Posts from — Mayıs 2007
“AKP Kapatılsın” kampanyası
Biliyorsunuz son zamanlarda Ankara’da konuşulan konulardan birisi de AKP hakkında kapatma davasının açılmak üzere olduğu.
27 Nisan bildirisi sonrası yaptıkları eylemlerle isimlerini tüm Türkiye’ye duyuran “Genç Siviller” bu süreçte “iyi saatte/sıhhatte olsun”lara ve bilimum türevlerine faydalı olabilmek için bir yeni bir kampanya başlatmak üzereler.
Duymuşsunuzdur muhakkak, daha önce de “Saltanat geri gelsin. Sezer’in oğlu cumhurbaşkanı olsun”, “3 CHP oyu 1 Ak Parti oyunu götürsün”, “CHP’ye verilen oylar 5, Ak Parti’ye verilen oylar yarım sayılsın”, “Halk cumhurbaşkanını değil, cumhurbaşkanı halkı seçsin.”, “CHP seçimlere girsin, kazanamazsa seçimler tekrarlansın, kazanamazsa tekrarlansın, kazanamazsa tekrarlansın, kazanamazsa tekrarlansın…” gibi demokratik maddelerden oluşan (Sevgili Bliyall’ın kulakları çınlasın) bir anayasa değişikliği paketi hazırlamışlar ve ülkenin önünü açmaya çalışmışlardı.
Son kampanyanın ismi ise şu: “AKP kapatılsın, halı saha yapılsın”
Kampanya daha olgunlaşma aşamasında; mail grubunda dolaşan bazı delilleri buraya alıyorum. Siz de yorum bölümünde gerici AKP’nin irticai faaliyetlerine ilişkin buldugunuz delilleri ekleyebilirsiniz. Bunları da Genç Siviller’e iletiriz.
Buyrun:
Mayıs 29, 2007 103 Comments
27 Mayıs: ‘Demokrasi’nin Dramı
27 Mayıs’ın sene-i devriyesini üzerimize sinen internet bildirisinin kokusu altında huşu ile idrak ettik.
Deniz Som gibi çağdaşlık ve özgürlüğü çoluk çocuğun gezdiği parklarda içip içip nara atmak sanan zevat “27 Mayıs’a darbe diyenler demokrasi ve laik cumhuriyet düşmanıdır” demiş. Cuntacı İlhan Selçuk’ta “27 Mayıs ilericiydi, 12 Eylül gericiydi” buyurmuş.
Seçmece darbe haa? “Allah akıl fikir versin!” diyeceğim ama Allah’tan bir anda o kadar çok şey istemeye yüzüm yok.
Beyinlerini boşaltıp yerine popolarını ikame eden ve o şekilde düşünen bu gibi yerli pravdaları aslında ciddiye almamak gerek. Ama maalesef aynı zihniyet tam da bu günlerde daha soft “27 Mayıs” atraksiyonları peşindeler. Bu sebeple onları ve onlar gibi düşünenleri haketmedikleri biçimde ciddiye alıyoruz.
Mayıs 28, 2007 46 Comments
Bu Toprakların Hikayesi
“Bizden Belgrad’ı aldıkları zaman düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak, “Ne hacet!” dedi; “bari İstanbul’u da size verelim.” Babalarımız için Niş, İstanbul’a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u Girid’i ve Medine’yi bırakırsak, Türk mileti yaşayamaz sanıyorduk.” diyor Falih Rıfkı Atay.
Tabi Atay bu sözleri ulus devleti kutsamak, imparatorluğun yükünden bahisle “başımızdan defettik, rahatladık” demek için anlatıyor ama atalarımızın vatan toprağına olan bakışını da yansıtmış oluyor.
Mustafa İslamoğlu’nun bir yazısında okumuştum. Milletvekili olan dostu bir olay anlatmış.
Körfez Savaşı sırasında, ABD ve İngiliz uçakları Bağdat’a bomba yağdırırken, dönemin bakanlarından biri şöyle söylemiş: “Benim 90 yaşına merdiven dayamış bir anam var. Televizyon sunucusunun “ABD Bağdat’a bomba yağdırdı” anonsunu duyunca, rengi attı, gözleri dolu dolu oldu, bana dönüp sordu:
Mayıs 26, 2007 37 Comments
Neler Oluyor?
Ülke karışmaya başladı. Sinsi bir oyun gergef gibi işleniyor. Danıştay saldırısı, Cumhuriyet gazetesi bombalama olayı, Trabzon’da ve Malatya’da işlenen vahşi cinayetler. Cumhurbaşkanlığı seçiminde oynanan tiyatro.
Muhtıra. Yaratılan korkular. Ardından bu paranoya ile tetiklenerek mitinglere sürülen yığınlar. Şimdi de Ulus’ta terör saldırısı.
İlginç noktalar var. Saldırı sonrası kuvvet komutanları olay yerine gidiyor. Terörün en büyük hedefi bilindiği gibi “korku salmak”tır. Terör bu korkudan beslenir. Ne hikmetse Genelkurmay Başkanı Büyükanıt olay sonrası “Bunu her büyük şehirde bekleyebilirsiniz.” diyor. Üst düzey bir devlet görevlisi bunu nasıl söyler anlamak mümkün değil.
Ankara’da bugün yarın AKP’ye kapatma davası açılacağı konuşuluyor. Erdoğan adeta mecbur kalmış gibi bir izlenim verek -mealen- “asker isterse K.Irak konusunda TBMM’de karar çıkartırız” diyor.
Neler oluyor?
Mayıs 24, 2007 39 Comments
Cumhuriyet Mitingleri, Kadın ve İstismar..

Cumhuriyet mitingleri ile alakalı kötü bir anım var. Bu konudan aslında sadece birkaç kez yorum bölümünde bahsettim. Bir yazı olarak bahsetmeyecektim ama Yeni Şafak’tan Mehmet Gündem’in Uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Dr. Zeynep Dağı ile yaptığı ve Dağı’nın cumhuriyet mitingleri için kullandığı “Kadın olgusu hiç bu kadar sömürülmemişti” sözleriyle gazeteye taşıdığı röportajı okuyunca kısa da olsa bir yazı ile işleyeyim dedim.
Önce “kötü anı”mı anlatayım.
Çağlayan mitinginin olduğu gün bir toplantı için eşimle birlikte İstanbul’daydım. Avrupa yakasını iyi bilmediğim için arabayı Üsküdar’da bir otoparkta bırakıp vapurla karşıya, Beşiktaş’a geçtik.
Dönüşte eşim -başörtülü ve modern giyimlidir- ve Derin Düşünce Grubu‘nda birlikte editörlük yaptığımız Cengiz Bey ile Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçiyorduk vapurla. Etrafımızı mitingden çıkan bayraklı insanlar sardı. Cengiz Bey bana doğru dönüp bayrak istismarından îma ile “Bu bayraklar niçin Suat Bey?” deyince birden ortalık karıştı. Vay biz kimmişiz, gazete okumuyormuşuz mu, mitingden haberimiz yok muymuş, pis pis gülüyormuşuz falan..
Mayıs 22, 2007 99 Comments
Oligarklar kaybedecek; tarafınızı seçin.
Bir önceki başlıkta hayli ilginç tartışmalar yaptık. Demokrasinin zaaflarından dem vuran arkadaşlar son derece arkaik argümanlarla halkı ve yaptığı tercihleri eleştirdiler.
Sevgili Bliyall, bir zaman Serdar Turgut’ın dillendirdiği “teknokratlar hükümeti”nden bahsetti, daha da ileri gitti siyaseten liberal ama ekonomik olarak tam anlamıyla piyasacı olmayan bir diktatör gerektiğini söyledi. (Bu da bir sorun; nasıl olacak bu, hem siyaseten liberal hem de ekonomik olarak piyasacı olmayan, anlamış değilim halen.)
Demokratik olgunluğa kavuşmamaktan söz edenler ittire kattıra bu olgunluğa ulaşılabileceğini sanıyor ve bunu gerçekleştirmek için diktatörlük öneriyorlar. Soruyoruz “dünyada bu biçimde demokratik olgunluğa kavuşmuş toplum var mı?” diye, “Hayır yok” diyolar. Eee?
Bliyall’in söylediği tam anlamıyla bir hayaldir, bir temennidir, söylüyor kendisi de yok onun dediği gibi bir örnek dünyada.
Mayıs 20, 2007 30 Comments
“Halk seçsin”e bir bakış
Bu konuda bir yazı yazacak ve düşüncelerimi paylaşacaktım ama bir türlü fırsatım olmadı. Sabah Murat Belge’yi okurken önemli tespitler yaptığını gördüm. Belge yazısında eski seçimlere ve cumhurbaşkanının çok fazla olan yetkilerine vurgu yaptıktan sonra cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda Baykal’ın sarfettiği sözler bağlamında şunları söylüyor:
Ama bu noktada, sürecin bu aşamasında, Deniz Baykal’ın bir sözünün üstünde biraz durmak gerekiyor. Deniz Baykal, cumhurbaşkanını doğrudan halk seçerse bölüneceğimizi söyledi.
Bu bakış açısına göre, demek ki:
1) En büyük tehlike halktır.
2) Cumhuriyet, kuruluşundan neredeyse 90 yıl sonra, ancak üzerine ‘kırılacak eşya’ yazılı bir kutuda taşınabilecek kadar dayanıksız bir nesnedir. 90 yıl sonra, bu toplumun ortak paydalarını bulamamıştır.Bunlar, Baykal’ın kendi adına da, adına konuştuğu cephe adına da, böyle uluorta itiraf edilecek şeyler olmamalı. Özellikle o cephe adına söylüyorsa biri bunları, bu itirafın ezici ağırlığını da duymalı.Ama ben bunların doğru olduğunu düşünmüyorum. Evet, birtakım politikalarda aynı ısrarla devam edilirse, bu toplumda hem birden fazla fay hattı çıkar ve bunlar yarılır. Ama başka türlü politikalara geçilirse, bunun tam tersi olur ve beğenilmeyen bu toplum, abartılan bu sorunların içinden güle oynaya çıkar. Tarihin bu aşamasında Türkiye toplumu bu ‘gerilim politikaları’nın dışında, sorunlarını barış içinde çözecek olgunluk aşamasına gelmiştir.
Halk bu olgunluk aşamasına geldi ama ya oligarklar?
Baykal’ın sözleri bağlamında değil de son anayasa değişikliği açılımı konusunda benim kafam biraz karışık.
Mayıs 18, 2007 78 Comments
Unutulacak şey mi?
Çok iyi bir dostum var; aynı zamanda apartman komşum. Diş hekimliği yapıyor. Benden birkaç yaş büyük.Akşam bize oturmaya geldiler.
Bilirsiniz çoğu Türk kadını hemcinsleriyle biraraya geldiğinde -evet, okumuşları da dahil- nasıl kocalarını çekiştirirse normal Türk erkekleri de biraraya geldiklerinde büyük bir ciddiyetle memleketi kurtarırlar. (Evet ben de bazen normal bir Türk erkeği oluyorum. :-)
Dostum hastalık derecesinde ANAP sevdalısı. Son günlerin sıcak gündeminin de etkisi ile “bir ANAP’lı yakalamışım, şunu bir hırpalayayım” dedim..
Sohbet başladı.
Mayıs 15, 2007 82 Comments
Şam’dan Bir Esinti..
Ne zaman Ortadoğu coğrafyasından Türkiye ile alakalı “iyi” bir haber duysam heyecanlanıyor ve seviniyorum.
Bugün Yeni Şafak’tan Hakan Albayrak’ı okurken yine bu duyguyu yaşadım. Albayrak, “2. Suriyeli Gurbetçiler Konferansı” için Şam’da imiş; Hüsnü Mahalli, Ekrem Kızıltaş ve Bulgaristan Televizyonu’ndan Nihal Hanım ile birlikte.
İzlenimlerini aktarmış köşesinde. “Türkiye’nin meseleleri olmuş Suriye’nin meseleleri” diyor. Yazısından bir bölüm alıntılayayım:
Burada herkes cumhurbaşkanlığı seçimini, askerin tavrını ve Suriye dostu AK Parti hükümetinin durumunu merak ediyor.
Mayıs 14, 2007 7 Comments
Kitaplar ve alışveriş..
Önce kitap kurtlarına bir haber vereyim, sonra kitap alışverişi üzerine laflayayım biraz.
Kitapyurdu.com da sanal kitap fuarı var; süre 20 Mayıs’a kadar uzatılmış. Çok cazip indirimler sunan yayınevleri var. Duyurusunda “80′in üzerinde yayınevi 20.000′e yakın kitap ve %50 ye varan indirimler” diye spot var. İlgilenenler baksın derim.
Daha önce “Kitapsever olmak” başlıklı bir yazımda anlatmıştım; kitaplarla aram çok iyidir.
Peki kitaplarımı nasıl temin ediyorum?
Aslında internetten kitap almayı sevmem. Kitapçının rafları arasında, kitaplara dokunarak, sayfalarını karıştırarak, bazılarına hoş gelmeyen o “selülöz kokusu” eşliğinde dolaşmak ve seçmek daha çok hoşuma gidiyor.
Mayıs 13, 2007 16 Comments
Söylemezsem çatlarım..
“Söylemezsem çatlarım” modundayım.
Bildiğiniz gibi bağımsız adayların isimlerinin birleşik oy pusulasına yazılması hakkında düzenleme son dönemde birbirlerini yerden yere vuran AKP’nin ve CHP’nin yanında, ANAP’ın ve DYP’nin de elele vermesi ile TBMM’den geçti. (429 “Evet” oyu çıktı.)
Mevcut %10 seçim barajı(*) nedeniyle bölgesel oranda çok yüksek oy almasına rağmen Kürt partileri TBMM’ye vekil gönderemiyor. DTP’de bu seçimlerde farklı bir yol izleyerek bağımsız adaylar göstermeyi kararlaştırmıştı.
Mayıs 12, 2007 46 Comments
Oy Kullanmak
Seçmen listeleri bugün askıya çıktı. 21.05.2007 tarihine kadar askıda kalacak. Seçmen kütüklerinde yazılı olmayan ya da yazılı olmakla birlikte başka illerdeki kütüklerde yazılı olmaları sebebiyle oy kullanamayacak olanların bu durumlarını düzeltmeleri için 09.05.2007-21.05.2007 tarihleri arasında muhtarlıklara ve ilçe seçim kurullarına müracaat etmeleri gerekiyor.
Tabii ki daha evvel seçmen kütüklerine yazılı olanların da listede olup olmadıklarını kontrol etmeleri “Burası Türkiye, ne olur, ne olmaz” kabilinden önem arzedebilir.
Nihilist bir tavırla “amaaann” diyenleri hariç tutarsak, ilkesel olarak “oy kullanmamak” da demokratik bir tepki olarak görülür.
Bunun sebebi oy verecek uygun bir parti bulunamaması elbette. Ben bu düşünceyi anlasam da doğurduğu sonuçlar bakımından verilen bu güzel mesajın boşa çıktığını ve silahın geri teptiğini düşünüyorum.
Mayıs 9, 2007 94 Comments
Canım Sıkkın..
Üç dört gündür canım fena halde sıkkın.
Madem -yorum blogu da olsa- sonuçta kişisel olan bir sitem var, içimi dökeyim bari diyorum bugün.
Bu sitenin sürekli okurları bilir; birkaç kez kardeşimin askerde olduğundan söz etmiştim. Tezkeresine 2 ay kadar var. Hatay’da yapıyor askerliğini.
Yaklaşık bir hafta önce konuşmuştuk; o zamandan beri görüşemedik. Çoğu kez sahrada olduğu için biz ona ulaşamıyoruz, genellikle o bizi arıyor. Hiç bu kadar boşluk vermemişti.
Sık sık operasyona gidiyorlar Suriye sınırına, Avanos Dağlarına. Son görüşmemizde yine Avanos’a gideceklerini söylemişti. Dün de TV’de “Avanos’ta çatışma” anonsunu duydum; görüntüler eşliğinde, çembere alınan teröristlerin olduğunu ve güvenlik kuvvetlerinin operasyon yaptıklarından sözediyordu.
Mayıs 7, 2007 57 Comments
Kesin Çözüm
Ekonomi Türk‘te bir yazı okudum. Tüm bu siyasal sorunlarımıza çare olacak bir öneri getirmişler. Aynı konuyu daha önce kişisel serzeniş olarak Hürrriyet yazarı -sanırım- Yalçın Doğan da söylemişti ama dediğim gibi kişisel bir serzeniş olarak.
Ekonomi Türk’ün önerisi ise demokrasi konusunda yeni bir açılım. Siyaset teorileri evriminde bir dönüm noktası olabilir. Özetle şu: cahil, göbeğini, kaşıyan, burnunu karıştıran kişilerle, okumuş, aydınlık yüzlü çağdaş kıyafetli kişilerin oylarının farklı çarpanları olması.
Buyrun:
Mayıs 5, 2007 46 Comments
Tamtam..
Önce kafayı biraz toparlamak isteyenler için bir gezi tavsiyesi yapayım sonra yine gündeme boğulalım.
Derin Düşünce Grubu yazarlarından Arzu Hanım, Kent-i Şahane’nin ergüvan incilerini takışını seyir için bir tekne turu düzenliyor. İşte İstanbul’da yaşamadığıma dair bir pişmanlık daha.
Geziye katılacaklara “iyi eğlenceler” dileyip bizi içine çeken gündeme dönelim.
Herhalde Türkiye’de yorum blogu yazarlığı kadar kolay çok az şey vardır. Gündem öyle dolu ki elimi atsam en az 15-20 yazılık konu çıkar.
Kriz az geliyormuş gibi bir de Cumhurbaşkanı Sezer mi göreve devam edecek, yoksa Arınç mı vekalet edecek tartışması çıktı.
Hemen söyleyeyim; ben Arınç’ın Cumhurbaşkanlığına vekalet etmesini istemiyorum.
Bunun sebebi Bülent Arınç’ı o makama layık görmediğimden değil. Arınç vekaleten de asaleten de o makamı hakkıyla doldurabilir. (Bülent Bey’in kulakları çınlasın, bakın ben de önceden düşüncemi belirtme ihtiyacı hissediyorum.)
Benim istemeMe sebebim başka. Bilirsiniz, Anadolu’da “dalaşacağına, dolaş” diye çeşitli tabirler vardır. Anladınız siz işte; ondan.
Mayıs 3, 2007 32 Comments
