Tarih Suat Öztürk - 01 Ekim 2006 04:00 pm

Osmanlı, Milli Marş ve “Ayıp”

Akşam’da yazan Engin Ardıç alem bir adam. Bazen iyi yazılar yazıyor. Bazen de bir güzel saçmalıyor.

Toptancı olmadığım ve çoğunlukla yazana değil yazılana baktığım için Ardıç’ın yazılarına da o gözle bakarım. Bugünkü yazısına da aynı şekilde baktım. Bazı ayrıntılar hariç büyük bir kısmına katıldığım yazısında, ilginç noktalara temas etmiş Ardıç.

Bir gazete -ramazan ayında pırtlak gibi çoğalan- ramazan sayfasında Osmanlı Devleti’nin milli marşı olmadığı için yabancı ülkelerde katıldığı törenlerde tekbir getirdiğini yazmış. Ardıç, hangi gazetenin bunu yazdığından bahsetmemiş; o yüzden yazının ayrıntılarını bilmiyorum ve tabi bunu ne şekilde lanse ettiğini de.

Ardıç, birçok kişinin Osmanlı’nın bir milli marşı olmamasını ayıplayacağını söylüyor, ama ardından da bunun normal olduğunu, çünkü Osmanlı’nın bir “milli devlet” olmadığını hatırlatıyor.

Ardıç, yazısının devamında “Milli Marş” kavramının Osmanlı’ya ancak Batılılaşma süreciyle birlikte girdiğini fakat bu marşların o zaman dönemlerle ve padişahlarla birlikte değiştiğini söylüyor. İkinci Mahmud devrinde Mahmudiye Marşı, Abdülmecid devrinde Mecidiye Marşı, Abdülaziz devrinde Aziziye Marşı, Abdühamid devrinde Hamidiye Marşı gibi…

Engin Ardıç şöyle devam ediyor:

Bunda da şaşılacak bir şey yoktur. Üçüncü Napoleon, annesinin, yani eski imparatoriçe Josephine’in kızı Hortense’ın gençliğinde bestelemiş olduğu bir aşk şarkısını, hem de 1852 yılından 1870 yılına kadar tam on sekiz sene, Fransız milli marşı yapmıştı: ‘Partant pour la Syrie’… Suriye’ye Giderken… Marşta, ortaçağda haçlı seferine giden bir şövalyenin sevgilisiyle vedalaşması anlatılıyordu.

Eh, bugün söyledikleri ünlü Marseillaise marşında da ’saf olmayan bir kan tarlalarımızı sulasın’ cümlesi yok mudur? Qu’un sang impur abreuve nos sillons.. Utanmadan da ilericilik ve demokratlık taslıyorlar.

Beğenmediğimiz Osmanlı hiç olmazsa bunu yapmadı.

Bunları kaç kişi biliyor bilmiyorum ama “geçmiş” yargılaması çok ucuz argümanlarla yapılıyor bizde. Bu topraklara has birşey mi bu bilmiyorum. “Milli marşı yok” diye Osmanlı’yı ayıplamak, aynı zamanlardaki örnek alınan ülkenin marşının sözlerinin, kendi medeniyetini aşağılayıcı sözlerini görmemek/görmezden gelmek ilginç bir ruh yapısı herhalde.

Geçmişe dair ne varsa tukaka etmek, adeta geçmişinden tiksinmek, yenilgiyi kabul etmek daha da kötüsü bu yenilmişliğin sebebi olarak kendi medeniyetini görmek. Bunu bayrak edinenler var bu topraklarda maalesef..

Etrafımıza bir bakalım; gazete köşelerinden, “çağdaş” sivil toplum kuruluşu yöneticilerine, rektörlerden, kuvvet komutanlarına kadar herkes menşeinden farklı ve artık gerçekten zamanı geçmiş pozitivizm hastalığına tutulmuş. Zaman zaman nöbetlerini izliyor okuyoruz, şaşırıyor, hem onlar için hem de ülkemiz için üzülüyoruz.

Konuyu dağıtmayalım ve yazıya devam edelim. Ardıç daha sonra sözü “İstiklal Marşı”mıza getirmiş:

Haaa, İstiklal Marşı, ya da maç anlatan oğlanların deyimiyle ‘ulusal marşımız’ mı?

‘Korkma’ diye başlar, içinde üç kere Hakk, bir kere de Hüda, yani Tanrı kelimesi geçer ve prozodisi bozuktur, yani sözlerle müzik arasında uyum yoktur. Onun için ortaya ‘larda yüzen al sancak’, ‘nim milletimin’, ‘layacak o be’ gibi laflar çıkmıştır.

Daha önce de çok yazdık, beş kadar alternatif İstiklal Marşı adayı vardı ve sonunda bugün de söylediğimiz Zeki Bey’in bestesi kazandı çünkü bestecisi Latife Hanım’dan torpilliydi.

Beğenmediğimiz Osmanlı hiç olmazsa bunu yapmamıştı.

İstiklal Marşı gibi çoğunlukla kamusal alanda okunan bir marşta geçen anti-laik kelimelerin incelenmesini İzlenimler ‘e bırakalım. Zira Fethi Bey, o nezih üslûbuyla bu konuda çok güzel şeyler yazıyor. Hatta İstiklal Marşı’nın yerine “Onuncu Yıl Marşı”nı ikame etmeyi öneriyor ki laik bir devlet olma iddiasındaki ülkemiz için son derece yerinde bir öneri.

Bu ağlanacak halimize güldükten sonra sadede gelelim.

Acaba Osmanlı’yı “milli marşı yok” diye küçümsemek mi ayıp, torpilli besteyi marş olarak kabul edip ‘larda yüzen al sancak’, ‘nim milletimin’, ‘layacak o be’ gibi sözlerin ortaya çıkmasına neden olmak mı?

Karar ehl-i insafın..

Popularity: 81% [?]

“Osmanlı, Milli Marş ve “Ayıp”” icin yapilan 11 yorum var.

  1. 01 Ekim 2006 - 18:29 1.Bora

    Çok iyi bir analiz, elinize sağlık Suat Bey.

  2. 02 Ekim 2006 - 08:00 2.Murat Koçak

    Bu kadar güzel yazılmış bir Milli Marşa, bu bestenin yakışmadığı ve iğreti durduğu açık. Osmanlıda kullanılan mehter marşlarının milli marş işlevi taşıdığını düşünüyorum.

    Engin Ardıç’ta ilginç adam ne zaman ne yazacağını kestiremezsiniz ama kendisini okutmayı her zaman başarır.

  3. 02 Ekim 2006 - 14:22 3.Suat Öztürk

    Murat Bey,

    Hoşgeldiniz, Merhum Akif’in o güzel muıralarına gerçekten bu müzik yakışmıyor.

    Gerçi ellerinden gelse gözlerini kırpmadan onuncu yıl marşı ile bunu değiştirirler ama cesaret edemiyorlar -şimdilik..

    Hürmetler..

  4. 03 Ekim 2006 - 12:00 4.Can

    Sayın Öztürk

    Ortaokul talebesi idik.Bir gün okulumuza MTTB ‘Milli Türk Talebe Birliği) üyesi üniversite öğrencileri geldi.Sabah içtimasında bine yakın öğrenciye bir saat süren bir konuşma yaptılar.Konuşmanın konusu gomonistlerin istiklal marşımızın bestesini değiştirmek için Rusya nın emriyle çalışmalara başladığını ama milliyetçi ve mukaddesatçı Türk gençliğinin buna imkan vermeyeceği idi

    Para için özgürlüğü terkeden ve altın kafeslerde tüneyip geçmişi irdeleyen ,o zaman ki şartları göz önüne almadan,ardıç kuşlarını referans almanızı yadırgadım.

    Bence gözlerinizi milliyetçi ve mukaddesatçı kesime çevirip onları yargılayın.

    Selamlar

  5. 03 Ekim 2006 - 13:43 5.Suat Öztürk

    Can Bey,

    İlginç bir ayrıntı.

    Daha ilginç olan da şu: Aynı konuda ben de bir başka yerde (Sanırım Sezai Karakoç) komünistlerin İstiklal Marşının sadece bestesini değil komple değiştirme amacında olduklarına dair rivayetler dolaştığını okumuştum.

    Aslı olup olmadığını bilmiyorum. Böyle söylentiler her zaman olur.

    Konjektür insanlara neler yaptırıyor. Bugün bir Türk Solu dergisi aldığımızda Türk milliyetçiliği üzerine ne akla hayalen gelmeyen şeyler yazılmış olduğunu görüyoruz. (Milliyetçilik dediniz de ondan aklıma geldi Türk Solu)

    Engin Ardıç konusunda ben düşüncelerimi zaten yazımda açıkladım.

    “O zaman ki şartlar” demişsiniz, bu şartlar uluslararası konjektür gereği bir takım siyasal hamleler ile ilgili bir husus olsa amenna. O hallerde bir rezerv koyar, meselelere ona göre bakarız.

    İyi de Latife Hanım’dan torpilli bestenin marş olarak kabul edilmesinin “o zaman ki şartlar” ile nasıl bir alakası olabilir?

    Hatta bunu o şekilde kabul etmek “o zaman ki şartlar” kavramını fena halde kemalizm aleyhine doldurmuş olmaz mı?

    Geçmişi hataları ile sevapları ile bilebilmeli ve çocuklarımıza öğretebilmeliyiz. Kutsamaya da topyekün karalamaya da gerek yok. Bu Osmanlı için de böyle, Cumhuriyet için de.

    Sanırım bu ortak payda da buluşmamız zor değildir..

    Saygılarımla..

  6. 03 Ekim 2006 - 18:06 6.Tunç

    “O zaman ki sartlar”

    Bu söz gerçekten önemli. 1930′larin dünyasi bir tür kan/irk milliyetçiliginin tirmandigi yillar. Osmanli’nin “millet sistemi” ile alakasi yok tabi bu akimin.

    Meselâ Mimar Sinan’in mezarinin açilmasi, kafatasinin ölçülüp “türk irkina uygun” bulunmasi bile o dönemde herkesin ne kadar uçtugunu göteriyor! (Nitekim bu çilginlik sonunda 80 küsür milyon insanin ölümüne yol açan bir felakete kadar gitmis.) Bugün de çilesini çektigimiz PKK sorununun ayrilmaz bir parçasi bu irkçilik kanimca.

    “Kahraman irkima bir gül” gibi laflar ister istemez ermenileri, kürtleri “türk irki” kavraminin disinda birakiyor. Belki bazi yorumcular asiri hassasiyet gösterdigimi düsünecekler ama ara sira mutlu çogunluktan olmadiginizi farz edin derim. Kendinizi bir ermeninin yerine koyup düsünün. Veya Türkiye disinda bir ülkede yasadiginizi…Ister istemez irka referans yapan her sözden rahatsiz olacaksiniz.

    Istiklâl Marsi’nin sözlerine de müzigine de elestirel bir gözle bakabilmeli. Ama elbette bunlarin tartisilmasi bile Türkiye’de yasayan bir çok insani öfkelendirebilir. Bu simgelerin etrafinda olusmus bir tür fetisism var. Ilk okulda bize bir siir ezbetmislerdi “Bayragim, seni selamlamadan uçan kusun yuvasini bozacagim!” Elbette türkiye’de uçan kuslarin (yani türk kuslar) bayragi selamlamasi gerek! Yunanistan tarafindan gelen rum kuslar selamda kusur ederlerse yuvalarini bozmakla kalmayalim, ates bile edelim ;-)

    Belki bazi seyler için daha erken…“O zaman ki sartlar” hala bazi insanlarin zihninde yasiyor.

    Dostlukla

  7. 06 Ekim 2006 - 21:07 7.dilpusat

    Milli marşımız ya da kimilerinin ulusal marşı;

    -Yahu içinde bir tane bile TÜRK kelimesi geçmiyor böyle marş mı olur,

    -M.Akif zaten aslen Türk değildi.Arnavut adamın yazdiği marş bu kadar olur,

    -Adam gibi Türkçe anlaşılan ve içinde anti-Laik ifadeler(HAKK,HÜDA,Tapmak vs)olmayan bir marş yazılsın.Hatta grek yok yazılmş bir Onuncu Yıl Marşı’mız var.O daha iyi en azından yazan TÜRK,

    vesaire vesaire…

    Ne yazık ki bu müthiş şiire ki Akif’in”Allah bir daha yazdırmasın”dediği bu şiire ,Aruzla hecenin şahikalarının bulunduğu bu şiire tam manasıyla uygun bir beste yepılamamış,bütün bunlar yetmez gibi yukarda saydığım Faşist,tepeden inmeci zihniyetlerin yorum ve hakaretlerine maruz kalmış.

    ALLAH BU MİLLETE BİR İSTİKLAL MARŞI DAHA YAZDIRMASIN!..

    AMİN…

  8. 08 Ekim 2006 - 00:30 8.alafor

    suat aslında sıze tam olarak katılıyorum engın bey değişik bi yazar hatta entellükteil diyebılırız… bazen o kadar mantıklı ve akıl dolu şeyler yazıyorkı? ozellikle bu osmnalıda milli marşlar şeklinde yazdığı gibi… engin ardıç’ı devamlı takıp eden bır ınsan olarak osmanlı konusunda tamamen objektıf davrandığını ve bazıları gıbı bellı bır kesımın ıstediği şekilde deilde doğru bıldığını yazan bır gazeteci kimliğinde kendisi belkide bize farklı gelmesi bundan kaynaklanıyor olabılır… şu şarap ve alkol konusundada bıraz az yazı yazsa….

  9. 25 Nisan 2007 - 00:05 9.Mehmet Akif

    Tesadüf oldu bu siteye girmem ve kendilerini düşünen olarak tabir

    eden bir avuç Atatürk düşmanı var eğer bu millette bir daha istiklal

    marşı yazdıracak bir durum olursa o da solcuların yani Atatürk

    düşmanlatının yüzünden olacaktır.Tamam sol görüşlü olabilirsiniz ama

    lütfen Atatürk’ün arkasına sığınmayın Atatürk Hak’ı bilirdi Hukukuda ve

    sağ duğulu ve Müslümam bir insandı Tam bir Türk’dü Ama sol kesime

    bakın İslam’dan uzak Türk olmayan yaratıkla dolu amaçaları ülkeyi

    huzursuzluğa görürmek. Bu ülkede neden bütün pislikler sol kesimden

    çıkıyor…

  10. 25 Nisan 2007 - 11:47 10.Suat Öztürk

    Mehmet Akif Bey,

    “Bir Avuç Atatürk düşmanı”, “solcu” gibi etiketlerde bulunmadan önce yazıları anlamaya çalışmanızı öneriyorum.

  11. 02 Mayıs 2007 - 17:31 11.fizikci

    Mehmet Akif Bey’den daha ilginç olanlarına İzlenimler’de rastlamıştım. Yazıyı yanlış anlayıp (aslında hiç anlamayıp) ayar vermeye çalışan tipler. Fethi Bey bunlardan birine “senin gibi dostum olacağına aklı başında düşmanım olsun daha iyi” demişti. :)

    “Bütün pislikler sol kesimden çıkıyor” demiş. Sağ kesimden ne pislikler çıktı halbuki. Hem de pislikleriyle bazı çok temiz şeyleri de pislettiler.

Trackback This Post | Subscribe to the comments through RSS Feed

Yorum Ekleyin...