Güncel & Düşünce Suat Öztürk - 30 Nisan 2007 08:06 pm

Sahte Demokratlar

Sayıları çok fazla değil. Ama az da değil.

Şöyle başlıyorlar: “Efendim bildiri yanlıştır, demokrasiye aykırıdır” “Ee güzel” diyorsunuz ama o da ne? Devam ediyorlar: “Ama, şöyle olmuştur… böyle olabilirdi….  mecbur kalınmıştır…  mesele iyi anlaşılamamış, hassasiyetler dikkate alınmamıştır.” vs vs.

Hiç dinlemeyin bunları, kaldırıp atın gitsin.

Gerçek bir demokrat bu muhtırayı kayıtsız şartsız reddetmelidir. Bunun “ama..”sı  “falan”ı, “feşmekan”ı   lamı, cimi yoktur. Önümüzdeki durum demokratik bir sınavdır ve bu muhtıraya kayıtsız şartsız “hayır” diyenler ancak bu sınavdan geçebilir; binbir takla ile şerhler koyanlar degil..

Bu “ama”ların önemli bir kısmı hükümetin süreci iyi yönetememesi üzerinde yoğunlaşıyor. Pardon da hükümet anayasada verilmiş haklarını kullanmakla niçin süreci “iyi yönetememiş” oluyor? Yahu burası Hukuk Devleti değil mi de her iktidara, dünya görüşlerine göre süreç değişiklik izliyor? Süreç yürürlükteki kurallara göre işlemiyor mu? Neymiş, “adayını son güç açıklamış” mış.  Ne var bunda? Seçim süreci için verilmiş limitleri kullanmışlar. Daha önce açıklasa da paçavraya mı çevirtse idi? Kaldı ki adaylık ile ilgili kesin kararı son gün verdikleri belli oluyor.

Neymiş, “uzlaşmaya yanaşmamış” mış. Baykal gibi başından beri gerginlikten beslenen bir liderle nasıl uzlaşacaksın? Dakika bir gol bir yapıp, daha baştan  “Erdoğan C.Başkanı olamaz, olmamalıdır, oldurmayız” diyen birisi var karşısında. “Olamaz” dediği kim? Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı. Bugün karşı çıktıkları Gül kim? Eski Başbakan ve Dışişleri Bakanı. Hukuken Cumhurbaşkanlığı için engelleri var mı? Yok.

Böyle bir başlangıçla uzlaşmak mümkün  mü?

Hem anlayamadığım şey şu: “Neden uzlaşmak zorunda?” Öyle bir kural göremiyorum ben Anayasa’da. Kural açıkça belli; “olursa 367 ile seçin; olmazsa salt çoğunluk yeter” diyor. Merak ediyorum; bu birdenbire “uzlaşmacı” kesilen partilerin elinde 352 milletvekili olsa hangisi AKP’nin davrandığı gibi danranMazdı?

Bütün bu kuralları koyan AKP değil; 1982  Anayasası. Defalarca söyledim, yine söylüyorum: Mevcut Anayasa 12 Eylül Anayasası’dır. Ve Sunalp’in partisi seçimleri kazanacak öngörüsüyle güçlü iktidar düşünülerek yapılmıştır. Bu sistem AKP’nin malı değildir, AKP sistemi kullanarak bu noktaya gelmiştir. AKP’ye “zorlama yapıyor” diyenler  zaten bu sitemi kuran, yeri geldiğinde tepe tepe kullanan oligarklar değil mi?

Geçmişte mevcut sistemi kendi iktidarları için kullandıkları halde bugün AKP’yi bu sistemi değiştirip “daha iyisini yapmıyor” suçlayan ve bununla da yetinmeyip sonucu ”Bu TBMM’nin Cumhurbaşkanı seçmeye meşruiyeti yok” diye bağlayanları gördükçe aklım başımdan gidiyor.
 
Bütün bunları yazıyor olmam AKP’yi haklı bulduğumu göstermez. Yine önceden söylediğim birşeyi tekrar edeyim.  AKP’nin mevcut sistemi kullanıyor olması onu ahlaken aklamayabilir ama hukuken aklar. Hile ve zorlama yorumlar olmadıktan sonra  “Hukuk Devleti”nde önemli olan da budur.

Başka bir nokta da bazı insanlardaki AKP’den yana kaygılar. “Samimi” kaygıları olanların ellerini vicdanlarına koyarak etraflarına bakmalarını öneriyorum. Aynı teraneler 5 yıl önce de  söyleniyordu.  5 yılda ne değişti? Kimin hayat tarzına müdahale edildi? Kime bir yaşam tarzı dayatıldı? Bu süre zarfında bireysel özgürlükler arttı mı azaldı mı?

Kafası az buçuk çalışan herkes biliyor ki bu kavganın ardında Çankaya adayının eşinin başörtülü olması var. Burada “başörtüsü bir siyasal simge” diye  yutturulmaya çalışılıyor ama mesele bu değil. Mesele köylülerin, hassoların, memoların, yani çevrenin, merkeze yürümesidir.  “Merkez”; “çevre”nin demokratik süreçleri kullanarak yönetim erkini ele geçirmesini bir türlü kabullenememiyor.

Demokratik işleyiş şunu gerektirir: AKP’den, icraatlerinden, dahası mevcut sistemden ve AKP’nin de bu sistemi düzeltmeyip kullanmasından, yöneticilerinin ve/veya vekillerin hayat tarzlarından memnun değil misiniz? O halde sandığa  gittiğinizde oyunuzu ona göre kullanır;  sistemi revize edecek, sizi ikna etmiş bir programı olan, hayat tarzını beğendiğiniz yönetici ve vekil adayları olan bir partiye oyunuzu verirsiniz. Eğer sizin gibi düşünenler yeterli oyu alırsa üzerinde fikir birliğine vardığınız siyasi oluşum iktidara gelir, icraatlerini yapar. Oyunuz yetmemişse ve muhalefette kalmışsa fikirleriniz, iktidar üzerinde demokratik tepkilerle baskı oluşturursunuz. Ve devran böyle sürer gider. 
 
Bunun dışında antidemokratik yöntemlere tevessül etmenin -iktidarın mevcut hatalı sistemi kullanması da dahil- hiçbir mazereti yoktur.

İktidar hatalı ise sandığa gömülür, bildiriye değil..

Hasılı; sahte demokratları, nalıncı keseri tıynetli siyasetçileri ve  darbe şakşakçılarını aynı çuvala sokup tekmelememiz lazım.
 
Gün, demokrasiye kayıtsız şartsız sahip çıkma günüdür.

Önce demokrasimizi kurtaralım, sonra hep birlikte sistemi düzeltmesi için AKP’nin - ya da iktidara gelecek müstakbel siyasilerin- üstüne çullanırız.

***
 
 
Not - 1: Büyük ihtimalle yarın Anayasa Mahkemesi seçim süreci ile ilgili kararını verecek. Yapılan yorumlar bildirinin, hükümetin, medyanın çoğunluğunun ve sivil toplum kuruluşlarının tepkileri ile etkizleştirildiği yönünde. Esasen bildiriyle  amaçlananın, hukuki çevrelerdeki baskın düşüncenin, mahkemenin başvuruyu geri çevireceği yönünde olması sebebi ile,  bu “red” sonucu gelmeden  hükümeti seçime zorlamak olduğunu düşünüyorum. (Ki ben de bildiriyi ilk okuduğum da  “demokrasiye müdahale var” diye açıklama yapılarak hemen seçime gidilmesi gerektiğini söylemiştim. Ama toz duman biraz çökünce fikrim değişti. )

Anayasa Mahkemesi’nin bu hukuk hokkabazlığınına geçit vermemesini ve sürecin demokratik bir biçimde devamını sağlamasını diliyorum.
 
 Not - 2: Bu arada güzel şeyler de oluyor. Ankara Üniversitesi öğrencileri yaptıkları protestolarla Demirel’i konuşturMamışlar. Prof.Toktamış Ateş gündemle ilgili çok önemli şeyler söylemiş, “mutlaka okuyun” derim. (Teşekkürler Arslan bey)

Popularity: 14% [?]

“Sahte Demokratlar” icin yapilan 19 yorum var.

  1. 30 Nisan 2007 - 20:36 1.Suat Öztürk

    Geçenler de bir yazıma konu ettiğim şair Cahit Koytak’tan güzel bir şiir:

    SİSİFOS’UN KÖYÜ

    köyün korucuları silahlarını yine
    köylülere çevirdiler.

    kuzularımızı kurtlara, çakallara,
    ekinlerimizi yaban domuzlarına
    karşı korusunlar diye,
    bebelerimizin, yetimlerimizin
    boğazlarından kesip
    omuzlarına silah astığımız,
    giyindirdiğimiz, kuşandırdığımız,
    yedirdiğimiz, içirdiğimiz köyün korucuları
    tüfeklerini bir kere daha,
    biz, işinde gücünde,
    tarlada, bahçede çalışan,
    kemiklerinin ucuyla toprağı süren,
    ekini çapalayan
    ‘ağızsız dilsiz’ köylülere doğrulttular
    ve bizden yine diz üstü çöküp
    postallarının tozunu
    almamızı buyurdular;

    köyün fiskosçuları, asalakları,
    bıçkınları ve kabadayıları da
    onlara alkış tuttular, yılıştılar,
    teneke çalıp oynamaya başladılar.

    böylece, bizi bir kere daha,
    çocuklarımızın önünde aşağıladılar;
    kadınlarımızın önünde ağlattılar,
    elin günün, komşu köylerin önünde
    yere baktırttılar.

    Devamı:

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=237884

  2. 30 Nisan 2007 - 20:45 2.Suat Öztürk

    Habere kalırsa Anayasa Mahkemesi raportörü “başvuru reddedilmeli” demiş:

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=238012

  3. 30 Nisan 2007 - 22:07 3.Ecenaze

    Suat abi merhabalar:)
    Ben artık demokrasiye inanmıyorum..
    DEMOKRASİ BİR ÜTOPYA..
    Dünya üzerinde demokrat olduğunu iddia eden ülke ve yönetimler de kesinlikle ikiyüzlüler…
    Tıpkı CHP nin sosyal DEMOKRAT bir parti olduğunu iddia edip, aynı zamanda FAŞİST olması gibi,..

    sevgi ve saygılarımla

  4. 30 Nisan 2007 - 22:11 4.simeranya

    sahtesi ucuz nasılsa her yerde kolayca bulunuyor, gerçeğini bulmak kolay olmuyor.

  5. 30 Nisan 2007 - 22:32 5.zamansız

    sahte demokratlar dıyınce aklıma sahte laikler geldi.sahte vatanseverler.imitasyon insanlar..ve daha neler neler

  6. 01 Mayıs 2007 - 06:14 6.Cihan

    Suat Bey,

    Elinize sağlık. Kelimeasi kelimesine size katılıyorum.

    Okurlarınızın şu siteye göz atmanızı tavsiye ederim:

    http://www.harbiyeli.net/?q=node/58

    Kimse bu “Harbiyeli”ler gece yarısı bildirisinin cunta işi olduğunu söylüyorlar.

  7. 01 Mayıs 2007 - 08:45 7.Suat Öztürk

    Cihan Hanım,

    Teşekkürler.

    Yorumunuzu sabah okudum ve hemen sitenin linkini üye olduğum çeşitli forumlara ekledim. Hakikaten de çok ilginç.

  8. 01 Mayıs 2007 - 13:51 8.fizikci

    Site gerçekten çok ilginç. “Genç subaylar rahatsız” sözünü hatırladım. Ama bu çok olumlu bir rahatsızlık.

    Biri cari, biri emekli iki paşaya göndermeler var. Tandoğan ve Çağlayan mitinglerini destekliyorlar ki bu da çok güzel. Kürsüyü değil de demokratik bir hak olan mitingi destekledikleri anlaşılıyor.

    Gerçi askeri okullarda okuyan öğrencilerin siyasi konular hakkında yazması çok risklidir. Okuldan atılabilirler. İnanması zor o yüzden. Gene de ilginç. Rüya gibi. Demokrasi rüyası…

  9. 01 Mayıs 2007 - 14:24 9.Bulent Murtezaoglu

    Beyler hanimlar nicin bir sayfaya bakip aninda hikaye yaziyorsunuz? Fizikci bey, bir whois yapabilir misiniz mesela. Ben yaptim, ilginc geldi bana. Site sirf o sayfayi asmak icin yapilmis gibi gozukuyor. Basinimiz tarafindan yonlendilmemiz yetmedi, simdi Fizikci beyle ben biraraya gelsek herhalde yarim gunde yapacagimiz bir siteye onem atfediliyor. Bunlarin “demokrasi’ icin hayirli olduguna katilmiyorum, sadece — secilmislerin yaptigi dahil — hic seffaf olmayan mekanizmalarin isledigi, gerek guvenilmez bilgilerin gerek kavram kargasasinin havada uctugu hali seyraderken bilgiye duyulan acligin bizi maymuna cevirmesi tehlikesini gosteriyor bence. Bunlarin hicbiri hayra alamet degil, basimiza gelen/gelecek fenaligin tam ne oldugunu dahi anlayamayacagimiz bir ortamda oldugumuzu gosteriyor bana.

  10. 01 Mayıs 2007 - 15:13 10.ahmet tunahan

    ….adamlara niye kızıyorsunuz kolaymı bunca yıllık yağlı börekli dönem ellerinden gitmek üzere kim ne yapsın ülkenin geleceğini….eğer bu ülke bu olup biteni bir kez dah iyi okursa tandoğan,çağlayan nasıl olurmuş gösterecektir.

  11. 01 Mayıs 2007 - 16:34 11.fizikci

    Çok haklısınız Bülent Bey,

    Ama ne yapalım, “fakirin ekmeği umut” demişler, biz de demokrasi rüyaları görüyoruz kendimizce. Yorumumun son paragrafında belirtmiştim bunu. İnanılacak bir tarafı yok gerçekten.

    Ahmet Bey,

    O dediğinizi rahmetli Menderes denemişti. 555K hikayesi malum. Pişman olmuştur sanıyorum. Sokaklara dökülmenin bir mantığı yok. Sandık neyimize yetmiyor. Ama illa eylem yapılacaksa, Bekir Bey’in bloğunda yazdığı gibi, bazı makamlara email ile tepki yağdırılabilir, ya da mesela darbeci kanallara reklam veren şirketlerin ürünleri boykot edilebilir. (çok mu abarttım?) :)

  12. 01 Mayıs 2007 - 17:23 12.çuvaldız

    mahkeme karar verdi 367 aranır dedi..geçmiş olsun

  13. 01 Mayıs 2007 - 17:29 13.AE

    “şer” bildiğimiz “hayır” olabilir..

  14. 01 Mayıs 2007 - 17:32 14.Bulent Murtezaoglu

    mahkeme karar verdi 367 aranır dedi..geçmiş olsun

    XE.com’dan kendime kur gosteren ekran yapmistim ben de, orada TL’nin degerlendigini gordum karar cikti dedim. Onunde dogru durust (reuters vs.) ekrani olan var mi? Hakikaten bu karara piyasanin ilk tepkisi bizim parayi degerlendirmek mi oldu? Nasil is bu?

  15. 01 Mayıs 2007 - 17:34 15.Suat Öztürk

    Mahkeme kararı hukuku katletti.

    Önemli bir süreç bekliyor şimdi bizi..

    Ne yapmak istiyor bunlar? Askere yakınlığı ile bilinen İsmet Berkan’a bakılırsa durum ciddi. Aklıma mahkeme darbeyi mi engelliyor diye geliyor.

    Hükümetin birkaç alternatifi planı var. Anayasayı değiştirip C.Başkanını halk seçecek, “adayımız da Gül” deyip çift sandıklı seçim gibi.

    Beklemekten başka çare yok.

    Yazık oluyor memlekete.. yazık..

  16. 01 Mayıs 2007 - 17:35 16.Suat Öztürk

    Piyasa seçim istiyor artık Bülent Bey. AKP lehine çıksaydı gerginliğin sürmesinden ve darbeden korkuyor piyasalar.. Bu sebeple olumlu tepki veriyor şu an..

  17. 01 Mayıs 2007 - 21:57 17.fizikci

    Televizyonlarda tartışmalar tam gaz devam ediyor. Bir tarafta demokratlar, diğer tarafta kaygılılar. Neyden kaygılılar? Laiklik elden gidiyor, şeriat gelecek, iktidarın -tamam somut bişey yok ama- niyeti kötü, vs. Bu bağlamda muhtırayı olumlu karşılıyorlar.

    İyi ama bu kaygının (veya paranoyanın) cezasını niye biz çekiyoruz? Muhtıra ülkemize 7 milyar dolara mal olmuş. Bu kaygılılar aralarında para toplayıp hazineye ödesin diyorum.

    Türkiye’de 70 milyon insan var. Kişi başı zarar 100 $. Kaygılılardan 100 $’ımı talep ediyorum. Elalemin kaygısının cezasını biz çekiyoruz ya!

    Flaş.. Flaş…
    Son dakika gelişmesi:
    AKP az önce Cumhurbaşkanını halkın seçeceğini açıkladı… :)

  18. 01 Mayıs 2007 - 23:31 18.Bulent Murtezaoglu

    İyi ama bu kaygının (veya paranoyanın) cezasını niye biz çekiyoruz? Muhtıra ülkemize 7 milyar dolara mal olmuş. Bu kaygılılar aralarında para toplayıp hazineye ödesin diyorum.

    Bunun hesabi nedir? Borsa dustu diye mi deniyor bu? Borclanma faizi artacak diye mi? Ev sahibimiz iktisatci, malum, anlatabilir mi bize? Ilgili bakanin boyle bir laf ettigini biliyorum, ama nedir tam anlamadim.

  19. 01 Mayıs 2007 - 23:34 19.Suat Öztürk

    Ev sahibimiz iktisatci, malum, anlatabilir mi bize?

    Bu hesapta bir zaman genellemesi var.

    Yani bu “bir yıllık” maliyet. Bu göstergeler “aynen” devam ederse bir yıllık maliyet bu. Zamanla toparlarsa bu düşer.

    Faizin 1 puan yükselmesinin yıllık bazda maliyetinin 2 milyar $ olması gibi..

    Burada serzeniş var tabii, popülist diyebiliriz ama bence haklı bir serzeniş.

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...