Güncel & Toplum & Düşünce Suat Öztürk - 08 Şubat 2007 12:01 am

Öcü

Bir önceki yazıda içimden geçen düşüncelere değindim birkaç satır  ve “Ben  Orhan Pamuk’un yerine olsaydım gitmezdim” dedim.

Sağolsun dostlar beni bu duygusallıktan uyandırdılar ve muknî gerekçelerle Pamuk’un terk-i diyarının haklılığını gösterdiler.

“Şimdi rasyonalizm zamanı” deyip dengeleyici bir yazı yazmaya niyetim yok.

Mesele  301.md. etrafında dönüyor gibi göründüğü için buna biraz değineyim.

301 konuşuluyor ama bu aslında oldukça yanıltıcı.

Önceki başlıkta değerli yorumculardan Bülent Bey,  çok doğru bir tespitle  şunları yazdı:

[…] Ben 301 uzerine yogunlasilmasidan hosnut degilim. Belli ki 301 sadece bir arac, o degisse yedekte baska maddeler var. 301 iyi bir arac cunku ‘Turkluk’ geciyor icinde ve guclu cogunlugun canina dokunuyor. […]

Aslında Bülent Bey’in yorumu bütün olarak okunmalı, çünkü değindiği konunun genel zaviyesi başka.

Ama ben bu kısmına yoğunlaşmak istiyorum.

Benim yaşım yetişmiyor ama okuduklarıma bakılırsa bu tür maddeler anayasada hep olmuş. Zaman içinde çok değişti kabul ama hatırladığım kadarı ile benzeri tartışmalar 312 için de yapılıyordu.

Daha geriye gidersek 159  için,  Müslümanlara ve  Marksistlere karşı kullanılan 163. ve 141, 142 için benzeri tartışmalar yapılmadı mı?

Yani sürece baktığımızda  sistem sürekli kendisine kullanacak maddeler bulmuş. 163 kalktı, 312, 312 kalktı 301.

301 bir şekilde halledilese bile zannederim ikame edilmekte zorlanılmayacaktır.

Alev Alatlı geçtiğimiz günlerde Zaman’a yazdığı yazısında bu konuya bir avukatın sözlerine atıfla şöyle değiniyordu:

Bu bağlamda, “Sorun 301′i kaldırmak değil, maddenin nasıl uygulanacağını bilmek.” diyen Avukat Gülçin Çaylıgil, haklıdır: “142, 142 ve 163 varken 159 ve 312. maddelerin işlerliği çok azdı. Ne zaman ki, bu ilk üç madde kaldırıldı, bunların yerine çıkarılan Terörle Mücadele Yasası, 159 ve 312 daha fazla uygulanır oldu… ” derken de haklıdır, zira hakaretin olduğu yerde ceza kaçınılmazıdr. Çaylıgil, “301′i kaldırırsınız başka bir madde bulurlar” hükmünde de haklıdır.

Alatlı’nın konu hakkındaki görüşlerini sert buluyorum ama mesele onun da değindiği gibi kolayca halledilecek gibi görünmüyor.

“Türklük” konusunda bir tanım üzerine anlaşılamıyor. Buna neyin hakaret, neyin ifade özgürlüğü konusundaki anlaşmazlığı da ilave ettiğimizde iş daha da zorlaşıyor.  Alatlı’nın yazısında bazı sivil toplum örgütlerinin sözcülerinin açıklamaları da var ve onlar okuduğunda kafaların ne kadar karışık olduğu anlaşılıyor.

Bazı sivil toplum örgütleri maddenin aynen kalmasını istiyor, bazıları değişiklik yapılmasını bazıları da kaldırılmasını.

Ya hükümet? Son Hrant Dink cinayetinde yaşananlara rağmen halen İçişleri Bakanı’nı görevde tutuyor.

Adalet Bakanı’nın bakışı zaten baştan beri biliniyor ama ne hikmetse bir kabine revizyonuyla değiştirilme yoluna gidilmiyor.

AB yolunda bu kadar gayret sarfeden ve önemli mesafeler alan AKP’nin bu tavrı kafa karışıklığının resmi gibi.

Sadece hükümetin değil hepimizin sırtında yumurta küfesinin olduğu aşikar, ki bu sorunun derinlerde olduğuna dair yaptığım yorumlardan  kastım bu.

Bir de işin dezanformasyon yönü var. Hukukçu değilim ama Kürşat Bumin’in yazdıkları bana açıklayıcı geldi. Şöyle diyor Bumin:

“301 benzeri maddeler dünyanın her yerinde mevcut” tezi de tam gaz yoluna devam etmekte. Ancak bu bahse ilişkin olarak da şu soruyu sormamız gerekiyor: Bu iddia gerçeği ne derece yansıtıyor?

Ben söz konusu iddianın da tıpkı Hrant’ı mahkum eden mahkeme ve Yargıtay kararları gibi temelsiz olduğunu düşünüyorum ve söylüyorum.

Devamında Bumin katıldığı bir programda ceza kanununun oluşmasında büyük emeği olan bir hukukçunun Doç Dr. Adem Sözüer’in sözlerine değiniyor.  Sözüner, Bumin’in ”benim “301 benzeri maddelerin Batı’da da olduğu söyleniyor ama ben bu görüşe katılmıyorum. Varsalar neredeler, bugüne kadar niçin kimse bunları ortaya koymadı” mealindeki sözlerine karşılık, “TCK 301, aynı şekilde Avrupa ülkeleri ceza kanunlarında da var” diyerek itiraz ediyormuş.

Sözüner’e göre Avrupa’da da 301 benzeri maddeler varmış: “İtalyan Ceza Kanunu / 291, Polonya Ceza Kanunu /133, İspanya Ceza Kanunu /543, Fransa Ceza Kanunu /410.1, Almanya Ceza Kanunu/ 90a, İsveç Ceza Kanunu / Kısım 16, Paragraf 8, Avusturya Ceza Kanunu /283. Paragraf.”

Bundan sonrsı hayli ilginç. Bumin şöyle devam ediyor:

Ama yılmadım; Sözüer’in sıraladığı ceza kanunlarına ve ilgili maddelere ulaşmaya çalıştım. “Cezacı” olmadığım için vardığım sonuç kimilerine şaşırtıcı gelebilir ama doğrusu ben ulaşabildiğim maddeler ile 301 arasında da herhangi bir benzerlik kuramadım. “Benzer” diyebileceğim tek madde, Sözüer’in adını anmadığı, 1951 (?) tarihli Bulgar Ceza Kanunu’nun 88. maddesi oldu. Burada gerçekten de, “Bulgar halkının haysiyetine” yönelik hakaretlerin nasıl cezalandırılacağından söz ediliyordu. Ama İspanya Ceza Kanunu, Alman Ceza Kanunu ve hatta faşist İtalya’nın (1930) Ceza Kanunu söz konusu olduğunda, atıf yapılan maddelerinin 301 ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. 

Ben açıkçası anlayamıyorum. Ya maddeler lastik gibi istenilen anlama çekilebiliyor ve Sözüner içlerini istedi gibi doldurduğu için zımnen benzerlik kuruyor ya da Bumin  ve Sözüner’den birisi yalan söylüyor.

Sonuçta mesele zihniyete gelip dayanıyor. Zihniyet değişmedikçe bu tartışmalar bitecek gibi görünmüyor. Dün 141, 142, 159, 312, bugün 301, yarın 401, 501 ilah.

İyiye doğru bir değişim  olduğu kuşkusuz ama kolay bir süreç değil yaşananlar. Değişim sancılı oluyor ve yaşananlar da bunun tezahürü adeta.

Popularity: 9% [?]

“Öcü” icin yapilan 10 yorum var.

  1. 08 Şubat 2007 - 00:23 1.Talha Can

    Elinize sağlık Suat Abi,
    301′in bütün dünyada benzeri olduğunu savunmanın delilsizliği ile de görülünce bu konuda pek fazla bir şey söylenmez fakat olanlardaki uygulamaya bir göz atmak gerek. Başbakanın İskele Sancak’ta konu ile ilgili söyledikleri aklımda kaldı. Başbakan kendisi rapor istiyoor ve eline geliyor. Benzer yasaların Avrupa’da da yürürlükte olduğu yalnız uygulamada farklılıkların olduğunu söylemişti. Türkiye’de peki niçin uygulamada denge bulunamıyor? Çünkü, hukuk şahsi fikir ve çıkarlara araç ediliyor. Bizim aslında kanayan yaramız bu. Yeri gelip çıkarcıların canını acıtan bir çok hukuk kuralı da görmezden gelinmiyor mu? Bakın, 301 ile ilgili konu yalnızca yasanın statik yapısıyla da alakalı değildir. Sabit bir 301 ile Hrant Dink, suçsuzdur. Kanun okuyucular okuma yazma bilmiyor mu? Bilirkişi raporlarını bile görmezden gelip, basit bir tabirle mızıkçılıkyapmıyorlar mı? Bahsedilen bakanlarla ilgili olarak da tepkimi ancak susarak gösterebilirim herhalde!
    Muhabbetle…

  2. 08 Şubat 2007 - 03:08 2.fatih demir

    Oncelikle 301 :

    (1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (2) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni, devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (3) Türklüğü aşağılamanın, yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

    (4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

    Simdi sayilan diger Avrupa ulkelerinin ilgili maddelerini bulmaya calistim internette ve sunlari buldum… Bazilarinin ingilizce ve Turkce cevirileri var…

    Italya Ceza Kanunu 301 :

    Art. 291 - Vilipendio alla nazione italiana Chiunque pubblicamente vilipende la nazione italiana è punito con la reclusione da uno a tre anni.

    isvec Ceza Kanunu Kisim 16 Paragraf 8 :

    A person who, in a disseminated statement or communication, threatens or expresses contempt for a national, ethnic or other such group of persons with allusion to race, colour, national or ethnic origin or religious belief shall, be sentenced for “agitation against a national or ethnic group” to imprisonment for at most two years or, if the crime is petty, to a fine. (Law 1988:835)

    Almanya 90.b. :
    “Her kim aleni bir toplantıda veya basın yayın yoluyla bir yasama organına, hükümete veya Federal Anayasa Mahkemesi’ne veya onun üyelerinden birine, bu sıfatından dolayı ve devletin itibarını zedeleyecek şekilde hakaret ederse, bu şeklide Federal Almanya’nın varlığını ve anayasal düzenine yönelirse, 3 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”

    Italyanlar “milleti” , isvecliler “farkli ozellik gosteren her grubu”, Almanlar ise daha cok “kurumlari ve o kurumlarda calisan insanlarin kurum kimliklerini” korumaya calismislar… Diger maddelerinde ne diyorlar bilmiyorum ama 301′i koruyanlarin argumanlari bu maddeler oldugu icin konusuyorum…

    Simdi ben acikcasi Isvec’in ceza kanununu cok begendim. Kimliklerine bakmaksizin gruplari korudugu icin Turkiye’nin ozledigi kavgasiz ortami yakalamasi acisindan daha kullanisli…
    Bu kanun getirilebilirse resmi bir kimlikleri olmadigi icin herkesin agzinda sakiz bir sekilde asagilanan “Ismail Aga Cemaatinden Kizilbaslara, Fethullah Gulen’den Nizam-i Alemcilere hatta ulkuculere ve Isci partililere ” her onune gelen sevmedigi icin hakaret edip bu da yanlarina kar kalmayacak. Komunistler Rusyaya diyemeyecek cunku bu Komunist grubu uzecek ve bir suc teskil edecek. Simdi kurunun yaninda yas da yanacak ve ben de “Kemalistler”e birsey soyleyemeyecegim :) ama olsun…

    Gerci yargitayimizin verdigi “Kisi, anayasaya karsi cikiyorsa o kisiye hakaret edilebilir” karari da var oldugu icin bunlar yine bir yolunu bulur normalden (Kemalizm, devletcilik, irkcilik) farkli yonde ilerleyen herkesime kan kusturabilirler…

    Kanunda ucu acik olmus kapali olmus pek de orali olmuyor sagolsun bizim hakimler. Dilediklerini gecirip dilediklerini yasaklayabiliyorlar.

    O yuzden ben de “ocu”yu maddeye indirgeyerek “udea-dusunce”den uzaklasmamak gerektigini dusunuyorum… 301 tabiki yine de “Turkluk” gibi garip bir kelimeyi Turkiye’nin sartlarindan kopuk bir sekilde barindirdigi icin degistirilmelidir. Ama daha oncesinden su ulkeyi bilfiil isgal etmis ve tum kalelerini zapdetmis bu “herseyin altinda pislik arayip dunyayi diger dusuncelere dar etmeyi amac edinmis” bu tur insanlara karsi birseyler baslatilmali…

    Hani AKP’nin “dokunulmazliklari” kaldirmamasinin sebebi de bu degil mi? Haklarinda ota ..ka dava acmaya hazir bulunan bu isgal guclerinden cekinmeleri yani….

    “Dusunceler” degismeli ama nasil??? Bu toplumsal konsensus nasil bir araya getirilir…. Nasil tek yurek olunur bir turlu bulamiyorum…
    Saygilarimla…

  3. 08 Şubat 2007 - 09:09 3.Tarık T.

    Suat Bey,

    Kürşat Bumin’in 301.maddeyle ilgili yukardaki yazıdakilere benzer görüşlerini katıldığı bir tv programında dinlemiştim.
    O proğramda diğer ülkelerdeki 301.maddenin uygulamada “azınlıklara hakareti engellemeye” yönelik olduğunu söylüyordu.

    Bumin,bizde ise bunun tam tersinin uygulandığını,301.maddeninin çoğunluğun mensup olduğu “Türklüğü” , azınlıktan korumaya yönelik olduğunu açıklıyordu.

    Acaba Bumin ne derece doğru ?

  4. 08 Şubat 2007 - 10:41 4.Bulent Murtezaoglu

    Bir iki sey soyleyeyim yari alakali, toparlayacak zamanim (ve bilgim) yok su anda, kusura bakmayin.

    –Sorulan sorunun bu sekilde soruluyor olmasi baska sorular doguruyor. Turkiye’de devlet vatandas ne derse ona ne yapmali sorusunun cevabini disari bakarak ariyoruz. Bunun bir sebebi zaten bu kanunlardaki yumusamanin, sertligin kamu vicdanini rahatsiz etmis olmasi filandan degil AB zorlamasi ve bahanesiyle olmus olmasi herhalde. Dolayisiyla, ‘bakin, onlarda da var’ demek ve bunu ‘var miymis’ diye incelemek on plana cikiyor. Hani birakin su ilkeye gore sudur demeyi, ahali neye razidir ne ister filan diye dusunmuyoruz. ‘Demokratiklesme’ denip her derde deva bir ‘demokrasi’ lafini katarak ici bosaltilan surecin ‘demos’ ile alakasini kestik iyice gibime geliyor.

    – Idafe/beyan hurriyeti ile ilgili kanunlarla ‘azinlik’ korumak iki degisik sekilde alakali. Birincisi, eger bir hurriyetten bahsedeceksek gucluye ve/veya cogunluguna ‘aykiyi’ ‘kotu’ ‘zararli’ ‘yanlis’ gelen seyler soyleyenlere kanunun ne yaptigina bakarak olcecegiz bunu herhalde diyerek konuya yaklasan bakis acisi. Bu acidan bakinca ‘ucuk azinlik’ ‘entel dantel’ ‘marjinal’ ve nihayet ‘agzindan cikani kulagi duymayan budala’nin da hurriyetini koruyor bu kanunlar. Yani soz konusu azinlik oyle bir azinlik. Ikincisi, Fatih beyin isaret ettigi Isvec kanunu dogru anladiysam, bu yukarida ozetledigim turden azinliklari korumuyor, — belki cokkulturluluk calissin diye — belirli topluluklar aleyhinde uzucu/asagilayici/tehlikeli fikirler beyan etmeyi yasakliyor. Ikisi arasinda cok fark var ve birinci guruptaki insanlar da ikinci tur kanunun hedefi olabiliyorlar. Kabaca bir ornek: ben filanca azinligin fesmakan adeditini vahsice ve insanlik disi bulup, bu heriflerle alakayi kesin dukkanlarina gitmeyin, ahbaplik etmeyin dedigimde bunu dillendiren biri olarak azinlikta oluyorum, ama Isvec kanunu benim beyan hurriyetimi korumuyor aksine ‘vay sen bir gurup icin bunu dedin ve insanlari ajite ettin’ diye ustume geliyor.

    Neyse, bir de sunu ekleyeyim: kita Avrupasindan cok farkli sekilde yaklasiyor ABD buna. Buraya uyacagindan degil ama bu ‘insan veya gurup gucendirme ve tahrik’ ile ‘ifade hurriyeti’ acisindan bakilinca oradaki anayasal prensip ve ictihat ile ilgili derli toplu bir sayfa buldum, oraya link vereyim:

    http://www.law.umkc.edu/faculty/projects/ftrials/conlaw/hatespeech.htm

  5. 08 Şubat 2007 - 11:10 5.Tarık T.

    Bk:Başka ülkelerin 301′leri/Beril Dedeoğlu

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=495357

  6. 08 Şubat 2007 - 11:34 6.Bulent Murtezaoglu

    Tarik bey, sagolun. Baktim. Su alinti ABD icin ve en azindan bayrak hususunda dogru degil (yakmanin filan serbest oldugu oranin yuksek mahkemesi tarafindan teyid edmis yakin zamanda)(sizin verdiginiz linkten alinti yapiyorum):

    Hakaret ya da aşağılama suçu ABD, Kanada, Fransa, Almanya, Macaristan, Portekiz, Hindistan gibi birçok ülkede, bayrağa, başka ülkelerin bayraklarına, ulusal marşa ve/veya ulusal simgelere yapılan davranışlar olarak sınırlanmış durumda.

    (Bayrak konusunda ABD icin Wikipedia linki fena degil:
    http://en.wikipedia.org/wiki/Flag_desecration#The_United_States

    Bu vesileyle, gazetede yayinlanan birseyin yanlis oldugunu soyleyip destekleyici kaynak olarak bir Wiki sayfasi gostermenin komikliginin farkindayim. Yalniz, o Wiki sayfasi ilgili kanuna ve mahkeme kararina duzgun atifta bulunuyor, ve onlara da bakabiliyoruz tabii.)

  7. 08 Şubat 2007 - 11:51 7.levent

    Değerli yorumcular, Bugünkü Zaman gazetesinde, Şahin Alpay,
    Derin Devlet Nedir başlıklı bir yazı kaleme almış. Yazıdan bir
    bölüm: “İngilizce wikipedia’ya göre Derin Devlet: Türk siyasi
    sistemi içinde, kanunlara dayanmayan, ama etkili bir anti-demok
    ratik ittifakı ifade eder. Bu ittifaka güvenlik kuvvetleri, istihbarat
    servisleri ve yargı organları üst kademe mensupları ile örgütlü
    suç şebekelerinin önde gelen liderleri dahildir. Aşırı milliyetçi ve
    devletçi bir ideolojiye sıkı sıkıya bağlı olan askerler ile güvenlik ve yargı kuruluşları üyelerinden oluşur ve kendi görüşlerini paylaşmayan hükümetleri engellemeye, hatta devirmeye hazırdır”
    Bunun doğru bir şablon olduğunu düşünerek son gelişmeleri
    okursak, bu milletin Allah yardımcısı olsun demek düşer bize..
    yine bu açıdan bakıldığında Abdüllatif Şener’in önemli olan 301′in
    değil zihniyetin değişmesi gerekir sözleri geniş bir anlam kazanıyor. 301 değişsede başka engeller bulunur demek istiyor
    bakan. Demirel’de sen ağlama makamı değilsin gitsene üzerine
    diye Hükümeti sürsür ediyor. Şu üzerine gidilecek olana bir bakarmısınız Allahaşkına.
    Saygılar.Levent

  8. 08 Şubat 2007 - 20:09 8.Muzaffer Edip Kayhan

    Merhabalar;

    Diger yorumcularin yorumlarini okumadan yorum yazmak ayip ama su noktayi hatirlatirim:

    Dogrusunu tam bilemiyorum ama galiba Icisleri bakani ta üniverste yillarindan Abdullah Gül ve bir kac güvenilir ismin yakin arkadasi.

    Acaba onun isminin öne sürülmesi dezenformasyon ve hedef sasirtma olmasin.

    Hirant Dink´le alakali yaziya yaptigim 70. nolu yoruma bakilabilir.

    Dikkatlerden kacmis olabilir düsüncesiyle ve konuyla alakasina binaen…

    Selamlar.

  9. 09 Şubat 2007 - 09:17 9.Tarık T.

    Hrant Dink’in öldürülmesi dünya çapında ses getirdi ve ülkenin imajını çok kötü etkiledi..

    Orhan Pamuk kalsın ve gerekirse öldürülsün diye düşünen arkadaşlar, Orhan Pamuk gibi nobel alarak dünya çapında şöhret edinen bir simanın öldürülmesiyle ülke imajının ve bin beter hale geleceğini, her platformda aleyhimizde kullanılacağını nasıl düşünmezler hayret…

    Bence Orhan Pamuk, ülke dışına giderek ve burada öldürülmeyerek bu ülkeye büyük bir hizmet yapmıştır…

    Kalıpta öldürülseydi kime ne yararı olacaktı ?

  10. 09 Şubat 2007 - 09:20 10.Tarık T.

    Üstteki yorumum “Orhan Pamuk üzerine” konu başlığında yer alması gerekiyordu.
    Yanlışlık oldu özür dilerim

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...