Güncel & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 01 Mayıs 2007 06:02 pm

İnfilak

  Anayasa  Mahkemesi CHP’nin başvurusunu haklı buldu ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu iptal etti.

Maalesef bir kez daha hukuk ideolojiye kurban edildi. Yazıklar olsun..

Anayasa Mahkemesi bu kararla adeta infilak etmiştir. 32 yaşındayım ama böylesini hiç görmemiştim. “Bu 367 projesi derin mesele” derken haklıymışım. Taammüden işlenmiş bir hukuk cinayeti var ortada.

Artık bu ülkede Cumhurbaşkanı seçilemez, Anayasa değişikliği yapılamaz. Sistem tamamen kilitlendi. Yarı ya da tam başkanlık sistemine geçmemiz kaçınılmaz olmuş durumda. Bu süreci düşünenlerin AKP’nin ilk seçimlerde patlama yapacağını düşünmemiş olmaları imkansız. AKP eliyle sistem değişikliği mi istiyorlar? Bir çok soru var cevapsız.

Çok konuşacağız bu konuyu. AKP bu süreçte en karlı konumda şu an. Galiba 25 yaş değişikliliğini yapalım hemen seçime gidelim diyorlar. 

İnşaallah bu infilak hayırlara vesile olur. Yoksa işimiz çok zor. 

Not: Mahkeme sözcüsünün kısa açıklamasından da birşey anlamadım. Gerekçeli kararı çok merak ediyorum.

Popularity: 13% [?]

“İnfilak” icin yapilan 30 yorum var.

  1. 01 Mayıs 2007 - 18:45 1.BetüL

    Suat bey, ak parti neden 25 yas da bu kadar israrci biliyormusunuz?

  2. 01 Mayıs 2007 - 18:52 2.Suat Öztürk

    Bir fikrim yok Betül hanım.

    Bu toz dumanda bile hala 25 yaş diyorlar. Bana da ilginç geldi. Bu, siyaseti gençleştirmek için ilkesel bir duruşsa kutlamak gerek.

    ***

    Bir kez daha devlet/vatandaş kazandı, halk kaybetti.

    Ama nedense ben üzüntülü değilim, garip bir durum.

    Acaba sandıktan çıkacak tokat mı sevindiriyor beni yoksa alınan bu kararla -bu sistem devam ederse- ileriki yıllardaki seçimlerde mecliste herzaman -en az- 183 adet muhafazakar vekilin olacağı ve bunların “onay” vermediği birisinin Cumbaba olamayacağının garantiye alınması mı?

    Tuhaf bir durumdayım..

  3. 01 Mayıs 2007 - 19:16 3.Everfever

    “ileriki yıllardaki seçimlerde mecliste herzaman -en az- 183 adet muhafazakar vekilin olacağı ve bunların “onay” vermediği birisinin Cumbaba olamayacağının garantiye alınması mı?”

    Ben bundan emin değilim, yarın birilerinin işine gelmediği zaman bu karar da göz ardı edilebilir.

    -Everfever, bir Muz Cumhuriyeti vatandaşıdır.-

  4. 01 Mayıs 2007 - 19:28 4.Suat Öztürk

    “-Everfever, bir Muz Cumhuriyeti vatandaşıdır.-

    Maalesef şu gün itibarı ile en azından “devlet” çekirdeği açısından öyle Everferver..

    ***

    Şu sıralar A.Gül TRT-1 de konuşuyor. “Kişisel görüşüm” diyerek -mealen- şunu söyledi: “Erken değil en erken deçim yapılmalı. Fakat bu da çözüm değil. Çünkü seçim sonrası yine C.Başkanı seçimi kriz olacak. O halde C.Başkanını halk seçmeli”

    Galiba seçimde çift sandık olacak arkadaşlar.

    Gül’ün sözlerinden AKP, C.başkanı için Gül’ü aday gösterip genel seçimle C.Başkanlığı seçimini birarada yapmak istiyor izlenimi edindim ben.

  5. 01 Mayıs 2007 - 21:20 5.BetüL

    Daha ozel sebepleri var gibi.
    Bir zamanlar Erdoganin her yurtdisina gittiginde kendisinden parali kisa donem askerlik istendigini soylemesini hatirliyorum niye ise…

  6. 01 Mayıs 2007 - 22:54 6.Cengiz Cebi

    Suat Bey,

    Doğrusu ben ‘gerekçeli karar’ı merak etmiyorum. Asıl gerekçeyi herkes biliyor. Bahane icin bir seyler uydurup yazacaklar. “Bizim işimize böyle geliyor” diyebilmek biraz dürüstlük ister çünkü.

    Saygılar…

  7. 01 Mayıs 2007 - 23:27 7.Damir

    Yahu aritmetik biliyorsanız 367 nin mantığını anlamanız lazım. Eğer karar yeter sayısı üye tam sayısının üçte ikisi ise bu üçte iki çoğunluk orada bulunmalıdır. 367 den az kişi gelirse nasıl 367 sağlanır, mantıklı olun biraz. Toplantı yeter sayısı karar yeter sayısından fazla olmalıdır. Tamam ben de demokratım, ben de Müslümanım ama bu böyle. Adamlar iyi yakalamışlar. Daha önce yanlış yapılmışsa yanlıştır bu.

  8. 01 Mayıs 2007 - 23:35 8.Arslan Kıraç

    Merhaba

    Politika son 1 haftada başdöndürücü bir hızla yol alıyor.2 saat önce Anayasa Mah.’nin anti demokratik kararı konuşuluyordu,şimdi ise Cuma günü başlayan ve bugün malum kararla sona eren darbe rüzgarının demokrasi rüzgarına dönüşmesine şahit oluyoruz.

    Ak Parti,Cumhurbaşkanını halkın seçme yolunu seçmiştir.Çünkü yeni Anayasa Mahkemesi kararıyla 184′ü bulan parti veya partiler ülkeyi krize sürükleyecektir.

    Meşruiyeti kaybetti zannedilen bir parti,Anavatan la birlikte aynı zamanda c.başkanı görev süresinde 5+5,genel seçimin 4 yıla indirilmesi gibi değişikliklere imza atma kararlılığını göstermiştir.Bana göre gündem tamamen değişmiştir ve CHP’nin zafer sarhoşluğu 2 saat sürmüştür..
    Evet,yanlış duymadınız,Muhtıra yiyen bir parti,önce dik duruyor,ardından radikal değişiklere gidiyor..Hayal gibi..

    Anti-demokratik süreç,daha fazla demokrasiyle bertaraf edilmiştir.Tabii bu değişimlerin sonuçlanması şarttır

    Anavatan ise vereceği destekle saygınlığını kısmen geri kazanacaktır.Zira Mumcu, bazı değişikliklerin sadece 48 saat alacağını ve Sezer’in de tasvip ettiğini söylüyor..

  9. 01 Mayıs 2007 - 23:40 9.Suat Öztürk

    Sayın Damir,

    Bahsettiğiniz kadar basit değil mesele. TBMM kilitlenmesin diye özellikle yapılmış bir seçim sistemi bu.

    Şu yazılara bakabilirisniz:

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=483415

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=532387

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=532598

  10. 01 Mayıs 2007 - 23:54 10.Bulent Murtezaoglu

    Demir bey, sizi ugrastirmak degil niyetim ama tam bana cok rahatsizlik veren ortami anlatan birsey soylemissiniz, alintiliyorum:

    Tamam ben de demokratım, ben de Müslümanım ama bu böyle. Adamlar iyi yakalamışlar. Daha önce yanlış yapılmışsa yanlıştır bu.

    Beyler, hanimlar, kardeslerim bakin ne hale geldik. Insanlar bir fikir beyan ederken once ben de sizdenim deme ihtiyaci hissediyorlar. Bunun Ankara’da kim ne olacakla alakasi cok yok, bunu biz birbirimize yapiyoruz; boyle bir aidiyet, kimlik, yandaslik belirtme ihtiyaci hissettiren bir baski olusturuyoruz. Demir bey bunu demekte haksiz degil, ortam bu. Yapmayalim bunu. Ortaya cikmasina engel olalim. Dogru haller, ortaya cikmasi hayra alamet refleksler degil bunlar.

  11. 01 Mayıs 2007 - 23:55 11.Bulent Murtezaoglu

    Damir bey, isminizi yanlis yazmisim, ozur dilerim.

  12. 02 Mayıs 2007 - 00:04 12.Suat Öztürk

    “Beyler, hanimlar, kardeslerim bakin ne hale geldik. Insanlar bir fikir beyan ederken once ben de sizdenim deme ihtiyaci hissediyorlar.

    Çok doğru. Bu tavra aslında ifrit oluyorum. Tabii ki test etme imkanım yok ama bana takiyye kokuyor izlenimi veriyor. Halbuki söyleyen gerçekten söylediği gibi olabilir. Ama dakika 1 gol 1 takiyye geliyor insanın aklına.

    De.. Bu nasıl oluyor? Yani neden bu ihtiyaç? Ve ençok kimler bunu yapıyor? Baskı mı oluşturuluyor, azınlıkta olanlar bunun farkında oldukları için alttan mı alıyor? (”benim de annemin başı kapalı, ama…”  ya da radikallerin “Atatürk’ü biz de severiz, ama…” demesi gibi.)

    Hepsi birbire geçmiş gibi.

  13. 02 Mayıs 2007 - 00:12 13.Bulent Murtezaoglu

    Çok doğru. Bu tavra aslında ifrit oluyorum. Tabii ki test etme imkanım yok ama bana takiyye kokuyor izlenimi veriyor. Halbuki söyleyen gerçekten söylediği gibi olabilir. Ama dakika 1 gol 1 takiyye geliyor insanın aklına.

    Bana oyle gelmiyor, insanar bunalmislar oyle dersen soylesin boyle dersen bilmemnesin onu dusunme bunu dusun filan gibi seylerle bombardimana maruz kalmislar gibi geliyor. Takiyye olsa iyi, cunku orada bir kayip yok. Samimi insanlar bu ihtiyaci hissediyor gibime geliyor.

    De.. Bu nasıl oluyor? Yani neden bu ihtiyaç? Ve ençok kimler bunu yapıyor? Baskı mı oluşturuluyor, azınlıkta olanlar bunun farkında oldukları için alttan mı alıyor?

    Herkes yapiyor herhalde bunu, azinlik olma hali genel degil de derin kutuplasmaya suruklenmis bir ulkede o an denk gelinen ortamin icinde azinlik olmak herhalde. Yani ne bileyim, X cinsi insanlarin oldugu bir sitede konusurken X cinsi insanlarin ’sen Ysin’ demelerine sebep olacak bir fikri beyan etmek isteyen ‘ben de Xim’ demek zounda hissediyor kendisini.

  14. 02 Mayıs 2007 - 00:37 14.Yaman Avcı

    Sevgili Suat ve Bülent,
    Tartıştığınız durumun tek bir nedeni olmamakla birlikte, en önemli olanı “birey olmayı beceremeMEmiz” bence. Kendimizi illa da bir aidiyetimiz ile ifade etme zorunda hissediyoruz. Bu duruma da bir neden arıyorsanız, eğitim sistemimizin “toplum mühendisliği” esasına göre dizayn edilmişliğidir.

    Selam ve sevgilerimle
    Yaman Avcı

  15. 02 Mayıs 2007 - 10:29 15.Serefraz

    Suat bey,
    yazdığınız yazıda acaba AKP nin eli ile bir değişiklik yapılmasını mı istiyorlar demişsiniz.
    Bu noktada onların yani muhalefet partilerinin bu kadar hesap yapabileeğine ihtimal vermiyorum.
    Onların basiretsizliği, hükümetin bu durumu iyi değerlendirip akıllıca bir manevra ile sandığa yönelmesi diye değerlendiriyorum.
    saygılar….

  16. 02 Mayıs 2007 - 13:26 16.osman timurtaş

    “Yahu aritmetik biliyorsanız 367 nin mantığını anlamanız lazım. Eğer karar yeter sayısı üye tam sayısının üçte ikisi ise bu üçte iki çoğunluk orada bulunmalıdır. 367 den az kişi gelirse nasıl 367 sağlanır, mantıklı olun biraz. Toplantı yeter sayısı karar yeter sayısından fazla olmalıdır. Tamam ben de demokratım, ben de Müslümanım ama bu böyle. Adamlar iyi yakalamışlar. Daha önce yanlış yapılmışsa yanlıştır bu.” (Damir)

    Sayın Damir, söyledikleriniz ilk bakışta mantıklı gelse de mantıklı değildir. Toplantı yeter sayısı ile karar yeter sayısı tamamen birbirinden bağımsızdır. İkisi arasında etkileşim kurmak mantığı yanlıştır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde mantık şudur: ilk iki turda cumhurbaşkanının 367 oy almasını bekleyelim. neden bunu yapalım? çünkü cumhurbaşkanı “eğer mümkünse” meclisin üçte ikisini yani halkın üçte ikisini temsil eden biri olsun. yok eğer bu mümkün değilse üçüncü turda meclisin yarısından fazlasının yani halkın yarısından fazlasının onayladığı biri cumhurbaşkanı olsun. yok eğer bu da mümkün değilse son olarak en yüksek oyu kim alırsa o cumhurbaşkanı olsun. yani demokrasinin temel prensiplerinden biri olan “eğer ortak bir karara varamıyorsak, en çok desteklenen karar kararımız olsun” mantığı yürütülür. Tüm bunlar yapılırken milletin en az üçte birini temsilen vekiller mecliste bulunsun denmiştir. Eğer böyle olmasaydı, farzedelim ki cumhurbaşkanlığı seçimine ilgi gösterilmedi ve örneğin 5. tura gelindiğinde mecliste sadece 11 milletvekili varsa ve bunlardan 6’sının onayını alan cumhurbaşkanı olur. Bunun önüne geçmek için en azından milletin üçte birini temsilen vekiller bulunsun ve en azından 184 kişi bu tür önemli kararları alsın denmiştir. mantık budur..

  17. 02 Mayıs 2007 - 14:08 17.bliyaal

    İzlenimler’e yazmıştım, buraya da ekliyorum: Şahsen ben 20. yüzyılın en büyük liberal düşünürü Nobel ödüllü Friedrich von Hayek’e katılarak, bu memlekete bir diktatörün lazım olduğunu görüyorum. Liberal bakış açısından yaklaştığımızda, bir diktatörümüz olsa sorunlarımız daha kolay çözülür vallaha. Bakın Hayek ne diyor:

    “Şunu söyleyebilirim ki, uzun dönemli kurumlar olarak diktatörlüklere tamamıyla karşıyım. Fakat bir diktatörlük, bir geçiş dönemi için zarurî bir sistem olabilir. Kimi zaman bir ülke için, şu veya bu biçimdeki bir diktacı gücün bir süreliğine mevcut olması zorunludur. Sizin de anlayacağınız üzere, bir diktatörün liberal bir usûlle yönetimde bulunması mümkündür. Ve bir demokrasinin de, liberalizmden tamamıyla yoksun olarak yönetimde bulunması mümkündür. Şahsen ben, liberal bir diktatörü, liberalizmin olmadığı demokratik bir yönetime tercih ederim.”

    Linki de şu: http://www.fahayek.org/index.php?option=com_content&task=view&id=121

  18. 02 Mayıs 2007 - 14:55 18.simeranya

    kişi bir görüşe sahipse bunu, bende sizdenim diyerek ifade etmez. çıkar söyler. çıkıp söyleyemiyorsa başka kılıflar aramaya gerek yok.

    “bende demokratım ama askerin takındığı tavrı beğeniyorum” demek ne kadar doğru bir yaklaşım olur.

    Evet ne yazık ki takiyyeyi kimlerin yaptığı çok ortada…

  19. 02 Mayıs 2007 - 14:58 19.Bulent Murtezaoglu

    yok eğer bu mümkün değilse üçüncü turda meclisin yarısından fazlasının yani halkın yarısından fazlasının onayladığı biri cumhurbaşkanı olsun.

    Bunu boyle yazsalardi anayasaya bu meclisin cumhurbaskani secmesi mumkun olmazdi. Cunku halkin yaridan fazlasi zaten meclisi onaylamis filan degil. Oy veren kisilerin bile yaridan fazlasi meclisteki insanlara oy vermemis. Bizde gecen secim biraz uc bir ornek oldu ama genelde de bu problemdan kurtulmak kolay degil. Insanlar oy vermiyorlar (sandiga gitmiyorlar) veya verdikleri oyu temsil edecek mekanizma her zaman bulunamiyor. Bunu su anki problem icin ozellikle basinda cogunluk, oy sayisi, meydanda insan sayma filanla ugrasan yazilarda bu problemlerin hepsini atlayan bir vurgu olabiliyor.

    Bliyaal bey biraz saka yapmis herhalde ama demokrasi fetisistligi ile ozgurlukculuk ayni sey olmadigi gibi, aslinda demokratik yaklasimlarin alternatifi de diktatorluk olmak zorunda degil. Ozgurlukcu bir ortamda kanun hakimiyeti de is gorur (Hayek’in ‘Rule of Law’ vurgusu goz onune alinirsa aklindakinin bu oldugu tahmin edilebilir). Yani ozgurlukcu kanunlarin ve duzenlerin demokratik iradeye tabi olmadigi bir duzen, yahut baska bir deyisle cogunlugun haklara dokunamadigi bir duzen de pekala ozgurlukcu olabilir. Ara sira ‘devlet kurumlari cogunlugu gemlemek icin var’ manasinda, ve Turkiye baglaminda pek de ozgurlukcu imalari olmayan soylemler cikiyor gazetelere ve bunun rezil bir gorus oldugu soyleniyor. Halbuki oyle olmasi gerekmiyor ve dogrudan cogunlugu yuceltmek isin hak boyutunu da kelle saymaya indirgedigi icin bu sefer ozgurluk karsiti olan/olabilen bir yolun ululanmasina da gelip dayaniyor bu laflar.

    Birsey daha ekleyeyim, hukuk filan deyip duruyoruz ama dun Istanbul’da olanlar icin bir suru dava acilmis olmasi lazimdi isleri hukuk yoluyla halleden bir toplum olsaydik. Emniyet neyi niye yapti tam bilmiyoruz, ama burasinin pek oyle bir hukuk devleti olmadigini (veya hukuk icinde kalarak emniyeti temin edemedigini) herhalde ille de devletin tepesini kapmak/kaptirmamak icin yapilan mucadelede degil, mesela, binilen vapurun ’sen bundan inersen sopa yiyen insanlara katilabilirsin, onun icin bu vapur yurumeyecek’ denebilmesinde gorebiliriz. Bunlara riza gosterdigimiz hatta belki bunlari arzu ettigimiz icin — bence — en ustte guc kimde olacak kavgasinda hukuk icin soylediklerimiz havada kaliyor. Yani Turkiye’nin hukuk konusunda nasil bir yer oldugunu anayasa mahkemesinin kararindan degil normal vatandasin devletle iliskisinde gucun mu kanunun mu isledigini, haksizliga ugradigini dusunen vatandasin devlete ne yapabildigine bakarak anlamamiz daha dogru olur gibime geliyor. Otekini de konusuruz tabii, ama ortada kendi kendimizi hukuk filan diye kandirdigimizin bir suru alameti varken problemin en tepedeki izdusumune konsantre olup o hallolursa hersey hallolur diye dusunmek pek makul olmayabilir. (Ozellikle AKP ile ugrasmak istemiyorum ama basimizdaki onlar simdi onun icin mecburen oyle oluyor. Haklarindaki yolsuzluk vs. iddia ve davalarinda, yahut yeniden piyasaya cikan o araba kazasi isinde gucun mu hukukun mu galip geldigine bir bakiverin. O gucun askeri degil siyasi guc olmasi kanunun islemedigi gozlemini degistirmiyor. Belediye baskaninin oglunu dahi cezalandiramayan sistemi goz ardi ederek darbeciler yargilansin diyenlere bir de bu acidan bakmakta fayda olabilir. Mesele postmodern darbe yapip ‘ne etsek de bunu iceri tiksak’da degil, guc sahibine guc sahibiyken dahi kanunun kendisinden guclu oldugunu gosterebilmekte. Tabii bu yapilirsa Turkiye’de kac kisinin sicili temiz kalir onu bilmek zor — bence tercihimiz bu yondeyse hapishane hamlemizi derhal baslatmakta fayda var.)

  20. 02 Mayıs 2007 - 15:07 20.Bulent Murtezaoglu

    Evet ne yazık ki takiyyeyi kimlerin yaptığı çok ortada…

    Ben tamamen farkli birseyden bahsediyordum aslinda ama kutuplasma o hale gelmis ki dedigim Damir beye ‘takiyye yapiyorsun’ iumasi yaptim seklinde de okunabiliyor. Halbuki benim pesinde oldugum ‘bunu dersen siz olursun, otekini dersen biz olursun’ seklindeki havanin insanlarin uzerinde biraz aykiri bir gorus dilledirendireceklerinde pesinen kimlik/aidiyet belirtme ihtiyaci da hissetmelerine yol acan baski olusturmasi gozlemi idi. Yani Ankara’da pek de bir etkimiz olamayacak bir surec hakkinda konusurken dahi, burada veya konusulan baska yerde tamamen kendimizin urettigi bir baskici ortami besliyoruz demek istiyorum. Benim derdim oydu, en azindan. Bunun duzelmesi/degismesi icin belirli bir insanin cumbaba olmasi filan yetmiyor ve hatta gerekmiyor (belki Yaman beyin dedigini iyice dusunmekte fayda olabilir).

  21. 02 Mayıs 2007 - 15:09 21.Muhammet

    Öyle bir hava var ki bazı kesimlerde, sanki sandık hiç gelmeyecekti! seçim hiç olmayacaktı!

    Eğer ki 7 ay sonra öyle yada böyle seçim olacaktı ise şimdi “sandığı milletin önüne getirdik!” diye övünmenin manası ne ?

    Yada Cumhurbaşkanı Akp li olarak seçilseydi 7 ay sonra seçim olmayacak mıydı ?

    7 ay içinde rejim değişecekti de millet sandığı unutacak bir daha göremeyecek miydi ?

    “Millet iradesi her şeyin üzerinde, seçime gidin ?” diyen bir kesim insan “cumhur, meclis başkanı, başbakan” aynı görüşten insanlar olmamalı diyor. eğer halk bunun böyle olmasını istemiyorsa 7 ay sonra hem başbakanlığı hem meclis başkanlığını alıp başkasına verebilirdi, değil mi ? Seçimlerde bunu belirlerdi, işi bitirirdi.

    Buradan çıkan tek sonuç “halk iradesi”ne güvenilmediğidir. Seçim isteyenler “samimi” değildir. Sizin belirlediğiniz, çerçevesini sizin çizdiğiniz “modern toplum” standartları, evrenesel, demokratik, hukuk üstünlüğüne dayalı standartlar değil.

    Her şeyden önce insanları “zor ilen” modernleştirmeye çalışıyorsunuz. Siz hangi “modern toplum” dan bahsediyorsunuz ? Siz benim modernleşme istediğime hangi “hakkı” kendinizde bulup karar veribiliyorsunuz ?

    “Bireysel” haklarımı hiçe sayan anlayışla, benim gösterdiğim “bireysel irademi” yok farz ederek “modern” olmadığımı söyleme yetkisini “silah” gücünden almak isteyen insanların “modern” oldukları hatta ve hatta “sosyal demokratlık” iddiaları sadece komedidir.

    Son anayasa mahkemesinin verdiği kararı bizzat hukukçular “hukuk faciası” olarak değerlendirirken aynı hukukçuların “hayırlı bir karar” olarak değerlendirmesi “ülke yararına ve memleketin önünü açan” bir sonuç olarak dillendirmeleri, hukukun üstünlüğünü savunan herkesi “işte hukuk, savunduğunuz değer bu mu ?” söylemiyle karşı karşıya bırakmıştır.

    Peki “suç var suçlu yok” gibi anormal bir karar ile aynı kefeye konabilecek bu karar nasıl çıkar ? işte böyle çıkar!!!

    Böyle bir sonuç ancak “müdahale” ile çıkar. Yani anormal süreçlerde oluşur. Yani “Asker muhtırası” nı normal gören bir ülke aydının bol olduğu memleketlerde hukuk bu sonucu doğurur!

    Anayasa mahkemesinin aldığı karara herkes saygılı olmak zorunda. Lakin mahkeme üyeleri öyle şartlar altında bırakılmıştır ki, “yukarı bıyık, aşağı sakal” diyerek karar vermişlerdir. Eğer seçimin ilk turunu iptal etmese “muhtırayla ters” düşecek ve belkide ortam daha da gerilecek, öte yandan iptal kararı çıkarsa “hukuka aykırı” sonuç olarak yorumlanacak ve hepsinden önemlisi “bir daha meclis cumhuru seçemez” noktasına gelinecektir.

    Yaşanan süreç ile
    “Akp elinde ki ekmeği uzatmadığı halde, ekmek elinden alınmış (bu durumu büyük sevinçle karşılayanlarda olmuş) sonrasında bir güzel “yağ” sürülmüş daha da sonrasın da Akp ye geri verilmiştir.” Açıkçası bütün dengelerle oynanmıştır!

    Tüm bunlar bir tarafa, inanılması çok zor sözler duyulmuştur. İnanılmasının zor olması sözlerin niteliği kadar söyleyenlerin temsil ettikleri konumlardır.

    Dün gece NTV kanalında “Sivil Toplum Örgütleri Birliği Başkanı” olan bir Bayan “darbeler meşrudur” diyebilmiş, başında “sivil” kelimesi olan bir birlik başkanı “darbe ve muhtıraları” savunmuştur. Bu şahıs “sosyal demokrat” bir parti, “sol” olduğunu iddia eden bir parti başkanı tarafından “milletvekili” adayı yapılabileceğiyle müjdelenmiştir.

    Millet “hayretle, dehşetle ve ibretle” gelişmeleri izlemekte.

    Hayırlısı neyse o olsun….

  22. 02 Mayıs 2007 - 15:12 22.metin-thePoor

    Bülent Bey’in “Turkiye’nin hukuk konusunda nasil bir yer oldugunu anayasa mahkemesinin kararindan degil normal vatandasin devletle iliskisinde gucun mu kanunun mu isledigini, haksizliga ugradigini dusunen vatandasin devlete ne yapabildigine bakarak anlamamiz daha dogru olur gibime geliyor. Otekini de konusuruz tabii, ama ortada kendi kendimizi hukuk filan diye kandirdigimizin bir suru alameti varken problemin en tepedeki izdusumune konsantre olup o hallolursa hersey hallolur diye dusunmek pek makul olmayabilir.” sözlerine katılmamak elde değil. Ancak bu ülkenin “doğal” anayasasının ilk maddesi şudur:

    DEVLET VATANDAŞA DEĞİL, VATANDAŞ DEVLETE TABİDİR.

    O kadar!

  23. 02 Mayıs 2007 - 15:17 23.metin-thePoor

    Muhammet Bey,

    Çok güzel anlatmışsınız. Da, birşeyi unutmuşsunuz: Burası bir absürdistandır. Şaşırmaya gerek yoktur!

    Ayrıca, bu ülkede beynini İttihatçı zorba efendilerimizin emanetçi dükkanında unutmuş birtakım beyaztürk hanımefendilerden, beyefendilerden bol ne var? Bir tanesini de vaktiyle Yayla Hoca madara etmişti, ama nerede o utanacak surat?

  24. 02 Mayıs 2007 - 15:22 24.Bulent Murtezaoglu

    Ancak bu ülkenin “doğal” anayasasının ilk maddesi şudur:

    DEVLET VATANDAŞA DEĞİL, VATANDAŞ DEVLETE TABİDİR.

    Biz bundan sikayetci gozukmuyoruz. Simdi Suat beye eziyet pesinde degilim ama cok kolay ornek bu onun icin haksizlik edip bu girdinin konsuna iliyorum: dun cocuklarin ustune inen sopanin kimin eline gececegi konusunu etkileyen mahkeme karari degildi asil onemli hukuksuzluk ornegi bence.

  25. 02 Mayıs 2007 - 15:28 25.Bulent Murtezaoglu

    Bir tanesini de vaktiyle Yayla Hoca madara etmişti, ama nerede o utanacak surat?

    Hay Allah, aslinda hoslandigim insanlara karsi konusmak durumunda kaliyorum. Atilla hocanin o konusmada dediginin ne kadar havada oldugu, yani universite idaresi belli bir gorusun elinde olunca ogretim uyelerinin nasil hizaya getirilebilecegi de o konusmasindan birkay hafya/ay sonra kendi tecrubesiyle ortaya cikti. Ben dilledirdigi ana fikirden hoslanmakla beraber, “bu hoca benim bildigim Turkiye’de yasamiyor herhalde” demistim o filmi gorunce. Pesinden gelen kendi tecrubesi benim bildigim Turkiye’de yasadigini gosterdi bana.

  26. 02 Mayıs 2007 - 16:03 26.Ahmet A.

    Kızmayın ama anayasanın 102. maddesinde bir boşluk yok mu? Tamam “367′cilik” mantıksız ve saçma ama bu anayasanın 102. maddesi sorunlu gibi gözüküyor. Diyor ki:
    “Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ve gizli oyla seçilir.”
    Bu madde “TBMM üyeleri” diyor, “toplantıya katılan TBMM üyeleri” demiyor. İfade özensiz gibi gözüküyor.
    Yanlış anlamayın, CHP’ci değilim. (Evet, belirtmek gerekiyor yanlış anlaşılmamak için)

  27. 02 Mayıs 2007 - 18:55 27.Tansel Güçlü

    Tam bir hukuk skandalı var ortada. Yalnız yazının başında ifade edilen “hukuk ideolojiye kurban gitti” söylemi yanlış bir ifade gibi duruyor. Hukuk zaten bir ideoloji tarafından şekillenir. Aynı 1982 anayasası gibi. Ama tabi burada demek istenilen tarafımızdan anlaşılmıştır. Ortada bariz bir skandal vardır fakat her ne hikmetse anlı şanlı liberal geçinen köşe yazarlarımız bile seslerini çıkaramamaktadır. Sol mu? O zaten uzun zamandır yok! Bu siyasette yeri bile yok.

  28. 02 Mayıs 2007 - 19:10 28.Damir

    Suat Bey teşekkür ederim, hepimiz anayasa hukukçusu oldu bu günlerde.

  29. 03 Mayıs 2007 - 06:17 29.Laik Erol

    Turkiye’de coktandir tek bir sol yok. 1980 ihtilalinden sonra solculugun beli bir daha dogrulmadi, bir o yana bir bu yana sallanip dururlar..

    Hani dort unsur varya son gunlerde herkesin tekrar ettigi :

    - Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti

    AKP, TSK, Sermaye ve Muhalefet el ele verdi
    bu sonucla, her biri bir unsuru kor topal ediverdi..
    Bu arada hukukun tarafsizligi da “seriat’in kestigi parmak acimaz”in karsit misali ile hadim oluverdi.

    Helal olsun bize !!!

    AKP’nin secimlerde magdur roluyle basarili cikmasi icin butun dusmanlari el ele verdi ve karsi tarafa altin bir firsat daha hediye ettiler.

    Tencere dibin kara misali ile, muhalefetin laiklik tellakligi yaptigi, anayasa mahkemesini icinden cikamayacagi bir duruma soktugu kadar
    AKPnin de ayni sekilde “dindar bir cumhurbaskani” seciyoruz gibi soylemleri ve cibiliyetsiz tavirlari seyesinde bu gunlere geldik.
    Eger AKP takiyye yapmiyorsa, Bulent Arinc’i ve takimini asil ait olduklari partilere tasfiye etsin ondan sonra meydanlara ciksinlar

    Son olarak, Baykal’in genc partiyle isbirligine gitmesi de kendisi icin tasfiye yolunu acar umarim.

    Milletimize hayirli olsun demeyecegim, mustahak oldu da demeyecegim
    Ne diyecegimi bende sasirdim…

    Erol.

  30. 03 Mayıs 2007 - 15:36 30.Bulent Murtezaoglu

    Heh, Nuray Mert de bunalmis yukarida bulastigim isin yakin akrabasindan:

    Kim ne gerilim çıkarırsa çıkarsın, kuşkusuz askeri müdahaleye karşı olduğumun altını çizmeme gerek olmamalıydı, ancak okuduğunu anlamayanların bol olduğu bir ortamda bu gereksiz vurguyu yapmak zorunda hissediyorum.

    Tamami:

    http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220185

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...