Güncel & Toplum & Ahh Benim Memleketim Suat Öztürk - 20 Ocak 2007 12:01 am

Türkiye’ye sıkılan kurşun..

Ermenice ve Türkçe çıkan Agos gazetesinin yayın yönetmenliği ve başyazarlığını yapan Hrant Dink, bugün öğle saatlerinde gazetesinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.

Bu cinayeti bütün kalbimle lanetliyor, Dink’e Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum.

Zamanlamasından, gerçekleştirilme şekline kadar buram buram provokasyon kokan bu  cinayet Türkiye’nin başını epey ağrıtacağa benziyor.

Hrant Dink, Ermeni kimliğini aşan, donanımlı, demokrasiye, çoğulculuğa ve düşünce özgürlüğüne inanmış bir aydın idi. Birçok konuda Ermeni diasporası ile de görüş ayrılığına düşmüş vicdan sahibi bir entelektüeldi.

Olay daha çok yeni, derinlemesine bir değerlendirme yapmak zor ama bu eylemi gerçekleştirenlerin bir taşla birçok kuş vurma amacında oldukları aşikar.

Amerikan kongresindeki son gelişmeler hiç de lehimize değil.  Ermeni diasporasının tutumları zaten belliydi şimdi kullanmaları için ellerine müthiş bir fırsat geçti.

Dink’i uygun bir hedef haline getiren süreçte bizim de fazlasıyla suçumuz var; onu, ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken sözlerinden dolayı yargıladık, yetmezmiş gibi yargılanması sırasında linç etmeye kalktık.

Şimdi böyle linç düşüncesine sahip insanların bu ülkenin çoğunluğunu temsil etmediğini anlatmak kolay olmayacak. Gerçek böyle olmadığı halde, dışarıdan bakıldığında Türkiye farklı din veya etnik kökenden gelenlerin bir biçimde ortadan kaldırıldığı bir ülke gibi gösterilecek.

Türkiye 2007′de iç ve dış siyaset bakımından zor bir yıl geçirecekti; bu şimdi daha da zorlaştı. İstikrarı baltalamak, ülkeyi karıştırmak,  Türk insanına ve Türkiye Cumhuriyetine güveni sarsmak isteyen insanlar karanlık yüzlerini birkez daha gösterdi.

Bu cinayeti kimin işlediği konusunda henüz bir fikrim yok ama kimin işine yarayacağı ortada.

Umarım bu olay en kısa zamanda tüm boyutlarıyla aydınlatılır ve katiller ardındaki güçler ile birlikte ortaya çıkartılır.

Ve yine umarım ülkemiz, birlik ve beraberlik ruhu ile  bu menfur hadisenin zararlarını  en az yara ile atlatır.

Popularity: 29% [?]

“Türkiye’ye sıkılan kurşun..” icin yapilan 72 yorum var.

  1. 20 Ocak 2007 - 00:03 1.Doğu

    Bıktık artık bunlardan!!!
    İnsan olmayanların işi!!!

  2. 20 Ocak 2007 - 01:07 2.Tunç

    ASALA ihtimali unutulmamali

    Hirant Dink Avrupali devletlerin iki yüzlü tutumlarini ve ermeni diasporasinin irkçiliga varan söz ve tavirlarini sert bir dille defalarca elestirmisti. Fanatik türk milliyetçileri kadar ASALA veya benzeri bir örgütün de parmagi olabilir bu cinayette.

    Ancak suçlunun bulunmasi onu geri getirmeyecek. Baristan ve özgürlükten yana durusuyla ülkesine daha çok hizmet edebilirdi. Büyük bir kayip Türkiye için. Diger cesur kalemlerin güvenliginin arttirilmasi hükümetin önceligi olmali. ALLAH rahmet eylesin, ailesine ve sevenlerine sabir ve dayanma gücü versin.

  3. 20 Ocak 2007 - 06:38 3.Balbazar

    ASALA ihtimalinden bahsetmenin bile adama haksızlık olduğunu düşünüyorum şu aşamada. (Tunç arkadaşı tenzih ederim, ona cevap ya da itham değil, onun yazdığından esinle söylüyorum bunu).

    Tehdit ediliyor, vatan haini diye teşhir ediliyor, mahkemelerde taciz ediliyor, bas bas bağırıyor tehdit ediliyorum diye. Devlet koruma vermeye naz ediyor.

    Sonra bir bakıyorsunuz, öyle korumasız, öyle naçiz, güpegündüz sokak ortasında vurulmuş, yatıyor öyle.

    Kimin vurduğu önemli mi?

    Korumayan devlet, bütün organlarıyla, yeterince suçlu değil mi?

    Her an her daim birbirimize bağırıp çağıran, herşeyin ardında kötü niyet, komplo arayan, itham etmeyi eleştirmek sayan, bizim gibi olmayanı dışlayıp birbirimize yabancılaşan, yani o provokasyon için her türlü koşulu hazırlayan bizler suçlu değil miyiz?

    Fanatik milliyetçiler onyıllardır onun bunun maşalığıyla birsürü insanı aynı şekilde öldürdüler, hiç yüzleştik mi, yüzleşmeye, böyle bir mafya ideolojisinin ne büyük tehdit olduğuna işaret etmeye kaçımız cesaret ettik?

    ASALA olabilirmiş, Ermeni diyasporası çıkar sağlayacakmış. Helali hoş olsun. Sen kendi insanına sahip çıkmazsan, böyle haksızca canının alınmasına seyirci kalırsan, içine düştüğün durumu zaten haketmişsin demektir.

  4. 20 Ocak 2007 - 06:55 4.Suat Ö.

    Değerli arkadaşlar,

    Kısa bir seyahate çıkıyorum, yarın döneceğim inş. Burası sizin, tekrar görüşmek üzere..

    Hürmetlerimle..

  5. 20 Ocak 2007 - 14:00 5.Tunç

    haklisin balbazar, ne yazik ki haklisin.

  6. 20 Ocak 2007 - 14:33 6.çuvaldız

    Hak etmek mi?Hiç sanmıyorum.
    Aptalların eylemi daha da aptalcası ise bu eylemi hedeflediği yere bu şekilde taşımak olur.

    Kafasına yani düşüncelerine kurşun sıkılan birinin ardından söylenecek şey;fikirler insanlarla ölmüyor.

    Suat bey umarım bu eylemi gerçeleştirenler yakalanır demiş ben de diyorum ki tüm ulusların gözü önünde ben yada biz yaptık diyecekler zaten.Bu bir kişiye karşı yapılmış ama ,bir ülkeye karşı düzenlenmiş gözdağı eylemi.Bu eylemin açıkça provakasyon olduğunu bile bile bu konu üzerinden fayda sağlayacak olanlar, eylemleriyle “işte o tetiği çekenlerden biri de bizdik”diyecekler.

    Tepki almak adına yapılmış bir etki hareketinde beklenen tepkileri vermemek en doğrusu değilmidir?

    Bence bu ülke bu ölümle onun getireceği etkileri hak etmemiştir Hrant Dink’in fikirleri yüzünden ölümü hak etmediği gibi.
    Alah yakınlarına sabır versin kendisine de rahmet etsin.

  7. 20 Ocak 2007 - 23:19 7.Yaman Avcı

    Değerli yorumcular,
    Haberiniz mutlaka vardır. Olayın üzerindeki sis perdesi yavaş yavaş aralanıyor ve altından -şu anki bilgilere göre- “ulusalcılar” olarak adlandırılan ve 20. yüzyılın çöplüğüne atılmış “ulus devlet” anlayışını hortlatmaya çalışan malum çevreler çıkıyor. Henüz “zanlı” olmakla birlikte, tetikçinin Trabzon’lu bir ailenin oğlu Ogün Samas olduğu, babası tarafından teşhis ve ihbar edildiği, yakın arkadaşı ‘Yasin’ adında birisiyle MCdonald’s bombalamasına karışan birisi olduğu ve Samsun’da yakalandığı ifade ediliyor. Bence tetikçinin kim olduğundan daha fazla arka planda kimlerin olduğuna dikkat etmek lazım. Globalleşen dünya’da artık pratik bir değeri kalmayan ‘ulus devlet’ kavramına sıkı sıkıya sarılan bu zihniyeti mercek altına alıp incelemek lazım. Hrant Dink’in duruşmaları sırasında ona insanlık dışı muameleleri reva gören zihniyet ile zanlı sıfatıyla yakalanan tetikcinin aidiyetleri bire bir nasılda örtüşüyor değil mi? Çağdaşlaşmadan nasibini alamamış bu tür zihniyetin ülkemize verdiği/vereceği zararlar yorumcularca dile getirilmişti. Bu somut olayda bunu bir kez daha gördük.

    Ülkemiz için bir değer olan Hrant Dink’i kaybetmenin üzüntüsünü hepimiz yaşıyoruz. Ancak, merakımı bağışlatın, gayri-müslim olduğunu bildiğimiz mevta’ya Allah’tan rahmet dilemek ne kadar doğru. Her halde bu durumda “toprağı bol olsun” demek gerekir diye düşünüyorum. Hatalıysam düzeltin lütfen.
    Selam ve sevgiler
    Yaman Avcı

  8. 20 Ocak 2007 - 23:46 8.Tunç

    Sevgili Yaman,

    ALLAH “benim rahmetim cehennemi dahi ihata eder (kapsar)” demistir. O’nun rahmeti hepimiz içindir. Kur’an da iyi isler yapan kitap ehline de cennet müjdelenmistir.

    Hirant Dink kalemini baristan yana kullanan erdemli bir insandi. Kendisine gönül rahatligiyla rahmet dileyebilirsiniz. Kaldi ki Islâm’da esas olan niyettir. Iyi niyetle yaptigimiz dualarda seklen hata varsa ALLAH bunlari affeder.

    Dostlukla

  9. 21 Ocak 2007 - 00:30 9.Yaman Avcı

    Sevgili Tunç,
    Bilgilendirdiğin için teşekkürler. Hrant Dink’in çalışma ve çabalarının ne kadar taktire şayan olduğu konusunda hiç şüphemiz yok. Hatta sayılarının çok ta fazla olmadığına inandığım Hrant Dink’lerin, kendisini Türk-Müslüman vs. gibi aidiyetler içinde gören pek çoklarına kıyasla (Anti-parantez; yakalanan zanlının aidiyetinin de bu tür bir oluşum olduğu ifade edilmekte) bu ülkeye katkıları karşılaştırılamaz bile. Bu konuda da şüphemiz yok. Ancak farklı bir dine inan mevtaya kendi inançlarımız ile dua etmemizi (kendisi sağ olsaydı) ne kadar isterdi? Ben kendi hesabıma, inandığım din dışındaki tüm duaların benim için Allah katında hayra vesile olamayacağına, hatta bu tür davranışlarının beni ÖTE de rahatsız edeceğine inanıyorum. Kamil din olduğuna inanarak teslim olduğum dinin benim için yeterli olduğunu düşünüyorum. Aksi taktirde şöyle düşünmek de mümkün olurdu: Olaki fayda verecek düşüncesiyle, bir müttakinin diğer dinlerin ritüellerini de yerine getirerek cennet ummasının da doğru olabileceğini ileri sürmek mümkündür. Benim inancım ise tanımlanan bu durumu kabul edemiyor. Mevta -şayet dindar birisi idiyse- pek tabii olarak benim gibi düşünüyor olabilirdi. O zaman biz rahmet dilemekle mevtaya eziyet etmiş olmayalım sakın. Yani sağlığında inançlarına uymayan, dolayısıyla muhtemelen hoşlanmayacağı bir ritüeli onun için yapmakta dikkatli olmalı değil miyiz?

    Selam ve sevgilerimle
    Yaman Avcı

  10. 21 Ocak 2007 - 07:35 10.F1R3

    Hatalarıyla sevaplarıyla türkiyeli bir insandı kaldıki buralı olmasa bile hiçbir insanın “düşüncelerinden dolayı” öldürülmesi makul karşılanmaz.Lanet okunmaz ama ben okuyorum bunu yaptıranada,yapanada bu eylem için ortamı olur olmadık şeylerle gerip kendileri hariç herkesi vatan hayini ilan edenlerede….

  11. 21 Ocak 2007 - 11:39 11.gaykedi

    “Gözlerin rengi, biçimi ne kadar farklı olursa olsun gözyaşlarının rengi aynıdır”….Afrika Atasözü

    “Genetik bağlamında bilimsel olarak kanıtlanmış herhangi bir insan ırkı yoktur ama ırkçılık ve ırkçılar vardır. Saf bir Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman, İspanyol, Bulgar, Rus, Yahudi ırkı olmadığı gibi 24 ayar bir Türk ırkı da yoktur. Ama bunların ırkçıları vardır!”…Özdemir İnce

    Ermeni de olsak Türk’ te, Yunan’ da, zenci de, beyaz da “Gözyaşlarımız Aynı Renk”…. insanlık olarak insan yiyen ırkçı yamyamlara bir kurban daha verdik…ne kadar üzüldügümü anlatmam zor..dün gozyaslarimi tutamadim ve bir Türk olarak ülkemin ırkçılarından bir kez daha utandim….Nur içinde yat sevgili Hrant….

  12. 21 Ocak 2007 - 13:32 12.Tunç

    Etyen Mahçupyan diyor ki :

    “…Hrant’ta olan ve bu toplumda olmayan şeyin, samimiyetin sınavı başlıyor şimdi. Türkiye’nin insanlık sınavı bu… Böbürlenme, hamaset ve kavrukluk içinde şekillenen bir kimlikten sıyrılmanın, onu yeniden yaratmanın, iyileşmenin fırsatı belki de… Bir ülkede çoğunluk kimliği şiddete meylediyorsa, o toprağın emanetçisi kendi bahçesindeki güvercini bile yaşatmak istemiyorsa, orada hastalık vardır. Türkiye de hasta… ”

    Tamami için :

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=490569

  13. 21 Ocak 2007 - 15:33 13.çuvaldız

    Ogün Samast,babası tarafından ihbar edilen,çocukluktan gençliğe ilk adımını atan biri.
    Bir baba ne olursa olsun oğlunu daha çok değer verdiği devletin bir kurumuna ihbar ediyor.Tunç beyin dediği gibi o evlat kendi bahçesinin güvercini,sakındığı ve onun adına hayaller kurduğu evladı.

    Bu olay bana uyuşturucu mafyasına karşı yapılan baskılardan sonra mafyanın “ilkokula kadar ineriz”tehditini hatırlatıyor.

    Mesaj iki yönlü değil mi?Kayıp bir genç!Ne için?

    Bu baba için hasta denebilir mi?O genç için hasta denebilir mi?
    Virüse karşı direnmenin yarattığı bir ateş var.

    Bir örgüt farkedilir olmadan da birini susturabilir mesaj yine ilgili kitleye ulaşır ama ceza ehliyeti bile olmayan bir çocuğu maşa olarak kullanmak bence olayın bu boyutu daha da iğrenç.
    Hrant Dink’in tehdit edildiği ve korunmadığı için suçlamalarda bulunalar şu soruyu da soramazlar mı,bu gençler nasıl korunacak peki?

  14. 21 Ocak 2007 - 16:01 14.Suat Ö.

    Teşekkürler arkadaşlar değerli yorumlarınız için. Akl-ı selim sahibi insanların artması dileğiyle..

    Yaman Bey,

    Gayr-i Müslimlere vefatlarının ardından Allah’tan rahmet dilemek teorik açıdan doğru değil, haklısınız.

    [Bilindiği gibi A.Ubeyy’in cenaze namazını kıldıran Hz.Peygamber buna itiraz eden ve “başmünafığın namazını mı kıldıracaksın?” diyen Hz.Ömer’e “Ben, istiğfar etmek veya etmemekte serbest bırakılmışım. Ben de tercihimi yaptım. Allah Taâlâ, ‘Onlar adına ister af dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen yine Allah onları bağışlayacak değildir…’ (Tevbe Sûresi, 80) buyurmuştur” demiştir. (Aynı biçimde Hz.Peygamber amcası Ebu Talib için de dua etmiştir.) Aradan çok zaman geçmeden Peygamberimize münâfık ölüleri hakkında namazlarını kıldırmaması için ayet geldi. Bu ayet alenên islam düşmanlığı yapan münafıkların cenaze namazı için indi. Zaten “rahmet dilememe” meselesi de buradan çıkıyor, ama bence bu ilk ayeti neshetmez, sadece cenaze namazını kapsar.  Vallahu aliyyul alem. ]

    Ben de önceden buna dikkat ederdim. Ama artık bir kul olarak isteyen makamında olduğum, Allah’ın rahmetinin de genişliğine inandığım için, her yaratılmışa aynı duayı yapıyorum, yaşarken de öldükten sonra da..

    Bu kötü birşey değil, “vermeyi istemeseydi, istemeyi vermezdi” derler, ilanihaye O(cc)’nun dediği olacak zaten, o bakımdan bizim duamız sadece kalbimizdeki merhametin yansımasıdır.

    Saygılar.

  15. 21 Ocak 2007 - 21:02 15.Talha Can

    Bu millete, bu ülkeye sevdalıların, tarihe “sadık” olanların, barış için, beraberlik için kaygısı olanların, hepimizin başı sağolsun….
    Allah yakınlarına sabır, kendisine rahmet eylesin.
    İnşallah fikirleri kendisiyle birlikte ölmez, “ba’s-ü bâd-el mevt” temennisiyle…

  16. 21 Ocak 2007 - 21:13 16.Ayşenur Bulut

    Cinayetler müslümanların üzerine mi kalıyor ?
    Hürriyetin bugünkü manşetinde bu hedef okunabilir mi ?

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5812798.asp?m=1&gid=112&srid=3428&oid=1

    Bir müslüman için “ismet” kavramı vardır,buna inanır. İsmet,yani insanların evrensel olarak sahip oldukları olumsuz haklar ve veya dokunulmazlıklar can,mal,şeref(ırz) ve nikahı kapsar. İsmet(dokunulmazlık) her durumda muhafaza edilmelidir;savaş durumu hariç ama savaş esnasında da gözetilmesi gereken savaş ahlakı vardır.

    Her insanın doğuştan sahip olduğu ismet, yaşadığımız en sonki elim cinayette ihlal edilmiştir. Bir insanın en doğal hakkı olan yaşama hakkı ihlal edilmiş, beyni yıkanmış ve henüz cahil diyebileceğimiz yaşta bir gencin namazdan çıktım,vurdum gibi tabirleri ” cahil dost,akıllı düşmandan daha zararlıdır” sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermiştir.

  17. 21 Ocak 2007 - 23:29 17.Tunç

    Aysenur Hanim,

    Hürriyet’in böyle bir manset atmasi çok sasirtici gelmedi bana.

    Ben simdi “Hürriyet kana susamis bir gazetedir !” desem belki Suat Bey beni fanatik bulabilir.

    Ben de dahil bir çok arkadasim son alti ay içinde defalarca yorum yazmaya çalistik Hürriyet sayfalarina. Irtica, kürt sorunu ve Hirant Dink. Insanlari tahlile, sagduyuya çagiran yorumlarimizin tamami MODERATOR tarafindan sansürlendi.

    Ama kin ve nefreti körükleyen, hakaret dolu ve seviyesiz bir çok yorumun yayinlandigini gördüm. Artik ugrasmiyorum ama bir bit yenigi var bu iste sanki.

    Dostlukla

  18. 21 Ocak 2007 - 23:48 18.fatih demir

    Tunc bey,
    aynen…
    Hurriyet bugune kadar bir tane bile mesajimi yayinlamadi….. burada benim gibi elstiri yapan arkadaslari da yayinlamiyorlar…
    Ama Hrant Dink’in oldurulmesinden sonra hala adamin hakkinda atip tutan mesajlari yayinlamaya devam ediyorlar….

    Erbakan donemi ertesinde Akit gazetesinin en agir hakaretlerle saldirdigini ama toplatilmadigini, askere bir elestiri getiren yeni safak’in ise toplatildigini hatirliyorum…
    Akilli degil aptal elestiri istiyorlar, Aczmendileri kollayip Gulen grubunun okullarina saldiriyorlar, Hrant dinke hakaretler yagdirip oldukten sonra kendisine hayattayken gercekten sahip cikan Zaman ve Yeni Safak gibi gazetelerin teslim ettigi gruba sucu yapistirmaya calisiyorlar….

    Hurriyet Sabah grubunun bahsettigi vergi kacakciliginin intikami icin de yapmiyor bunu cunku yazar kadrosu her ne kadar kalemsor de olsalar agizlarindan bugune kadar iyi birseyler cikmamis insanlar… Yani patronlari hukumeti ov dese Aaturkun bugunku hukumete katkisindan bahsederler belki…

    Ve su ana Almanya’nin en buyuk televizyonlarindan birine talip olmuslar… Allah korusun Avrupada da buyurlerse sanirim Muslumanlarin Almanya’da baslarina gelmedik birsey kalmaz…

    Hurriyet gemisi yeni ittihatcilardir bence… Ama karsilarinda ayakta duracak ulkeyi koruyacak bir Abdulhamit yok bu kez… Hukumet de 301′ini gormeyip sucu yine ser odaklarinda adiyor… Once 301′i kaldirmali sonra konusmali…

  19. 22 Ocak 2007 - 00:02 19.Balbazar

    Hürriyet’in aklıselim yorumları ayıkladığı gözlemine ben de kendi tecrübeme dayanarak hak veriyorum. Nerede ne cahilane, hakaret dolu yorum var, hepsini yayınlıyorlar, ama yorumunuzda eğer yeni bir bilgiye yer veriyor ya da farklı bir bakış getiriyorsanız kesinlikle sansürleniyor.

  20. 22 Ocak 2007 - 08:10 20.Ayşenur Bulut

    Hürriyeti AD sitesi paklar ??? :D

  21. 22 Ocak 2007 - 08:52 21.murat koçak

    :)))
    Körler sağırlar hikayesi.
    Hürriyetten dürüstlük, adalet beklemek hata olur heralde.

  22. 22 Ocak 2007 - 10:13 22.metin-thePoor

    Bahse konu olan gazete herhangi bir “gazete” değildir arkadaşlar. O bir “derin eleman”dır, medyadaki beşinci koldur, operatif bir unsurdur. Ertuğrul efendiler, Çölajanları vs de “gazeteci” falan değildir. Bunu bilelim ve niye bunlar dürüst gazetecilik yapmıyorlar falan diye boş yere havanda su dövmeyelim. Gazetecilik, işin “hikaye”sidir.

  23. 22 Ocak 2007 - 11:23 23.Tunç

    Merhabalar Metin Bey,

    Havanda su dövmeyelim ama meselâ bir savciliga suç duyurusunda bulunabiliriz. “Pis ermeni” vb yorumlarin temizlenMEmesi ve yukaridaki arkadaslarin sahitlikleri yetmez mi?

    Zaten herhangi bir savci da kendi kendine test edebilir dediklerimizi. Bütün üç kagitçiligina ragmen gene de bir çok insanin okudugu bir gazete Hürriyet. Üstelik yurtdisinda bu fanatik yazi ve yorumlar Türkiye’ye karsi çokca kullaniliyor.

    Meselâ “namaz kildim, sonra gittim vurdum” lafini fransiz basini çok sevdi!

    Tahmin ediyorum hiç birimizin mahkemelerde ugrasacak vakti yok ama Hürriyet gibi kiskirticilara karsi da asgari bir mücadele vermek gerek.

    Hukukçu tanidiklarimiza soralim en azindan.

    Gençligimden beri özellikle de Hürriyet’in bu “kan meraki” beni çok rahatsiz ediyor, görüyorum ki yanliz da degilim. Türkiye gibi güzel bir ülkeye, Türk milleti gibi güzel bir millete bunu yapmaya kimsenin hakki yok.

    Bakin hepimiz ayri sehirlerde hatta ülkelerde yasiyoruz, bir çok konuda farkli duygu ve düsüncelerimiz var. Buna ragmen birbirimizden ne çok sey ögrendik ve ögreniyoruz. Basin Türkiye’de bu rolü oynamali. “Farkliyiz ama bizim güzelligimiz de buradan geliyor” mesaji vermeli. Suat Bey’in veya M.AKYOL’un iyi niyetinin Türk basinina hakim oldugunu düsünün bir an!

    Fazla mi iyimser oldu? Biz baslayalim, ALLAH devamini da nasib eder.

    Suat Bey’in hos görüsüne siginarak bir çagri yapmak istiyorum : Hürriyet veya baska gazetelerin çok açik, tartisilmaz biçimde kiskirtici, bölücü yazi, yorum ve basliklarini bana yollayin, bir dosya olusturmak istiyorum. Dosyanin “güzelligine” göre hep beraber karar veririz ne yapacagimiza. En azindan bir Anti-Hürriyet blogu açariz !

    Dostlukla

  24. 22 Ocak 2007 - 11:28 24.Tunç

    Az önceki çagrim için adresimi vermeyi unuttum, tunc@boursorama.com

    Aklima 1980′lerde Aziz Nesin siir ödülünü kazanan Ahmet Erhan’in dizeleri geldi :

    “Bana yarinlardan, dogacak, güneslerden sözederler
    ben bu günleri yakistiramazken kendime”

    Yeniden dostlukla

  25. 22 Ocak 2007 - 12:29 25.Tarık T.

    Etyen Mahçupyan’ın bu günkü yazısını beğenmedim…
    “Türkler” başlığıyla yazılan yazı genelleme içeriyor ve cinayeti yapanların ekmeğine yağ sürüyor…
    Hrant Dink, Mahçupyan’dan daha samimi birisiydi bence…

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=490871

    Nobel ödülüyle adı dünyaya iyice duyurulan yazarımız da Dink ailesine taziye ziyaretinde bulunmuş…Allah korusun…
    Gerekli mercilerin bari onu koruması dileğiyle…

  26. 22 Ocak 2007 - 12:48 26.Kâzım Mızrak

    Deklârasyon: Kale, içerden yıkılır…

    SAYIN DUSUNCELER.ORG YAZARINA,

    Arkadaşlar,

    Son günlerde www.ataturkcudusunce.wordpress.com
    sitesinde kendilerini Atatürkçü Düşünür olarak tanıtan birileri,
    dine ve başörtüsüne karşı çirkince sözlü sataşma
    ve saldırılarda bulunuyorlar.

    www.kemalist.org sitesi bu arkadaşları dinci olmakla
    ve provakasyon yapmala itham etti. Açılan forumu kitlediler.

    www.kemalistler.net forum sitesi de aynı şekilde,
    açılan forumu kilitleyerek, bir anlamda ilgili kişilere
    yol gösterdiler.

    Anlaşılacağı üzere Kemalist zihniyetin savunucuları,
    bu blog yazarlarını sahiplenmiyorlar. Bizim de dini inançlarımıza
    saldırıyorlar.. Kimin şahsında peki? Atatürkçü Düşünce
    şahsında..

    Muhafazakar kesim, Atatürkçü Düşünceye ve Sol
    görüşe karşı nefretle düşman edilmek isteniyor olabilir.

    Aynı şekilde, Sol kesim de, bu blog yazarlarının
    haddini aşmış gaye ve emellerine alet ediliyor ve
    bizlere karşı kışkırtılıyorlar.

    Ülkemiz üzerinde kirli oyunlar düzenleyen, hesap
    sahiplerine fırsat vermeyelim.. ve dahi, güya kendisini
    akıl sahibi sanan kara cahillere…

    Kemalist olabilir insan, veya bir Sol görüşü savunuyor
    olabilir; ama bu insan aynı zamanda bir Müslüman da
    olabilir pekâlâ. Kavramları karıştırmayalımm.. Yurt içinde
    birlik ve beraberliğimi sağlamak zorundayız..

    Kale, içerden yıkılır kardeşlerim.. Uyanık olalım…

    Kâzım Mızrak

    22.01.07 10:13

    Konu hakkında, ismimle yazıyorum. Bloğumun adresi,
    http://mizrak.web.tr/2007/01/deklrasyon-kale-ierden-yklr.html
    Bu münasebetle, sizlere yukarıdaki deklârasyonun
    sorumluluğunu aldığımı beyan ediyorum..

    Konu hakkındaki düşüncelerimi bloğumda yazdım, aşağıdaki
    bağlantıyı takip edebilirsiniz.

    http://mizrak.web.tr/2007/01/atatrk-dnce-madurluu.html

  27. 22 Ocak 2007 - 13:46 27.Tunç

    Mahçupyan’in bugünkü yazisi
    Tarik Bey’in yorumu üzerine Mahçupyan’in yazisini okudum. Gerçekten de iç açici degil. Ancak su siralar Türkiye’de yasayan ermeni asilli 50 bin insan kardesimizin hiç birinin içinin daha açik oldugunu sanmiyorum. Eger Mahçupyan sakin ve sagduyulu bir yazi yazsaydi onun robot filan olmasindan süphe etmek gerekirdi.

    ASALA’nin diplomatlarimizi hatta isçilerimizi öldürdügü yillarda Fransa’da yasamak kolay degilmis, o yillari yasamadim ama “bir güvercin tedirginliginde yasayan türkler” hatirlamak bile istemiyorlar.

    Almanya’daki türkler de evleri ve isyerleri Neo-Naziler tarafindan yakildiktan sonra herhalde kendilerini 2007 Türkiyesinde bir ermeni gibi hissediyorlardir.

    Duygusal kismini birakirsak biz “türklerin” isine yarayacak elemanlar var Mahçupyan’in bu yazisinda :

    Türk milletinin biraz fazla gaza getirildigini ve “dis düsman” paranoyasinin bize zarar verdigini düsünüyorum. Çocuklugumuzdan beri “varligim türk varligina armagan olsun” diyerek büyütülmemiz, “Viyana kapilarina dayanmamiz”, “Seni selamlamadan uçan kusun yuvasini bozacagim” tarzinda siirler ezberlememiz gerçekten gerekli mi diye düsünüyorum.

    elektrikler kesikti çalisamadim hocam
    Damarlarimizdaki asil kanin bize bir faydasi yok. Erdem nefse karsi verilen mücadele ile olur. Ve bu mücadelenin hergün verilmesi gerek. Bundan bin yil once yasamis bir Alpaslan bana ne verebilir? Eger Alpaslan’in veya Fatih’in torunu olmanin bize meselâ savas alaninda biyolojik bir avantaj sagladigini saniyorsak (ki böyle insanlar var galiba) biz irkçi bir milletiz demektir.

    Bana öyle geliyor ki tarihimizin sadece “gurur duyulacak” kismi ile ilgilendigimiz için geçmisten hiç bir ders alamiyoruz ve ayni hatalari yapiyoruz tekrar tekrar. Mahçupyan’in dedigi gibi olgunlasamiyoruz, çocuk gibiyiz. Bir sorun çikiyor, hemen “dis güçler” diyoruz. Basimiza gelen her sorun ya yahudilerin suçu, ya ABD’nin.

    Biz çocukken özellikle Ecevit zamaninda zirt pirt elektrik kesilirdi. Okul ödevlerini yapmamak için en güzel bahaneydi bu kesintiler. Türk milleti de bir seyi basaramazsa hep baskalari suçlu. “Degiselim” diyen yok.

    Mustafa Akyol forumunda 2-3 defa Islâm ve özelestiri konusunu atti ortaya. Verilen cevaplarda ne emeviler kaldi, ne siyonistler. Rus oyunu, ermeni usagi, bütün dünya bize düsman sanki. Kimse demiyor ki “biz neden çikarlarimizi baska güçlerle paralel hale getiremiyoruz? Diplomatlarimiz uyuyor mu?”

    Türkiye’de azinlik olmak
    Türkiye demokratik bir ülke degil, bir kukuk devleti degil. Bunun bedelini hepimiz ödüyoruz ama “azinlik” olanlar daha fazla ödüyor. Ermeniler, Alevîler, Basini örtmek isteyen kadinlar, Süryaniler, yahudiler, escinseller, dinsizler, agnostikler, … Eger devletin istedigi gibi ve öngördügü kadar türk ve sünnî degilseniz vay geldi halinize. ABD’deki WASP (white, anglo saxon, protestant) gibi biz de de standart bir vatandas tipi var, ona uyacaksin :

    1) Türk,
    2) Sünnî müslüman (oruç tutabilirsin, namaz kilmasan iyi olur, basini örtme),
    3) Atatürk’e de tapmalisin,
    4) Cinsel tercihin “normal” olmali,
    5) En güvendigin kurum ordu olmali.

    Türkiye’de bir milyon Ogün Samast var!
    Çocuklarimizi savas övgüsü ile, garip bir “kan kültürü” ile yetistiriyoruz kanimca. Türkçe pop sarkilarda bile içinde ölüm, cehennem, mezar, cenaze kelimesi geçmeyen sarki yok gibi. “ALLAH belani versin” diye sarki olur mu? Bizde var.

    Etyen Mahçupyan bozuk atmakta çok hakli. Resmi rakamlara göre 300 bin, NGO’lara göre bir milyon insanimiz güney dogudaki topraklarindan sökülüp atildi. Hemen hepsi issiz, hastahanesiz, çocuklari okulsuz. hiç bir egitim alamayan bu çocuklar büyük sehirlerdeki zenginlikle iç içe ama fakirligin son asamasinda yasiyorlar. Yasadisi örgütlerin kucagina düsmeyecekler de ne olacaklar?

    Dostlukla

  28. 22 Ocak 2007 - 17:02 28.metin-thePoor

    Tarık Bey,

    Etyen Mahçupyan gibi namuslu ve onurlu bir Türkiyeli aydının, ırkçılığın apaçık bir tezahürü olan böylesine alçakça bir cinayetten sonra sıcağı sıcağına oturup da soğukkanlı ve serin bir analitik makale döşenmesi gerektiğini ima etmek, insafla bağdaşmayan bir tutumdur.

    Kaldı ki yazısından edindiğiniz izlenim de yanlış. Lütfen daha dikkatli bir gözle yeniden okuyunuz. Bana hak vereceksiniz eminim.

  29. 22 Ocak 2007 - 18:20 29.Tarık T.

    Metin Bey teşekkür ederim haklısınız..
    Mahçupyan kapalı bir üslupla yazmış ve Türkler derken her şeyi bir kenara bırakarak “Türk” kimliğini öne koyanları “Biz Türkler” diye başlayanları kastettiğini anlamak için yazıyı dikkatli okumak gerekiyor…

    Yazısından bir bölüm:

    “Bugün sokaklarda Hrant için biriken insanlara bakarak değişimi görsem, ‘benim Türklerim işte bunlar’ desem de, acaba o Türk’ten içerü değişmeyen başka bir Türk mü var, diye sorgulamadan edemiyorum. Bu farkındalık içimi burkuyor…
    Benim ‘Türk’ dediğim insanların hayatımı, günümü, fikirlerimi, iç dünyamı paylaştığım can yoldaşlarım olduğunu nasıl es geçebilirim? Ama eninde sonunda diğer ‘Türk’ün ortaya çıkıp her şeye damgasını vurduğu gerçeğini de nasıl görmezden gelebilirim?

    Bugün artık mesele ‘Ermeni sorunu’, ’soykırım’ falan
    değil… Artık bu iki Türk’ün arasındaki esas meseleyi yaşıyoruz… Ermeniler olarak yarını hangi Türk’ün belirleyeceğini merak ediyoruz. Ve gönlümüz bir güvercin tedirginliği içinde bizim can yoldaşlarımızın bu insanlık sınavından yüz akıyla çıkmasını diliyor…

    İnşallah

  30. 22 Ocak 2007 - 19:39 30.Balbazar

    Artik kurban icimizdeki apacik mazlumdan secildigi icin mi, yoksa cinayet goz gore geliyorum dedigi ve hep birlikte seyrettigimiz icin mi bilmiyorum, bu cinayetin toplumumuz uzerinde cok “olumlu” bir etkisi, icine dustugumuz ofke ve nefret batagini farketmemiz oldu.

    Dikkat ederseniz, cogumuz bundan bahsediyor, Ogun Samast’in munferit bir sorunlu cocuk olmadigini, bu cocuklardan bol bol yetistirdigimizi ve yetistirmekte oldugumuzu, memleket icinde el birligiyle yaratilip hep birlikte beslenilen kavgalarin, amaci ve arkasindaki guc ne olursa olsun, boyle korkunc cinayetlere ve toplumsal hezeyanlara gereken ortami hazirladigini farkediyoruz.

    17 Agustos depremini hatirlatiyor bu bana. O kadar insanin binalariniz curuk oldugu icin oldugunu, bugun o binalari yikip yerine saglamlarini yapacak altyapinizin olmadigin, toplumsal mentalitenizin hala curuk binalar uretecek bir yapida oldugunu biliyorsunuz. Ama artik oyle buraniza gelmis, oyle caresizsiniz ki, bir yerden baslamali diyorsunuz ve basliyorsunuz da. Evet belki hala curuk binalar yapiyoruz, ama 17 Agustos’ta yasadigimiz travmadan sonra bu toplumda birseyler kesinlikle degisti.

    Bu cinayetin yol actigi travmanin da boyle bir etkisi oldugunu, olacagini, olmasi gerektigini dusunuyorum. Memleket egitimsiz, issiz, umutsuz, sloganlarla buyutulmus, kizgin ama ofkesinin sebebini bilmeyen genclerle dolu. Onlari bir gunde egitme, bir gunde is sahibi yapma sansimiz yok. Egitim sistemimiz hala dogmalara, lider kultlerine, korkuya, kuru, oznel inanc, aidiyet duygularina, dusmanlik, kin tohumlari ekmeye, tek tiplestirmeye dayali. Mevcut iktidar mucadelesinde, herkes egitimi kendi siyasi cikarini dusunerek degistirme cabasinda. Bu durumu Tunc’un dedigi gibi ozelestiriye baslayarak, birbirimizin ozelestirisini destekleyerek, suclamayi birakarak, “bizden” olup “otekine” kufredenle degil, bizimle konusmaya calisanla yan tutarak, en onemlisi kimsenin kimseyi bastirmadigi, herkesin sesinin ciktigi coktabanli olusumlara giderek baslayabiliriz diye dusunuyorum.

  31. 22 Ocak 2007 - 20:21 31.Balbazar

    Rahmet meselesi üzerine.

    “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni” adlı filmde, yalnız ölen bir dostun cenazesi, o yalnızlık içinde kaldırılmaktadır. Sinemamızın en sevimli karakter oyuncularından Nubar Terziyan da cenaze namazına durur. Kendisiyle Şener Şen’in canlandırdığı Haşmet arasında şu diyalog geçer:

    - Nubar, sen Ermeni değil miydin yahu?
    - Ermeni’yim.
    - E, ne işin var senin cenaze namazında?
    - Ne yapayım. Cemaat çok azdı. Ayıp olmasın adama!

    Bir alıntı da babamdan: Gönülün sığdığı yere herşey sığar.

  32. 22 Ocak 2007 - 20:25 32.çuvaldız

    Bugün Hrant Dink’in ölmünün arkasından yorumda bulunanların acısını anlamak mümkün ama Ethem Mahçupyan’ın yazısına bir okuyucunun yaptığı yorumdaki gibi acı,öfke ,kızgınlık ve düşmanlık bu duygular altında geri dönülemez yazılar yazmak laflar etmek bazıları için değil tüm insanlar için iki kere düşünülmesi gereken bir eylem.

    Sırf Mahçupyan’ın yazısı değil aynı gazetede bugün yorum yapan Herkül Millas’ın yazısında da aynı vurgu yapılırken dikkat edilmeliydi.(bu yazı ile ilgili yorumumu M.Akyolda yaptım)
    Amerikalılar,Müslümalar,Avrupalılar ,Hırıstiyanlar,Yahudiler diyerek genelleme yapmak ne derece yanlışsaTürkler diye genelleme yapıp içinden öteki Türkler tanımı yapmak “ötekileştirmeye”bu kadar karşı iken ne kadar doğru?

    Evrensel barış peşinde olan herkes “ötekileştirmenin”karşısında değilmidir?
    Herkül Millas yazısında paranoyak olunmaması gerekir diye bir uyarıda bulunmuş.Haklı.Ama acı paylaşmakta olan insanların içinde öteki Türkü,içeru Türkü kollamak paronoyaklaşmak ve samimiyete inanmamak olmaz mı?Türkler başlığı altında öteki Türklerden bahsedilemez olsa olsa fanatik bir gruptan bir ideolojiden,örgütten bahsedlebilir.Türkler iki türmüdür?Değişebilenler(kabul edilebilir reşit olmaya olgunlaşmaya aday)ve değişmeyenler yada değişemeyen ötekiler.
    Biz özeleştiri yapalım yapmasına da bunun adı demokratikleşme adına kendini geliştirme olsun,iki Türk’ün karşı karşıya getirildiği bir sınav olmasın.

  33. 22 Ocak 2007 - 21:06 33.Suat Ö.

    Etyen Mahcupyan’ın dünkü yazısında da haksız genellemeler vardı;

    Metin Ağabey’in bahsettiği gibi böylesi bir olayın sıcaklığı ile yazılması nedeniyle anlayışla karşılanabilir ama bu genellemeye katılmak mümkün değil:

    Hrant, ürkek bir güvercin olmayı kabullenirken, bu topraklarda güvercine dokunulmadığına güvendiğini söylerdi. Ama bu toplum güvercinlere hep dokundu… Onları sürdü, kültürlerini ezdi, düpedüz öldürdü… Bunu en iyi bilenlerden biri de Hrant’tı elbet. Ama ah o yürek… Ah o yürek…

    Toplumun bunda ne suçu var? Bu topraklar  tarihin kaydettiği en hoşgörülü topluma ev sahipliği yaptı.. Devletin hataları topluma maledilmemeli. Ki bugünkü ve yakın geçmişteki  travmalar bu hatalı siyasetin ürünü.

  34. 22 Ocak 2007 - 21:29 34.fatih demir

    Devletleri devlet yapan iclerinde yasayan toplumlardir…
    Evet bu topraklar tarihin kaydettigi en hosgorulu topluma ev sahipligi yapti ama bunun sonunu getiremedi….
    Ittihatcilari da destekledi bu toplum…Onlari milletvekili secmedi mi?
    Cahillik bir suc bir gunah degil mi bu manada?
    Komsusu Ermeniler surulurken durdurmak icin birsey yapmadi… Komuslari Yunanlar, Bulgarlar kendinden olani degistirirken de birsey yapmadi….
    Azinliklarla problem cikmasin diye ulke disinda yasayan tum halkini satti… Bugun azinlik okullari sadece Turkiye’de degil Yunanistan’da da kapali…
    Bunlarin hepsinin “korku” yuzunden gerceklestigini de soylemek mumkun degil… Baska birseyler var… O bolunmuslugun otesinde baska birsey… Ondan dolayi basbakanini astilar ses cikarmadi, 3,5 darbe yaptilar en sonuncusunda bile sesi cikmadi… Cunku herkesin kendine gore bir hesabi vardi…
    Gazi universitesi Egitim fakultesine gidenler halen bolunmus toplumu gorebilirler.. 17 yasindaki katillerin degisik versiyonlari sac,sakal, kupe ve benzeri gerekcelerle teror estirirken her zaman kendilerini destekleyecek bir hoca, bir aile, bir polis kisacasi toplum buldular…
    Bolunmuslugu kabul etmek istemesek de Turkiye’de degismek istemeyen Turklerle degisebilen Turklerin arasinda ki ucurumu gormememezlikten gelmeyi birakmak lazim….
    Bence Mahcupyan’in yazisindaki tek eksik umut… umutsuzluga kapilmamak lazim… ben degisebilenlerin degismekte direnenleri birgun mutlaka etkileyecegini dusunuyorum…

  35. 22 Ocak 2007 - 21:44 35.Suat Ö.

    Evet bu topraklar tarihin kaydettigi en hosgorulu topluma ev sahipligi yapti ama bunun sonunu getiremedi….

    İyi de sevgili kardeşim ben farklı olarak ne söyledim?

    Bahsettiğin tüm anormallikler son yüzyıla ait. Benim travma dediğim de zaten 100 yılı aşan bir süreç..

    Cahillikten ziyade cahil bırakanlar, bir takım projeler üretip dayatanlar, ulus devlet kurma sürecinde uydurma tarih yazanlar, bunu bir sistem haline getirerek devamlı bu bozukluğu normalleştirenler ve sonuç olarak şizofren bir toplum yaratanlar suçludur.

    Bizim toplumumuz bugün şizofrenik bir vakıadır; bunu suçu bu toplumda bu toplumun kültüründe ya da inançlarında değil. Bunun suçu son yüzyılın hatta 150 yılın aktörlerinde..

    Birara konu ettiğim Ahmet Altan’ın yazısı tam benim söylemek istediklerimi belirtiyor:

    http://www.dusunceler.org/2006/08/31/bugun-istanbul-yok/

  36. 22 Ocak 2007 - 22:11 36.fatih demir

    Sevgili Suat Abi,
    Elbette toplumda boyle inanilmaz degisikliklere yol acan bir ust zorlama, bir baski sitemi vardir…
    Ama ben bunu bir noktadan sonra Mankurtlasma’dan ayirmak istiyorum. 21.yy insaninin mankurtlasmaya direnebilmesi icin ortalikta dolasan enformasyon donemin annesinin yakarislari kadar kisitli degil…
    Zevk kulturu bu noktada da etkisini gosteriyor. Benim demokrasi, ozgurlukler ve insan haklari alanlarindaki okuma ve ogrenmelerimin alternatifi barlara gitmek, ne biliyim turlu turlu eglence alemine dalmaktir…
    Insan dusunen bir varliktir… Allah sistemden dolayi degil kalbinden dolayi yargilayacak insnalari.. Allah’a inanmas bile her insan “vicdan”inin sesini duyar…
    Benim kizdigim sey toplumumuzun sistemi suclamasina ragmen vicdaninin da sesini dinlememesi… kavga eden iki kisiyi ayirmaya calisan insanlarin sayisinin azalmasi… yuzunu cevirmesi kotuluk karsisinda… bana dokunmayan yilan bin yasasin arsizligi…ahlaksizligi…utanmazligi…
    Halbuki biz “haksizlik karsisinda susan dilsiz seytandir”a iman etmis insanlar degil miydik?
    Hz.Omer’i hutbede ayaga kalkip uyaran bir siyahi kadin degil miydi?
    Koltuktan yer sevdasina dalkavukluktan bilmem neye kadar yakinlarinin bile yanlislarini onlara soylemeyip sistemi kirleten, haksizlik karsisinda ayaga kalkmayan, basbakani asildiginda mesela bana birsey olmasin diyerek sokaga cikmayan herkes o idama alet olmustur… Basbakan birsey yapmis ise, haksizliga karsi gidecek sistemin taslarini oynatacak seyler yapmis ise arkasinda ulkenin yarisi olduguna inanmis, halkina kendisini secen topluma guvenip de yapmistir. Ama halk basbakanini idam sehbasinda yarim birakmis, sonra kalbini ferahlatmak icin yine benzer bir partiye oylarini vermistir…
    Su an haksizlik karsisinda eli kolu bagli sekilde oturan basbakani niye suna karsi cikmiyor niye sunu gorevinden almiyor diye atip tutanlarin basbakana karsi yapilacak bir mudahalede ne yapacagini hepimiz biliyoruz…
    Toplum kotuluge karsi cikmayarak ortak oluyor…
    Sistemin kotulugu zaten ortadadir…ama ya ona karsi celallenmeyen toplum??

  37. 22 Ocak 2007 - 22:23 37.Suat Ö.

    Fatih Kardeşim,

    Burada kısır döngü var işte. Toplumu bu hale getiren zaten sistem; sen “neden böyle davranıyorsun?” diye topluma celalleniyorsun.

    Bireysel olarak elbet insanlar fert fert sorumlu. Ama unutulmamalı ki herkesin sorumluluğu aynı değil. Bildikleriyle, ellerinden geleni yapmalarıyla yükümlüler.

    Bir kere bu tip insanların çoğu davranışlarının anormal olduğunun farkında bile değil. Bu kimin suçu?

    Hiçbir toplum sütten çıkmış ak kaşık değildir; ben bunu iddia etmedim. Hoşgörülü toplumlarda homojen değildir, içlerinde her çeşit insan vardır ama bir de toplumu genel eğilimi vardır.

    Bizim toplumumuzun bu eğilimi bozuldu, bunu bozanlar da belli.

    Bu durum nasıl düzelecek bilmiyorum. Çünkü sistem standart üretime devam ediyer. Üç-beş üretim hatası da mücadele etmeye uğraşıyor, ama bu yetmiyor.

  38. 22 Ocak 2007 - 22:37 38.çuvaldız

    Cahilin yaptığını anlamak mümkün de sözüm ona eğitimlinin yaptığını anlamak pek mümkün değil.
    Cahil yola iyi niyetle çıkmıştır,eğitimli olan planlı ve programlıdır,önünü arkasını düşünmüş ve tartmış olur.

    Toplumumuzda değişen Türkler* ve değişmeyen(hatta değişime direnen)Türkler* olduğuna göre bunların yukarıdaki hangi gruba ait olduğunu sormaya gerek yok.

    Değişmeyen bir ideolojiye sımsıkı bağlı insanlar.Bunlara değişmeyen Türkler demek ne derece doğru? Konu olması gereken ,cahil ve suçlu kabul ettiğiniz bu tolumun büyük çoğunluğu değil aksine sahip olduğu güçten vazgeçmeyen bir azınlık(!)

    O azınlık bu ideolojiden ne pahasına olursa olsun vazgeçmemek için elinden geleni yapıyor ama bazılarımız bu toplumdan cahil diye çok çabuk vazgeçer oluyor.Bu toplumun tüm hoşgörüsüne,tahammülüne,anlayışına ve sabrına rağmen!

    *bu tanımlamaya kesinlikle karşıyım.

  39. 23 Ocak 2007 - 00:49 39.Balbazar

    Eğitim de görece bir şey, mutlak standartları yok eğitimin. Sanırım önemli olan evrensel standartlara ayak uydurmak ve kendi eksiklerinizi, ihtiyaçlarınızı iyi tanımak. Amerikalılar bir açıdan çok iyi eğitiyorlar çocuklarını mesela, en önem verdikleri şeyler kendine güven ve başkalarına saygı. Ama görüyoruz ki, bir çok şey yine eksik kalıyor. Ortadoğu’ya saldırıları planlayanlar da, maşalara en adice şeyleri yaptıranlar da, bunları toplumsal olarak motive edenler de eğitimliler en nihayetinde.

    Değişen Türkler, Değişmeyen Türkler vb. kategorizasyonlar sorunu tanımak açısından yararlı olsa da, fazlaca soyutlama içerdiği için oldukça sakıncalı.

    Aydınlık’ın da işbirlikçi gazeteciler-yurtsever gazeteciler kategorizasyonu vardı bir ara, çetelesini tutuyorlardı. Ben onların işbirlikçileriyle, Mahçupyan’ın değişenlerinin aynı küme olduğunu düşünmüyorum, ama bu tarz bir sınıflamanın varacağı böyle bir kutuplaşma, zaten kafası ziyadesiyle karışık toplumumuzda çelişkilerin iyice birbirine girmesine neden olabilir.

  40. 23 Ocak 2007 - 13:08 40.Tarık T.

    Fatih Bey, celallenmeyen toplumundan bahsetmiş ama celallenme önceliği toplumda mı yoksa onlara yön veren kişilerde mi?

    Bence toplumlar itimat ettikleri, inandıkları çobanlarının(tabiri caizse) ardından giderler.
    Onlara bakarak tavır ve şekillerini alırlar…

    Topluma yön veren bu çobanlar ise devlet adamları,alimler,yazarlar,sanatçılar,kanaat önderleri gibi kişilerdir..Bunların olaylara nasıl baktığı çok önemlidir.12 Eylül öncesinde binlerce gencin ölümünden provokatörler kadar, oynanan oyunları sezmesi gereken aydınların, yazdıklarıyla gençleri yönlendiren yazar-çizer takımının da sorumluluğu vardı.

    Yakın tarihteki 28 şubat sürecinde yaşananlara aydın kimliği ile bilinçli olduğu farzedilen kaç kişi karşı durabildi ?
    Yeri gelmişken hakkını vermek gerekirse o günlerde önüne mikrofon uzatılan Orhan Pamuk’un bu günkülerden çok daha ağır medyatik linçe tam bir aydın sorumluluğu ile “hayır” dediğini hatırlıyorum…

  41. 24 Ocak 2007 - 00:20 41.mustafa

    sizce sapla samanı birbirine karıştırmıyor muyuz?

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazarno=1032
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=490569
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=491346

    ama olayı iyi analiz edenler de yok değil..

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=491345

  42. 24 Ocak 2007 - 01:35 42.fatih demir

    Mustafa bey,
    Ne demek istediginizi anladim galiba…
    Eger problemi icerde ararsak sapla samani karistirmis oluyoruz, disarda araiyorsak iyi bir analiz yapmis oluyoruz oyle mi?

  43. 24 Ocak 2007 - 12:47 43.Muzaffer Edip Kayhan

    Uzun bir aradan sonra…
    Merhabalar
    Suat Öztürk Bey yeni yeriniz hayirli olsun.
    Benim dikkatimi ceken bir iki haber oldu,

    1. Etyen Mahcupyan´in “Türkleri kategorize eden yazisina verilen tepkiler”. Bu tepkileri okuyunca , kendisinin de istemeden de olsa “Türkleri ötekilestirdigi ve bu yazisiyla (olumlu bir) katki yapmadigi” kanaati hasil oldu bende.

    http://www.sonsayfa.com/news_detail.php?id=33725&uniq_id=1169939955

    2. BBP lideriyle ilgili gelismeler, bilhassa Elif SAFAK´a olan asiri tepkisi bu günlere zemin hazirlamis olabilir. Hissi davranan birisi maalesef.

    http://www.sonsayfa.com/news_detail.php?id=33918&uniq_id=1169939912

    Yorum kisimlarinda da ilginc ifadeler var bence, bir kismi linc kültürünü destekler mahiyette yine de, yorumcular kizmakta haksiz degil diye düsünüyorum. (1.madde)

    Saygilarimla.

  44. 24 Ocak 2007 - 12:52 44.Muzaffer Edip Kayhan

    Ilave:
    http://www.sonsayfa.com/daily_comment_detail.php?id=90

  45. 24 Ocak 2007 - 22:19 45.mustafa

    fatih bey; evet söylemek istediğim tam da o idi..bence olaya o etyen mahcupyan’ın gözüyle bakarsak bir provakasyonun istemeyerekte olsa bir parcası oluruz gibime geliyor..

    bu bağlamda Tamer Korkmaz’ın olaya bakış acısını beğeniyorum..

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=491772

  46. 25 Ocak 2007 - 07:52 46.Suat Ö.

    Muzaffer Bey,

    Hoşgeldiniz, ne kadar iyi ettiniz..

    Teşekkür ederim. Daha sık katkıda bulunun lütfen..

    Hürmetler..

  47. 25 Ocak 2007 - 17:23 47.çuvaldız

    Bence Alev Alatlı’nın bu yazısı okunmalı.
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=492177#

  48. 25 Ocak 2007 - 19:11 48.Muzaffer Edip Kayhan

    Merhabalar,

    Sn. Cuvaldiz´in verdigi link benim verdiklerime cevap mahiyetinde. Tek kelimeyle mükemmel.
    Daha cok seyler yazmak isterdim,maalesef vaktim yok.

    Hürmetler

  49. 25 Ocak 2007 - 20:20 49.metin-thePoor

    Alev Alatlı ilginç bir entelektüel. Etkileyici bir ifade gücü ve parlak, gözalıcı bir üslup ile kelam edebilen, buna mukabil çok doğru tespitleri çok yanlış parametrelere oturtup savunabilen bir kişi. Bunun yeni bir örneğini vermiş. O derin feraseti ve anlayışı, Etyen Mahçupyan’ın yazısına gelince nedense birdenbire sığlaşıvermiş, tek boyuta indirgenivermiş.

    Alev Alatlı’nın entelektüel narsisizminden birazcık sıyrılmasında fayda var. Bu narsisizm eğilimi megalomani eğilimiyle birleşmeye gidiyor ve bu da Alev Hanım için hiç de hoş bir durum değil. Bunu tespit edenlerin ve kendisi için üzülenlerin sayısı da gitgide artıyor zaten. Dilerim kendisi de bunu görür bir gün.

  50. 25 Ocak 2007 - 20:35 50.fatih demir

    Metin agabey ….aynen…..

    Etyen Mahcupyan’in ne demek istedigi bu kadar ortada iken bu tur cumlelerin soylenmesini konusulmasini iyi “Turk” un yaninda zikredilen o “degismeyen” Turk’un ifade edilmesi bile bazi kesimleri rahatsiz etti….

    Bir yazinizda bahsetmistiniz her mileltin iki farkli yuzu vardir diye… Ama bunu Turkiyenin guzide insanina anlatmak zor oluyor… Degismeyen bir Turk’un varligi yine kabullenilemiyor…

  51. 25 Ocak 2007 - 20:38 51.fatih demir

    Mustafa Bey,
    Neyin pravokasyonu? Neye alet olmak?
    Ne demek istiyorsunuz Etyen Mahcupyan halki provake mi ediyor? Bu agizlari kullanmaktan ne zaman vazgececek ve Turkiye’nin disaridan hicbir yardima ihtiyaci olmayan kendi kotuluk merkezleri oldugunu kavrayabilecegiz…..
    Ne zaman oteki Turkiye’nin en az Ermeni diasporasi kadar Turkiyeye zarar verdigini farkedecegiz…
    Ne zaman basinda Turk olan herseyin iyi birsey olmadiginin farkina varacagiz…

  52. 25 Ocak 2007 - 21:30 52.Muzaffer Edip Kayhan

    “Türkler değişmez!” ümitsizliğine de kapılmayalım! Her insan toplumunda İblis’e kapılanlar güçlü gelirse kötüye, ilâhî sevgi yolunda olanlar güçlü gelirse iyiye doğru değişme olur. Biz de, “kendi”mizi değiştirirsek ve sevgi yolunda dayanışma ve elbirliğine girişirsek, bu İblis fasit dairesinden kurtuluruz.”

    Hüseyin HATEMI

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=25.01.2007&y=HuseyinHatemi

    Alev Alatli´yi her zaman okuyan biri degilim , sn. Metin Bey´in yorumuna cevap yazacak kadar takip etmedim.
    Tepkileri de düsündügümüzde (entellektuel birikimi olmayan) Etyen Mahcupyan´in hissi davrandigini düsünüyorum.

    Hürmetler.

  53. 25 Ocak 2007 - 21:32 53.Muzaffer Edip Kayhan

    (entellektuell birikimi olmayan insanlarin tepkileri)
    olacakti. Etyen Mahcupyan iyi bir entellektuel.

    DÜZELTIRIM.

  54. 25 Ocak 2007 - 22:13 54.kalemzede

    Azizim Metin Bey; Alatlı hakkında sarfettiğiniz “narsisizm” ve “megalomani” kelimelerinin onun sergüzeştiyle zerrece alakası olmadığına bizzat şahadet ederim. Sizi temin ederim ki, bir gün muhabbetiyle müşerref olursanız çaresiz yarenliğinizin kalbinizde terk edeceği tek his ömür boyu sadakat olacaktır. O’nun okuyacağı Metin ile sizin okuduğunuz metin, göreceksiniz ki, aynı metindir.

  55. 25 Ocak 2007 - 22:31 55.fatih demir

    bakin boyle linklerimiz de var…

    http://www.sonsayfa.com/news_detail.php?id=34293

    Hurriyetin anketi de kafa kafaya gidiyor…

  56. 25 Ocak 2007 - 23:32 56.çuvaldız

    “Evet, kibarlık olsun diye sözü yumuşatmaya hiç gerek yok; problemin adı faşizm. “Millet” kavramını bir fetiş haline getiren, başka tüm milletlere ve dahası kendi milleti içindeki azınlıklara düşman olan, devletin kutsallığına inanan, kaba kuvvete hayran olan insanlara siyaset literatüründe “faşist” denir.

    Bunun Türkiye’de ortaya çıkmış olduğunu itiraf etmek de, bizler için bir zûl değildir. Çünkü modern çağın bir virüsü olan faşizm, uygun şartları bulduğunda hemen her toplumda ortaya çıkar. Malum, II. Dünya Savaşı öncesi dönemde Avrupa’da çok popülerdi. Ama dünya, faşizmin ne korkunç bir şey olduğunu savaş sırasında gördüğü için, sonraki dönemde bu konuda haklı bir hassasiyet geliştirdi. “Musatafa Akyol-25.01.’07-Dış mihrak değil,iç faşizm başlıklı yazısından alıntı

    Değişmeyen Türk tanımı yerine siyaset litaretüründe kullanılan tanımı kullanılıp “faşit”denseydi daha doğru olmazmıydı?

    Entellektüel birikimi olan bir fikir adamının mahareti,anlatmak istediğinin dışında bir anlamda yorumlanmaya olanak vermeyecek şekilde kendini açık ifade edebilmesindedir.

    Herkes devletin ve vatandaşın sorumluluğundan bahsederken kalem sahiplerinin de düşüncelerini ifade ederken taşıdıkları bir sorumluluk yok mu?
    Suat beyin suçlu kim başlıklı yazısında link verdiği bu yazı*niteliği bakımından daha yakınlaştırıcı,uzlaştırıcı bir yaklaşım taşımıyor mu?

    *http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=492213

  57. 26 Ocak 2007 - 04:31 57.Cân Araf

    ilki değil ve sonuncusu da olamayacağı kesin görünyor.
    ancak ülkemiz bu cenazede zorlu bir sınav verdi.
    katili kınıyor ve lanetliyoruz!!!
    Muhabbetle …

  58. 26 Ocak 2007 - 11:29 58.Tarık T.

    Mahçupyan’ın özellikle “Türkler” diyerek vurgulama yapmasında bir ırkı kastettiğini sanmıyorum.
    Bunun kendisine “ermeniler” şeklinde dönüşümü olabileceğini bilemeyecek biri değil.
    Bence “Türkler” vurgusuyla ırıkı değil, ırkçılık yapanları kastediyordu…
    Bu günkü yazısında ise Türk’e övgü yapmış..

    Alev Alatlı ise neden öyle yazma ihtiyacını hissetti bilmiyorum ama belki Mahçupyan’ın ikili oynadığını, sinsice yazdığını düşünmüş olabilir.

    Mahçupyan’ın yazılarında dikkatimi çeken bir şey var.Kendisinin içimizdeki bir “yabancı” olduğu bilinciyle hep dikkatlice yazmaya özen gösteriyor.

    “Türkler” yazısında bunun dışına çıktı.
    Yazısını birilerinin yine yanlış anlayabileceğini,istismar edebileceğini bile bile belki de Hrant Dink’e yapılana bir tepki olarak bu şekilde yazdı…

    Her iki tarafı da rencide etmeden fikirlerini yazmaya çalışmak kolay bir şey değil…

  59. 26 Ocak 2007 - 11:43 59.Muzaffer Edip Kayhan

    Belki geriden takip ediyorum, sizler görmüs olabilirsiniz. Sizin icin yeni bir sey degilse kusura bakmayin:

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=214490

    Tam anadolu insaniymis.
    Beni cok sarsti bu video.

    Selam ve dua ile.

  60. 26 Ocak 2007 - 12:11 60.çuvaldız

    “Algılamadaki olumsuz seçiciliklerinde ısrar ettikleri sürece, “bugün sokaklarda Hrant için biriken insanlar”ı doğru değerlendiremeyecek, Türklerin gözyaşlarını sahici kimliklerine değil, geçirdiklerini umdukları “değişim”e yorarak yanılacak, “benim Türklerim” ayrıştırmasının sakatlığının bedelini, “o Türk’ten içerü değişmeyen başka bir Türk mü var” tedirginliğini sürgit yaşamak suretiyle ödemek durumunda kalacaklardır.”Alev Alatlı

    “Algılamadaki olumsuz seçicilik”.Bu sinsilik ithamı değil,olumsuz ve umutsuz bir bakış açısı ile değerlendirmenin gönüllere ait bir yaklaşım değil sadece akıl yolu ile varılabilecek ve çözümsüzlüğe davetiye çıkaran bir yaklaşım olabileceğine dair bir tespit.

    Tarafları rencide etmeden yazmak kolay değildir demişsiniz haklısınız üstelik duygularla harmanlanan fikirleri yazmak daha da zordur..Duygusal yazılar sonucunda birbirimizi kucaklayıp seveceksek ve karşımızdakine daha anlayışlı yaklaşacaksak pek tabii ki kabul edilebilir ama aksine sebep olunacaksa iki kez düşünülmeli.

  61. 26 Ocak 2007 - 14:56 61.Suat Ö.

    Fehmi Koru’dan iyi bir yazı..

    “Birleştirici amaçla yapılan jestleri bile ayrımcılık için kullanmayı iyi becerdiğimize” dair..

    ——————————————————————————–

    “Hepimiz Ermeniyiz” ne demek?

    Durduk yerde kendimize iş çıkartıyoruz. Vefatlar ve cenaze törenleri insanların hislerinin en dipte dolaştığı özel durumlardır. Boşuna ‘yas’ dememişler; kaybımızın ardından gözyaşı dökmekle kalmaz, ölenin hayatını gözümüzün önünden geçirir, ‘ölüme’ ne kadar hazırlıklı olduğumuzu düşünerek kendimizi de hesaba çekeriz.

    Çekmiyorsak, yalnız ölümü değil hayatı da anlamıyoruz demektir…

    Hrant Dink’in öldürülmesi herkes için böyle bir fırsattı. Hiçbir zorlama ve baskı olmaksızın cenazenin arkasından yürüyen kitleler, kendisini tanısın tanımasın, Hrant Dink’in kaybının büyük bir boşluk meydana getireceğinin bilincinde insanlardı. Dışta ve içte pek çok konuda sıkışmış bir ülkede, kendisinin doğal tarafı olduğu bir konuyu tartışarak sonuca ulaştırma çabasında birinin suikasta uğraması, törene katılanların ülkeleri adına varolan endişelerini daha da büyütmüştü… Adı ‘Hrant’ olan ‘Ermeni’ asıllı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını, yüreklerinde yer eden o endişe ile, mezarına kadar izledilerse bundandır.

    Ellerde taşınan “Hepimiz Hrant Dink’iz” ve “Hepimiz Ermeniyiz” pankartlarını bu gözle görmek ve değerlendirmek gerekir.

    Kaç gündür farklı değerlendirmeler dinliyor, okuyoruz. Kimi, “Hepimiz niye Hrant olalım, hepimiz Mehmet’iz, Ahmet’iz” diyor, kimi de “Hayır, Ermeni değiliz, hepimiz Türküz” tepkisini veriyor. Bu arada, çok daha derin düşüncelere dalıp, “Ben Kürdüm, şimdi ‘Hepimiz Ermeniyiz’ dersem, yarın karşımıza ‘Hepimiz Türküz’ diyenler çıkar” tarzında akıl yürütenler de oluyormuş…

    Ne kadar derin, ne kadar ince düşünceler bunlar…

    Oysa, bir cenaze töreninde, ‘Ermeni’ kimliği yüzünden onun hayatına kast ettiğini kurşunu sıktığı anda etrafa ilân etmiş bir kâtilin elinden ölümü tatmış bir dostun tabutu arkasından yürünürken, sessizce taşınan o pankartların dinî/millî bir mesaj içermediğini görmemek için kör olmak gerekir. ‘Ermeni olmak’ istenince elde edilebilecek bir şey midir ki, böyle düşünenler çıkabiliyor? Bırakın Ahmet-Mehmet’i, bir Hayk veya Agop bile nasıl kast edilen anlamda Hrant olabilir ki?

    Herkesin dinî ve etnik kökeni kendine özeldir; insanlar kabuk değiştirir gibi kökenlerini değiştirmezler… “Hepimiz Hrant Dink’iz” veya “Hepimiz Ermeniyiz” cümleleri böyle bir dönüşümü veya değişme isteğini dile getirmez… Çok daha farklı, herkesin rahatlıkla üzerinde anlaşabileceği bir başka dönüşüm talebidir o cümleler. ‘Öteki’ olanın halinden anladığını, ona reva görülen muameleyi uygun görmediğini daha iyi nasıl ilân edebilir ülkesi adına endişeli ve kaybettiğine yüreği yanan biri?

    İçimizden birine, kökleri bu topraklarda bulunan bir Ermeni’ye, kalemini kendi doğrularını ifade etmek için kullanan bir gazeteciye, bu kimlikleri sebebiyle sıkılan kurşunlardan hicap duymamız, cenazesi kalkarken kendimizi sorgulamamız gerekirken, bunu yapanları kınamamız?.. Akıl alır bir şey değil gerçekten…

    “Hepimiz Hrant Dink’iz” demekle diyenlerin adları Hrant’a, “Hepimiz Ermeniyiz” diyenlerin etnik kökenleri Ermeni’ye dönüşmedi; kimse Hıristiyan da olmadı öyle bir pankart taşıdığı için…

    Birleştirici amaçla yapılan jestleri bile ayrımcılık için kullanmayı iyi beceriyoruz

  62. 26 Ocak 2007 - 15:26 62.Muzaffer Edip Kayhan

    Bunu yazana nasil anlatmak lazim Fehmi Koru´nun ve cenazeye katilanlarin hissiyatini:

    Alinti:

    “TÜRK OĞLU DÜŞMANINI TANI
    Hikaye meşhurdur duymuşsunuzdur belki. Osmanlı döneminde sarayda görevli bir Ermeni Paşa maiyetindeki Türklere zulmedermiş. Herkes illallah edermiş ama kimse de bir şey yapamazmış.

    Derken bir gün bu Ermeni Paşa her sabah olduğu gibi kasrın içinde atıyla gezintiye çıkmış. İşte ne olduysa ondan sonra olmuş. Aniden önüne çıkan bir köpek atı ürkütmüş ve ürken attan düşen Ermeni Paşa oracıkta ölüvermiş.

    Bu olaya şahit olan devrin ünlü şairlerinden biri de şu hicvi yazıvermiş:

    “Bir kelbi, bir kelp ile mahveyledi Allah
    La havle vela kuvvete illa billah”

    ….

    “Damarındaki zehirli TÜRK kanını boşaltıp, yerine asil ERMENİ kanı doldurmak” isteyen ve bunu en yüksek perdeden dile getiren Ermeni Yazar Hrant DİNK’ in öldürülmesinden hemen sonra başladı komedya.

    İfade özgürlüğünden, barıştan ve sevgiden dem vuran “insan hakları havarilerimiz” cinayete kurban giden arkadaşlarının cenazesi henüz kaldırımda iken, ağızlarından salyalar saçarak “KATİL DEVLET, HESAP VERECEK” sloganlarını atmaya başlamışlardı bile.

    Bu şaşırılacak bir şey değil aslında. Çünkü bu güruh için Hrant DİNK’ in düşüncelerinin ya da cansız bedeninin oracıkta yatmasının zerrece önemi yoktur. Önemli olan, bu tablodan çıkartabilecekleri maksimum siyasal rant yani “ajitasyon ve propaganda”dır.

    Cinayetin, otuz iki saat içerisinde, olağanüstü bir gayretle çözülmüş olması bile bu lümpen kitle için hiç bir şey ifade etmemiş olmalı ki, cenaze töreninde de “katil devlet” diye bağırmaktan geri durmadılar.

    Medya kuruluşları da o bilindik tavrı takındılar. Önce Hrant DİNK’ in, altı delik ayakkabılarından yola çıkarak olayı dramatize etmeye çalıştılar. Ama öylesine abarttılar ki; inandırıcı olmaktan çok, komik oldular.

    Nedense mal varlığını yazarken, Bakırköy’ de bulunan dört katlı kitapevinden bahsetmediler.

    Nedense yeni yılda Kıbrıs’ ta Merit Otel’ de ruletten kazandığı 25 bin Amerikan Dolarından bahsetmediler.

    Bolu tüneline isminin verilmesini ve hatta tabutunun Türk Bayrağına sarılmasını önerenler bile oldu.

    Cenazeye katılmak için ERMENİSTAN’ dan gelecek heyet, bizzat Abdullah GÜL’ ün talimatıyla VIP salonunda ağırlandılar. Meclis Başkanımız “cenazede en ön safta olmak istediğini” buğulanmış gözleriyle ifade etti..

    Ve en nihayet cenazeye katılanlar “HEPİMİZ ERMENİYİZ, HEPİMİZ HRANT DİNK’ İZ” sloganlarıyla kendilerinden geçtiler.

    Güler misin, ağlar mısın derler ya? Tam da öyle bir durum.

    İhanetin olduğu her noktada ittifak eden bu şer odaklarının hep bir ağızdan “HEPİMİZ ERMENİYİZ” diye yırtınması aslında Cenab-ı Allah’ ın bir lütfu.

    Yıllardır maskelerini indirip deşifre etmeye çalıştığımız bu hain güruh kendi ağızlarıyla söylemlerimizi teyit etmiştir. Zira biz de aynı şeyi söylüyoruz yıllardır.

    EVET HEPİNİZ ERMENİSİNİZ !..

    TÜRK OĞLU DÜŞMANINI TANI !..

    Şairin ölümsüz dizelerinde ifadesini bulan “KEMİKTEN TASLARLA ŞARAP YERİNE TÜRK KANI İÇENLER” bunlardır…

    Erzurum’ dan, Karst’ tan başlayıp Samsun’ a kadar Müslüman Türkleri camilere doldurarak cayır cayır yakan ve toplu mezarlarda yok edenler bunlardır…

    Türk’ ün malına, canına, namusuna, arına göz dikenler bunlardır.

    Türk’ e ait her değere, her haslete ölümüne kin duyan ve içlerindeki nefreti söküp atamayan bunlardır.

    İnsan hakları, barış, demokrasi gibi süslü ve masum sözcüklerin ardına sığınarak TÜRK DEVLETİ’ nin temeline dinamit koyan bunlardır.

    Kan üzerinden siyasi rant sağlamaya çalışan, Avrupalı efendilerinden bir gülücük almak için ruhunu şeytana satanlar bunlardır.

    YÜREKTEN YÜCE MİLLETİM BUNLARI TANI.. UNUTMA.. UNUTTURMA…

    Ve ey sizler. Bu milletin parasıyla okuyup, bu necip milletin oylarıyla ceylan derisi koltuklarda arz-ı endam eyleyen zât-ı muhteremler.

    Hangi şehit cenazesinde saf tuttunuz ki; suçlu psikolojisi ile hareket edip, uzatılan mikrofonlara buğulu gözlerle “cenazede en ön safta bulunmak isterdik” demeçleri verebiliyorsunuz?

    Hangi yüz ve hangi hakla ERMENİ KATİLLERİ VIP SALONLARINDA ağırlıyorsunuz ?

    Öldürülen 32 diplomatımız ve geri de bıraktığı yakınları içinde aynı üzüntüyü hissediyor musunuz?

    7 Ağustos 1982 tarihinde Esenboğa Havalimanı basan Ermeni katillerin katlettiği 8 kişi ve yaraladığı 72 kişiyi ne çabuk unuttunuz?

    Ne çabuk unuttunuz Türk Hava Yollarının Orly Bürosuna bomba koyup 8 kişiyi öldüren katilleri?

    16 Haziran 1983 yılında Kapalıçarşıyı basıp suçsuz günahsız sivil vatandaşları kurşuna dizen Ermeni katilleri ne çabuk unuttunuz?

    Nedir bu aymazlık ?

    Nedir bu yalakalık ?

    Nedir bu gaflet ?

    Nedir bu ihanet ?

    ….

    Hainlere, gafillere, çakallara, işbirlikçilere inat, hem de tüm hücrelerimizde İNADINA HAYKIRIYORUZ.. TÜRKÜZ… TÜRK DOĞDUK, TÜRK KALACAĞIZ..

    Ne diyordu ATSIZ:

    SARAYLARDA SÜREMEM DAĞLARDA SÜRDÜĞÜMÜ
    BİN CİHANA DEĞİŞMEM ŞU ÖKSÜZ TÜRKLÜĞÜMÜ”

    kendi mantik örgüsü icinde düsüncelerini iyi ifade etmis. (türkcesi düzgün, imla kurallarina riayet v.s.)

    Not: bu alintiyi kendinize mahsus sebeplerle silerseniz, gücenmem.

    Muhabbetle.

  63. 26 Ocak 2007 - 19:33 63.metin-thePoor

    İşte faşist, ırkçı, medeniyet ve insanlık düşmanı kafa tam da budur! İşte sokaktaki tetikçi lumpen katilin birazcık ağzı laf yapanı! İşte asıl vatan haini, işte asıl insanlık ve Türk düşmanı!

    İbret alınacak bir yazı… Teşekkürler Muzaffer Bey, alıntıladığınız için.

  64. 27 Ocak 2007 - 15:27 64.Suat Ö.

    Aslında ayrı bir başlıkla alntılanacak bir yazı ama benim vaktim yok.

    Mustafa İslamoğlu’ndan (S.Hocaoğlu) çok iyi bir yazı:

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=3546&y=SamiHocaoglu

    ———–

    Güvercin ürkekliğine hapsolmak
    Sevgili Hrant, Son yazında şöyle demişsin: “İnsanı güvercin ürkekliğine mahkûm etmenin nasıl bir bedel olduğunu bilir misiniz siz?”

    Gerçi bu soruyu iki bakana sormuşsun, ama ben münasebetsizlik edip üstüme alındım.

    İşte cevabım: Evet, çok iyi biliriz; biz bu ülkenin mağdur ve mazlum Müslümanları, en az mağdur ve mazlum azınlıklar kadar iyi biliriz insanı güvercin ürkekliğine mahkûm etmenin nasıl bir bedel olduğunu. Çünkü biz fî tarihinden beri öderiz bu ağır bedeli; azınlık değil güya çoğunluk olduğumuz halde. Asıl zorumuza giden de ne olur biliyor musun: Bize bu bedeli ödeten azgın azınlığın içimizden çıktığını bilmek.

    Ölümünü duyunca içime bir kıymık battı. Yok, seninle derinden bir tanışıklığımız, öyle ahım-şahım bir ahbaplığımız, yemiş içmişliğimiz bulunduğu için değil. Hoş, “düşünceye özgürlük” fedaisi Yurdatapan’ın sayesinde düşünce suçu ortaklığımız olduğunu hatırlıyorum. Ama ben onu “tanışıklık” saymıyorum.

    Sanırım ölümünü duyunca içime batan kıymığın sebebini buldum: Senin şu yukarıdaki cümleyi kurabilecek kıratta bir adam olman, “melale aşina olman”, ideolojik tercihinin insani yanını köreltmemesi, inandığın değerler uğruna mücadele verecek bir mürüvvete sahip olman…

    Senin ölümünü duyunca hissettiğim acıyı, doğduğum ilçenin son Ermeni’si camcı Vakkis ustanın ölümünü duyunca da hissetmiştim. Çocukluğumda çıraklık yaptığım amcamın dükkânıyla onunki yan yanaydı. Saygıda hiç kusur görmedim ve etmedim. Onun için Ermeni’nin “insan” olduğunu bana birinin anlatmasına hiç ihtiyaç duymadım.

    Öldüğünü duyunca içime batan kıymıktan daha büyüğü, ölümünün ardından “timsah gözyaşı” döken darbeci, yasakçı, yaltakçı, yalakçı ve güce tapanlar güruhunu sana ağıt yakar görünce battı. Her zaman olduğu gibi, yine ölü sevicilik yapıyorlar, yine ölünün sırtından geçiniyorlardı. Tıpkı Uğur Mumcu’ya ve diğerlerine yaptıkları gibi.

    Bir âdem bir âlemdir, diye inanmışız. Masum bir insana yönelik her saldırı, “masumiyete” yönelik saldırıdır. Masumiyete hürmetin kaybolduğu bir dünya hepimiz için yaşanmaz olur. İçimdeki kıymığın verdiği acıyı tahlil ettiğimde, ideolojik bir boyut bulamadım. Vatandaşlık mı? Bu kokmaz bulaşmaz kavramların benim değerler dünyamda bir karşılığı yok.

    Belki senin bir insan, bir eş ve bir baba olduğunu biliyor olmam. Bu yüzden, “Kurşunlar Türkiye’ye, ülkenin istikrarına sıkıldı” türü yaklaşımlardan bile hazzetmedim. Ne yani, ülkenin istikrarına hizmet için adam öldürmek caiz mi? Türkiye’nin bütünlüğü için cinayet işlenirse, bunu alkışlayacak mıyız? Hem kim karar verecek neyin ne için olduğuna? İdeolojiler işte bunun için insanda bir vicdan inşa edemezler.

    Umarım yukarıdaki sözünden yola çıkarak hissettiklerimi ve yaşadıklarımı kaleme almam, birilerine, beni hazzetmediğim şeyi yapmakla itham etme fırsatı vermez.

    Sen güvercin ürkekliğine mahkûm edildin. Bunun da bir bedel olduğunu söylüyorsun. Bu doğru. Biz bu ülkenin çoğunluğunun sesi olan Müslüman kalemler de güvercin ürkekliğine mahkûm edildik. Biz de bu bedeli ödüyoruz. Ama senden farklı olarak biz, güvercin ürkekliğine mahkûm edildiğimizi bile bu açıklıkta dile getiremedik. Hasbelkader getirdiğimiz zamanlarda da, bizi güvercin ürkekliğine mahkûm edenlerin hışmına uğradık. Bizi daha beter bedeller ödemeye mahkûm ettiler.

    Hiç unutmam, bir makalemden ve bir tebliğimden dolayı cezalandırdıklarında, duruşmalı temyiz hakkımı kullanmak istemiştim. Suçum Resmi ideolojiyi, onun sırtımıza geçirdiği deli gömleğini eleştirmek idi. Ankara’ya, ilgili daireye duruşmaya girdiğimizde yaşadıklarım ve duyduklarımın toplamından çıkan sonuç şuydu: Cinayet işleyen mazur görülebilir, fakat resmi ideolojinin kutsallarını eleştiren mazur görülemez.

    Aynı mantık 28 Şubat zorbalığı sırasında tam 12 kez yakamızdan yapıştı. Millet olarak kesemizden beslediğimiz üniformalı bürokratlar, oturdukları ensemizden üzerimize yestehliyorlardı da, “Ayıp yahu!” bile diyemiyorduk. Zira başını kaldıran bedel ödüyordu.

    Evet sevgili Hrant, yat kalk azınlık mensubu olduğuna şükret. En azından güvercin ürkekliğine mahkûm olduğunu söyleyebiliyorsun. Her ne kadar sağlığında demediklerini bırakmasalar da, öldüğünde yalandan da olsa gözyaşı döküyorlar, çelenk gönderiyorlar, yazı döktürüyorlar…

    Ama güya çoğunluğa mensup biz Müslümanlara ölülerimizin mezarını dahi çok görüyorlar. Şükret ki seni ‘devlet’ gömmedi. Yoksa Allah muhafaza, bir mezara bile sahip olamayabilirdin. Sahi, sen bilir misin devletin gömdüğü Said Nursi’nin mezarı nerdedir?

    Biz bilmeyiz? Bırak bilmeyi, hesap bile soramayız. İşte senin “güvercin ürkekliğine mahkûm olmak” dediğin şeyin dik âlâsı budur.

  65. 27 Ocak 2007 - 16:01 65.Muzaffer Edip Kayhan

    Ayni gazeteden iki yazarin farkli! yaklasimlari:

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/?t=27.01.2007&y=AliBayramoglu

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/?i=3552&y=YusufKaplan

    IFRAT VE TEFRIT; baska bir sey diyemiyorum, yazi cok yazik…

    Ali Bayramoglu kizmakta hakli da olsa bu “reddiye kültürü” bizi “cikmaz sokak”´a götürür bence.

    Saniyorum M.Islamoglu´nu okumak (ve anlamak) -ikisinin de yazilarina cevap mahiyetinde olmasa da - en dogrusu olacaktir.

    Allah bize akl i selim versin.

  66. 27 Ocak 2007 - 21:14 66.Suat Öztürk

    Muzaffer Bey,

    Evet, maalesef ifrat ve tefrit..

    Bu konuda Sayın Başbakan güzel bir açıklama yapmış akşam.

    “Hepimiz Ermeniyiz” entelektüel açıdan anlaşılabilir makul ve yerinde bir tepkidir ama dikkat: “entelektüel açıdan” olursa..

    Bunu halk düzeyine indirgerseniz tıpkı bugün olduğu gibi durduk yere milliyetçi tepkilere neden olursunuz.

    Başbakanın sözleri:

    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=214755

    “‘Eleştirecek bir şeyim olabilir. ‘Hepimiz Ermeniyiz’ ifadesi orda olmamış olsaydı her şey çok daha mükemmel olacaktı. Onu yapanlar iyi niyetle yapmış olabilirler. Ona bir şey demiyorum. Ama ‘Hepimiz Hrant Dink’iz’ demek zaten o diğerini içine alıyordu. Farkında olmuyoruz ama belki herkes entellektüel pencereden ona bakmayabilir. Çünkü bu etki-tepki olayını körüklemek isteyenler olabilir. Bu onlara fırsat oluyor’’

    —-

    Başbakan’ın söylediği gibi fırsat doğmuş oluyor.

    Ama ogün spontone oluşmuş bir slogandı “Hepimiz Ermeniyiz” sloganı.

    Şimdi bu sloganı anlama ve fırsatçılara fırsat vermeme zamanı..

    Yine konu hakkında F.Koru’nun iyi bir yazısı: “Hepimiz Ermeniyiz” Ne demek?”

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?i=3550&y=FehmiKoru

  67. 27 Ocak 2007 - 23:26 67.Muzaffer Edip Kayhan

    Suat Bey,

    Alintiladiginiz zaman okumustum, yukarda.
    Fehmi Koru cok dikkatli bir üslub kullaniyor, gerci son zamanlarda köse yazisi mi yaziyor, siradan okurlar gibi yorum mu yaziyor :) tam anlasilmiyor ama, her zaman dikkatlidir.

    Sn. Basbakanimiz güzel tespitlerde bulunmus.
    Cok dikkatli olmak gerekiyor, aksi takdirde bazilari mal bulmus magribi gibi cikip kükrüyor.

    Siyasi milliyetciligin rantiyecileri bu vatana en büyük katkida bulunan fikir iscilerine - “libos”, “entel” diyerek fikirle karsi cikamayip -kücümser sekilde yaklasiyor. Ciddiye almaya gerek yok ama vahim neticeleri bu sefere mahsus aydinlarda “Yusuf Kaplan örnegindeki gibi” (sizin tabirinizle) “akil tutulmasi”
    seklinde tezahür etti.

    Sanirim Y. Kaplandaki gecici bir durum. Onu yine kabul ederiz de yansimalari ve tahribati toplumda agir travma ve ayrismaya yol acti bu kadar basit bir anlasmazligin.

    Cok aci.

    NOT:
    Bir müddet musadenizle buralara ugrayamaycagim
    Teveccühünüz icin en icten tesekkürlerimi sunarim.

    Tekrar görüsmek üzere.

  68. 27 Ocak 2007 - 23:44 68.Suat Öztürk

    Muzaffer Bey,

    Est. Ben teşekkür ederim, hem müsade ne demek?

    Ama lütfen fırsat bulduğunuzda değerli yorumlarınızda katkıda bulunmayı ihmal etmeyin.

    Selam ve hürmetler..

  69. 30 Ocak 2007 - 13:20 69.Muzaffer Edip Kayhan

    Merhabalar;

    Yusuf KAPLAN ;Ali Bayramoglu polemigi cirkin bir hal aldi.
    Yusuf KAPLAN da yazisi icinde (özellikle son satirlarda) kizgin:

    http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=30.01.2007&y=YusufKaplan

    “Sen söyle dedin ;ben böyle dedim”, kavgalari devam ediyor.

    Selamlar.

  70. 04 Şubat 2007 - 12:26 70.Muzaffer Edip Kayhan

    “Size bir aneknotu aktarmak istiyorum. 2002 seçimlerinden once siyasi kargaşanın yaşandığı dönemde; şimdi devlet bakanı ve hükümet sözcüsü olan Cemil Çiçek, kendisini MHP’den aday göstertmek için bana; hastanesi olan yanında yüzlerce kişinin çalıştığı önemli bir başhekim doktor ve önemli bir yargıtay başsavcısı ile haber gönderip yardım talebinde bulunduğunu bilmenizi isterim. Hatta arabasının plakasını bile Devlet Bahçeli’ye jest olsun diye DB harfleri aldığını, kendisinin samimi milliyetçi olduğunu, aracılık istediğini bilmenizi isterim. Haberi getiren Başsavcıya; devletin milletin, milliyetçilerin ideallerinin geçmişi karanlık, geleceği kara, niyeti halis olmayan kişilere emanet edilemeyeceğini bu konuda aracı ve yardımcı olmayacağımı bu vesile ile başka kapıya gitsin diye haber gönderdim. O kapısında durduğu yere gitti…”

    ilk okudugumda ciddiye almamistim bu satirlari…
    arsivinizde bulunsun diye ilave ediyorum.
    Söylenecek baska bir sey yok.
    Muhabbetle.

  71. 21 Şubat 2007 - 19:25 71.onur burak

    ATAM NERDESINIZ SIZ ARAYORUM AMA BULAMADIM ATAM NERDESINIZ

  72. 12 Mayıs 2007 - 12:57 72.anti

    Konuyla ilgili www.anti-hurriyet.com diye bir site açıldı zaten..

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...