor.
    Dolayisiyla, karsi taraf geri adim atsin “keci inadindan” coook uzaktayiz.
    Onun bile olabilmesi icin once karsi tarafi dinlemek gerekir.

    Yarin tesetturu serbest birak sonra da seriat gelir mantiksizligina hak veriyorsaniz, bence sozun sonuna gelmisiz.

    Birde kucuk bir hatirlatma, Turkiyeden uzun zamandir uzaksiniz sanirim. Cok guzel benim cok hosuma gitti basortusu tesettur kelimelerini kullaniyorsunuz. Simdi Laikcilerde yeni bir moda var “turban” diyorlar.
    Evet o sinklerin baslarina sardiklari sarik ama laikci turkcesinde boyle olmus.

    Burdan sonraki sozlerinize aynen katiliyor, imzami atiyorum. Benimde aynen savundugum soyledigim seyler.

    Empati.

    Irak ornegi, ciddi ciddi basimiza gelmesinden cok korkuyorum, gelirse cok kisinin birbirini aynen irakta oldugu gibi dograyacagina eminim.
    Allah korusun.

    Ben de soyle derim hep, Turkiyede her kesimin yobazi coktur ve cok tehlikelidirler.

    Amin. Allah ellerine dusurmesin.

  40. 06 Mayıs 2007 - 13:13 40.Suat Öztürk

    Ne ANAP-DYP birleşmesi ile doğan DP’nin ne -birleşirlerse eğer- BBP-SP nin ne de MHP’nin barajı aşabileceğini düşünmüyorum. Barajı değişitrmek ne AKP’nin ne de CHP’nin işine gelmez.

    Bana göre bizi yine iki partili bir TBMM bekliyor.

    CHP %20 ‘nin biraz üzerine çıkacaktır -DSP ile beraber girse de girmese de-

    AKP ise % 40′ın epey üzerinde bir oy alacak diye düşünüyorum.

    Anadolu, kırsal kesim gerçekten kaynıyor ve müthiş bir öfke var. Olan biten yenilir yutulur cinsten değil ve bizim insanımıza çok ters geliyor bu tip düzenbazlıklar.

    Anadolu bu tür dalaverelere, tahakküme hep benzer tepkileri vermiştir. E.Ardıç önümüzdeki seçimleri 1954 seçimine benzetmiş ki benzer bir tablo çıkması mümkün.

    Zaten bugün yarın anketler başlar, güvenilir kuruluşların anketlerinden tabloyu daha net görebiliriz.

  41. 06 Mayıs 2007 - 14:23 41.BetüL

    Suat bey

    %40′i gecmesini dilerim, gercekten bazi yerler bu tokati hak ediyor. Annem bile olan bitenden o kadar sinirlenmis ki Deniz Baykalin yuzune yumrugu indirmek icin Ak partiye oy verecegini soyluyor : )

    MHP nin baraji asamamasi da bir diger dilegim.

    Fakat mecliste 2 partinin olmasi laf ebelerine mesrukluk ve basina buyrukluk laflarini veriyor.

  42. 06 Mayıs 2007 - 21:04 42.Betül taraftarı Ece:)

    Besim Tibuk nerelerde yahu:)
    Liberal Parti diye bişey vardı sanki bir zamanlar..
    Yaşar Nuri kadar sesi çıkmaz oldu..

  43. 07 Mayıs 2007 - 04:06 43.BetüL

    Ece : )

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...