Vecdi Gönül’e teşekkür
Vecdi Gönül şöyle demiş:
Bugün eğer Ege’de Rumlar devam etseydi ve Türkiye’nin pek çok yerinde Ermeniler devam etseydi, bugün acaba aynı milli devlet olabilir miydi? Bu mübadelenin ne kadar önemli olduğunu size hangi kelimelerle anlatsam bilmiyorum, ama eski dengelere bakarsanız, bunun önemi çok açık ortaya çıkacaktır. Bugün dahi Güneydoğu’da verilen mücadelede bu ’nation building’de kendilerini mağdur sayanların katkısını, özellikle tehcir sebebiyle mağdur sayanların katkısını reddedemeyiz. O halde (Türkiye’nin) gerçekten çağdaş, medeni ve aydınlanmış insanların ülkesi olabilmesinde Cumhuriyet’in başlangıcındaki prensipler çok önemliydi.
Gönül’ün sözleri birçok insanı kızdırmış ve şaşkınlığa düşürmüş gibi görünüyor.
Şaşıracak birşey yok. Bırakın milliyetçileri, demokrat ve/veya liberal olarak adlandırılanlar da dahil ülkemiz entelektüellerinin hatırı sayılır miktarda bir kısmı Gönül’den çok farklı düşünmez. (*)
Bu toprakların entelektüellerinin -milliyetçi olmayanlarının bile- çoğu vatanseverdir ve pekçok vatansever bu sonuçtan -pek belli etmese, çoğu kez hoşnutsuzluğunu dile getirse de- dolaylı açıdan memnundur.
Gönül ile tıpatıp aynı düşünenler olduğu gibi bir de birkaç ton daha yumuşak düşüncede olanlar vardır.
Bu kişiler elbette tehcir/katliam ve mübadeleyi, vicdanen rahatlıkla kabullenilebilen bir süreç olarak görmezler. Yani vicdansız, acımasız, ırkçı değillerdir. Düşünceleri, “keşke olmasaydı ama olmuş bir kere; ayrıca, görüldüğü gibi şerde de bir hayır var(mış)” şeklindeki bir yaklaşımla özetlenebilir. Olanların vicdanî yükünü tarihin üstüne atarlarken, ortaya çıkan sonucu da aynı tarihin semeresi olarak görüp “enayiliğin alemi yok” der, golü hanemize yazarlar. (**)
Gönül’e kızmak ya da şaşırmak değil, teşekkür etmek gerek. Niçin? Pekçok kişinin içinde bulunan ama olumsuz sıfatlarla yaftalanma korkusu ile gizli tutulan düşünceleri açık yüreklilikle dile getirdiği için.
Tabii teşekkür, “iyi ki böyle düşünüyorsun, aferin” demek için değil, bu vesile ile daha gerçekçi ve samimi bir düzlemde tartışma imkanı sağlamak yönünde yapacağını umduğumuz tetikleme için.
(*) Eğer aksi olsaydı bunca zaman sonra hala aynı şeyleri konuşuyor olmaz, gerçekleri dünyanın bildiği gerçekler - kendi gerçeklerimiz diye ikiye ayırmak zorunda kalmazdık. Eğer entelektüellerimiz hakkındaki bu teşhis yanlışsa o halde daha zor -ve belki de daha doğru- bir soru ortaya çıkar: “Nasıl olur da bir ülkenin entelektüel kesimi yaşadıkları toprakların toplumuna, tarihini yapan/yazan dinamiklerine, siyasetine, kültür ve felsefesine bu derece etkisiz olabilir?”
(**) Vicdana değil de gerçek dünyaya ve onun işleyişine bakınca çok haksız bir bakış da sayılmaz. Bazı görüşlere göre, İttihatçılar imparatorluktan bir parça olsun kurtarmak için tehcirle Anadolu’yu geleceğe hazırlamışlardır. Ve bu süreç mübadele ile tamamlanmıştır. İsyan ve ayrılıkçılık korkusuyla şekillenen ‘vatanı kurtarma’ amacı, Ermenilerin ve azınlıkların Anadolu’da kalmalarının ülkeye yapacağı sayısız faydayı görmezden gelmeye yolaçmıştır.





4 comments
Ben tarihci degilim ama bir ara gerek yuzbasi Lawrence’in Araplar ile yaptiklarini yazdigi kitabini, gerek Arnold Toynbee’nin (burada tehcir icin kendisine yazdirilan ‘Blue Book’ ile bilinir) bizim hakkimizda yazdigi kitaplari okumustum. Bunlar internette acik olarak var, yani Ingilizce bilen icin sadece zaman meselesi bunlari okumak. O tarihlerde dillerine dikkat etmek, dediklerinin ‘irkci’ filan diye anlasilmasi gibi kaygilari da olmadigi icin dusunduklerini acikca yazabilmisler. Tarafsiz degiller (ozellikle Lawrence) ama tarafsiz olmadiklari zaman ‘bizim’ taraf olmadiklari da acik. O yuzden da faydali olabilir bunlari okumak.
Doguda olanlar icin bir sey demeyecegim. Batida olanlar icin Toynbee’nin gelip buralari dolastiktan sonra yazdigi bir kitabi var. Buyuk Taarruz’dan evvel basilmis kitap, tahmin de edememis o taarruzu becerebilecegimizi. O zaman isgal altindaki yerlerde gordugu ve kitabinda anlattigi manzaraya ve teshislerine bakarak o da mubadele veya benzeri bir ‘cozum’u ehven-i ser olarak gormeye egilimliymis diye anladigimi hatirliyorum. Benim dedigime bakmayin tabii, bayagi zaman gecti. Iste link su:
http://www.archive.org/details/westernquestioni00toynrich
Hazir link satiyorum, yukarkinden daha kolay okunan bir acik kitap linki daha vereyim. Yine Toynbee’den. Bu sefer Mondros’tan evvel yazmis ne olacak/olabilir Turkiye’de diye. Yukarida ima ettigim — ve simdi bize asagilayici gelen — bakis acisi orada da olabilir. Tabii o bakis acisina sahip insanlarin o zaman neler gorebildiklerini bilmek, onlarin o zaman muteber gorulen tahminlerini cok asan seyler becerdigimizi anlamak aslinda biraz da sevindirici oluyor. ‘Dogrusu’ diye degil, bugunkunden farkli bir kutuplasma icinde Turkiye’de kimseyi memnun etmek uzere yazilmamis bir kitap olarak tavsiye ederim. O link de su:
http://www.archive.org/details/turkeypastandfut00toyn
Teşekkürler kaynaklar için Bülent bey.
Sitenin eski hali olsa laf lafı açar, ne kadar milleyetçi olduğum ortaya çıkardı ama Allah’tan sıkıştıran yok artık pek :)
Arkadaşlar, Vecdi gönülü suçluyorsunuz fakat bir çevrenize bakın yunan ulus devleti nasıl inşa edildi,Türk ve müslümanlar katledilerek,yunanlılar dışında hiç bir azınlık tanınmıyor Türkler Müslüman yunanlı olarak tanınıyor,Makedon azınlığı ve Arnavut azınlığı tanınmıyor Ortodoks hıristiyanlık içinde eritilip yunanlilaştırma, yapılıyor.tarihe bakın Türkiyede Rum ve Ermeni olupta Türkiye ve Türklere ihanet etmeyen çok az azınlık mensubu görürsünüz ve fransaya bakın fransız ulus devleti inşa edilirken Breton ve Bask alman azınlıkları tanınıyormu? bu kadar safdilli olmayın
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: