Random header image... Refresh for more!

Vakit Gazetesi

Vakit gazetesinin yayın anlayışına olan bakışıma şu satırlar tercüman olmuş.

Böyle yaparak güya hizmet ettiklerini sanıyorlar ama müslümanlara ve onların haklarına zarar verdiklerinin farkında değiller.

Tıpkı benim bir ateistle (ya da antimüslüman bir t/deist ile) İslam ve mevcut -tarihsel de olsa- genel kabul görmüş evrensel insanî değerler üzerine tartışırken, bu değerlerin zaten İslam’ın özünde mevcut olduğunu, dinde zorlamanın olmadığını ve aynı bağlamdaki vesaire vesaireyi savunduğum sırada… Bir dini bütün, samimi müslüman kardeşimizin “esselamüaleyküm ve rahmetullah ve berekatühü” diye başlayıp “mürtedin katli vaciptir” diye devam ederek konuya gayet celalli bir giriş yapması ve münazara yaptığım islamafoba “bak gördün mü, boşa konuşuyorsun” dedirtmesi gibi.

(Öte yandan, “mürtedin katli” mevzuusu da burada cevaplanmış. O iş celalli arkadaşın bildiği gibi değil.)

44 comments

1 cAhiL cAn { 02.26.08 at 12:04 }

Dinde zorlama konusunda Karaman zorlama bir içtihadda (!) bulunmuş gibi geldi bana..
Bahsi geçen ayetin tefsiri; bir gayri müslimin zorla Müslümanlığa çağırılamayacağı değil miydi?
Yoksa Peygamberimiz (sav) zamanındaki münafıkların çıkar/korku yada tam kalplerine yerleşmemiş bir durumdaki hallerine vakıf olduğunda bu ayet mucibince zorla Müslüman (bizden) gözükmenize gerek yok gibi şeyler söyleyip namaz safından onları yolculamaz mıydı?
Benim öğrendiğim; İslam’a kendi hür iradesi ile girdikten sonra; İslam’dan çıkanın İslam’ı tahkir ve alaya alma cürmü işlemesinin karşılığı cezaya çarptırılmasıydı.Bu aynı zamanda İman ehlinin moralini bozan bir tutum olduğu için; münafıklar (itikaden kafir demektir) Peygamber döneminde ifşa edilmemişlerdir..
Ben cahil biriyim Suat Bey,
Tartışma adına yazmadım bunları, sadece kendimi burada test etmek istedim.
Vakit gazetesi zaman zaman aşırı fanatik çıkışlar yapıyorsa da, unutulan bir şeyi de hatırlatıyor gibime geliyor: Allah için sevmek ve Allah için nefret etmek.Bu iki duygu son nefeste bir Müslümanın kalbinde olmalı.Onlar da günahlarıyla sevaplarıyla başörtüsü ve İslam düşmanlarıyla kendilerince mücadele ediyorlar, diye düşünmekteyim.

2 Suat { 02.26.08 at 15:34 }

Abi,

Est cahillik değil de dinde zorlamanın olmaması gayet aklı başında bir yaklaşım. Münafıklar konusunda pekçok yerici ayet/hadis var bilindiği gibi. Münafıkları İslam’da tutan, müslüman gözükmelerine neden olan şey de zorlama değil, zamanın güçlenen topluğuna aidiyet hissiydi. Buna dair bir risk sezdiklerinde de ihanet etmekten çekinmediler.

İslamın, inanmadığı halde inanmış gibi görünmeyi, hele ki can korkusundan bunu yapmayı salık vereceğini düşünmüyorum. “İmtihan”ın ne anlamı kalır o zaman. Bence Hayrettin Hoca’nın açıklaması zorlama değil, İslam’ın da, imtihanın da ruhuna uygun.

Yine bilindiği gibi Hz. Ebu Bekir döneminde ‘irtidat’ olarak geçen vakalar müslümanlıktan rücü değil, İslam devletine zekat vermeyi reddeden kabilelerin ’siyasi isyanı’ idi.

Vakit camiasının (*) yayın çizgisini tasvip etmem mümkün değil. Elbette iyi şeyler de yazıyorlar ama mevcut çizgileri müslümanlara zarar veriyor, tam da İslam’ın suçlandığı hususlarda antimüslümanların eline koz veriyor. “Ahmak dost”luk gibi birşey.

Ayrıca yaptıkları genellemeler ahlakî değil, bir müslümana yakışmaz bunlar. Müslümanların bu tip haksız genellemeler üzerinden kazanılacak bir mücadeleye ihtiyaçları yok. Ahlaklı, erdemli, dürüst olmak gerek.

(*) Bazı yazarları iyidir ama, Selahattin Çakırgil gibi. Tüm vakit camiasını kasdetmiyorum.

3 cAn { 02.26.08 at 17:48 }

Suat Bey,
Karaman hoca’nınkinin zorlama olduğu fikrinde ısrarlıyım.Başka bir konuda yazı yazdığın için çok uzatmıyacağım.

Bediüzzaman Hz.leri : Kâfir ve mürtedin sahitligi caiz midir? sorusuna şu cevabı verir.

Mürtedin (Islâm’dan dönenin) vicdani tamam bozuldugundan, hayat-i içtimâiyeye (sosyal hayata) zehir olur. Ondandir ki, ilm-i usûlde, “Mürtedin hakk-i hayati yoktur……(Lem’alar, s. 174)

Ama şu vereceğim linki zamanın olunca mutlaka okumanı özellikle rica edeceğim.Müslümanlar modernizmin etkisiyle, İslamı hoş göstereceğiz derken, Buhari hadislerini yada bazı ayetleri ”tarihsel” diyerek te’vil gayretleri sapma olsa gerek. İşte link :

http://www.hilafet.com/kitaplar/hny/21.htm

Ayrıca : ”dinde zorlamanın olmaması gayet aklı başında bir yaklaşım. ” cümlene de itiraz ediyorum.Yaradılmış, Yaradanın ”dinde zorlama yoktur” mealindeki ayeti için; aklı başında bir yaklaşım deme hatasına düşme hakkı olamaz; olursa Yaradanı ve hükmünü kritize ediyor demektir.Bunu acele yoğun işleri olan Suat Bey’in dil sürçmesi olarak algılıyorum.

4 Suat { 02.26.08 at 18:02 }

Sevgili ağabey,

Ben onu ayet için değil yorum için söyledim. Dil sürçmesi diyelim.

Diğer konuda da ben ısrarlıyım.

Birisi dinden çıkacak. Sonra tevbeye davet edilecek etmezse öldürülecek?? Bu tehditi duyan kalben dinden rücü ettiği halde ölüm korkusu ile “tamam tevbe ettim” diyecek tekrar iman edecek, müslüman olacak.. Ve onun müslümanlığı sahih olacak. Bu nasıl bir iman? İmanın kalbi olduğunu dil ile ikrarın yeterli olmadığını her müslüman bilmez mi?

İslam’ın ölüm korkusu ile münafıklık yaptırtmayı salık vereceği düşüncesi benim İslam anlayışıma göre- ne kalben ne de aklen kabul edeceğim birşey değil. Kaldı ki, ayet çok açık bir biçimde ortada; “dinde zorlama yoktur..”

O dönemdeki durumu ise Hayrettin hoca güzel bir biçimde açıklamış.

Ben böyle düşünüyorum..

Hürmetlerimle..

5 Da Vinci { 02.26.08 at 19:33 }

Dinden dönenin öldürülmesini savunan birileri varolduğunu görmek ne yalan söyleyeyim beni şaşırttı. Aslında şaşırtmadı da böyle birinin gelip burada yorum yapıyor olması beni şaşırttı. Bu tip insalık dışı görüşlere sahip müslümanların varolduğunu elbette biliyordum ama bu tiplerin gelip burada yorum yapacağını aklımın ucundan bile geçirmezdim. Bu tiplerin gördükten sonra İslam’ın barış dini olduğunu söyleyenlere daha da bir üzülerek bakacağım. Çünkü bu görüşü Said Nursi savunuyorsa bu şunu gösterir. Bu görüş ekstrem ve çok ufak bir grubun görüşü değildir.

6 Suat { 02.26.08 at 20:07 }

Kur’an da mürtedin katline dair hiçbir ayet yok. Hadiste geçen de tamamen mürtedliğin (o zamanki) siyasi neden ve sonuçları ile alakalı. Konu hakkında uzun ve detaylı bir yazının linkini vereyim. Delilleriyle mesele izah ediliyor. Hayrettin Hoca’nın birkaç cümle ile özetlediği yaklaşımın açılımı sayılır:

http://www.kurannesli.info/bilgibankasi/yazi.asp?id=105

7 örsan { 02.26.08 at 20:13 }

Vakit gazetesinin zihniyetini savunmak mümkün değildir.Ama bu zihniyet sadece Vakit’te değil,başka bir çok müslümanda da vardır.
Bir yanda, “Dürüst ateistler de cennete gidebilir” diyen (Papa’nın) Hıristiyan zihniyeti,diğer yandan sadece gayrimüslimleri değil,(Şii,Alevi,Harici vs.) ezilen sınıf müslümanları da cehennemlik diyerek katli vacip ilan eden müslüman zihniyeti.İşte iki dinin zihniyet farkı.

8 Suat { 02.26.08 at 20:25 }

@Örsan,

Bir yanda, “Dürüst ateistler de cennete gidebilir” diyen (Papa’nın) Hıristiyan zihniyeti,

Sizi okuyan da Pavlus Hristiyanlığını halim selim bir din sanacak. Yahu Vatikan vaftiz olmayan bebeklerin bile cehennemlik olduğu kaç yüzyıl canla başla savundu, bunu reddenleri nasıl işkencelerle öldürdü haberiniz var mı? Ya da 100 yıl savaşları niçin oldu, niçin sayısı hesaplanamayacak kadar çok insan Hristiyan mezhep savaşlarına kurban gitti?

Bilemesek yiyeceğiz.. “İki dinin zihniyet farkı” imiş.. Peh.

İslam’a vurmak için ne çok bahane arayan var. Ama daha sağlam argümanlar ile gelin, böyle ucuzları ile değil.

9 Suat { 02.26.08 at 20:35 }

Ayrıca burada konu İslam değil, Vakit gazetesi, Yani bazı müslümanlar. İslam=müslümanlar olmadığı gibi, Hristiyanlık=papa da değil.

İslam’ın 1400 yıllık pratiği de diğer dinlerle kıyaslandığında kıyası kabil olmayacak derecede temizdir. Sidik yarıştırmaya hacet yok. Konuyu saptırmayalım.

10 cAn { 02.26.08 at 21:48 }

Suat Bey,

Önce verdiğin linkte şu paragrafa işaret edersek : Çoğunluğun görüşünde, dininden dönenin hayat hakkı yoktur; yani mürtedin cezası ölümdür. Bu hükmün, özellikle günümüzde, basit anlamda ‘inanç değiştirmiş’ kişileri de kapsayıp-kapsamadığı sorusu ise sarih bir şekilde cevaplandırılmamıştır.

Zaten günümüzde İslami bir devletten (sünni) söz edemediğimiz için; yukardıdaki satırlara cevap aramanın da pek bir anlam ifade etmeyeceği açıktır.

Yine bu paragrafda oldukça düşündürücü : ”Bu nedenle, Hz. Peygamber, ’siyasi’ bir karar vererek, böyle yapanların öldürülmesi emrini vermiştir. Hadisin asıl bağlamı bu olmalıdır ve bu bağlam, bu öldürme emrinin, inanç değişimi yüzünden değil, siyasi nedenlerle verildiğini kanıtlamaktadır.’’

Hz.Peyganber (sav) için Kur’an ”O kendi heva ve hevesinden söylemez’’ buyurarak Peygamberi din şarii ilan ederken; tipik günümüz anlayışına uydurulmuş ‚’siyasi’’ bir uygulama yaptı derken; sanki dinsel kaynağa dayanmayan, ( politik/kişisel) mı denilmek isteniyor?

Zaten makalede : Bütün bu örneklerden anlaşılabileceği gibi, ‘dinden dönme’ hadisesinin tarihsel örneklerinde ’siyasi’ nedenler etkili olmuştur.’’ denilerek tarihsel hükümler saçmalığı kendisini göstermiştir.

Dinde zorlama meselesine gelince, lütfen Bakara: 256 ayet tefsirini en azından merhum Elmalılı tefsirinden ’’fitne yoksa dinde zorlama yoktur’’ konusu etrafındaki açıklamaları okumak gerek.

Bu durumda şartları vaki olduğunda, muhsan birine 4 şahidle zinası tesbit edildiyse hadd (ölüm cezası), hırsızın elinin kesilmesi, haksız yere adam öldürenin kısasen öldürülmesi, diyet, içki içenin sopayla dövülmesi..vs. şer’i (İslami cezalar) ve şer’i boşanma, cariye ve köle hukuku gibi İslami meseleler gündeme gelip biri bize sorduğunda onlara da verdiğin linkteki gibi (tarihsel, siyasi şartlar, günün koşulları) gibi cevaplar verenler İslamı mı anlatmış olacaklar, sorusunun cevabını düşünülmelidir.

Suat Bey, daha önce verdiğim linkte oldukça geniş malumat vardı.Buna rağmen ısrar ediyorum demişsin.Bediüzzaman hz.lerinden de nakletmeme rağmen..!

Sen-ben Hanefilerin en meşhur baş eseri, seyyid İbn-i Abidin gibi bir allameden alim olamayız.Olanlar Karaman gibi, kendi hevalarını içtihad eyleyenlerdir..Bu linkte de ayrıntılı okuyabilirsin.

http://www.islamisite.com/din/EmanetveEhliyet/index.html

Burada mürtedlerle ilgili verdiğin linkin iddiasının aksine hem ayet var hemde hadis.Çarptırmanın mantığı belli.

”MÜRTED İLE KAFİR ARASINDAKİ FARK
227 Mürted ile kâfir arasında çok önemli bir fark vardır. Şöyle ki: Mürted İslâm’ın Allahû Teâla (cc) indinde yegâne din olduğunu ve kudsiyetini bildiği halde; dünya menfaati, hırs, hased, kin veya bunun gibi duygularla İslâmı terketmiştir. Bu duygular, irtidat eden kimseyi mü’minlere karşı mâharib (savaş ehli) durumuna getirir. Zira irtidatla birlikte bütün ismet-i şahsiyetini kayıp etmiştir.(197) Gayr-i müslim olan kâfir ise, davete muhtaçtır. Zira İslâm dini hakkında doğru bir bilgiye sahip değildir. İbn-i abidin: “İrtidat eden ve muhârib durumuna geçen kimsenin öldürülmesi dinin muhafazası için zarurîdir. Zira dinin muhafazası maslahatların en üstünüdür”(198) hükmünü beyan etmiştir. Hanefi fukahası irtidat eden erkeğin öldürülmesinde, kadının ise hapsedilmesinde müttefiktir.(199) Çünkü kadın muharib (Savaş ehli) durumunda değildir. Bu noktada şu hususu da hemen kaydedelim ki; mürted olan erkek de derhal öldürülmez!.. Önce irtidat sebebi araştırılır, şüpheye düştüğü konular kendisine yeniden izah edilir ve mühlet verilerek tecdid-i iman’a dâvet edilir.(200) Bütün bunlardan sonra, yeniden İslâm’a dönmeyi kabul etmezse “mü’minlerin emirinin görevlendirdiği kimsenin (kadı’nın) huzurunda, gereken ceza uygulanır ve öldürülür. Zira Resûl-i Ekrem’in (sav): “Kim dinini değiştirirse onu öldürün”(201) buyurduğu sabittir.
228 Kur’an-ı Kerim’de: “Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak ölür ise, işte onların dünya ve ahirette amelleri geçersizdir. Kendileri de cehennem ehlidir. Onlar cehennemin ebedî sakinleridir”(202) hükmü beyan buyurulmuştur. Dolayısıyle herhangi bir kimse İslâm dininden döner ve o halde iken ölürse; (Müslüman iken yapmış olduğu) bütün amelleri mahvolur.(203) İslâm ulemâsı; insanları küfre sürükleyen konular üzerinde hassasiyetle durmuştur. Çünkü bir müslümanın (Allahû Teâla (cc) muhafaza buyursun) küfre düşmesi; imtihanı kaybetmesi ve ebedî olarak cehennemde kalmasını gerektiren fecî bir hâdisedir. ”

Anlaşılmayan bir konu da şu ki, tarihte irtidat edenler potansiyel İslam karşıtı olarak İslama karşı savaşırlar için değil, zaten bu Allahın dinine (çıkmak suretiyle) yaptıklarının bizatihi savaş açmak anlamını taşımasındandır.aynen faiz alanların Allah ve Rasulüne harp açmış oldukları ayeti gibi.

Zekat konusunda ise bir ferdin vermemesi sebebi ile değil, farziyetini inkar ederek bir İslami hükmü ortadan kaldırma mürtedliği söz konusu olduğu için mübarek halifeler onları öldürmüşlerdir.Reddediş yani..Bu isterse bir harfi, isterse bir farzı, isterse tümüyle İslamı reddedip dinden çıkmak olsun..

Sonuç olarak; Karaman meseleyi anlamış da, haşa halifelerden; Bediüzzamana, İbn-i Abidin hz.lerinden, Darakutniden, Beyhakiye, Ebu Davud’a kadar sayamıyacağımız (ra) insanlar anlayamamış mı?

Sizin Allahınız diyenlere bu tartışmamızdan vazife/malzeme çıkacağını biliyordum.Kendi köşelerinde Tanrının varlığına deliller için kıvrananların anlayağı şeyler değil ama ben buna rağmen ‚’’böyle birinin burada aslında hiç de saygı duymadığı bir alana - kabaca - maydonoz olmasını yine de anlayabiliyorum ve neden burada var bu tipler demiyorum..!Nede olsa burası kamusal alan değil, özgür düşünce platformu..
İslam hakkında zaten peşin önyargısı olanlara denilecek sözü Yunus Emre söylemiştir : ”Er yarın Hak divanında belli olur’’

11 cAn { 02.26.08 at 21:58 }

Suat Bey,
Sanırım bundan böyle yorumlarımla size sıkıntı olmayacağım!
Emaneten bakış görüş ettiğim malum siteye de, burada yorumlara da veda zamanı.
Benim gibi yobazlar, Da Vinci gibilerin neşesini kaçırmamış olur.Hem sonra bende ne çelik gibi sinir, nede ilim var her önüne gelenle tartışacak.
Bu zamana kadar bir kaç İslami meselede sizinle fikir alış-verişinde bulunduk. En son Hz.Ömer (ra) efendimizin ”ahkam” meselesinde yine bir düzlemde buluşamamıştık.

Sevgi ve saygılar; dualar baki..Allah cümlemizi iki cihanda mutlu kılsın, hidayet üzere emanetini alsın. Çocuğunuza da sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

Allah’a emanet olun.

12 Suat { 02.26.08 at 22:08 }

Sevgili Ağabey,

Hz.Peyganber (sav) için Kur’an ”O kendi heva ve hevesinden söylemez” buyurarak Peygamberi din şarii ilan ederken; tipik günümüz anlayışına uydurulmuş ‚’siyasi” bir uygulama yaptı derken; sanki dinsel kaynağa dayanmayan, ( politik/kişisel) mı denilmek isteniyor?

Hz. Peygamber tabii ki siyasi kararlar da vermiştir. Bunu görmezden gelemeyiz ki. Bu ‘dinsel kaynağa dayanmayan’ anlamına gelmez, sebep olarak gayet sarih bir sebep koymak anlamına gelir: “Siyasi isyan sebepli mürted öldürülür” gibi.. Ama bütüncül olarak İslami ilke sözkonusu olduğunda “dinde zorlama yoktur..”

Zaten makalede : Bütün bu örneklerden anlaşılabileceği gibi, ‘dinden dönme’ hadisesinin tarihsel örneklerinde ’siyasi’ nedenler etkili olmuştur.” denilerek tarihsel hükümler saçmalığı kendisini göstermiştir.

Tabii ki saçmalık deyip geçmek mümkün ama bu, verilen hükmün dayanağının -meselenin tüm boyutları gözönüne alındığında- siyasi nedenlerden dolayı gerçekleşmiş irtidatlar sonrası uygulanmış hükümler olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Verdiğim linkte hem nakli deliller hem de İslam’ın ve imtihanın ruhuna uygun bütüncül tavır, yeterince açık diye düşünüyorum. Ne yazsam tekrar olur..

Hürmetlerimle..

13 Suat { 02.26.08 at 22:13 }

Sanırım bundan böyle yorumlarımla size sıkıntı olmayacağım!

Abi est, o ne demek??

En son Hz.Ömer (ra) efendimizin ‘’ahkam’’ meselesinde yine bir düzlemde buluşamamıştık.

Bir düzlemde buluşmamız şart değil. Çoğulcu düşünce böyle olur zaten.. Bu diyalektik her dönemde olmuş sağlıklı değişim böyle olur.

Sinir sağlamlığı konusunda ben epey kaşarlandım buralarda. İnternet ortamı böyle, sağlam durmak gerek. Ben daha neler duydum, ne tartışmalara katıldım, leblebi çekirdek bunlar.

Sevgi ve saygılar; dualar baki..Allah cümlemizi iki cihanda mutlu kılsın, hidayet üzere emanetini alsın. Çocuğunuza da sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

Bilmukabele.. Ama katkılarının devamını istirham ediyorum..

Hürmetlerimle..

14 Muzaffer Kazim { 02.26.08 at 23:10 }

Merhaba;

Gerci iki ay burada yazAmayacagimi bildirmistim, ama konuyu okumustum ve bugün bir medrese tedrisinden gecmis degerli bir büyügüme sordum.

Ondan anladigima göre; Islam hükümlerini uygulayan, ser´i bir yönetimde, Mürted´in hükmü Hayreddin Karaman hocamizin tevil ettigi gibi degil.Ama “mürted” sifatini haiz olmak icin de cok ince ve detayla aciklanmis izahlar var. O sözleri söylememisse; dinsiz herkes mürted degildir. Ama hocamizin günümüz sartlarina göre verdigi cevap islam devleti olmadigi icin dogru denebilir.

Keske konuyu yazmadan evvel “mürted”in fikhi izahina dair bir kücük arstirma yapsaydiniz (Affiniza siginarak yazdim). Islam devletinde, islami kanunlar cercevesinde yasayan ve gönüllü olarak”müslüman” kimligi tasiyan kisinin irtidadi baglaminda, hüküm Karaman hocamin tevili gibi degil, anladigim kadariyla.

BU GÜN ÖGRENDIKLARIMDEN KISA NOTLAR:

1.Bi´da-i Hasene ile Müstahsen arasindaki farklari bile bilmiyormusum maalesef

2.Filistinli sözkonusu grubun Hizbullah ismini tasimaya (fikhen) hakki olmadigini da ögrendim.

Saygilar

15 Da Vinci { 02.27.08 at 00:03 }

Şamil İslam Ansiklopedisi

************************************************

Mürtedin Cezası

Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: “Dinini değiştireni öldürün” (Buhârî, Cihâd, 149).

(…)

Allah’a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah’a ve rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (İbn Kudame, a.g.e., 125 vd.)

(…)

İslam’da mürtedin öldürülmesinin hikmeti

(…) Kim İslâm’a girer, onun hakikatini kavrar, onun ruhî zevkini tadar ve sonra da ondan dönüp irtidad ederse apaçık delilleri inkar ederek, hak ve mantık ölçülerinin dışına çıkmış olur.

İnsan bu duruma geldiği zaman, çöküş derecelerinin en aşağılarına düşmüştür. Böyle bir insanın hayatının korunmasının hiç bir geçerli sebebi yoktur. Çünkü onun hayatında ulaşılması gereken ne yüce bir gaye, ne de şerefli bir maksat kalmıştır.

(…)

İslâm’dan çıkıp irtidat etmek; ihanet ederek ona baş kaldırmak ve parçalayıp yok etmeye azmetmektir. İslâm toplumunu bu tür bir tehlikeden korumak için önlemlerin alınması kaçınılmazdır. Bunu önlemek ise, beşerî sistemlerin de uygulamak zorunda oldukları gibi ölüm cezası vermeye bağlıdır.

************************************************

Ölüm cezasının hikmeti bile varmış bakasanıza :)

Barış dini İslam bu mudur? Zorlama olmayan din bu mudur? İnsanlara seçme özgürlüğü veren din bu mudur? İnsanların özgür iradesi olduğu söyleyen Tanrı’nın dini bu mudur?

16 Suat { 02.27.08 at 04:59 }

Da Vinci,

Yukarıdaki (6.yorumda verdiğim) linkte izah ediliyor neyin niçin olduğu. Kur’an’da böyle bir şey yok. Baız uygulamalar dönemin siyasi isyanı ile alakalı. Müslümanların hatalı yorum ve uygulamaları ile İslam aynı şey değil.

Tekrar vereyim linki:

http://www.kurannesli.info/bilgibankasi/yazi.asp?id=105

17 arif { 02.27.08 at 08:16 }

Sabah siteyi okuduğumda üzüldüm. Can beyin konuyla ilgili yorumuna katılmasamda, fikirlerini istediği ortamda sunabilmesini savunur ve dinlerim. İslamın şeri boyutu düzen ile ilgili ve birbakıma siyasi içeriğide sahip. Hukuksal boyutda diyebiliriz. İnsanların doğrandığı bir dönemde İslami şeriatın o gün için çok insani olduğu şüphe götürmez. Orta çağ karanlığı altında ehli-kitap inim inim inlerken, müslümanlar medeniyet yaymakla meşguldü. Fırsattan istifade İslama kin kusup, farklı yorumlar üzerinden muaazzez bir dine saldırmaktansa, İslamın öze dair Tasavvufi boyutuylada tanışmak denenebilir. Bugün batıda modern insanın gönlünde doğan boşlukta, bu yoldan dolmaktadır. Doğuda zalim saldırganlık karşısında radikalleşen ezik ve öfkeli insanında, sekinet bulması bu sayede gerçekleşecektir. Can bey fikirlerinizi açıklamaya ve yorumlarınızı paylaşmaya devam edin. Bu tartışıp durulanların hangisinin doğru olduğuna hesap günü Allahın adaleti yeter. Lütfen fikirlere saygılı olalım. Edep Ya Hu…

18 Muzaffer Kazim { 02.27.08 at 10:53 }

Allah’a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah’a ve rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (İbn Kudame, a.g.e., 125 vd.)

önce tövbe etmeye cagrilir.Dün konustugum kisi bunu özellikle vurgulamisti.

19 Da Vinci { 02.27.08 at 13:08 }

Muzaffer,

önce tövbe etmeye cagrilir.Dün konustugum kisi bunu özellikle vurgulamisti.

Dün konuştuğun kişiye karşılık benim verdiğim kaynak. Ben işkembemden sallamış olsam tamam da ortada devasa bir İslam Ansiklopedisi var.

20 Suat { 02.27.08 at 13:08 }

önce tövbe etmeye cagrilir.

Bu da siyasi bir eylem olarak ceza verilmesi gerektiğinin bir kanıtı. Bu, “ben isyan ettim, savaş halinde bulunduğunuz karşı tarafa geçtim ama pişmanım” demekle eşdeğer.

Yoksa ‘inanc’ın kalbî olduğu bilinmez mi? Hiç ölüm korkusundan dil ile yapılmış ikrar sahih olur mu? İslam böyle ikiyüzlüğüe izin verir mi? İmtihan ne demek madem? Gayri müslim neden yırtıyor? Onlara neden hayat hakkı var? Tebliğ edildiği halde “hakikati kavramayan” ile önce dine girip sonra da “hakikati kavrayamadığı” için geri çıkan arasında ne fark var ketagorik olarak? Ayetlerde mürtedlerden bahsederken de gayri müslümlerden bahsederken de aynı şeyler, aynı vaitler söylenmiyor mu?

Hayret ediyorum İslam gibi mükemmel bir teolojik çatıya sahip, hoşgürülü bir din nasıl böyle yorumlanabiliyor? İslamın münafıklığa izin vereceği nasıl düşünülebiliyor? Haşa İslamın, inancını kalbinden söküp atan -belki de hiç girmeyen- birisinin ölüm korkusuyla iman ikrarına ihtiyacı mı var? Bunun siyasi bir mesele olduğu o kadar belli ki aksi nasıl savunulabiliyor anlayamıyorum.

İman dille edilmiş tevbe ile geri kazanılmaz, hele ölüm korkusuyla hiç kazanılmaz, ancak ve ancak kalben mukni olmakla kazanılır.

Ben tarihselci değilim ama tarihselliği kökten reddedenlerden de değilim. Kökten reddedilirse işte bu gibi durumlar ortaya çıkıyor.

Neyin din, neyin dönemin siyasi meselelerinin yansıması, neyin gelenek, neyin kültür olduğu husus çok önemli. Bunlar fena halde birbirine karışmış durumda. Ama bu tür tartışmaların o bakımdan faydası var. Bu diyalektik, sağlıklı değişim ve intibak için gerekli.

21 Da Vinci { 02.27.08 at 13:54 }

Hadislerin yeniden gözden geçirilmesi ve yorumlanmasıyla ilgili ilginç bir haberle karşılaştım BBC’de. Türkçe haber sitelerinde görmedim bu haberi. Bunun faydalı bir girşim olacağını düşünüyorum.

22 Mehmet Yilmaz { 02.27.08 at 14:39 }

S.A.

5 dk önce bir yazi girdik yayina, konuya yeni açilimlar getirebilir umuduyla bas tarafini sunuyorum.

ALLAH’a emanet olun.

Günah işleme özgürlüğü

Değerli dostumuz Mustafa Akyol Star Gazetesi’de şöyle yazmış:

“[…] bir 20. yüzyıl patolojisi olan ‘totaliter İslam’ın neden yanlış olduğunu iyi anlamak ve anlatmak, açık ve çoğulcu toplumu kabul eden, insanların ‘günah işleme özgürlüğünü’ tanıyan bir Müslüman perspektif sunmak lazım. Din elbette ‘tebliğ’ edilebilir, ama empoze edilemez. Edilirse de zaten bir anlamı olmaz […].”

Gerçekten de yobaz laiklerin insanları devlet eliyle, zorla “çağdaşlaştırma” çabası ne kadar sorunluysa kimi “İslamcı” devletlerin vatandaşlarını zorla günahtan korumaya çalışması o kadar yanlış.

Dikkat edilecek olursa her iki yaklaşımın ortak noktaları var:
Yazının devamı :
http://www.derindusunce.org/2008/02/27/gunah-isleme-ozgurlugu/

23 Mr No { 02.27.08 at 14:52 }

Bu konuda İzlenimler’de bir laf etmiştim, sonra Suat Bey bana kızmıştı.

Yukarıda okuduğum kadarıyla Suat Bey’i anladım. Suat Bey’in ve Cahil Can’ın yorumları sonucunda şu çıkıyor: İslam alimleri bu konuda bir mutabakata ulaşmış değil. Suat Bey’in yaklaşımı naif,felsefi ve çağdaş ulemaya dayanıyor. (çağdaş derken contemporary,farklı anlaşılmasın).Can’ın yaklaşımı ise realist ve geleneksel ulemaya dayanıyor. Can şu konuda haklı, gösterdiği kaynaklar Hayrettin Karaman’dan daha iyi bilebilecek durumdalar.Özellikle şu yorum olayı açıklığa kavuşturuyor.

Mürtedin (Islâm’dan dönenin) vicdani tamam bozuldugundan, hayat-i içtimâiyeye (sosyal hayata) zehir olur. Ondandir ki, ilm-i usûlde, “Mürtedin hakk-i hayati yoktur……(Lem’alar, s. 174)

Bedüizzaman’ın bu yorumu fetih çağının bittiği bir dönemde , daha yeni 20. yüzyılda yapmış olması manidar. Suat Bey’in ifade ettiği gibi mürtedinin katlini açıkça emreden bir ayet yok. Ancak İslam’ın tek kaynağı Kuran değil.Hadisler, Kıyası Fukaha ve İcma-i Ümmet de var. İbre katl yönünde.

Can Bey’in dayandığı kaynaklara göre bendeniz misali insanların hakk-ı hayati yoktur. Can Bey’e adresimi vereyim, İslam’ın emrini yerine getirsin.

Bu ortamlarda Kemalistlere faşist , ırkçı vb diyenler önce kendi kitaplarını okusunlar, İslami uygulamaları tarihten öğrensinler. Kuranda kafirler, Hıristiyanlar ve Yahudiler hakkındaki hukumleri okusunlar. Ben-i Kureyza‘ yahudilerine ne olmuş baksınlar.

İlave: Da Vinci cesur adamsın.

24 Mr No { 02.27.08 at 15:00 }

Bu arada bu tartışmada şunu da ilave etmem lazım. her türlü ideolojik, dini oluşum hainlerini affetmez. Komunistler de kendi içlerinden çıkıp karşı tarafa çalışanları öldürüler, Hıristiyanlar da bunu yapmış(tır). Yahudiler de yapabilir. Müslümanların da savunma mekanizmalarını kullanmaları doğaldır, ancak burada Suat Bey’in in ifade ettiği gibi olay ulusal (ümmetsel demeliyim) güvenlikle akalalı bir durum değil. Can’ın ifade ettiği gibi dinden dönenin düşman sayılması durumu var, İslam düşmanlarına katılmasa bile.
Oysa şöyle bir durum var, misal bir Türkiyeli Müslüman dinden çıkmış olsa, ateist, Hıristiyan vs olsa bu onun ille de karşı tarafa-düşman hangisi ise- çalışacağı anlamına gelmez.

25 Muzaffer Kazim { 02.27.08 at 15:13 }

Da Vinci
Sizi itham etmedim, o cümle asiri olmus.

Suat Bey

Dinde zorlama yoktur

buna kimsenin itirazi yok. Konu mecrasindan sapmadan asil konuyla ilgili yorumumu da yapayim:

Tıpkı benim bir ateistle (ya da antimüslüman bir t/deist ile) İslam ve mevcut -tarihsel de olsa- genel kabul görmüş evrensel insanî değerler üzerine tartışırken, bu değerlerin zaten İslam’ın özünde mevcut olduğunu, dinde zorlamanın olmadığını ve aynı bağlamdaki vesaire vesaireyi savunduğum sırada… Bir dini bütün, samimi müslüman kardeşimizin “esselamüaleyküm ve rahmetullah ve berekatühü” diye başlayıp “mürtedin katli vaciptir” diye devam ederek konuya gayet celalli bir giriş yapması ve münazara yaptığım islamafoba “bak gördün mü, boşa konuşuyorsun” dedirtmesi

Böylesi bir tarz da, aslinda islamin ve müslümanin tarzi degildir.
Kafalara pat pat vurmaktir bu, bunu tasvip ettigim manasi cikarilmasin önceki yorumlarimdan.(1)

Simdi yasadigimiz toplum islam toplumu degil, devlet islam devleti degil, hos zaten adi islam devleti olmakla da islam devleti olunmuyor.
Böylesi bir durumda farzi muhal birisi (el kaide vs. ) mürtedleri katl etse, katildir, muhtemelen bunu yapan ebediyen cehennemliktir, cünkü ona o hakki ve o fetvayi verecek bir merci yok.(Tabii böyle bir örnek de asiri oldu, konu anlasilsin diye yaziyorum.)

Belki takip eden arkadaslar, Can Bey´in ve benim yaklasimlarimizi, “islama zarar veren yaklasimlar veya gelenekci vs ” seklinde yorumlayabilir.

Bu bakimdan (1) numarayi yazdim.
Islam hukuku diger dinlere uygulamadigi yaptirimi müslümana uygular, müslüman zaten bunu bilerek müslüman olmus kisidir. Her müslümanim diyen müslüman olmadigi gibi her dinsiz de mürted degildir.Benim anladigim; msl 200-300 senelik bir gecmisi olan bir islam devletinde uygulanabilecek bir hükümdür, farzi muhal bir gecis devresinde o devreye has bazi düzenlenemeler olurdu ve bu hüküm yine uygulanmazdi.

Allah´in rahmeti, islam diniyle tecelli etmisken bu rahmete zahiren ters gibi görünen seylerde bile cok büyük rahmetler vardir.Üstad 10 kisinin oldugu, bunlardan 9 unun cani oldugu bilinse, o on kisiye kiyilamaz, v.b seyleri yazmis.Böyle bir rahmet dini…

Hic kimsenin hic bir hukukuna tecavuz yoktur ama müslüman olana dinin yaptirimlari vardir, kabul etmezse girmesin bu dine.

Saygilar

26 Muzaffer Kazim { 02.27.08 at 15:21 }

İman dille edilmiş tevbe ile geri kazanılmaz, hele ölüm korkusuyla hiç kazanılmaz, ancak ve ancak kalben mukni olmakla kazanılır.

Bu dogru ama, söylediginiz baglamda yanlis, ben de yaptigim bazi cikarimlari müsahhas birkac örnege uyguladigimda hükmün benim kafmada yorumladigindan farkli oldugunu gördüm.

Hüküm neyse ben ona bakarim.
Hükümlerin hepsi akli de degil. Vahye dayanan dinin farki da burada zaten.

Suat Bey, bu konu polemik yapilacak bir konu degildi, affinizla ben musaade istiyorum. Hüküm verirken acele edilmemeli, cok arastirilacak seyler cikti.

Saygilar

27 zamansız { 02.27.08 at 15:40 }

vakit gazetesi sadece olduğu gibi davranmış.Sürekli bu şekılde yazıyor.

28 Suat { 02.27.08 at 17:13 }

No,

Kurayza hadisesinde yahudiler yaptıkları andlaşmayı bozmuşlar, ihanet etmişler ve kendi tuttukları hakemin kararına da razı olmuşlardır. Ortada anormal birşey yok. Neen beni Nadir’e bir şey olmamış da Kurayza’ya olmuş? Belaltını bırakın yanıltma yapmayın.

Diğer konuda da yazdım, Kur’an’da böyle bir emir yok, ilgili hadisin uygulama pratiği de siyasi olduğunu açıkca gösteriyor. Bütüncül olarak İslam öğretisine baktığımızda da aynı şeyi görüyoruz. Din’de zorlama yoktur. Şu linkte mesele gayet açık bir şekilde açıklığa kavuşmuş.

Hayrettin Karaman dünyada sayılı 3-4 İslam hukukçusu arasında gösterilir. Neye göre bir kıyas ve sıralama yaptın anlayamadım. Ayrıca İslam’da yorum tekeli de yoktur, çoğulculuk vardır. İçtihad mekanizması da böyle işler.

Siyasi kısma da şu açıdan bakmak; yani olan biteni olup bittiği tarihteki reel siyasi durum ile kıyaslayarak. Mesela o tarihte sair ülkelerde siyasi düzen neydi, isyan, ihanet vs de cezalar nasıldı gibi.

İslam-faşizm konusunda da çok hatalı şeyler yazmışsın, şu yazıyı okuyuver bizahmet:

http://www.dusunceler.org/guncel/2006/09/16/boyle-buyurdu-papa-cenaplari/

Yazıdan bir bölüm:

İslam kılıç dini mi?

Bu sıkça söylenir. Papa’da -yaptığı alntıya dayandırarak- bunu ifade etmiş satıraralarında. Bunu söylemek için insanda insaf ve vicdana dair bir şey olmaması lazım. Hz.Peygamber (sav) 23 yıllık peygamberlik devrinin yarısından fazlasını Mekke’de binbir sıkıntı içinde tebliğ ile geçirmiştir. Yaklaşık 10 yıllık Medine devrinde ise hemen tamamı savunma amaçlı olan çeşitli gazveler yapmış ve toplam 50 gün süren bu savaşlarda da -konunun otoritesi ünlü siyer alimi Prof. Muhammed Hamidullah’ın tespitleriyle- her iki tarafın tüm kaybı 200 küsür kişiyi geçmemiştir.(Bu sayıya kendi tuttukları hakemin kararıyla infaz edilen ‘Beni Kurayza’lılar dahil değil.)

Ve bu küçük bilançoyla Peygamberimiz, ardında yaklaşık iki milyon kilometrekarelik devasa bir alana yayılmış, veda hutbesinde ikiyüzbin kişilik bir topluluğa hitap edecek kadar genişlemiş bir mü’minler topluluğu bırakmıştır. Nasıl bir kılıçmış bu da önceleri iki kabile arası savaşta ölen kişi sayısı kadar zaiyat (200 küsür kişi. Bunların yarısı da müslüman) ile bir kıt’ayı ve yüzbinleri on yıl gibi çok kısa bir sürede İslamlaştırmış?

29 arif { 02.27.08 at 18:09 }

Da Vincinin sözünü ettiği İngiliz basınında yer alan, Hadislerin günümüz koşullarına uygun yorumlanması ile ilgili Diyanetin yaptığı çalışmanın haberi ‘Haber 10′ adlı sitede yer alıyor…

30 Muzaffer Kazim { 02.27.08 at 18:50 }

Günümüzdeki insanların durumuna gelince, bugün İslam dünyasındaki belirli bir kesim insanın durumu, tıpkı Hz. Peygamber dönemindeki Mekke ahalisinin durumu gibidir. Hz. Peygamber, Mekke’de inanmayanları tutup öldürmemiş, bilakis onları İslam’a çağırmıştır. Aslında Mekke’de ‘irtidad’ diye bir hadisenin olması da mümkün değildir. Çünkü Mekkeliler zaten inanmamaktadırlar, dolayısıyla inanıp, inancından dönme gibi bir hadise Mekke’de zaten söz konusu değildir.

Bugün de aynı şekilde, laik, sosyalist, ateist vs. kişi ve gruplar, zaten hiç inanmamışlardır ki, onların bir de irtidad etmeleri söz konusu olsun, Velev ki, inanıp da, sonra bu inançlarından dönseler bile, yine onlar hakkında ölüm cezası hükmü zaten yoktur, Bu insanlardan bazıları:”benim babam hacıydı, hocaydı, bana Kur’an’ı ezberletti ama ben daha sonra laik, sosyalist oldum. Şimdi ben mürted olarak öldürülecek miyim?” tarzında istihzai sorularla insanların kafalarını karıştırma sevdasındadırlar. Bu insanlara Kur’an, küfürlerinin karşılığını açıkça beyan etmiştir.

Bu kisma katiliyorum. yazinin tamami ise benim görüsüme zit:

http://www.islamkent.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=45

Suat BEY sizin verdiginiz linkte

Dolayisiyla o kisi, artik yok hükmündedir, degersizdir ve onun ölümü, kendisi için agir bir karar degildir, bilakis bir hak etme söz konusudur”. Bu tür yorumlar, ‘zamanin bedii’ oldugu söylenen kisiler ??? (cogul(1)) tarafindan yapilmaktadir ve bu gibi kisilerin pesinden gidenler de hiç düsünmeksizin (2)??? bu görüslere inanmaktadir. Halbuki bu tür mantiksal uyarlamalar, ‘kitabina uydur-ma’ çabasindan baska bir sey degildirler

.

Burada 2 itham var; hos degil.

http://www.canim.net/islam/cevaplar-1525.html

http://kitap.mollacami.com/emanet-ve-ehliyet/tevhid-ve-sifat-ilmi/murted-ile-kafir-arasindaki-fark.html

Mürted ile kâfir arasında çok önemli bir fark vardır. Şöyle ki: Mürted İslâm’ın Allahû Teâla (cc) indinde yegâne din olduğunu ve kudsiyetini bildiği halde; dünya menfaati, hırs, hased, kin veya bunun gibi duygularla İslâmı terketmiştir. Bu duygular, irtidat eden kimseyi mü’minlere karşı mâharib (savaş ehli) durumuna getirir. Zira irtidatla birlikte bütün ismet-i şahsiyetini kayıp etmiştir.(197) Gayr-i müslim olan kâfir ise, davete muhtaçtır. Zira İslâm dini hakkında doğru bir bilgiye sahip değildir.

Tövbe cagrisi da sanirim su sekilde:

Bu noktada şu hususu da hemen kaydedelim ki; mürted olan erkek de derhal öldürülmez!.. Önce irtidat sebebi araştırılır, şüpheye düştüğü konular kendisine yeniden izah edilir ve mühlet verilerek tecdid-i iman’a dâvet edilir.(200) Bütün bunlardan sonra, yeniden İslâm’a dönmeyi kabul etmezse “mü’minlerin emirinin görevlendirdiği kimsenin (kadı’nın) huzurunda, gereken ceza uygulanır ve öldürülür. Zira Resûl-i Ekrem’in (sav): “Kim dinini değiştirirse onu öldürün”(201) buyurduğu sabittir.

Baska kaynaklarda da 3 kere tövbe cagrisi yapilacagi filan yazilmis.
Yani benim anladigim , inkara gidene din adamlari soru ve süphesi varsa belli bir mühlet (bir sitede 1 ay diyor) zaman ayirip karsilikli konusuyorlar, hatta bir alim, ikna oluncaya kadar tövbe cagrisi yinelenir demis.

Diyanet isleri olsun, Hayrettin Hoca olsun benim icin de muteberdir ama bu konuda degil, birkac baska konuda oldugu gibi.

Saygilar

31 tolga { 02.27.08 at 20:39 }

Dindarlarin da bu ulkede ozgurlukcu, demokrat bir soylemi olabilecegine dair inancimdan dolayi, bu blogun onemli oldugunu dusunuyorum ve keyifle takip ediyorum. Elhamdulillah da ateistim, materyalistim ve kafirim.

Ama dinin fasizm oldugunu asla ve asla dusunmuyorum. Sonucta dinin tarihselliginin reddedilmesinin akli basinda biri icin mumkun olamayacagini dusunuyorum. Islam, Yahudilik ya da Hristiyanlik, zaten modernizm oncesi varoluslara sahiplerdir; onlara koklerinden kalkip “geri kafalilikla”, fasizmle suclamak olsa olsa kor bir pozitivitizm algilayisidir. Buraya kadar hersey guzel. Gunumuzde ise (modern zamanlarda), Islam, Hirstiyanlik ya da baska bir dine veya ideoloji elbette Fasizme destek olarak sunulabilir. Nasil Ku Klux Klan’cilar Protestanligi kendilerine bayrak edinip, katoliklere saldirmislarsa, bu da oyle. Islamo-fasizmle, Islamin kendisine bir saldiri neden algilanmakta anlamiyorum zaten. Islamo-fasizm, Islam per se fasisttir asla demiyor ki, fasizm kendine Islami da yedekleyebiliyor diyor. Bu lafizdan bir musluman demokratin gocunmasina hic ama hic gerek yok.

Kanimca, musluman dostlarin da, nasil ateizm, Marksizm yahut baska bir dinin, Yahudilik elestirisi nasil yapiliyorsa, bunun Islam’a yonelisinde celallenmekten vazgecmeleri lazim. Abdestinden emin olan kisinin, zaten ufak bir elestiriyi, sitemi kaldirmamasi soz konusu olmaz.

Bu yuzden samimi ozgurlukcu, demokrat dindar insanlarimizin, Islamo-fasizm diyince, boyle karsi cikislarini anlamiyorum. Bu blogun ismi “Dusunceler” ise, herhalde fikirler de kisilerle ahbab cavusluk iliskisine gore sekillenmeyecek diye dusunuyorum. Yukarida Can adli yorumcu basbayagi Islamo-fasisttir ve bunu kendi zaten kabul etmistir. Islamo-fasisttir, cunku kendi gibi olmayanlara yasam hakkini, bir metne dayali olarak gerekcelendirerek taniMAmaktadir. Benim cephemden kendisi kafirdir ve elbette bana yasam hakki tanimayacak olan zat hangi dinden, imdandan, ideolojiden olursa olsun, dusmanimdir.

Burada Kemalist zorbaciliktan bahsedenlerin, boylesi bir fasist algilayisa cevap verememesi ise uzucudur, kiricidir.

32 Mr No { 02.27.08 at 22:13 }

Suat Bey,
Tartışma yine beklediğim gibi “bizim kötü niyetimize” bağlanmış. Bu konularda tartışmaya çalışmak gerçekten zor. Kendi düşüncelerinizi söylediğinizde hemen İslam düşmanı,bel altından giriyor gibi ithamlar geliyor.

Kurayza hadisesinde yahudiler yaptıkları andlaşmayı bozmuşlar, ihanet etmişler ve kendi tuttukları hakemin kararına da razı olmuşlardır

.
Anlaşmaya uymayan tarafın bütün erkeklerini öldürmek diye bir kural mı var?
Kureyza Katliamı, Srebrenica katliamından niçin farklı ve meşru,bunu açık yüreklilikle izah edebilir misiniz? Bana göre hiç bir fark görünmüyor. Srebrenica’da 800 Müslüman erkek katledildi, ve Uluslararası adalet divanı bunu soykırım olarak kabul etti. Beni Nadir paralelliği Sırp vakasında da var. Sırplar Bosnadaki Müslümanları öldürürken, Sancak , Karadağ gibi Sırp topraklarındaki Boşnakları öldürmediler.
Suat Bey, anlaşmaya uymadılar vb gerekçeler bulmak kolay, ancak bunlar bir kasabayı ortadan kaldırmak için yeterli mi?
Hitler’in de kendine göre haklı gerekçeleri vardı Holokostta, Miloseviç de haklıydı kendi tarafına göre.

33 Suat { 02.27.08 at 22:31 }

Mr No,

Toplumları yaşadığı çağla olan ilişkisinden kopararak yapılacak yorum hem eksik hem yanlış olur. O zamanın Medine toplumda kabilelerde tüm erkekler savaşçıdır. Kabileler arası hukuk böyledir. Andlaşmaya uymayanlar kabile bağı ile yekpare hareket etmişlerdir. Andlaşmaya uymayabilirler, kabileyi terk edip “biz yaptığımız andlaşmaya uyuyoruz” diyebilirlerdir, dememişler. Savaş halindeler. Hendek harbi sırasında oluyor olay. Hepsi askerler. İhanet etmişler Medine’yi muhasara altına alan Mekkeliler ile işbirliğine gitmişler, yani karşı tarafa, düşman safına geçmişler. Ne alakası var Bosna ile Hitler ile. Bosnalılar Sırplara, Yahudiler Hitlere ne yapmış, hangi andlaşmayı ihlal etmiş, bilfiil savaştıkları düşman safına geçmiş?

Üstelik yedikleri haltın kendilerin de farkında, hakemi de kendileri tutuyorlar hakem de Tevrata göre (bu da medine andlaşmasına uygun) hüküm veriyor. Konunun ilişkilendirdiğin olaylar ile uzaktan yakından alakası yok. Kızdığım zaman da kızdı diyorsun.

34 Mr No { 02.27.08 at 22:41 }

Suat Bey,
“Ne alakası var Bosna ile Hitler ile. Bosnalılar Sırplara, Yahudiler Hitlere ne yapmış..”
Yahudiler ne yapmış tam bilemiyorum. Boşnaklar ikinci Dünya Savaşı sırasında Sırpların savaştığı düşman olan Nazilerle ittifak yapmış. :)

Handschar tugayları bunu bir delil oluşturuyor.

35 Mr No { 02.27.08 at 22:51 }

Srebrenica olayı olduğunda Sırplar ile Boşnaklar fillen savaştaydı zaten. Sırplar neden potansiyel asker olabilecek erkekleri öldürmesin ki, bu adamların yaptığı niye soykırım oluyor,Müslümanların ki olmuyor.
Suat Bey, Radko Mladziç gelse sizi hakem seçse, bu Boşnak erkekleri bizim için tehdit oluşturacak, sizin dininizde nasıl oluyor bu işler dese cevabınız ne olurdu? Burada söylediklerinizi söyler miydiniz? :)

36 Suat { 02.27.08 at 22:53 }

Boşnaklar ikinci Dünya Savaşı sırasında Sırpların savaştığı düşman olan Nazilerle ittifak yapmış. :)

:-))

Hımm evet evet, 2. Dünya savaşı ile Bosna savaşı arasında arada 50 yıl kadar var ama olsun; dedelerinin intikamını suçsuz torunlarından alma vahşetini görmezden gelirsek epey benziyor.. Kabile toplumdaki her erkeğin savaşçılığı (üstelik ihanet etmiş) ile 20 yy çekirdek aileden oluşan, işinde gücünde suçsuz (bir rivayete göre dedeleri hain) sivil insanların farklılığına ise hiç girmedim bile.

İlahi No, biraz hızlı ve heyecanlı yazıyorsun, ama bak sonra kendin dediğime geliyorsun. Yapma böyle kıyaslar, tarihsel bağlamını, olayın tüm boyutlarını, dönemin toplumsal yapısını gözardı ederek yapılan yorumlar hatalı olur.

37 Da Vinci { 02.27.08 at 22:53 }

Bu Handschar tugaylarını ilk defa duydum. Bilgi için teşekkürler Mr No.

38 Mr No { 02.27.08 at 22:56 }

Suat bey, bir olayın soykırım olarak nitelendirilmesi için mağdur olayın tarafın suçsuz olması koşulu ne zamandır var, felsefe yapıyorsunuz, işler öyle değil.
Ben felsefesini bilmem, gödrüğümü çalarım. Srebrenica soykırımsa Ben-i kureyza da öyle, değilse de değil. Birisi soykırım olarak tanınıyor,diğeri tanınmıyor. Tamamen siyasi.

39 Suat { 02.27.08 at 23:00 }

Srebrenica olayı olduğunda Sırplar ile Boşnaklar fillen savaştaydı zaten.

Sırplar Bosnallara saldırdı dermek istedin de dilin sürçtü galiba.

Suat Bey, Radko Mladziç gelse sizi hakem seçse, bu Boşnak erkekleri bizim için tehdit oluşturacak, sizin dininizde nasıl oluyor bu işler dese cevabınız ne olurdu? Burada söylediklerinizi söyler miydiniz? :)

Elbette söylemem, 20 yy. dan bahsediyoruz, orduların, milislerin savaşından. 6 yy toplumu ise kabile toplumu, her erkek kılıçla gezen birer savaşçı. Her kabile bir komün ve yekpare hareket ediyorlar. Şimdiki durum çok farklı. İslam savaş hukukunda savaşa iştirak etmemiş sivilleri, kadınları, din adamlarını, çocukları öldürmek yasaktır.

Savaş halinde ihanet nedeni ile öldürülen savaşçılar ile masum sivillerin katledildiği soykırım arasında dağlar kadar fark var.

40 Mr No { 02.27.08 at 23:00 }

Suat Bey,

Boşnaklar ikinci Dünya Savaşı sırasında Sırpların savaştığı düşman olan Nazilerle ittifak yapmış. :)

:-))

benim burada demek istediğim gerekçe ararsanız bulunur :)
Ayrıca, Boşnaklar şunu yapıyor, Sırpların istemediği bir bağımsızlığı ilan ediyorlar. Yeterli mi?

İlave Ermeni tehciri olayları da , Boşnaklara olanlarla benzerlikler gösteriyor.

41 Mr No { 02.27.08 at 23:04 }

Suat Bey,

Sırplar Bosnallara saldırdı

saldırmak kötü bir şey mi?

42 Suat { 02.27.08 at 23:07 }

benim burada demek istediğim gerekçe ararsanız bulunur :)
Ayrıca, Boşnaklar şunu yapıyor, Sırpların istemediği bir bağımsızlığı ilan ediyorlar. Yeterli mi?

Gerekçe bulmak isteyen bulur elbette ama kıyası yaparken sallamamak gerek. Yukarıda yazdım ayrıntıları ile.

İlave Ermeni tehciri olayları da , Boşnaklara olanlarla benzerlikler gösteriyor.

Ermeni tehciri konusunda düşüncelerim epey şekillendi. Bunun planlı bir tehcir olduğunu düşünmeye meyilliyim. Bunun ne anlama geldiği de açık. Bu konuda bir yazı yazacağım.

43 Mr No { 02.27.08 at 23:11 }

Suat bey,

İlahi No, biraz hızlı ve heyecanlı yazıyorsun, ama bak sonra kendin dediğime geliyorsun. Yapma böyle kıyaslar, tarihsel bağlamını, olayın tüm boyutlarını, dönemin toplumsal yapısını gözardı ederek yapılan yorumlar hatalı olur.

Siz Kemalistleri eleştirirken tarihsel bağlamı(1930ları) ne kadar dikkate alıyorsanız, ben de o kadar dikkate alırım. Adam öldürmek, adamın eşine el koymak, köleleştirmek her zaman her yerde ahlak dışıdır. Budur.

44 Suat { 02.27.08 at 23:20 }

Aa sıkılmaya başladım ama şimdi de kölelik mevzuusuna mı gireceğiz. Kölelik İslamla gelmiş bir şey değil, İslamın kucağında bulduğu bir şey. Tedricen de kalkması için tüm şartlar sağlanmış.

Kemalizm 50 yıllık mesele, diğeri 1400 yıllık. Her ikisinin tarihselliği bir mi? Kaldı ki biz kemalizmi eleştirirken daha çok bugün halen aynı zihniyette olan torunlarını eleştiriyoruz.

Mesela bana göre Atatürk kemalist değildi; gibi.

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: