Bir Soru Bir Cevap Suat Öztürk - 18 Ekim 2006 12:16 am

Bir Soru, bir cevap. “Çağdaşlaşmak” ne demektir?

Soru: Buraya kadar gelmişken şu “çağdaşlaşma” kavramı üzerinde de dursak? […] Cemil  Meriç (1916 - 1987) (*)

Cevap: Bu çağdaşlaşma kadar rezil, âdi ve katil bir kelime yoktur. Bu çağ neden Avrupa’nın çağı olsun? 1976 senesi Türklerin, Hintlilerin, Patagonyalıların, Fransızların, İngilizlerin birlikte yaşadıkları tarihtir. Bu tarihte çağ içi, çağ dışı nasıl olabilir? Yani çağ bir daire midir ki, bir kısım insanlar bunun içinde, bir kısmı da dışında yaşasın? Bu korkunç bir şey. Biz çağdaşlaşmayı kabul ettiğimiz andan itibaren biçâreliğimizi, elimizin kolumuzun bağlı olduğunu, efendimizin Avrupa olduğunu kabul etmiş oluyoruz.

Çağdaşlaşma diye bir şey yok. Herkes çağdaştır. Yalnız bu çağda endüstrileşmiş ülkeler var, endüstrileşmemiş ülkeler var. Zengin ülkeler var, fakir ülkeler var. Bunun çağla alakası yok. Belli bir tarihin sırtımıza yüklediği mirastır. İyi tarafları var, kötü tarafları var.

Çağdaşlık nedir? Atom bombası mı, fuhuş mu, rezillik mi, kapitalizm mi, sosyalizm mi? Çağın imtiyazı olan ve [ayırd edici] vasfını teşkil eden ne var? Sadece endüstrileşmek! Bazı ülkeler endüstrileşmişler, bazıları endüstrileşmemişlerdir. Binaenaleyh çağdaşlaşma tabiri sefil, zavallı ve âdi bir tabirdir ki, bizim komprador burjuvazi ve gecekondu aydınları tarafından bir afyon gibi damarımıza zerk edilmiştir.

Korkunç bir yalan bu. Hepimiz istesek de istemesek de çağdaşız. Aynı çağda yaşayan bu insanlar arasında bir kısmı endüstrilerini halletmiş ülkeler değildir. Sadece birtakım oyuncakları var ve zenginler. Yani bir insanın fakir olması, değersiz olduğunu nasıl ifade etmezse, bir milletin de fakir kalması, değersiz olduğunu ifade etmez. Hele çağın dışına katiyyen çıkarmaz. Sanki bu çağın bütün haysiyeti şerefi Avrupaya’ya aittir de, Avrupa’ya benzemediğimiz için biz çağın dışına çıktık. benim kanaatimce birçok bakımlardan Avrupa çağ dışıdır. Avrupa insanı bencilliği, katilliği istismar zihniyetiyle hem çağ dışı hem de insanlık dışıdır. Batılılaşma mefhumu vardır, kabul ederim. Çünkü hudutları bellidir. Hristiyanlaşmaktır yani. İsterseniz Hristiyanlaşın. Fakat çağdaşlaşma ne oluyor?

Tarihçilerimizin büyük hamakati var. Orta Çağ! Orta Çağ! Batı Orta Çağı yaşarken biz tarihimizin en şevketli zamanlarını yaşıyorduk. Hem nedir, bu namütenahi zamanı balta ile keser gibi çağlara ayırmak? Bu tasnifler çok çocukça ve Batlamyusvârîdir. Haddizatında çağdaşlaşma kelimesi Avrupa’da hiç kullanılmadı. Bunu bizim tatlısu Frenkleri uydurdu. Avrupa çağdaşlaşma değil modernleşme diyor. Çağdaşlaşma mefhumu dünyanın hiçbir dilinde yoktur bizden başka, Biz çağdaşlaşma diye kendimizi idama mahkum ediyoruz.

(*) Cemil Meriç ile Söyleşi’den. Konuşan: Mehmet Ali Ak. Pınar, Cilt: V sayı: 58, Ekim 1976

Popularity: 6% [?]

“Bir Soru, bir cevap. “Çağdaşlaşmak” ne demektir?” icin yapilan 10 yorum var.

  1. 18 Ekim 2006 - 04:17 1.nihavend

    sanırım vaktim az. ama yazacağım epey bir şey vardı..:(

    yarın inşaallah…

  2. 18 Ekim 2006 - 09:26 2.Bekir L. Yildirim

    Bizim lumpen, yerli oryantalist devekuslari Avrupa’ya duyduklari asagilik duygusunu da sahte isimler altinda sundular: “cagdaslik”. Baska bir lisanda ayni manada kullanilan boyle bir terim varmi acaba? Frenkce de cagdasin karsiligi Latin kokenli “contemparary” dir, ve hicbir deger yargisi icermeyen sadece belirli bir zamana ait (akran) manasinda bir kelimedir (Or: Tevfik Fikret, M. Akif Ersoy’un cagdasi idi) . Ustad’un “Bu çağdaşlaşma kadar rezil, âdi ve katil bir kelime yoktur.” dedigi zaman 1976 idi; “laiklik” bugunku kadar tabulastirilmamisti. Simdi o kelime de bir bu kadar “katil, rezil ve asagilik”.

    Eline zihnine saglik Suat Bey kardesim. Bu irticaci yobazlarin birusu ottugu surece Ustad’in veciz sozleri guncelligini kaybetmeyecek. Dilerim gelecek nesiller bunlari okuken “hersey ayni imis” yerine “ecdad neler cekmis” diyerek okurlar.

  3. 18 Ekim 2006 - 13:52 3.Vecihe

    Nice kavramlar var ki onların arkasına saklanılarak nice kötülükler, şirin gösterilmeye çalışılmamış olsun. “Özgürlük şunu gerektiriyor”, “demokrasi bunu gerektiriyor”, “laiklik şunu gerektiriyor”, “çağdaşlık bunu gerektiriyor” vs.. diyerek türümüzün,hem kendi üyelerine, hem de doğaya yapmadığı zulüm,vermediği zarar kalmadı. Böyle bir durum karşısında,şöyle bir yol ayrımıyla kalakalıyoruz:ya bu tür kavramların içinin boş olduğunu, her isteyenin, istediği biçimde bunları kullanabileceğini kabul edeceğiz, yada bunların nesnel bir biçimde ve bir amaç gözetmeksizin ne olduklarını dillendirmeye çalışıp,bunları anlamsız hale getirenlere karşı savaşım vereceğiz.Ben ikincisinden yanayım.Bu tür kavramların, aslında anlamları vardır ve bu anlamlar bir kez bulunup ortaya konacak olursa, bunlara dayanılarak yapıldığı iddiası taşıyan, fakat gerçekte, birtakım zulümleri ve zararları şirin gösterme amacına hizmet etmekten başka bir şey olmayan tüm işlere ve bu işleri sürdürenlere mâni olma olanağına sahip olacağız.Saygılarımla…

  4. 18 Ekim 2006 - 17:01 4.Tarık Y.

    Çağdaşlık; Atatürk’ün deyimiyle “muasır medeniyet seviyesi”nin yeni türkçe ile olan ifadesine deniyor…

    Bu kelimeyi kullananlar “dünyanın gittiği yön anlamında kullanılıyor..

    Eskiden asrilik denirmiş,şimdilerde “modernlik”le birlikte kullanılıyor..

    Cemil Meriç “aynı çağda yaşayan insanların hepsi çağdaştır” derken kelimenin anlamı üzerinde durmuş..

    ama bu, gereksiz bir duruş bence..

    Meriç,kastedilene odaklansa daha doğru olurdu..

    Dünyanın gittiği yön doğru mudur yanlış mıdır oda ayrı bir konu…

    Eğer çağdaşlık kelimesiyle dünyada güzel şeyler olmasına ve iyi giden şeylere vurgu yapılıyorsa olumlu anlamda kullanılabilen bir kelime,

    fakat günümüzde bir çok kelime gibi onunda içi boşaltılmış …

  5. 18 Ekim 2006 - 20:31 5.Ayşenur Bulut

    Üstad Cemil Meriç , benim de uzun zamandır tartışmasını ettiğim kavramlardan birini “çağdaşlığı” çok güzel izah etmiş;paylaştığınız için tşkler…

    Üstad belki de bir röportaj olduğu için kavramı teorik olarak ele almış,aslında bu kadarı bile yeter.Nelerin “çağdaşlamaya” girdiğine dair birkaç örnek vermek de bu kavramın ne kadar rezil,adi ve katil bir kelime olduğunu ispatlayacaktır.Mesela bir tanesi kılık kıyafette beklenen “uygarlık”.Kadın erkek farketmez -daha çok kadın için- tesettürün ihlali ve moda denen illet bir çağdaşlaşma modeli !

  6. 19 Ekim 2006 - 04:35 6.Suat Öztürk

    Tarık Bey,,

    “Muasır medeniyet seviyesi” ne demek? İşte burada kavramın içinin boşaltıldığını görüyoruz ki Meriç de zaten bundan şikayet ediyor. Bu hiçbir anlamı olmayan tek yönlü bir bakışı yansıtan değerlendirmedir.

    Modernite de kullanılmamalı. Çünkü modernite salt modern oyuncaklara sahip olmak demek değil, bir yaşam felsefesini de içeriyor. Üstadın da dediği gibi yegane tasnif endüstrileşme olmalı. Çünkü bir değer ifade eden bir kavram değil endüstrileşme.

    Modernizm pek çok yönü ile benim medeniyetimden çok çok aşağıda değerleri içeriyorsa ben onu niçin ulaşılacak bir ideal olarak göreyim?

    Teşekkürler katkınız için, hürmetler..

    Ayşenur hanım,

    Sağolun güzel yorumunuz için. Düşüncelerinize katılıyorum.

    Üstad “önce kelimelerden başlamalıyız” demiş. Yani kelimelerle ifade edilen kavramlardan. Bu çok önemli. Çünkü bu kavramlarla konuşuyor, bu kavramlarla düşünüyoruz.

    Hürmetler..

  7. 21 Kasım 2006 - 00:04 7.irtica

    çağdaşlık beni sıktı.çağa yön verenlere uyanmak zorunda mıyım?uymazsam çağdışı mı oluyorum?tamam çağ onların çağı.bir zamanalar avrupalı zenginler evlerinde şark köşesi bulundururlarmış.çağ bizim çağımızmış o zamanlar.şimdi de onların.

    bir de çağdaş bilim var.az önce hürriyet gazetesinde bir yazı okuyordum.( http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/5469091.asp?yazarid=39 )

    tabi imamhatipli olarak incindim.çağdaş eğitim temel olarak akıl ve bilimi temel alırmış.tabi bilim yanılmaz ya.akıl ve bilimi temel alan bu eğitim sisteminin dini motifler taşıması yada dinle birlikte verilmesi yanlış olurmuş.bu yüzden de imamhatipler gereksiz olduğu gibi bir de çağdışıymış.yahu o zaman dinde çağdışı oluyor.zaten kendisi vahyi akıl dışı,bilim dışı bulduğunu yazısında da söylüyor.

    vahye dayanan din akla dayanan bilime engelmiş.çünkü vahiy inanan için akıldan değerliymiş.bunları biliyoruz da vahyin bilimi engelleyen bir yönü olsa bu sözlerde bir geçerlilik bir haklılık arardım.ancak vahiy bilime engel değil ki.

    sonra yazar yine çağdan bahsediyor ve imamhatiplerin aklına sokulan bir kaç çağdışı şeyi aktarıyor.

    mesela anayasanın islam kurallarına dayanması çağdışıymış.

    yahu bu ne demek?

    tamam hristiyan ve yahudi egemen bir dünyada olabiliriz.ama bu kadarda olmaz ki.siz laik olabilirsiniz.fakat islami yönetim sistemini çağdışı bulmanız islamı da çağdışı bulmak değil midir?benim dünyamdan bakıldığında da laiklik çağdışı.nasıl olacak şimdi?

    sonra kadınların örtünmesini destekelemekte çağdışımış.hadi bakalım ayetide çağ dışı etti bu herif.kaçıncı asırda moda olacak bu örtünme.ona göre beklesek.

    kız ve erkek çocukların biribirinden ayrı eğitim almasıda çağdışıymış.

    haremlik-selamlık uygulama çağdışıymış yani.bugün tayyip erdoğanda bu türden şeyler söylüyordu gerçi.bu adamların mantığının almadığı her şey çağdışı oluyor.bugün ahmet taşgetirenin bir yazısını okudum.kamuoyuda babanızın malı mı? diye soruyor.daha önce gazetecileri “köşeler babanızın malı mı ?” diye eleştirdiklerini belirtiyor.bu seferde böyle eleştiriyor.sonra da diyor ki:”basını elinize almışsınız.gazetelerinize tvlerinize aynı türden insanalrı sokmuşsunuz.aynı türden düşünceleri seslendiriyorsunuz.sonra da kalkıp herkesin sizin gibi düşündüğünü zannediyorsunuz.” tabi o tam olarak böyle dememişti.anlam olarak yaklaşmaya çalıştım.zaten o daha veciz ifadeler kullanmuştı.sonsaniye.net’ten o yazıya ulaşmanız mümkün.

    konuya gelelim.şimdi bu adamlarda böyle.her şeyi kendi pencerelerinden değerlendirip buna göre genel yargılara varıyorlar.bir de bu yargılarını bize dayatıyorlar.

    bakın bugün haber 7 yi bile bir başörtülünün sunduğunu düşünmek zor.biz bile yadırgarız,garipseriz.ekranlarda kapalı bayan pek göremediğimiz için o görüntüye alışık değiliz.fakat sokaklarda görüyoruz.en önemlisi evimizde,ailemizde görüyoruz.ama ekranda grüsek yadırgarız.çünkü kafamızda şekillenen haber spikeri farklı.

    kafanızda bayan bir haber spikeri canlandırın desem bir çoğumuz boyalı,cilalı türden bir bayan canlandır.çünkü gözler ona aşina.

    işte bu olaylarda böyle.adamlar aşina olmadıkları şeyleri yadırgıyor.bizden de aynısını bekliyor.yok öyle.

    ve bu yazara göre türkiyenin islam dünyasının bir parçası olması gerektiği görüşüde çağdışı.buna yorum yapmıyorum.bu adama göre kabe çağdışıdır,paris çağiçi.yani paris in mekke out.anlayışı bu belli.

    alkolün ülkede yasaklanmasını savunmakta çağdışılıkmış.peki cinayetin önlenmesini savunmakta mı çağdışı?

    ne alaka diyecekseniz değil mi?sanki içkinin kişisel,ailesel,toplumsala zararlarını görmezden gelipte mi konuşacağız.yahu bu içki siyasal simge olmuş.laikliğin simgesi.daha doğrusu islama karşılığın simgesi.çünkü bizimkilerin anladığı laiklik

    laiklik=anti islam.

    ne diyelim sonumuz hayırlı olur inşallah.

    bir not düşeyim.

    son günlerde kişisel bloglar herkesin dikkatini çekiyor.özellikle yazarların ..vs.bence bazı yazarlar kişisel siteleri özellikle gezip onlardan esinlenerek yazılar yazıyorlar.internetten tüm gazeteleri takip ediyorsanız bu yöndeki eğilimleri görürsünüz.

  8. 10 Mayıs 2007 - 20:01 8.örsan rutkay alat

    üstad’ın fikirlerine katılmamak mümkün değil.bence çağdaş sıfatı olumsuz bir sıfattır.çünkü,birçok yönden çağımızdaki kötülük,haksızlık ve adaletsizlikler diğer çağlardan daha fazladır.tabii yine de çağımızın ve çağdaşlığın az da olsa iyi yanı vardır.ama kötü yanları iyi yanlarından fazladır.
    artık daha fazla sayıda insan çağdaşlığı sorguluyor.öyle ki,çağdaşlığa tamamen inanan bir toplum olan alevi toplumundan gelen insanlar bile-mesela reha çamuroğlu ki birçok görüşüne katılırım- artık çağdaşlığı sorguluyor.reha çamuroğlu’na göre aleviliği çağdaşlıkla tanımlamak,aleviliği çağın cürümlerine ortak etmek olur.
    ismet özel’in çok güzel bir sözü var bu konuyla ilgili,diyor ki müslümanlara yöneltilen çağdışı suçlaması,müslümanların çağın çirkefinin dışında kaldığını vurguladığı için aslında iltifattır.
    atatürk’ün bir sözü vardı,”ben onlara değil onlar bana uysun” diye,yalnız kimi kastettiğin unuttum şimdi.o zaman ben de diyorum ki ben çağa değil,çağ bana uysun,çünkü ben çağdan daha değerliyim.

  9. 12 Mayıs 2007 - 13:31 9.Malik

    Sanat kutsal bir yalandır….
    Çağdaşlık ve sanat arasındaki kurdukları sağlam köprünün temellerini atan oryantalist köpekler sanatın arkasına sığınarak biz Çağdaşız demekteler…

    ve güzelim insanı çağdaşlık diye soyuyorlar(ayıp ama yazcam)
    onları şekilden şekile sokuyorlar bizi dinimizden imanımızdan ettiler ve adına çağdaş dediler.
    önce batılılaşma dediler tutmadı
    modernleşme dediler oda tutmadı
    olmadı çağdaşlaşma koydular galiba tuttu bu…
    gelelim türkiyenin bu çağdaşlaşmadan aldığı nasibine
    kendisine tecavüz eden zorbaya aşık olan aptal kız rolünü üstlenmiş…
    inan bunları yazarken çok utandım rengim değişti ama başka türlü anlatamıyom ki…

  10. 12 Mayıs 2007 - 14:29 10.Berk-o

    toplumları köklerinden koparmak, öz kültürlerine inançlarına yabancılaştırmak, sömürünün bir başka boyutunu yavaş yavaş toplumlara enjekte etmek için uydurulan kelimelerden birisi çağdaşlık.

    etkili uslübu ile çağdaşlığın ne olduğunu belirten büyük insan C.meriç e rahmet ve saygılar.

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...