Kadın & Düşünce Suat Öztürk - 28 Ocak 2007 01:55 pm

Kadınlar Ne İster?

Yok, Mel Gibson’ın “What Women Want?” filminden   bahsetmiyorum.

Ekşi sözlükte bir yazarın “Freud’un ölürken bile delicesine merak ettiği şey” dediği “Kadınlar ne ister?” sorusu hiç kuşkusuz dünyanın en zor sorularından birisi.

Kadınların ne istediğine gelmeden önce biraz “aşk”tan bahsedeyim.

Hiçbir zaman aşka itibar etmedim; yok elbette ben de aşık oldum/olduğumu sandım -hem de birkaç kez- ama  “insanî aşk” kavramını gerçekçi görmedim.

Epey zaman önce materyalist bir yorumcu ile “insan zihni ve duyguları”nı tartışırken muhatabım aşk için “Doğanın neslin devamının garantisi için bulduğu iki cinsi birbirine bağlayan geçici tutkal”  ifadesini kullanmıştı.

Elbette materyalizmin insan zihni ve duygularını beyindeki nöronların etkileşiminden ibaret gören bakışına katılmıyorum ama aşkın “geçici” olduğunda hemfikirim.

Birçok kişi “hoşlanmak” ya da “hayran olmak” ile “aşk”ı kolayca birbirine karıştırdığı için “aşk”  kolayca olunabilen, tabii kolayca olunduğu için de kolayca üstesinden gelinebilen ucuz ve sıradan bir duyguya dönüştürülüyor.

Halbuki aşk başkadır.

Hem dayanılmaz acılar yaşatır hem de insanı mutluluğun zirvesine çıkartır aşk; maşukun sesini duyduğunuz, yüzünü gördüğünüz hatta görüp duymasanız bile biryerlerde varlığını hissettiğiniz anda avuçlarınız terlemeye, kalbiniz deli gibi çarpmaya başlar, o üzgünken sizin de kalbiniz acır, tarif edemediğiniz bir çekim yüzünden ondan bir türlü kopamazsınız. Onu yalnızca O olduğu için sever, “güzellik görecelidir”i haklı çıkartacak biçimde sevdiğinizin “dünyanın en güzeli” olduğunu sanırsınız.

Yaradan’a serzeniştir aşk; “yüklediğin yükle yıkıldım kaldım..” diyerek.

“İnsanî aşk”ı  gerçekçi görmem demiştim; bana göre insanların yaşadığı bu duygu, “İlahî aşk”ın bir ön provasıdır; gönül derinliğini ölçmeye, bu derinliğin farkına varmaya yarayan bir tecrübedir.

“İlahî Aşk” bambaşka bir konu olduğu için geçelim.

Sevgiye evrilmeyen “insanî aşk” kadüktür  ve bu “geçici tutkal”  çözülmeye mahkumdur. O yüzden aslolan sevgidir, aşk değil.

“İnsanî aşk”ın maşuka ulaşılıncaya kadar kişiyi perişan etmesi ama ulaşınca bitmesi de bunda önemli bir delil olabilir belki.. Ama her halukarda bu işi akılla çözmeye çalışmak beyhudedir. Mevlana da “aşkın şerhinde (açıklamasında) akıl, çamura batmış eşek gibidir.” derken aklın çaresizliğine vurgu yapmıştır.

Aşka -aslında son derece ehliyetsiz bir biçimde- kısaca değindikten sonra Kadınlar ne ister?” sorusuna gelelim.

Hemen söyleyeyim bilmiyorum; sadece anlamaya çalışıyorum.

Herhalde bunlar klasik isteklerdir; aşık olunmak/sevilmek, beğenilmek, değer verilmek, anlayış görmek, her durum ve şartta övülmek, kıskanılmak, affedilmek, asla yaşlanmamak, özel olduğunu hissetmek, korunmak, kollanılmak -feminist tepkileri görür gibiyim- , kaynanasız olmak,  dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanmak ve sadece kendileri varmış gibi ilgilenilmek, eşitliği savunmakla birlikte hesabı size ödedip, askere sizi göndermek (bu şaka), sürekli sağlam bir kariyer istediklerini belirtmek ama  ilk fırsatta evlenip çocuk sahibi olmak, vs vs. Liste uzatılabilir.

Sevilmek isterler ama kaçarlar. Kovalarsanız daha da kaçarlar. Kovalamayı bırakırsanız bozulurlar. Kaçmaya çalışırsanız bu kez de kovalamaya başlarlar.

Nerden kaydetmişim bilmiyorum bilgisayarıma, işte birkaç klasik davranış daha:

İltifat edersiniz “yalan” der, etmezseniz bırakır gider. Her isteğine evet derseniz karaktersiz olursunuz, karşı çıkarsanız anlayışsız. Çok yanına giderseniz “sıkıldım” der, az giderseniz küser. İyi giyinirseniz “çapkın” der, dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar. Kıskanırsınız “huyun kötü” der, kıskanmazsınız “sevmiyorsun” der.

Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar, kendisi bir saat gecikirse “bunda ne var?”der. Arkadaşınızla buluşursunuz adı ihmal olur, o buluşur “bizim kızlar” olur. Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur, başka bir adam ona baktığında adı “hayranlık” olur. Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister, dinlediğiniz anda “neden konuşmuyorsun?” der.

Benim gözlemime göre birçoğu özel gün fetişistidir. Unutulması durumunda dünyayı size zindan ederler.

Hiç tahmin edilmeyecek tepkiler verirler. Bambaşka bir konuda konuşurken öyle bir soru sorarlar ki mantık üstadları mezarında ters döner.

Philo Sophia Loren’de okumuştum. 1.Dünya savaşı yıllarında Enver Paşa’nın ardından yurtdışına kaçmaya çalışan eşi Naciye Sultan dadı kıyafeti giymek zorundadır. Dadı kıyafetinde başa şapka takılır.  Naciye Sultan şapkanın yüzüne ve saçlarına yakışmadığını düşünerek bir berber çağırılmasını ve saçlarının düzeltilmesini isteyince orada bulunanlardan birisi “bunu bu anda düşünmek için ve yapabilmek için ancak kadın olmalı!” der.

Kaçarken bile güzelliği düşünmek? Evet bazı şeyleri yapabimek için ancak kadın olmalı..

Çok akıllılardır, akılları ile sizi şaşkına çeviririler ama sezgileri her zaman akıllarından önde gider.

Kadınları çözmeye çalıştıkça daha da karmaşıklaşır herşey. Bir labirentte  kaybolduğunuzu hissedersiniz.

Bunu biraz abartıp genelleştirenler “kadınlar ne ister” sorusuna  “erkeğin o anda düşünemeyeceği ya da  veremeyeceği herşeyi isterler” şeklinde cevap verirler.

Ama işte “aşk” böyle anlamlı belki de.  Erkekleri çeken, tutsak eden ve kadınları yaratılışta “eş”imiz yapan bu karmaşadır kimbilir?

Erkek ve kadını bir bütün olarak görmüşümdür hep; birbirlerinin eksikliklerini kapatan, dişli gibi kenetlenerek anlam kazanan,  birbirlerinde sukûnete ulaşan, yaratılışın iki muhteşem eseri olarak..

Karşılıklı sevgiyle beslenen mutlu bir evlilik ve bunun meyvası olan çocuk/lar kadar insana huzur veren hiçbirşey yoktur.

Birbirimizin değerini bilmeliyiz..

Neyse; boyumuzdan büyük yerlere daldık..

Gündem boğdu son günlerde ve pazar rehaveti ile böyle bir yazı çıktı; idare edin..

Popularity: 58% [?]

“Kadınlar Ne İster?” icin yapilan 89 yorum var.

  1. 28 Ocak 2007 - 14:34 1.Cihan

    Suat Bey,

    Bambaşka duygulara alıp götürdünüz beni, sağolun varolun.

    Kadınların bazı özellikleri konusunda doğal olarak :-) katılmadığım yani kendimde olmadığına inandığım hasletler varsa da hemcinslerimin çoğunluğunu güzel resmetmişsiniz.

    Aşk için yazdıklarınıza da tamamıyla katılıyorum.

    Pazar günü sizin kaleminizden böyle bir yazı okumak güzeldi, devamını bekleriz.

    Saygılarımla..

  2. 28 Ocak 2007 - 15:27 2.XSI

    Selamlar Suat bey

    Bence Kadinlar ne ister sorusunun cevabini kadinlar bile veremez ).

  3. 28 Ocak 2007 - 15:56 3.Ece

    Suat abi süper bir yazı olmuş:)
    Kendi adıma ZEKA FETİŞİSTİ olduğumu ve zeki olmayan bir adama aşık olabileceğimi sanmıyorum…

    Ne istediğimiz konusunda kısmen haklı şeyler yazmışsınız ama inanın, yaş ilerledikçe istediğimiz şeyler de değişiyor..

    Biz siz erkeklere göre daha az şekilciyiz ..16-17 yaş evremiz geçince fiziksel çekicilik de arka plana düşüyor inanın..
    Ama temiz ve bakımlı bir erkek her zaman daha öncelikli oluyor..

    Çok güzel bir kuzenim var, harita mühendisidir..

    Kel ve göbekli bir koca istediğini çünkü şişman insanların daha neşeli ve pozitif olduğunu, kellerin de daha sadık olduğunu keşfetmiş:))

    Fırsat buldukça buraya yazmaya çalışcağım..

    sevgi ve saygılarımla

  4. 28 Ocak 2007 - 15:57 4.Ece

    Suat abi süper bir yazı olmuş:)
    Kendi adıma ZEKA FETİŞİSTİ olduğuma eminim ve zeki olmayan bir adama aşık olabileceğimi sanmıyorum…

    Ne istediğimiz konusunda kısmen haklı şeyler yazmışsınız ama inanın, yaş ilerledikçe istediğimiz şeyler de değişiyor..

    Biz siz erkeklere göre daha az şekilciyiz ..16-17 yaş evremiz geçince fiziksel çekicilik de arka plana düşüyor inanın..
    Ama temiz ve bakımlı bir erkek her zaman daha öncelikli oluyor..

    Çok güzel bir kuzenim var, harita mühendisidir..

    Kel ve göbekli bir koca istediğini çünkü şişman insanların daha neşeli ve pozitif olduğunu, kellerin de daha sadık olduğunu keşfetmiş:))

    Fırsat buldukça buraya yazmaya çalışcağım..

    sevgi ve saygılarımla

  5. 28 Ocak 2007 - 15:59 5.Ece

    Çok acele yazmıştım imla hataları için özür dilerim..

    saygılarımla

  6. 28 Ocak 2007 - 16:13 6.XSI

    Erkek gözüyle kadinlarin genel olarak isteklerini söyle siralayabilirim;

    1- para
    2- para
    3- para

    (Not: gariptir ki Napoleon’da buna benzer laf etmis, fakat o ordusunu beslemek icin “-altin, daha cok altin” demis. Belkide bu yanlistir, belkide Napoleon kadinlarin ne istedigini özetlemistir bu sözü ile)..

  7. 28 Ocak 2007 - 16:24 7.XSI

    Aklima bir sey daha geldi, bence kadinlar bir erkekten en fazla 3 maddi sey talep edebilirler, ben buna 3B diyorum..

    1- barinak
    2- binek
    3- besin

    Tabi bu B’lerin kalite derecesi kadinin paraya düskünlügüne göre degisir)..

    (kadinlar hakkinda ahkam kesmek de pek güzel oluyor canim)

  8. 28 Ocak 2007 - 17:56 8.çuvaldız

    “İnsanî aşk”ı gerçekçi görmem demiştim; bana göre insanların yaşadığı bu duygu, “İlahî aşk”ın bir ön provasıdır; gönül derinliğini ölçmeye, bu derinliğin farkına varmaya yarayan bir tecrübedir.(S.Ö)

    Bu tanımlamada sizinle hemfikirim.”İlahi aşkın ön provası”çok güzel bir tanımlama olmuş.

    Yaradanı yarattığından dolayı daha çok sevmek ve yarattığı için şükretmek ve o şükürle gönlün tebessüm etmesi.
    Sevmek,gönlün tebessümü değilmidir zaten!

    Erkek ve kadını bir bütün olarak görmüşümdür hep; birbirlerinin eksikliklerini kapatan, dişli gibi kenetlenerek anlam kazanan, birbirlerinde sukûnete ulaşan, yaratılışın iki muhteşem eseri olarak..(S.Ö)
    Ne güzel tanımlamışsınız !
    Sadece eksiklerini kapatarak değil,derinlerde olana ulaşmaya o güzellikleri ortaya çıkarmaya vesile olan da.Hani can yoldaşı yada hayat arkadaşı demek bu olsa gerek.Bazen yanınızda bazen önünüzde bazen arkanızda ama orda olan.Orda olduğunu bilmekle huzur bulduğunuz telaşınızın kalmadığı,sukunet :)Can’ın başka bir can için de soluk alması,bunu açıklamak çok uzun olacak….
    Bunu bilince birini sadece“o, olduğu için olduğu gibi sevmek” mümkün olabiliyor.
    Sen sevdiğinden ne istiyorsan o da senden onu ister.Kadın yada erkek, dilleri,tepkileri farklı olabilir,ifadelendirişleri farklı olabilir ama gerçekten seven iki kişinin birbirinden istediği aynıdır.

    Anlayamama,beklenen tepkilerle, karşılaştığımız tepkileri karşılaştırıp esastan uzaklaşmakla başlıyor.
    Kadın ve erkek ilişkilerinin bir kullanım klavuzu yok;böyle davranırsan böyle tepki alırsın gibi.Karşımızdakinin,karşı cins ve bizden farklı tepkiler verebilen bir birey olduğunu kabul etmek çözüm sağlayabilir.”Kabul etme”zeminini bize hazırlayacak olan ise sevgi.
    Yukarıdaki gibi kadınların yada erkeklerin istediklerini üç-beş maddeyle sıralama hatası yaparsak hep hayal kırıklığına uğrarız.

    Tanıdıkça şükredecek sevdiklerimiz olsun.Hayatı olduğu gibi kabul edebiliyorsak sevdiklerimizi de olduğu gibi kabul edebiliriz.

    İyi ki gündemden uzaklaştınız. :)Güzel bir yazı olmuş elinize sağlık.

  9. 28 Ocak 2007 - 18:09 9.Muhammet İkbal

    iyi günler Suat Bey,
    Elinize sağlık, Çok güzel bir yazı olmuş:)
    gerçekten yazınızı okurken yazı boyunca yüzümden tebessüm eksik olmadı:)
    Sürekli yazdığın(m)ız siyasi yazılardan sonra gerçekten insan şöyle bir pazar havasında yazı yazmak istiyor.
    tekrar iyi günler diliyorum.
    selamlar…

  10. 28 Ocak 2007 - 18:43 10.Ece

    XSI git işine ya:)) İnsanı zorla FEMİNİST olmaya itiyorsunuz ..

    Suat abi “erkekler ne ister” diye bir başlık da yazmanız farz oldu söyleyeyim..

    XSI gibi, sadece televole beyinli kızlarla çıkmış arkadaşlarımızın ne istediğini okumak çok zevkli olacaktır..

    -sütun bacaklar
    -ince bir bel
    -dolgun dudaklar
    -cilveli, işveli bakışlar
    -entel kızların canı cehenneme

    daha da yazmayayım Nisyan başlığına dönmesin burası da :))

    sevgilerimle

  11. 28 Ocak 2007 - 18:49 11.deniz

    kadınlar ne ister??

    bilmiyorum ve de ilgilenmiyorum..

    ve bunu kadınlar da bilmiyor aslında..onları yönlendiren hormonları..

    vücut kimyaları değiştikçe halden hale giriyorlar….o yüzden çok kararlı davranamazlar..bundan dolayı suçlanamazlarda herhalde..yaratılışları gereği böyle programlanmışlar..

    Mevlana,erkeğin kadına üstün gibi göründüğünü gerçekte ise talip olduğu için mağlup olduğunu söyler.

    şu an biraz roller değiştiği için işler karışık ama yine de rolünün gereğini yapan bayanlar vardır..fıtratı bozulmamış,erkekleşmeyen kadın gibi kadınlar da vardır..

    arayan bulur..Allah bekarların gönlüne göre versin,evlilere de huzur ve afiyetler dilerim..

    bana gelince ..ben kendimi şehit eşi olarak görüyorum..

    sözleşmiştik..O sözünü tutamadı.

    ama şehitler ölmez değil mi Suat Bey?

    sevgiler.

  12. 28 Ocak 2007 - 18:54 12.Ayşenur Bulut

    Erkekler ne ister ?

    Suat Öztürk’ün aklına gelip de haydi bir “geyik” pazar yazısı yazayım dediği “kadınlar ne ister”başlığında bülbül gibi şakayan, “işte elime bir fırsat geçti deyip” kadınlar hakkında bol keseden atan ama muhatap olduğunda sessiz kalan, kaybolan herşeyini hanımından soran ama nedese bu “çokbilmişliklerini” hiç kaybetmeyen, bu yüzden de bunu sormaya gerek duymayan, içlerini bloglarda boşaltıp kadın karşısında sukunete eren erkekler ne ister ?

    Elbette her hafta Pazar’ın “kadın konusu” gelsin diye bekler…

    Hayırlı olsun Suat Bey, haftanın zirvesinde bu konu sayesinde siz olacaksınız.

    :)

  13. 28 Ocak 2007 - 19:02 13.Ayşenur Bulut

    Biraz hiciv uslubu kullanarak birşeyler karaladım ama bu meselelerde genellemeye iyi bakmıyorum,yani “kadınlar şöyle erkekler böyle” mukayeselerini ve kategorilerini hiç sevmem. İşin aslı ben kategori kelimesini de sevmem,onda olsa gerek.Bütün insanlar ferd ferd,birey birey “var”dır,varlıklarını da böyle sürdürür/sürdürmeliler.

  14. 28 Ocak 2007 - 19:13 14.insan

    Suat Bey,

    Hoş bir yazı olmuş. Elinize sağlık. Bol bol tebessüm ettim. Yazilanlarin hicbirine -bir kadin olarak- itiraz etmiyorum:)

    Kazim Mizrak’in benim sayfamdaki ask analizi denemesini gorup de “Burada mi?” diye sasirmasi gibi ben de once kisa bir saskinlik devresi gecirdim dogrusu..

    [Bu arada usluba dair sunu soyleyeyim, roman okumak icin gec kalmis degilsiniz. Bir dusunun derim:)]

    Askla ilgili bir ekleme:

    “Ask bitmez. Makam atlar..” Tıpkı imkan alemi gibi. Hicbir seyin yok olmayacagi, bu imkan aleminin de en sonunda ahiret alemine katılacagi gibi..

    Saygılar,

  15. 28 Ocak 2007 - 19:32 15.Suat Öztürk

    Arkadaşlar, sabah kalktığımda aklıma geldi bu mevzuu -ve nasıl yaptıysam böyle bir hata- “sizi yazacağım” diyerek yengenizine söyleme gafletinde bulundum.

    O dakikadan itibaren yakın markaja alındım ve onun refakatinde yazdığım için de pek etliye sütlüye dokunamadım.. :-)

    Ama bakıyorum da bu kadarı bile burayı kaynatmaya yetti :-))

    Cihan Hanım,

    Teşekkürler..

    Bir Cihan daha mı vardı yorumculardan yoksa benim “Cihan Bey” dediğim siz miydiniz? Eğer öyleyse çok özür dilerim..

    XSI ve Ece

    Buldunuz kafanıza göre başlık kaynatın bakalım. Sonra ilgileceğim sizinle.. :-) Ece “erkekler ne ister?”i de sen yaz biz okuyalım. :-)

    Sayın Çuvaldız

    Güzel bir açılım yapmışsınız, teşekkür ederim. Ara sıra gündemden uzaklaşmak gerek.. :-)

    Muhammet Bey,

    Tebessüm etmenize sevindim, gündem gerçekten boğuyor. Ara sıra nefes almak gerek..

    Deniz Hanım,

    Evet, şehitler ölmez ama siz bence umursamayın gitsin. Bu acı belki ama serbest bırakın, eğer sizin yanınızda değilse zaten sizin değilmiştir. Yaşam devam ediyor..

    Ayşenur Hanım

    İyi bir taarruz olmuş. Kaleminizden “Erkekler ne ister?” yazısı okumak isterim. :-)

    Birey birey farklıyız elbet ama genel eğilimlerimiz de var ve bunlar iki cinsi ayıran ama aynı zamanda birleştiren özellikler..

    Hatice Hanım (insan)

    Teşekkürler, eşim de yazdıklarıma itiraz etmemişti. :-)

    “Burada mı?” sorusu haklı bir soru ama pazar kontenjanına uydurduk.

    Üslubu beğenmenize sevindim. Size daha önce bahsettiğim gibi roman okuyamıyorum ve bu da beni uslupsuz yapıyor. Bu saaten sonra üslup geliştirmek için roman okumam çok zor ama yine de tavsiyenize teşekkürler. Demek ki bir ışık var :-)

    ————

    Hepinize hürmetler..

  16. 28 Ocak 2007 - 19:34 16.XSI

    XSI gibi, sadece televole beyinli kızlarla çıkmış arkadaşlarımızın ne istediğini okumak çok zevkli olacaktır..

    -sütun bacaklar
    -ince bir bel
    -dolgun dudaklar
    -cilveli, işveli bakışlar
    -entel kızların canı cehenneme

    (Ece)

    Televole beyinli diyerek kücümseme, Cagla Sikel cok akilliydi mesela ))

  17. 28 Ocak 2007 - 19:34 17.Şeker Su

    Suat Bey,
    Ben çağımızdaki kadın karakterini “erkekler ne ister” sorusunun belirlediğine inanıyorum. Birbirimizi tamamlamaktan bahsetmiş ve bütün kötü özellikleri kadınlara yükleyerek diğer tarafa mükemmel bir resim atfetmişsiniz. Keşke haklı olsaydınız. En azından dünyayı düzeltmek için elimizde daha çok güç olurdu. Ve ben kurtuluşa dair umudumu yitirmemiş olurdum. Her neyse…
    Aşk meselesine gelince… Geçen gün bir arkadaşım “keşke Allaha muhtaç olmasaydım; böylelikle Ona olan ibadetime,sevgime menfaat karışmamış olurdu” dedi. Konunun güzergahı bizi şu sonuca vardırdı: Allahı sevebilmek için öncelikle menfaatsiz sevmeyi öğrenmek gerekiyor. Bir kulu bütün varlığından vazgeçerek sevebilmeyi öğrenmek… Elbetteki beşeri aşk bir basamaktır. Karşımızdaki Mecnun olmasa da her duygunun birşeyler öğrettiği kanısındayım. Allah hikmetine aşina kılsın. Bence sırf bu yüzden aşka inanmak gerek…
    saygılar

  18. 28 Ocak 2007 - 19:41 18.XSI

    bu meselelerde genellemeye iyi bakmıyorum,yani “kadınlar şöyle erkekler böyle” mukayeselerini ve kategorilerini hiç sevmem (Aysenur Bulut)

    Ama insan zihni ancak kategorize ederek anlayabilir, zihnimiz farkinda olmadan esyayi kategorize eder, baska türlü ayrim yapamayiz cünkü (matematikte de bu kaideler basvururuz bilincli olarak).

    Peki, gelin versus kaynana genellemesi nasil bir genellemedir? Bence dogru bir genellemedir, zira sürekli gözlenmektedir.

    Kadinlarin “mülk sahibi es dilemeleri” de buna benzer gözlemsel bir genellemedir. Kadin, yasaminda rahatlik olacagini düsündügü icin önceligi mülkiyet faktöründen yana kullanacaktir.

  19. 28 Ocak 2007 - 19:42 19.XSI

    Buldunuz kafanıza göre başlık kaynatın bakalım. Sonra ilgileceğim sizinle.. :-) Ece “erkekler ne ister?”i de sen yaz biz okuyalım. :-)

    Suat bey vallaha Ece’nin sucu yok kaynatan benim, yogunluktan dolayi ancak kisa ve eglence icerikli basliklara göz atabiliyorum)..

  20. 28 Ocak 2007 - 20:36 20.Suat Öztürk

    Merhaba Şeker Su,

    Kötü özellikleri kadınlara yükleyip erkekleri temize çıkarttığımı da nerden çıkarttınız?

    Ben yazımda erkeklerden değil kadınlardan bahsettim. Erkekleri tanıyan birisi de “erkekler ne ister”i yazar okur, özelliklerimizi görürüz.

    Ayrıca bu saydığım özelliklerin kötü olduğunu da söylemedim, bunlar insanî ve bence çok güzel hasletler.

    Şahsen saydığım özelliklerin pek çoğunu eşimde görüyorum ve çok çok memnunum.

    Kadın latîftir, arzulanandır, sevilen ve kollanandır. Nazlıdır, kaçar, kıskanılmak ister; kadın, böyle güzeldir.

    “Erkek gibi kadınlar” da vardır muhakkak ama şahsen öyle bir kadınla yaşamak istemezdim.

    “Tamamlama” derken de erkek ve kadının fıtraten birbirini tamamlayan özelliklerle donatıldığından bahsettim. Bunu da “kadının eksiğini erkeğin tamamlaması” olarak değil “birbirlerinin eksikliklerini kapatan” diye ifade ettim.

    Son yazdıklarınza katılıyorum, beşerî aşk basamaktır, ve her duygu insana birşeyler öğretir.

    Aşka inanıyorum; bunun geçici olması ve bir basamak olduğunu düşünmem, inanmama engel değil..

    Hürmetler..

  21. 28 Ocak 2007 - 20:40 21.çuvaldız

    Hayat zor ve kolay,güzel ve çirkin,iyi ve kötü.Bazen zor,çirkin ve kötü yanını göğüsleyebilmek için desteğe ihtiyaç duyuyorum.İşte böyle zamanlarda yanımda durup varlığınla bana destek olurmusun?
    Bazen de bu hayatın iyi ve güzel yanlarını yaşarken dönüp tebessüm edip benimle aynı duyguları yaşadığını bilmek istediğim gözlere bakmak ve bu güzel duyguları paylaştığım için artmasına vesile olacak sıcak bir yürek istiyorum.Benimle tebessümümü paylaşıp mutluluğumun artmasına vesile olurmusun?
    Zaaflarım,eksik yanlarım var, bunları seninle paylaştığımda yada ben paylaşmadan sen keşfettiğinde,beni tamamlarmısın?
    Beğenmediğim, sevmediğim huylarım var biliyorum.Onları değiştirip geliştirmeye çalışıyorum,bana yardım edermisin?
    Kısaca sadece tanıdığın beni değil benim tanıştırdığım hatta beraberce tanışacağımız beni de tanıdığın ben, kadar sevip,sayarmısın?
    Beni,sana dönüştürmeye çalışmadan benimle,kendini harmanlayacak kadar kendin kalabilecek kadar benimle bütün olabilirmisin?
    Bütünüyle anlaşmak mümkün değil,tartışmalarımız mutlaka olacak,ben hata yapacağım,seni tamamıyla tanıyamayacağım,beklentilerinin tümüne cevap veremeyeceğim,bazen aile bireyi olmaktan sıkılıp sadece kendim olmak isteyeceğim.Sebepli yada sebepsiz ,bazen ben kendime senin verdiğinden daha çok keyif ve huzur vereceğim işte ben benimle kaldığımda,sabırla, kendimle olan randevumu aceleye getirmeden,ben bende yaşadıklarımı seninle paylaşana kadar sabırla bekleyebilecekmisin?
    Tüm bunlara evet diyorsan;Allah’a ,seni bana verdiği için şükrederim.Bana lütfettikleri için senin gibi güzel bir kulunu aracı kıldığı için ona şükrederim.Allah’ın bu dünyayı güzel kılmak için var ettikleri içine seni de kattığı için şükrederim.Bana seni sevmeyi nasip ederek sevmeyi öğrettiği için şükrederim.

    Sizce bu duyguların yada düşüncelerin cinsiyeti olabilir mi?İlahi aşk’ın provası bumudur?

    Suat bey siz yada birkaç kez aşık olan erkek yada bayanlar buna cevap verebilir mi?

  22. 28 Ocak 2007 - 20:42 22.çuvaldız

    Bu arada yakın markajdaki eşinize bu tebessüm ettiren yazıya vesile olduğu için teşekkürler.
    Olsun arasıra böyle kaynamak da güzeldir. :)

  23. 28 Ocak 2007 - 20:56 23.Suat Öztürk

    Sayın Çuvaldız,

    Evet, bahsettiğiniz duyguların cinsiyeti olmaz.

    Gönüle derinlik veren her duygu “İlahî aşk”a basamaktır.

    İnsanî aşk da bunların en yoğunudur.

    Daha fazla yazmayayım, oynayamıyorum malum, yerim de dar yenim de.. :-))

    Bekar arkadaşlar buyursun.. :-)

  24. 28 Ocak 2007 - 21:20 24.Şeker Su

    “Kötü özellikleri kadınlara yükleyip erkekleri temize çıkarttığımı da nerden çıkarttınız?”

    :) Valla ben okuduklarımdan dengesiz, tatminsiz ve ne istediğini kendisi de bilmeyen garip bir varlık çıkardım. Gördüğüm resmi sevmedim. Siz erkek olarak böyle bir varlıktan hoşlanıyor musunuz bilmem ama ben kendimi öyle düşününce hoşlanmadım. Bu özellikleri taşımayan kadınlar erkek özellikleri mi taşır acaba? İnanın bilmiyorum… Tek bildiğim bahsettiğiniz resimle kendimi özdeşleştiremediğim.
    Önemli de değil sanırım. Zira ben İNSAN ın özellikleri nedir onun peşindeyim.
    Bu arada sitenizi pür dikkat takip ediyorum. Ve kesinlikle başarılı buluyorum. Böyle muhalif bir yazıyla başlangıç yapmak iyi mi oldu acaba :)
    “Böyle oldu böyle olduysa iyi oldu” (bir derviş sözü)

  25. 28 Ocak 2007 - 21:37 25.çuvaldız

    tamam tamam suat bey sizi bu sualden muaf tutum,yerinizi daha da daraltmak istemem :)))

  26. 28 Ocak 2007 - 21:47 26.Talha CAN

    Merhaba Suat Bey,
    Elinize sağlık, aslında söylenecek çok şey var ama hadi neyse:)
    Bir şey dikkatimi çekti dünyada hemen hemen bütün kadınlar bu özellikleri taşıyor. ama erkekler için benzerlikler bu kadar aynı ve benzer değil.
    muhabbetle…

  27. 29 Ocak 2007 - 00:15 27.Suat Öztürk

    Sayın Şeker Su,

    Teşekkür ederim, sitemi başarılı bulduğunuza sevindim.

    Muhalif başlangıçlar iyidir :-)

    Her zaman katkılarınızı beklerim..

  28. 29 Ocak 2007 - 00:24 28.fatih demir

    Suat abi,
    Ertugrul Ozkok’lesmek sana hic yakismamis!! :)
    Pazar yazilarini -ki siyahi’nin dogus amaci bu tur yazilari gun isigina cikarmaktir- blogunun cizgisinden cok uzaklara cekmeni ‘hit’ SIKINTISI icinde olmana veriyorum :)
    Neyse bi kac hit al da nur yagsin buralara da :)

    Konu hakkinda ise soylenecek bircok seyi soylemissin. Aslinda kadin milleti :) dedigimiz bu milletin de kendine gore genel benzerlikleri vardir. Bu yuzden de “don juan” “playboy” ve benzeri isimlerle anilan bir suru erkek vardir. Bu erkekler bu olayi cozmuslerdir. Cozum kadinlarin ne istediklerini anlamak degil onlari neyi istediklerine ikna etmek meselesidir.. :)

    Iste bu noktada devreye benim de cok sevdigim Manatee haywanlari girmektedirler. Kendileri ile yuzme sansini buldugum bu haywanlar cok guzel haywanlardir. Ve bu haywanlarin en onemli ozelligi “cok esli” olmalaridir…

    Ben buna “alternatifle calismak” diyorum… :)

    Neyse demek istedigim o ki bence cok fazla anlamaya calismayin, manupule edin, oyunlar oynayin, yonlendirin ve istediginizi elde edin… Yoksa Allah muhafaza siyirabilirsiniz :)

    Lafim meclisten disaridir demedigim gibi iceridir de demiyorum :)

  29. 29 Ocak 2007 - 00:40 29.Ece

    ALINTIDIR:

    Kadınları mutlu etme yolları

    1. Saçlarını okşa

    2. Yücelt

    3. Şımart

    4. Gözlerinin içine bak,

    5. Geleceğe ait planlar yap,

    6. Dil dök

    7. Yalvar,

    8. Destek ol

    9. Yemeğe götür

    10. Akmerkeze götür

    11. Tekneye bindir

    12. Güldür

    13. Zeka oyunları yap

    14. Müzik dinlet

    15. Teşvik et

    16. Teskin et

    17. Affet

    18. Hayran kal

    19. Banyosunu hazırla

    20. Güven ver

    21. Kapıyı tut

    22. Asansörde kat düğmesine bas

    23. Arabasının kapısını aç

    24. IsIat

    25. Sarıl

    26. Öp

    27. Ona hasta ol

    28. Kulağına fısılda

    29. Ayaklarına masaj yap

    30. Televizyonun kumandasını ona ver

    31. Konsere götür

    32. Onu her yerde ve her zaman bekle

    33. Tanrıçan yap

    34. Onunla birlikte rejim yap

    35. Onunla birlikte spor yap

    36. O uyumadan uyuma

    37. O uyanmadan uyanma

    38. Ne istediğini önceden anla

    39. Günde yedi kez özür dile

    40. Sürekli onu dinle

    41. Arkadaşlarına katlan

    42. Yorganı çekince ses etme

    43. Yorganı titretme

    44. Spor araba al

    45. Saat al

    46. Yüzük al

    47. Küpe al

    48. Maçın sesini kıs

    49. Traş ol

    50. Saç şeklini değiştir

    51. Kareli gömlek giy

    52. Serbest piyasa kurallarını unut

    53. Köpeği gezdir

    54. Yemin et

    55. Dayan

    56. Katlan

    57. Sabret ve en önemlisi bunların hepsini hergün yap

    Gelelim erkekleri mutlu etme yollarına:

    1. Soyun !

  30. 29 Ocak 2007 - 01:00 30.XSI

    Gelelim erkekleri mutlu etme yollarına:

    1. Soyun !

    ))))))

    Hey Allah’im yav, ne kadar basit seylerle mutlu oluyoruz. Ama en azindan kadinlara göre daha masrafsiziz. Masrafsiz derken kadinlara yönelik olarak masrafsiziz demek istedim. Yoksa bu kisa cevabi alana kadar 57 madde yerine getirilmeli, cok masrafli)

  31. 29 Ocak 2007 - 22:01 31.Ece

    XSI, şu mübarek günde sana duam olsun;
    Allah sana böyle bir hanım nasip etsin inşallah [amiiiiin]
    :)))
    http://www.youtube.com/watch?v=-tGIuF8I-_Y&eurl

  32. 29 Ocak 2007 - 22:36 32.XSI

    Bak sana da söyle koca kafali bir adam nasip etsin))))))

    http://www.youtube.com/watch?v=dWFsdgg_1rs

  33. 30 Ocak 2007 - 11:00 33.Tunç

    MASALLAH Suat Bey Kardesim,

    Misafiriniz bol olsun, ara sira gündemi hafifletmekte fayda var tabi, hafta sonlari en azindan :-)

    Ece Hanim, ne büyük haksizlik etmissiniz biz erkeklere, “Kadinlari ve erkekleri mutlu etme yollari” derken :-) Sanirim bu alintinin basligini söyle degistirmek gerek : “Kadinlari ve erkekleri TATMiN etme yollari”

    Hanimlarin biz erkeklere “asiri” gelen hassasiyetleri onlarin özellikle insan iliskilerinde daha basarili olmasini sagliyor ama heeyhaaat! Biçagin iki tarafi da keskin, bu hassasiyet onlarin bazen bir endise denizinde bogulmalarina yol açiyor.

    Neyin kadinlari MUTLU edecegine gelince sanirim biz erkeklerle ayni sey : Tamamlanmak Bir eksikligin tamamlanmasi degil de meselâ günesin batip yeniden dogmasi gibi, bir döngünün tamamlanmasi söz konusu sanki.

    Gibson’un “KADINLAR NE ISTER” filminde bütün hafifligine ragmen güzel bir sahne vardi, kadinlarin düsüncelerini okumaya basladiktan bir süre sonra söyle diyor “Siz kadinlar her konuyu, her seyi sürekli sorguluyorsunuz”

    El-Sonuç : Iyiki erkekler var yoksa hanimlar ne yapardi?

  34. 30 Ocak 2007 - 11:23 34.çuvaldız

    Tunç bey sorgulamışsınız! :)

  35. 30 Ocak 2007 - 11:34 35.Tuğba

    Bu tesbitler harika…. Ellerinize sağlık. Allah razı olsun hepinizden.Ama birbirimizin isteklerimizi yerine getirirken ölçüyü kaçırmamamızda çok çok fayda var diye düşüyorum. çünkü insanın fıtratında var bu ne kadar çok verirsen o kadar çok istiyor… verilen kıymetin değerini bilen akıl ve kalp sayısı ise çok az… ellerinize sağlık Suat bey baştan aşağıya çok doğru bir yazıydı.

  36. 30 Ocak 2007 - 14:08 36.Dilek

    “Kadınlar ne ister?” üzerine Ekşi sözlükten bir fıkra:

    yolda yürürken karların arasında bi yağ lambası bulur bi eskimo. bu arada yol dediysem de, öle bi audi quattro’nun iki lastik izinin arası yani, refüjlü asfaltlı bişey değil, neyse. “para eder mi, antika mıdır acaba” diye düşünürken, üzerindeki karları almak için lambayı bi ovalamış bulunur ve o an lambanın içinden bir cin çıkar. adam şok içinde cine bakarken, cin klasik sorusunu sorar:

    - merhaba sahip, dile benden ne dilersen.

    eskimo kat kat giysilerine ve kalın kabanına rağmen ne kadar üşümekte olduğunu düşünür ve dileğini diler:

    - ekvator biraz kuzeye kaysın da buralar ılımanlaşsın bari.

    cin afallar;

    - sahip sana dile ne dilersen dedik de; abarttın yani. ekvatoru kuzeye kaydırmak için dünyanın eksenini biraz daha eğmem gerek, bu sefer ağırlık merkezi yörünge düzleminden şaşacak, bunu dengelemek için yörüngeyle oynamam gerekir ki güneş sistemini tamamen değiştirir bu samanyolunu da dolayısiyle, samanyolundaki kütle çekim dinamiklerini tamamen yeniden dizayn etmem gerekir. rica ediyorum, makul bişii dile.

    eskimo hayal kırıklığına uğrar, başka bir dilek düşünür.

    - tamam buldum, kadınlar ne ister, onu bilmek istiyorum.

    cin mavi ekran falan olur,

    - sahip be; demin şey yapamadım ben, kaç kilometre kaydıralım dediydin ekvatoru?

    :-))

  37. 30 Ocak 2007 - 14:20 37.Ece

    Tunç bey,
    Ece Hanim, ne büyük haksizlik etmissiniz biz erkeklere, “Kadinlari ve erkekleri mutlu etme yollari” derken :-) Sanirim bu alintinin basligini söyle degistirmek gerek : “Kadinlari ve erkekleri TATMiN etme yollari”

    Suat abimin blog karizmasını sarsmak pahasına, onun hoşgörüsüne güvenerek, biraz geyik yapmak istedik:)
    Alıntıladığım o maddeler tabi ki gerçek dışı:)
    Açıkçası bir kadın nasıl mutlu olur yada ne ister sorusunun, her bir kadına ve her bir yaşama, hatta her farklı coğrafyaya göre değiştiğini/değişebileceğini ben de biliyorum..

    Sadakat ve şefkat, ilgi, güleryüz tatlı dil sanırım evrensel kriterler olabilir..
    Yoksa bir kadın trio pırlanta beklerken, bir diğer kadın bir tebessüme hasret..
    Bir kadın jeepli sevgili arayışında iken, bir diğer kadın imanlı ve namazlı bir eş istemekte..

    Ama sizin de vurguladığınız gibi Suat abinin yazısındaki nokta atışları da çok isabetli olmuş:)

    Ben hala, önümüzdeki pazar, “erkekler ne ister” başlıklı bir yazı yazması için ısrar ediyorum:)

    El-Sonuç : Iyiki erkekler var yoksa hanimlar ne yapardi?
    Valla tam tersi, iyi ki biz varız! Annem ve biz olmayınca, babamın ve evin halini görüyoruz..
    Çöplüğe dönüyor ve mutlaka kilo veriyor…

    saygılarımla

  38. 30 Ocak 2007 - 15:42 38.metin-thePoor

    Ladies & gentlemen,

    Kadınlar olmasaydı “erkek”, erkekler olmasaydı “kadın” gerçeği olur muydu gibi bir radye temel attıktan sonra sous bassement işine girişebilürsünüz. Bu arada daş da düşebülü…

  39. 30 Ocak 2007 - 17:42 39.Tunç

    Ece Hanim,

    Ben de sizin gibi birazcik kiskirtici bir geyik yapmak istemistim, herhalde basarmisim.

    “iyi ki biz varız! Annem ve biz olmayınca, babamın ve evin halini görüyoruz.. ” (ECE)

    Aslinda siz haklisiniz galiba, fransizlarin güzel bir lafi var, fark vardir, yasasin fark diye.

    iki kiz evladimin da annelerini örnek alarak büyümelerini yavas yavas birer küçük hanim olmalarini saskinlik ile izliyorum.

    Baska geyiklerde bulusmak üzere, dostlukla

  40. 30 Ocak 2007 - 18:03 40.Ece

    Dostlukla ve “erkekler ne ister” başlığında buluşmak üzere Tunç bey:)

    -Tanrı niye ilk önce erkeği yarattı?

    -Çünkü her mükemmel şeyin önce tasarımı yapılır:)))

    diyeyim ve bu başlığı 40 layarak terkedeyim..

    saygılarımla

  41. 30 Ocak 2007 - 23:40 41.candan

    Suat bey,
    işte ben size bu tarz bir yazı sipârişi vermiştim ve şimdi kendimi kınıyorum nasıl gözden kaçırdım diye :) elinize, dilinize sağlık..

    şuna îtirâzım olacak : bana göre insanların yaşadığı bu duygu, ilâhî aşkın bir ön provasıdır [S.Ö.].

    bana göre ise ilâhi aşkın provası olamaz. ne yâni - dur bakalım buna âşık olursam, Allah’a da âşk duyabilirim herhâlde - denir mi hiç :)) aşk varsa vardır, yoksa yoktur. insanla yaşanan; zıtların çekimi yasasından başka bir şey değildir ve Allah’a duyulan aşkla bir kıyas yapmak da mümkün değildir. insanların yaşadığı aşk denilen duygu ise; yaradana olan aşkın, olsa olsa tecellisidir.
    ne demiş atalarımız; yaratılmışı severim, yaradandan ötürü :))

    aşksız geçen her günüm harâm olsun!

  42. 30 Ocak 2007 - 23:49 42.Suat Ö.

    Candan Hanım,

    Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz.

    Elbette prova o manada değil.. Tecelli de diyebiliriz.

    Ama diğer söylediğinize katılmıyorum maalesef, insanî aşk ile İlahî aşk arasında sıkı bir bağ vardır. Siz tecelli demişsiniz buna katılıyorum ama “zıtların çekimi” gibi bir indirgemeye de hayır diyorum.

    Açıklayabilmek haddim değil ama sizi ehline yönlendireyim; İskender Pala, “Kitab-ı Aşk”

    Bir de size “erkekler ne ister?” başlıklı bir yazı sipariş veriyorum. :-))

    Yine gelin..

    Hürmetler..

  43. 31 Ocak 2007 - 00:59 43.Suat Öztürk

    Tuğba Hanım, Dilek Hanım,

    Teşekkür ederim.

  44. 31 Ocak 2007 - 08:41 44.murat koçak

    Amansız bir hastalığa yakalanmış kadın-erkek ne ister? Ya açlıktan ölmek üzere olan çocuğunu seyreden bir Afrikalı kadın-erkek? Borç batağına saplanmış biri ? Gözlerinizi kaybettiğinizi düşünün ne istersiniz?
    Herkes kendi eksiğinin isteyicisidir, bulduğunda ise açgözlülüğünün. “İnsanoğluna bir vadi dolusu altın versen bir vadi dolusu altın daha ister”

    Kadın-erkek hepimiz ruhlardan yaratıldık, ruhların cinsiyeti yoktur ve birbirimizden çok ta farkımız yok. Kadını mutlu eden şeyler erkeği de mutlu eder.

  45. 31 Ocak 2007 - 13:02 45.çuvaldız

    “Soyut olanı anlatabilmek için kelimeler yetersiz,kelimelerle benzetmeleri inşa edip soyut bir form kazandırıp anlamaya ve anlatmaya çalışmak zihne esneklik kazandırırmış.Hayat ve ona ait olan her şey düşüncelerimizin gerisinde kalacaktır.Düşünceyi esnek sınırlarla korumak hayata ters düşmeyi bir ölçüde engeller.”
    Buradaki anlatımdaki tüm kelimeler bana ait değil,şuan okumaya başladığım bir kitapta* geçen birkaç satır.

    Suat bey yukarıdaki konu başlığı ile aşka ve kadın erkek ilişkilerine dair bir yazı yazdığında hep beraber yaptığımız bir şey oldu;gündemden uzak Pazar sohbeti tanımı,magazinsel yada geyik muhabbeti.

    Aşka,sevgiye yada kadın erkek ilişkisine bu şekilde neden baktığımızın örneği asında yukardaki birkaç yorumun içinde var.
    Aşk=geçi tutkal,cinsel çekim,ticari konu
    Kadın=para,3b,kullanılan
    İlişkiler=oyun,kandırmaca,sahte
    Erkek=fırsat,sömürge,kullanılan
    Bu örnekler olabildiğince çoğaltılır.Neyi anlatmaya çalışıyoruz ki?Bu duygulara yada birbirimize önem vermediğimizi mi?Yada düşündüklerimizle,hayal ettiklerimizin, yaşadıklarımızdan farklı olduğunu ve bizi hayal kırıklığına uğrattığını mı?Hala aslında içimizde bir yerlerde söyleyip yazdıklarımızın aksine canlı tuttuğumuz umudu görmemezlikten gelme çabası mı?Umudumuzun peşine takılma gücümüzün kalmadığına inanmış olmayı, tekrar denemeye tercih ettiğimizin itirafı mı?

    Ben yukarda yapılan bazı yorumların içinde bunları görmüş olsam da yada öyle sanmış olsam da herkesin her zaman içinde mutlaka umut olduğuna inanıyorum.
    Bu sanki toprağın altından çıkmak,yeşermek,filiz vermek için birkaç damla su bekleyen tohum gibi.Kimse kendi umut filizini kendi elleri ile gömmemeli.

    Dostluk yada arkadaşlık diye tanımladığımız şeyin için de bunu karşımızdaki insana yaparız.Ona destek olup cesaret verip umudunun üzerindeki karabasanı kaldırmaya çalışırız ve bu acaba kendi umudumuzu da gübrelemek değil midir.!Unutmaya yada boş vermeye çalıştığımız içimizdeki uyuyan duygularla yüzleşip tebessüm etmemizi ve yarın için uykuya almamızı kolaylaştırmaz mı?

    İyilik yada yardım;başkalarına yardım ederken aslında kendi ruhlarımıza mentollü çabuk iyileştirici kremler sürmüş olmuyormuyuz!
    Sevgi olmazsa şefkat,şefkat olmazsa da anlayış olamaz.Çok klişe olacak ama toplumu bir arada tutabilen bu sevgi nüvesi değil midir.?
    Sevgiden boşalan yere,para,makam,ideoloji,hırs gibi daha kolay elde edilebilir ve bizi ,bize yabancılaştıracak,kavgayı,anlayışsızlığı rekabeti,
    hileyi gerekli kılacak popüler, sürmanşet,dikte edilmiş değerli olduğuna inandırılmış kar taneleri mi konulacak.O yüzden mi kalpler soğuk ilişkiler kısır?

    Suat bey yazdığınız bu kitabın şimdilik baskısı tükenmiş.Aşağıdaki alıntıyı buldum son cümle oldukça hoşuma gitti.Vaktiniz olduğunda kitabı okuyan biri olarak bu son cümle ile ilgili birkaç şey yazabilirmisiniz?Tabii konuyu magazinel bulan arkadaşların eleştrisinden sakınmak isterseniz de anlarım.
    “Mecazi aşka doğru kanatlandığınızda kendinizi yeniden keşfetmeye başlayacağınız noktayı da bulacaksınız.orası belki de sizin kendinizden vazgeçeceğiniz noktadır.Çünkü canına sevgili isteyen ile,sevgili için can isteyen arasında hayat yolculuğunun ta kendisi gizlidir.”İskender Pala Kitab-ı Aşk
    *İsmet Özel-Bakmak Görmek(yazarın okumaya başladığım ilk kitabı,henüz yorum yapamayacağım .)

  46. 01 Şubat 2007 - 09:11 46.blue

    Hit’inize bir katkı da ben yapayım. Aşk, ulaşıldığı zaman biten bir şey. İnsan, bilmediği için sevdiğini hayalinde şişiyor, tanrı haline getiriyor. Tanıdıkça onun da etten, kemikten olduğunu, kusurdan münezzeh olmadığını anlıyor. Aşk, kusursuz olana yöneltilmek için verilmiş bir duygu. Onun bir faniye yöneltilmesi yaratılış amacına ters. Lakin kalbinde aşk olmayan bir kalbin de yaratılış amacı dışında çalıştığını söyleyebiliriz. Ben, kendi felsefem zannediyordum, Mevlana da demiş, ilahi aşkı bulamıyorsan, bari fanilere aşık ol. Aşk-ı mecazinin aşk-ı hakikiye dönüşme ihtimali var çünkü. Ama kalbinde aşk yoksa o kalbi sök at… gibi bir şeylerdi.
    Evlendikten sonra olmuyor tabi. Eşine yeniden aşık olmak veya doğrudan ilahi aşka geçmek. Zor iş bea !

  47. 01 Şubat 2007 - 12:06 47.Tuğba

    Ne güzel demiş Necip Fazıl ” Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
    Allah’tan nasıl korkmaz, insan Onu sever de…”

  48. 01 Şubat 2007 - 14:41 48.Suat Ö.

    Sayın Çuvaldız,

    İnşaallah, vakit bulabilirsem işlerim. Yok kimseden çekinmem merak etmeyin :-) Şu günlerde bazı projelere yoğunlaştık, yoğunluktan başımı kaldıramıyorum.

    Selamlar.

    Blue Kardeşim,

    Bu yazdıklarını Kıymetli eşin T.’ye söylemezsem, gör bakalım.. :-))

  49. 01 Şubat 2007 - 17:14 49.Ece

    Rahip ve rahibeler doğrudan “ilahi aşka” geçebilen insanlar demek ki:P
    Kaldı ki onların cennetinde huri filan da yokmuş:)

    sayg.

  50. 01 Şubat 2007 - 23:29 50.candan

    Suat Bey,
    - diğer söyledikleriniz - derken neyi kastettiniz, pek fazla bir şey yazmış değildim ama :))

    beni iskender pala’ya yönlendirmişsiniz, ehil olduğunu söyleyerek, nerden biliyorsunuz/bilelim? yâni bu işin diplomasını falan veriyorlarsa biryerlerden bendeniz talebelik entârisini pek severim ve derhâl giyinmeyi arzu ederim :) iskender bey’in trt 2′de perşembe günleri saat 22:00′de programı var bu arada, ben biraz evvel seyrettim, ilgilenenlere duyurulur.

    bana bu konuda yazı sipâriş etmekle büyük bir hata yaptığınızı söylemeliyim. inanın bu konuda söyleyecek çok şeyim olmasına rağmen, bildiğim bir şey yok. yâni durduk yere gevezelik etmek de istemem :) çok bilseydim, iki kere ‘’boş ol!'’ demezdim ;)

    şimdi bir daha okuyunca yazınızı bir şeye daha îtirâz etmek istiyorum. evet aslolan aşktır, sevgi değil. sevgide kişisel kriterleriniz devreye girer. aşkta kriter yoktur. o, bütüne duyulan eksiksiz bir yaklaşımdır. yâââniii, olabiliyorsanız âşık olun, zıttınızda, sizde eksik olanı bulup tamamlanın. mesele bu kadar basit, yin-yang gibi. ben çoğunlukla kısa yazıp geçiyorum, bu sefer ne demek istediğim anlaşılamıyor. tecelliye katılıyorsanız, zâten mesele yoktur efendim, içten selâm ve hörmetlerimle :))

  51. 02 Şubat 2007 - 01:38 51.XSI

    Rahip ve rahibeler doğrudan “ilahi aşka” geçebilen insanlar demek ki:P
    Kaldı ki onların cennetinde huri filan da yokmuş:)

    (Ece —> büyük Ece, diger ece’nin ablasi, sirf niki büyük diye abla)..

    .)))

  52. 02 Şubat 2007 - 01:40 52.XSI

    yok. yâni durduk yere gevezelik etmek de istemem :) çok bilseydim, iki kere ‘’boş ol!’’ demezdim ;)

    Yav Candan ablacim, Allah’in hakki üctür ))

  53. 02 Şubat 2007 - 02:27 53.candan

    XSI Bey Kardeşim,
    eyvallah..! ha ben da onu diyurum da! ;) belçi ondan sonra yazarum (sayıyla 10 değil ha yanlış anlaşılmasın!) yazacağumi :)

  54. 03 Şubat 2007 - 01:46 54.XSI

    belçi ondan sonra yazarum (sayıyla 10 değil ha yanlış anlaşılmasın!) (Candan)

    Eger farkli anlamadiysam bu gecenin espirisi )))

  55. 03 Şubat 2007 - 11:57 55.Suat Öztürk

    :-))

    Candan Hanım, lütfen daha sık gelin..

  56. 09 Şubat 2007 - 14:53 56.rockman

    kadınlar ne ister
    bence sadık saygılı karşısındaki bayanın düşüncelerine değer veren onu dinleyen ona inanan güvenen ve deli gibi seven bir erkek isterler ve yemin ederim ki bunu isterler. NE PARA NE PUL SADECE SADIK BİR SEVGİLİ ANLAYIŞLI BİR ERKEK İSTERLER .

    ^^^ROCKMAN^^^

  57. 12 Şubat 2007 - 01:40 57.fehmi

    Suat bey yazınızı bir solukta okudum.
    şahsen entellektüel avrupalı bir hanımla uzun süre evli kaldım neticede kadının kadın olduğu kanaatine vardım.

  58. 13 Şubat 2007 - 00:37 58.ardinolu

    yaziniz guzel
    benim yorumum, kadinlar-guven ister

  59. 14 Şubat 2007 - 20:54 59.inci

    Merhaba Suat Bey,
    Siz başınıza nasıl bir dert açtığınızın farkındamısınız? Bana göre bayanların her yaşa göre istekleri de değişiyor. 18-20 li yaşlarda beyaz atlı prens isteriz, bulunca her an aranmak sorulmak isteriz (bıktırırcasına).20-30 lu yaşlarda bize bir ömür boyu katlanacak, özel günleri asla unutmayacak (kendini çiçekçi ve kuyumcuları zengin etmeye adamış) bir eş isteriz. 30′undan sonra ise kemale erer, bir insan ne isterse onu isteriz. Ne olursa olsun, kaç yıl geçerse geçsin hala sevdiğini söyleyen ve de sevdiğin bir eş, omuzuna başını koyup ağlayabildiğin bir dost, hiç konuşmadan derdini anlayabilen (anne ve babamız gibi) bir arkadaş, fikrini sorduğunda daima sana doğruyu söyleyen bir bilge dost. Sözün kısası 30′undan sonra “kadın ne ister ya da erkek ne ister?” kutuplaşmasından uzaklaşır. İnsan ne ister? diye sorarız. (en azından benim için durum böyle) Evet buyrun bakalım “İNSAN NE İSTER”

  60. 15 Şubat 2007 - 02:30 60.saliha

    Merhabalar, siteniz çok hoş, daldan dala atlarken rastladım. Geniş de bir konuya değinmişsiniz, yorumlar hala yağıyor.

    Ben de konu hakkında bir hadis-i şerifi nakletmek istiyorum;

    “Kadınlarınıza iyi davranın, onlara hayır tavsiyede bulunun. Şüphesiz onlar (asıl itibariyle) kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Kaburga kemiğinin en eğri kısmı en üst kısmıdır. Onu kendi haline bıraksan gittikçe eğilir (bozulur), tam düzeltmeye kalksan kırılır. Öyle ise (mevcut halleriyle) kadınlarınızla iyi geçinin.”
    [Buhari, Enbiya, 1;Nikah, 8,79; Müslim. Rada, 62.]

    Bu hadiste hem kadının ilk yaratılış şekli, hem de kadın cinsinin fıtratı anlatılmaktadır.

    Kadının fıtratını iyi tanıyın, ona göre davranın. Onları kırıp incitmeyin. Yumuşak tabiatlıyı sevin, sevindirin, şükredin; sert olanı idare edin, hemen boşama yoluna gitmeyin, sabredin, sevap alın.

    Selametle…

  61. 15 Şubat 2007 - 09:39 61.ırmak

    pazar gününü sıkıcı olmaktan kurtarmak için, gündemin bermutad gidişatından bir nebze soluklanmak için, kadın konusunda çok da derinlikli olmayan bir makale yazmanızı yadırgadım. ve hayretle okudum buradaki bazı yorumları. halbuki bu konu geçiştirmeceyle ele alınamayacak, idare ediverin nevinden, mizahi yönü ağır gelen, pamuk kadar hafif bir yazı yazılamayacak ve alaycı bir tebessümle üzerinde fikir teatilerinde bulunulmayacak kadar ciddi bir konu…

    pazar günleri sinemaya gidin, piknik yapın, doğaya açılın, küçük yürüşler yapın, sevdiklerinizle, dostlarınızla beraber olun, roman okuyun, kitap okuyun, bulmaca çözün, lütfen ama lütfen kadınlar hakkında çalakalem bir yazı yazmayın.. sonrada fikir teatilerinde bulunmayın..

    söylemek istediğim şey şu: “kadın birey olmak ister, kadın birey olduğunu hissetmek ve hissettirilmek ister..”

  62. 15 Şubat 2007 - 13:25 62.çuvaldız

    Saliha hm,“Kadınlarınıza iyi davranın, onlara hayır tavsiyede bulunun. Şüphesiz onlar (asıl itibariyle) kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. “cümlesinin Kuran’da hangi sure ve ayette geçtiğini yazabilirmisiniz ben baktım ama bulamadım.

    Şöyle bir cümle buldum ama Kuran’dan değil.
    “yaratılış 2…22 Adem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi. 23 Adem, ‹‹İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, Etimden alınmış ettir›› dedi, ‹‹Ona ‹Kadın2› denilecek, Çünkü o adamdan3 alındı.›› türemiştir. 24 Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.”

  63. 15 Şubat 2007 - 13:28 63.çuvaldız

    Saliha hm,cümlenin tamamını kastetmiyorum,”kaburga kemiğinden yaratılmıştır” ifadesini içeren kısımdan bahsediyorum.Cevaplarsanız sevinirim.

  64. 15 Şubat 2007 - 13:53 64.Suat Öztürk

    Çuvaldız Hanım,

    Bildiğim kadarı ile kadın’ın kaburga kemiğinden yaratıldığına dair birşey geçmiyor Kur’an da.

    İlgili hadislerin de güvenilir olmadığına, israiliyyattan olduğuna dair pek çok yorum var.

    Selamlar.

  65. 15 Şubat 2007 - 13:54 65.Suat Öztürk

    Irmak Hanım,

    Afedersiniz ama “kendi siteme” pazar ya da başka herhangi bir gün, ağır ya da hafif, geyik ya da ciddi, derin ya da sığ, çalakalem ya da bilimsel tahlil, ne yazacağımı size mi soracağım?

    Yazının içeriğine dair -”yok kadınlar böyle değil” gibi- eleştirilecek birşey varsa eleştirinizi yapın, ama neyi nasıl yazıp yazamayacağıma dair ders vermeye kalkmayın.

    Birey olmanın birincil şartı karşınızdakini de “birey” olarak kabul edip tercihlerine saygı göstermek ve hiç de üstünüze vazife olmayan hususlarda ders verme saygısızlığına kalkışmamaktır.

  66. 15 Şubat 2007 - 16:12 66.çuvaldız

    Saliha hm’ın yazısında birkaç nokta var ki üzerinde mutlaka ikinci kez düşünülmeli;

    Kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratılması neyi değiştirir yada ne için önemlidir?

    Erkek, kadından önce yaratılmıştır.Tamam ,zamanlama konusundaki soruya cevap, önce yaratılmış olmanın getirdiği bir ayrıcalık mı söz konusudur!O halde vurgulanan bu mudur?

    Erkeğin kaburga kemiğinden,gözünden,saçından,tırnağından yada herhangi başka bir uzvundan, organından kadının yaratılmış olmasındaki vurgu nedir peki?Aslolan erkek de kadın onun türevi yani bir çeşit oluş sebebi mi?

    Kaburga kemiğinin eğri ve düzeltilemeyecek kadar narin olması.Kadınların yaradılıştan sahip olduğu düzeltilmesi gereken kusurları mı var ki?Hayır.İnsanoğlunun yaradılışında birbirini tamamlama özelliği var o kadar ki biri olmadan diğeri üreyemiyor.

    Kadınları mevcut halleriyle sevmek,hoş görmek,sabretmek ve sevap kazanmak.Bu cümleyi okuyunca biz neymişiz demek geldi içimden.Dünya hayatı bir sınavsa erkeklerin bu dünyadaki en büyük sevap ve günah kaynağı da kadınlar o halde.

    Tüm bunlar kadının kendine erkeğin de kadına bakışında bence yanlış olan noktalar.Bu şekilde bakıldığında durum zaten 1-0 erkek lehine.

    Gelelim diğer konuya; “Ben de konu hakkında bir hadis-i şerifi nakletmek istiyorum”(Saliha hm)

    “HADÎS:
    Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüp de mani olmadıkları şeyler.
    Uydurduğu bir süzü, hadîs olarak söyleyen kimse, Cehennem’de azâb görecektir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî)
    Hadîs-i şerîfleri, sahîh (doğru) veya bozuk olduğunu bilmeden söylemek, sahîh olsa bile, günâh olur. Böyle kimsenin hadîs-i şerîf okuması câiz olmaz. Hadîs kitablarından hadîs nakletmek için hadîs âlimlerinden icâzet (diploma) almış olmak lâzımdır. (Muhammed Hâdimî)
    İmâm-ı Buhârî’nin rivâyet ettiği (naklettiği, bildirdiği) bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruldu: İçinizde en sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır. Bir kimse ki, Kur’ândan, hadîsten anlamaz, Cevâb vermemek gibi, ona cevâb bulunmaz.
    (Şeyh Sa’dî)

    Hadîs Âlimi:
    Hadîs-i şerîf sahasında mütehassıs kimse.”
    Yukarıdaki kısmı kuran sözlüğü adlı bir siteden alıntıladım.Konu hakkında yeterli bilgim olmadığından sadece bu tip konularda yazılmış hadislerin güvenilirliğinin nasıl sınandığını merak ediyorum.İçtihad içindeki yeri nedir?

    Hadisleri eleştiren birinin zındık,kafir vs gibi tanımlamalarla eleştirilmesi söz konusu iken içtihad konusunda nasıl sağlıklı bir sonuca ulaşılabilir?

    Suat bey cevapladığınız için teşekkür ederim.

  67. 15 Şubat 2007 - 16:35 67.ırmak

    suat bey,

    Birey olmanın birincil şartı karşınızdakini de “birey” olarak kabul edip tercihlerine saygı göstermek ve hiç de üstünüze vazife olmayan hususlarda ders verme saygısızlığına kalkışmamaktır.

    bireyciyimdir ve bireysel tercihlerinizi tabii ki anlayışla karşılarım ve onlara saygı duyarım. ben yukarıdaki mesajımı bireysel tercihlerinizi sorgulamak, müdahale etmek ve kişilerin bireysel tercihlerini alaşağı etmek niyetiyle de yazmadım. böyle bir şeye benim değil hiç kimsenin asla hakkı ve yetkisi olamaz. bu olsa olsa diktatöryal, ırkçı rejimlerde görülür.

    benim asıl kaygı duyduğum mesele, bugüne kadar islami çevrelerde dahil kadınlar hakkında dişe dokunur bir şeyler yazılmadı, tüm çevrelerde olduğu gibi islami çevrelerde de konuya ciddiyetle eğilinmiyor ve gerekli ehemmiyet verilmeden üstünkörü yazılarla bu konu geçiştiriliyor. kadın hakkında bir yazı yazılacaksa, bu yazı, pazar gününden oluşan boşluğu dolduracak öylesine bir yazı olmamalı. pazar günümüzü daha eğlenceli bir hale dönüştürecek bir mizah unsuru değildir ki kadın. haftanın son tatil gününü biraz olsun neşelendirmek için erkekler hakkında neden böyle bir yazı kaleme alınmaz da kadınlar hakkında yazılır? ben şimdiye değin rastlamadım.

    saygılarımla

  68. 15 Şubat 2007 - 17:19 68.XSI

    Suat bey,

    Bildiğim kadarı ile kadın’ın kaburga kemiğinden yaratıldığına dair birşey geçmiyor Kur’an da.

    Tevrat’in Genesis (yaratilis) bölümünde Adam’in uyutulup kaburgasindan kadin türetildigi yazar. (Varsa eger) hadislere bu yolla gecmistir muhtemelen..

    syg.

  69. 15 Şubat 2007 - 19:53 69.Ecenaze

    ne davamızı anlayabilecek bir erkek bulabildik
    ne de bir erkeğin anlayabileceği kadar basit olabildik
    adam dediğin İstanbul gibi olmalı, fethi zor fatihi tek..

    (aşırma ve de uyarlamadır:P)

  70. 15 Şubat 2007 - 20:17 70.insan

    Hadisin sıhhati yahut şerhi konusunda değil ama XSI Bey’in hadisle ilgili şu yorumu konusunda bir ilavem olacak,

    “Bildiğim kadarı ile kadın’ın kaburga kemiğinden yaratıldığına dair birşey geçmiyor Kur’an da.

    Tevrat’in Genesis (yaratilis) bölümünde Adam’in uyutulup kaburgasindan kadin türetildigi yazar. (Varsa eger) hadislere bu yolla gecmistir muhtemelen..”

    demiş XSI Bey..

    Usulul Fıkh ilmine gore sunnetin islevlerinden biri de Kuran’da hakkinda hukum bulunmayan meselelerde hukum vermektir. Araştırmak isteyen Zekiyüddin Şa’ban’ın fıkıh metodolojisi eserine bakabilir. İlim yolcularının işini kolaylaştırmış olalım.

    Madem ayetler tutuluyor bir tane de biz verip sorumuzu soralım:

    “Rasûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allâh’tan korkun! Çünkü Allâh’ın azâbı şiddetlidir.” (el-Haşr,7)

    ekstralar:
    Muhammed 33
    Nisa 69
    Ali imran 31

    Yukarıda verdiğim ayette herhangi bir kayıt yok görüldüğü üzere.

    Bu durumda hakkında ayet olmayan bir meselede sunnetin soyledigini “hakkında ayet yok” diyerek nasıl böyle bir çırpıda, kolayca reddedebiliriz?

    Önce bir hadisin sıhhati ve seneti hakkında yapılan araştırmaları kamuya sunup, varsa eğer çeliştiği ayet yahut daha kuvvetli hadisleri de masanın bir ucuna koyup ona göre ayıklamalı değil miyiz?

    Bakınız TDV bu işi ne güzel yaptı!

    Burada meselem kaburga kemigi hadisi değil. Umarım bunu anlatabilmişimdir. Sünnete karşı gösterilen tutum hakkında yazıyorum ben bu yorumu. Yoksa kendini kalbinin üzerine inşa eden “biz/ben” için itikadi olmayan böyle füru bir meseleyle uğraşmak vakit kaybından başka bir şey değil. Ben bu sözün hadis olma ihtimali üzerine bile ayağa kalkar ve onu tefekkür etmeyi yeğlerim.. ki hadisin şerhi yapıldığında zahir anlamından çok farklı yerlere uzanır..

    Bir iki notu da ilave edeyim, mütevatir hadisi reddetmek tekfir sebebidir. Haydi sayılari az bunlarin amma meşhur hadisleri itikadi meselelerde de kaynak olarak kullaniyoruz. Bir tek ahad haberle amel etmiyoruz itikadi hususlarda ki yine bazı şartları sağladığında onlar da kullanılıyor..

    Madem hadislerle amel ederken ayet desteğini mecbur tutuyor akıllarımız, bari açılacağımız sınırları bilelim de yazık olmasın..

    İlaveten tevrat Allah’ın kitabı değil mi? Benzerlik olması kadar tabi ne var? :) Akaide göre aslında sünnetle desteklendiği için tevrattaki bu kısmı tahrif olunmamışlar listesine almamız lazım :)

    Ben bir kadın olarak bir peygamberin kaburga kemiğinden yaratılmış olmaktan onur duyuyorum. Aklımda şu kalmış: her hanım kendi kocasının kaburga kemiğinden yaratıldı diye.. (tat olsun diye yazıyorum, yoksa iki kere evlenen hanımların durumunu açıklayamayız, gerginlik düşsün maksadım, haybeye söz..) mana ehli biri ise eğer eşim, onun kaburga kemiğinden yaratılmış olmaktan da aynı şekilde onur duyardım..

    Vahhabi kokusu aldım ya hu.. Her yere sızmış ademler.. Geçen yıl kurtuldum daha bu telaşeden, ama dayanamadım konuyu böyle açık görünce.. :S

    Selamlar,

  71. 15 Şubat 2007 - 20:22 71.insan

    4 yorum üstte şöyle bir alıntı yapılmış:

    “Hadîs-i şerîfleri, sahîh (doğru) veya bozuk olduğunu bilmeden söylemek, sahîh olsa bile, günâh olur. Böyle kimsenin hadîs-i şerîf okuması câiz olmaz. Hadîs kitablarından hadîs nakletmek için hadîs âlimlerinden icâzet (diploma) almış olmak lâzımdır. (Muhammed Hâdimî)”

    ***

    hadisin şu şekilde kaynağıyla nakledildiğini de biz ilave edelim:

    [Buhari, Enbiya, 1;Nikah, 8,79; Müslim. Rada, 62.]

    ***

    yani avam kimse hadis nakli konusunda yapması gereken her şeyi yapmış

    kütübü sittenin dışına çıkmamış
    naklettiği hadisi de kütübü sitteden hangi imamların eserlerinde bulunduğunu bab ve hadis nolarıyla beraber eklemiş..

    ***

    hadis alimleri avam kimse için zaten bunların yapılması gerektiğini söylüyor.. soruya da zımni cevap olmuş olsun..

  72. 15 Şubat 2007 - 22:06 72.çuvaldız

    sayın İnsan(kusura bakmayın isminizi hatırlayamadım),
    cevapladığınız için teşekkürler fakat ben hadisin içeriği ile ilgili olarak güvenilirliği hakkında sormuştum.Pektabii ki hadis kaynağından alıntılanmış ve saliha hm da bu notu düşmüş.

    Zaman zaman yorumlarınıza dengeliyor ve ilgi ile okuyorum.
    Konuya vakıf olduğunuz yorumlarınızdan anlaşılıyor o halde sorumu size yöneltebilirim,bilgilendirirseniz sevinirim.

    Kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığına dair Kuran’da herhangi bir açıklama yok.
    Hadis peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüp de mani olmadıkları şeyler.
    Ve peygamberimize vahy edilenllerin hepsi Kuran’da toplandığına göre “kadının kaburga kemiğinden yaratılmış” olması da bir bilgi olduğuna göre bunun açıklaması nedir?
    Aya,güneşe,denize,arıya ait bilgiler ders çıkarılması husuna dikkat çekilerek Kuran’da yer etmişken!

    Bak biz iyice kavramaları için ayetleri nasıl türlü şekillerde açıklıyoruz(6-enam 65)

    Ve gerçekten O (Kuran) iman edenler için bir doğruluk rehberi ve bir rahmettir(27-Neml suresi 77)

    kimin hadisi Allah’tan daha doğru olabilir?(4_nisa suresi 87)

    Cevaplarsanız şimdiden teşekkürler.

  73. 15 Şubat 2007 - 23:15 73.İnsan

    Hadisin sıhhati yahut şerhi konusunda değil ama XSI Bey’in hadisle ilgili şu yorumu konusunda bir ilavem olacak,

    “Bildiğim kadarı ile kadın’ın kaburga kemiğinden yaratıldığına dair birşey geçmiyor Kur’an da.

    Tevrat’in Genesis (yaratilis) bölümünde Adam’in uyutulup kaburgasindan kadin türetildigi yazar. (Varsa eger) hadislere bu yolla gecmistir muhtemelen..”

    demiş XSI Bey..

    Usulul Fıkh ilmine gore sunnetin islevlerinden biri de Kuran’da hakkinda hukum bulunmayan meselelerde hukum vermektir. Araştırmak isteyen Zekiyüddin Şa’ban’ın fıkıh metodolojisi eserine bakabilir. İlim yolcularının işini kolaylaştırmış olalım.

    Madem ayetler tutuluyor bir tane de biz verip sorumuzu soralım:

    “Rasûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allâh’tan korkun! Çünkü Allâh’ın azâbı şiddetlidir.” (el-Haşr,7)

    ekstralar:
    Muhammed 33
    Nisa 69
    Ali imran 31

    Yukarıda verdiğim ayette herhangi bir kayıt yok görüldüğü üzere.

    Bu durumda hakkında ayet olmayan bir meselede sunnetin soyledigini “hakkında ayet yok” diyerek nasıl böyle bir çırpıda, kolayca reddedebiliriz?

    Önce bir hadisin sıhhati ve seneti hakkında yapılan araştırmaları kamuya sunup, varsa eğer çeliştiği ayet yahut daha kuvvetli hadisleri de masanın bir ucuna koyup ona göre ayıklamalı değil miyiz?

    Bakınız TDV bu işi ne güzel yaptı!

    Burada meselem kaburga kemigi hadisi değil. Umarım bunu anlatabilmişimdir. Sünnete karşı gösterilen tutum hakkında yazıyorum ben bu yorumu. Yoksa kendini kalbinin üzerine inşa eden “biz/ben” için itikadi olmayan böyle füru bir meseleyle uğraşmak vakit kaybından başka bir şey değil. Ben bu sözün hadis olma ihtimali üzerine bile ayağa kalkar ve onu tefekkür etmeyi yeğlerim.. ki hadisin şerhi yapıldığında zahir anlamından çok farklı yerlere uzanır..

    Bir iki notu da ilave edeyim, mütevatir hadisi reddetmek tekfir sebebidir. Haydi sayılari az bunlarin amma meşhur hadisleri itikadi meselelerde de kaynak olarak kullaniyoruz. Bir tek ahad haberle amel etmiyoruz itikadi hususlarda ki yine bazı şartları sağladığında onlar da kullanılıyor..

    Madem hadislerle amel ederken ayet desteğini mecbur tutuyor akıllarımız, bari açılacağımız sınırları bilelim de yazık olmasın..

    İlaveten tevrat Allah’ın kitabı değil mi? Benzerlik olması kadar tabi ne var? :) Akaide göre aslında sünnetle desteklendiği için tevrattaki bu kısmı tahrif olunmamışlar listesine almamız lazım :)

    Ben bir kadın olarak bir peygamberin kaburga kemiğinden yaratılmış olmaktan onur duyuyorum. Aklımda şu kalmış: her hanım kendi kocasının kaburga kemiğinden yaratıldı diye.. (tat olsun diye yazıyorum, yoksa iki kere evlenen hanımların durumunu açıklayamayız, gerginlik düşsün maksadım, haybeye söz..) mana ehli biri ise eğer eşim, onun kaburga kemiğinden yaratılmış olmaktan da aynı şekilde onur duyardım..

    Vahhabi kokusu aldım ya hu.. Her yere sızmış ademler.. Geçen yıl kurtuldum daha bu telaşeden, ama dayanamadım konuyu böyle açık görünce.. :S

    Selamlar,

  74. 15 Şubat 2007 - 23:53 74.çuvaldız

    “Önce bir hadisin sıhhati ve seneti hakkında yapılan araştırmaları kamuya sunup, varsa eğer çeliştiği ayet yahut daha kuvvetli hadisleri de masanın bir ucuna koyup ona göre ayıklamalı değil miyiz?”
    sormaya yada söylemey çalıştığım bu ve bu öze bağlı olarak her hadisin sünnet olma ihtimali ile itikat edilmesinin bizi vardıracağı çıkmaz.

    Bilmem farkındamısınız ama ben de kadının kaburga kemiğinden yada başka bir organ yada uzvundan yaratılmış olma konusunda yazmıyorum.

    Bunun ehemmiyeti ve intikali söz konusu olan.
    Dediğiniz nokta bir açıklama olamaz;ayet yoksa İsrailiyatta vardır ve ondan alınarak peygamberimizin de nakletmesi gayet doğaldır.Lütfen bu cümle üzerine tekrar düşünüp bir açıklama yaparmısınız?

    Ben burada biraz duracağım zira peygamber vasıfları ile donatılmış insandan ve ondan nakledilen sünnetten bahsediyoruz.

    Peygamberimiz daha önce gelen dinlerin üzerine bir din temellendirmedi en son din yani İslam peygamberi.

    Yazık olup olmaması konusuna gelince,toprağın içinde saklı duran bir madene değerini veren onu gören gözmüdür?

    Bu konuda söylemek istediğim çok şey var ama sanırım siz yanlış kokular alıyorsunuz.Ben sadece hadis olma ihtimali var deyip kavuşmayı ümid ettiğimden uzaklaşmak istemiyorum.

    Bilmeyen bir insan olarak tüm samimiyetimle sorduğum soruları cevaplamak için zaman ayırdığınız için teşekkürler.

  75. 16 Şubat 2007 - 08:05 75.Suat Öztürk

    Hatice Hanım,

    Hoşgeldiniz, sizi tekrar görmek ne güzel..

    Usul-u fıkhın yöntemi konusunda haklısınız. Yalnız ben bunun tarihsel olaylar açısından değil “ahkam” açısından -hüküm çıkartma babından- geçerli olduğunu düşünüyorum.

    Sahih hadislerin -tabi Hz.Peygamber’in sünnetinin- de İslam’ın ana kaynaklarından olduğuna sürekli vurgu yapan birisiyim. Burada da şekilden ziyade ruha/anlama -çünkü hadislerin metni, aktarım sırasında farklılaşabiliyor- bakmak ve tarihsel durumunu da kesinlikle gözönünde tutmak gerektiğini düşünüyorum. Bazı durumlarda “metin sağlaması”nı bu açıdan gerekli görüyorum.

    Bu genel bakışım.

    İlgili hadis bağlamında söylersem; sıhhati çok tartışmalı ama “anlamı” itibarı ile kadınları çok güzel tasvir ediyor.

    Hürmetlerimle..

  76. 16 Şubat 2007 - 12:42 76.insan

    çuvaldız hanım/bey,

    Yorumun onaylanmasındaki bir zamansızlıktan ötürü benim son yorumum sizin bir önceki yorumunuza cevap olarak algılanıyor.

    Ben o yorumu siz sorunuzu sormadan önce yazmıştım, oldukça genel bir bakış açısıyla. Dolayısıyla özellikle israiliyat kısmında benim anlatmak istediğim incelik anlaşılamamış gibi görünüyor.

    O noktada kastedilen Peygamberimizin israili kaynaklardan bir ürün alıp da onu söylemesi değildir. Aynı ilahi kaynaktan beslenen bir Nebinin dilinden kendisinden önceki ilahi eserlerle benzeşecek sözlerin çıkmasının anormal olmadığını vurgulamak istemiştim. Nuh tufanını da buna örnek gösterebiliriz mesela, Tevrat’ın Tekvin kısmında geçer.

    Tevrat’ta geçiyor olması o hadisin subutuna zeval vermez, bunu anlatmak istiyordum kısaca..

    Vaktim olduğunda ve ruh halim biraz daha düzeldiğinde bu konuya tekrar dönmek arzusundayım. Şu an için affınıza sığınıyorum.

    Saygılar,

    ***

    Suat Bey,

    Ben sizin usulul fıkha vakıf olduğunuzu düşünüyorum. O bağlamda yazacağım tekrar. Bildiğiniz üzere metni hiçbir tarikte farklı olmayan hadislere mütevatir deniyor. Diğer hadislerde ise mana rivayeti esastır. Yani farklı kelimelerle de olsa aynı anlama ulaşan metinleri bunu göz önünde tutarak değerlendiriyoruz.

    Aslında hadiste bir isnat sistemi kurarak alimlerimiz metnin güvenilirliğini büyük ölçüde senetin güvenilirliğine bağlamışlar. Ama burada ortaya çıkan sahih, hasen, zayıf hadis kavramlarını da iyi bilmek lazım. Bir hadisin zayıf oluşu o hadis metninin güvenilir olmadığına alamet değildir. Ravilerden birindeki en ufak bir zabt kusurunda bile derece düşmesinin yaşandığı bir ince derecelendirme sistemi bu.

    Bu durumda sahih mi zayıf mı diye hakkında fazlaca ihtilaf edilen bir hadisi sırf bu ihtilaften dolayı elimizin tersiyle bir köşeye itemeyiz.

    Metin sağlamasının gereksiz olduğunu söylemek abes olur zaten. Ama madem bu hadis vesilesiyle böyle bir ihtiyaç hasıl oldu bu başlıkta, bence burada şerhini yaparak zihinleri aydınlatmak acil ve efdal..

    Saygılar,

    ***

    Hadisle ilgili olduğunu düşündüğüm bir ayet:

    NİSA; 4/1
    Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının.

    Ayette geçen “ondan da eşini yaratan” ifadesine dikkatle nazar ediniz lütfen.

    (Sünnetin bir işlevinin de ayetleri açıklamak olduğunu hatırlatalım)

    Vakti olanların Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinden bu ayetin ve Yasin suresi 36. ayetin tefsirine bakmalarını tavsiye ederim..

    “Bununla ilgili ayet yok Kur’an’da” demenin tehlikesini arzetmek maksadıyla..

    Saygılar,

  77. 16 Şubat 2007 - 14:54 77.çuvaldız

    Hatice hanım cevaplamak için vakit ayırmış olmanıza ve vermiş olduğunuz kıymetli bilgilere teşekkür ederim.

  78. 16 Şubat 2007 - 18:17 78.Suat Öztürk

    Hatice Hanım,

    Usul-u fıkıh konusunda özel bir eğitimim yok. Bildiklerim İslam’a ilişkin olarak kendi çabalarımla öğrendiğim diğer bilgiler gibi, yani kişisel gayretler.

    Ahkam ile tarihsel olay ayrımına önem veriyorum. Kur’an’a ve hadislere bakarak “hüküm” vermek yani müslümanların karşılaştıkları meseleler hakkındaki İslamî ahkamını belirlemek ile geçmişte yaşanmış tarihsel olaylara bakış arasında derece farkı görüyorum. Bu meseleye ilişkin değil sözlerim, genel olarak. Usul-u fıkha bakışımda da bu önem arzediyor.

    Hadisler konusunda usulün işleyişi bakımından yazdıklarınıza katılıyorum. Kendi düşüncemi ilave edecek olursam, bir hadisin zayıf olması güvenilir olMadığına işaret etmeyeceği gibi kuvvetli olması da “kesin” doğruluğuna hükmetmez kanaatindeyim. (Mütevatirler istisna)
    Yeterli donanımım olmadığı için bu konuda kalem oynatmak haddime değil. Hadisler konusunda ravi zinciri yanında “metin sağlaması” na önem verilmesi gereğine inanıyorum. Şimdiye kadar bunun çok titiz birşekilde -en azından belli bir seviyeye kadar- yapılmadığını düşünüyorum; daha sahabe döneminde Hz.Aişe’nin bile itiraz ettiği ve hadis olarak söylenen şeyler halen bazı hadis kitaplarında geçiyor. (Diyanet bu konuda güzel bir çalışma yapıyor bildiğim kadarı ile) Bana göre gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan olan Gazali bile İhya’sında hadis konusunda titiz davranmamış.

    İncelediniz mi bilmiyorum, hadis metodolojisi konusunda -birçok çekincem olsa da- M.Sait Hatipoğlu’nun ve Hayri Kırbaşoğlu’nun görüşleri bana muknî geliyor. Efendimizin ağzından çıkan her söze kurban olurum, bu anlamda hadis deyip küçümseyenlere ya da hemen reddedenlere şiddetle karşı çıkarım, fakat bazı uydurma hadisler vasıtası ile İslam’a saldırılmasına daha da önemlisi bu saldırılar neticesinde akıl karışıklığına ve neticeden İslam’dan şüpheye düşülmesine izin vermemeliyiz diye düşünüyorum.

    Bu konu özelinde bahsettiğiniz ayeti (nisa 4/1) ben de başka bir tartışmada kullanmıştım. Ayet açık birşey söylemiyor, en azından “kaburga kemiği” ifadesi olarak fakat ilgili hadisin bu ayetin açıklaması olması mümkün.

    Sözkonusu hadis hakkında tartışmalar olsa da kişisel görüşüm hadisin kadının yaratılışı ile ilgili olarak fıtratını, letafetini anlattığı yönünde. Zahiri anlamını da alsak aklî bir sorun yok zaten ve bana göre zahiri kısmı teferruattan öte gitmiyor. İman ettik ki Yaratan dilediğini dilediğinden yaratır..

    Açıklamalarınız için çok teşekkürler. Her zaman katkılarınızı beklerim..
    Selam ve hürmetlerimle..

  79. 08 Mart 2007 - 11:12 79.ALlen IverSon

    ya ben bi çözebilsem bu kadınların ne istediğini ama bildiğim tek şey var parasızz hiç bişi olmazz kızlarda bence paraya çok bakıyorr SAygılarımla

  80. 08 Mart 2007 - 15:34 80.yorumcu

    herkese merhaba, çok uzun yorumlar yazılmış lakin vakit darlığı nedeniyle aklınızda bulunsun, internette uzun yazılar pek okunmaz, bu bilgiyi araya sıkıştırıp, bir cümle ile katkıda bulunmak isterim.
    Kadınlar yürek ister.
    hayırla

  81. 11 Mart 2007 - 13:46 81.Ecenaze

    ERKEKLER NE İSTER? sorusunun cevabını buldum:)
    Ne çok şey isterlermiş meğersem:)

    http://e-ce-naze.blogspot.com/2007/03/nasl-bir-kadn.html

  82. 11 Mart 2007 - 18:17 82.Suat Öztürk

    Ece, yazıyı okudum, birkaç küçük nokta hariç katılıyorum :-))

    Sağol paylaştığın için..

  83. 11 Mart 2007 - 18:22 83.Ecenaze

    M.Ö ablaya sesleniyorum:)

    Suat abinin katılıyorum dediği yazıyı, vaktiniz olduğunda lütfen siz de okur musunuz:)
    [evde oklavanız vardır sanırım:P]

    sevgilerimle..

  84. 11 Mart 2007 - 18:40 84.M.Ö

    Sevgili Ece,

    Yazıyı gündüz Suat Abin  göstermişti bana zaten, ve benimle beraber tekrar okumuştu :-)  Yazı benim açımdan mahrem kısımlar içerdiği için üzerine “burada” konuşamam fakat sana mail atarım :-) Ama şu kadarını söyleyim, oklavaya gerek yok, çünkü Suat Abin ile farklı düşünmüyorum. :-)

    Sevgilerimle..

    M.Ö

  85. 11 Mart 2007 - 19:36 85.Ecenaze

    M.Ö ablacığım,
    Mailinizi aldım..O kadar mutlu oldum ki..çok teşekkür ediyorum..
    İkiniz de çok şekersiniz..
    sevgilerimle:)

  86. 04 Nisan 2007 - 19:24 86.arzu

    1. Kokmuş çorapları yıkansın ister

    2. Kokmuş çamaşırlarının da yıkanmasını ister.

    3. Koşulsuz itaat ve koşullu refleks ister.

    4. Karşılıklı aşk ister, olmazsa kan çıkıncaya kadar ısrar eder.

    5. Sokakta Rahşan, yatakta Jennifer Lopez ister.

    6. Maç seyrederken bebek viyaklamasın; kadın çay, bira veya çerez servisi yapsın ister.

    7. Yukarıdakı madde icra edilirken tv’nin önünden geçilmesin ister.

    8. Fatih Terim’den boşalan yeri ister.

    9. Çevresindekilerin Cem Yılmaz’ın değil,kendi esprilerine gülmesini ister.

    10. Maaşının genelkurmay başkanınınki kadar olmasını ister.

    11. İşçisine ‘en’ asgari ücret vermek ister.

    12. Bütün kadınlar kendisine ölüp bitsin ister.

    13. Yatakta bir Jennifer Lopez daha ister.

    14. Oğlan çocuğu ister.

    15. Kendisini terkeden sevgilisinin eşekler gibi pişman olmasını ister.

    16. Tereyağından kıl çekmek ister.

    17. Üç korner bir penaltı ve bütün ‘frikikler’ de gol olsun ister!

    18. Evlenmeden ister!

    19. 4 yastıkta kocamak ister!

    20. Gökten düşen üç elmanın hepsini de yemek ister.

    21. Karısının bileziklerini ister.

    22. Aklına düşen bütün ciğerleri löpletmek ister.

    23. Vergi kaçırmak ve kız kaçırmak ister.

    24. Yüzünün yanında astarını da ister.

    25. Bir süre sonra evini, arabasını ve eşini değiştirmek ister.

    26. Muhabbet ister(kahve bahanedir).

    27. Gazeteyi önce okumak ister.

    28. Uzaktan kumanda aletinin tapusunu ister.

    29. Hık demiş burnundan düşmüş çocuklar ister.

    30. Ne halt karıştırırsa karıştırsın anlayış ister.

    31. Kahvehaneden ülkesini ve takımını yönetmek ister.

    32. Pompalı tüfek ve bilumum silahlardan ister.

    33. Mahkumsa af ister.

    34. Viagra ister.

    35. Hüüüp’letmek ister.

    36. Bandıra bandıra yemek ister.

    37. Soğanın cücüğünü ister.

    38. Yakalarsa muck muck yapmak ister.

    39. Dişi çekilirken ağrımasın ister.

    40. Pohpohlansın ister.

    41. Olmayacak duaya amin demek ister.

    42. Kılını bile kımıldatmadan Rambo gibi vücudu olsun ister.

    43. Denizde boğulurken bir bayan kurtarsın ister.

    44. Mütemadiyen borç ister.

    45. Kaynanasından anlayış ister.

    46. İki kere iki, yerine göre beş etsin ister.

    47. Saman altından su yürütmek ve hatta nehir geçirmek ister.

    48. Elektriği, suyu ve doğalgazı kaçak kullanmak ister.

    49. Cillop gibi bir sekreteri olsun ister.

    50. Sırf istemiş olmak için bile ister.

  87. 04 Nisan 2007 - 19:25 87.arzu

    erkekler ne ister??????
    1. Kokmuş çorapları yıkansın ister

    2. Kokmuş çamaşırlarının da yıkanmasını ister.

    3. Koşulsuz itaat ve koşullu refleks ister.

    4. Karşılıklı aşk ister, olmazsa kan çıkıncaya kadar ısrar eder.

    5. Sokakta Rahşan, yatakta Jennifer Lopez ister.

    6. Maç seyrederken bebek viyaklamasın; kadın çay, bira veya çerez servisi yapsın ister.

    7. Yukarıdakı madde icra edilirken tv’nin önünden geçilmesin ister.

    8. Fatih Terim’den boşalan yeri ister.

    9. Çevresindekilerin Cem Yılmaz’ın değil,kendi esprilerine gülmesini ister.

    10. Maaşının genelkurmay başkanınınki kadar olmasını ister.

    11. İşçisine ‘en’ asgari ücret vermek ister.

    12. Bütün kadınlar kendisine ölüp bitsin ister.

    13. Yatakta bir Jennifer Lopez daha ister.

    14. Oğlan çocuğu ister.

    15. Kendisini terkeden sevgilisinin eşekler gibi pişman olmasını ister.

    16. Tereyağından kıl çekmek ister.

    17. Üç korner bir penaltı ve bütün ‘frikikler’ de gol olsun ister!

    18. Evlenmeden ister!

    19. 4 yastıkta kocamak ister!

    20. Gökten düşen üç elmanın hepsini de yemek ister.

    21. Karısının bileziklerini ister.

    22. Aklına düşen bütün ciğerleri löpletmek ister.

    23. Vergi kaçırmak ve kız kaçırmak ister.

    24. Yüzünün yanında astarını da ister.

    25. Bir süre sonra evini, arabasını ve eşini değiştirmek ister.

    26. Muhabbet ister(kahve bahanedir).

    27. Gazeteyi önce okumak ister.

    28. Uzaktan kumanda aletinin tapusunu ister.

    29. Hık demiş burnundan düşmüş çocuklar ister.

    30. Ne halt karıştırırsa karıştırsın anlayış ister.

    31. Kahvehaneden ülkesini ve takımını yönetmek ister.

    32. Pompalı tüfek ve bilumum silahlardan ister.

    33. Mahkumsa af ister.

    34. Viagra ister.

    35. Hüüüp’letmek ister.

    36. Bandıra bandıra yemek ister.

    37. Soğanın cücüğünü ister.

    38. Yakalarsa muck muck yapmak ister.

    39. Dişi çekilirken ağrımasın ister.

    40. Pohpohlansın ister.

    41. Olmayacak duaya amin demek ister.

    42. Kılını bile kımıldatmadan Rambo gibi vücudu olsun ister.

    43. Denizde boğulurken bir bayan kurtarsın ister.

    44. Mütemadiyen borç ister.

    45. Kaynanasından anlayış ister.

    46. İki kere iki, yerine göre beş etsin ister.

    47. Saman altından su yürütmek ve hatta nehir geçirmek ister.

    48. Elektriği, suyu ve doğalgazı kaçak kullanmak ister.

    49. Cillop gibi bir sekreteri olsun ister.

    50. Sırf istemiş olmak için bile ister.

  88. 18 Nisan 2007 - 18:29 88.zeynel

    aslında soruya (bence) net bir cevap verilememesinin nedeni;

    kadınla ne istediklerini asla bilmez, isteklerini pozitif ele alacak olursak söylenebilecek tek bir şey var;

    sürekli hoş sürprizlerle şaşırtın ve iki dakika bile boş bırakmayın, deneyin göreceksiniz…

  89. 21 Nisan 2007 - 21:13 89.deniz

    Kadınların ne istediğini çok güzel açıklamışsınız.

    Kadınlara sorarsanız kendilerini delice seven birisinin olması onlar için yeterli. Ama hiçde öyle değil kendileri ulaşamayacakları aşkların peşinde koşarlar.

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...