Random header image... Refresh for more!

Son haftaya girdik..

“Güzel olan herşey kısa sürer” gibi bir söz vardır, çoğunlukla gerçeği yansıtmasa da tatiller için bu geçerli bir sözdür herhalde. Kısa tatil bitti sayılır, biraz beynelmilel çalışmanın verdiği rahatlıkla “Ağustosta aşk ile bir daha” diye niyetlenerek dünyaya geri döndük.

Seçimler için son düzlüğe girdik. Dikkat çekici bir gelişme yok, meydanların iyiden iyiye ısınması dışında. Bangır bangır gürültüyle dolaşan seçim araçlarının, o çirkin üçgen bayrakların seçmen eğilimlerini zerre kadar etkilemediği çok açık. Ama etrafta bol miktarda var bunlardan. İletişimin şimdiki gibi olmadığı zamanlarda halka ulaşmanın tek yolu olan mitinglerin hala önemli görülmesi de başka bir ilginçlik.

Kısa kısa, seçim gündemine bakalım.

Erdoğan meydanların nabzını iyi tutuyor. Serbest konuşurken çamlar deviriyor (”ananı da al git”, “askerlik yan gelip yatma yeri değildir”, vb) ama aynı serbestlik ve üslup, polemikte avantaj sağlıyor.

Gerçekçi vaatler veriyor Erdoğan; yaşanan 4.5 yılı özetlemekle yetinerek istikrara vurgu yapıyor ve projelerini devam ettirebilmek için yetki istiyor. Bugün, “tek başına iktidar olamazsak bırakırım” demiş. Aynı çağrıyı Baykal ve Bahçeli’ye de yapınca şaşalamışlar, okuyunca epey güldüm.

Bir rahatlık var üzerinde, şüphesiz bu rahatlığın sebebi yarışta açık ara önce olduğunu bilmesi. Farklı bir tabloda belki popülizme sapabilirdi. Ama AKP ufak tefek bazı manevralar dışında önceki siyasilerin uyguladığı gibi bir “seçim ekonomisi” uygulamadı. Bu da son derece önemli ve sevindirici.

Baykal bildiğimiz gibi, aynı “çatışmadan beslenme” stratejisini devam ettiriyor. Ama ne hikmetse kopartılan bu kadar gürültüye ve DSP ile birleşmeye rağmen bir türlü semizlenemiyor. Baykal’ın Vatan’a verdiği röportaj “Seçimi kaybedersem Rodos’a kadar yüzerim” başlığı ile çıkmıştı. (Aslında tam olarak öyle demiyor Baykal, yüzmeyi de çok sevdiğini söyleyip bir espri yapıyor: “Kampanya sırasında, yanlış anlaşılır diye yüzemedim. Ama seçimlerden sonra ilk işim yüzmek olacak. Başarılı olursak ne ala, olmazsa bir bakarsınız Rodos’a kadar yüzerim!”)

Vatandaşın birisinin yorumuna çok gülmüş A. Turan Alkan. Mahmut Deniz adlı vatandaş aynen şöyle yazmış: “Şimdiden yüzmeye başla, anca varırsın!” Valla Baykal’ın yerine olmak istemezdim, yüzülür yüzülmesine ama yine de Baykal yaşında birisi için uzak biraz mesafe. :-)

Şaka bir yana vaatlerin dozunu arttırdı bu arada, nasıl olsa iktidara gelemeyecek, atış serbest. Aslında CHP için en iyi sözü, -seçim beyannamesini irdelediği yazısının sonunda- bir dönem aynı partide genel sekreterlik yapan Tarhan Erdem söyledi: ” Ne diyeceğimi gerçekten bilemiyorum! Bu kadar akıldışılık, bu kadar halktan ve uygarlıktan kopukluk anlaşılır gibi değil!”

MHP’ye gelirsek. Bahçeli iyice hırçınlaştı. İp olayı ile bu hırçınlık zirveye çıkmıştı. Aslında Bahçeli partinin başına geçtiği ilk zamanlarda “saldırgan MHP” görüntüsünü değiştirmeye çabalamış ve MHP içindeki bazı grupları temizlemişti. Koalisyon döneminde de “uyumlu olduğu” yönünde bir izlenim verdi. Kimden aldı bu “saldırganlık” aklını bilmiyorum ama hiçbir şey yapmasa rahatlıkla kemikleşmiş oyunu yükseltebilecekken “kan” ve “öfke” üzerinden siyaset yapmayı tercih ederek MHP’nin elini zayıflattığını düşünüyorum. İyi oldu ama, bir şikayetim yok.

İzlenimler iyi bir MHP analizi yapmış, okuyun derim.

Uzan bildiğimiz Uzan. Şimdi de siyasete “uzan”ıyor. Uzan gibi birilerinin parti kurup -hatırı sayılır miktarda- oy toplayabilmesi ilginç olsa da demokratik sistemlerde bu tür gariplikler oluyor. Seçimlere iki gün kala bomba açıklama yapacakmış. Hakan Uzan-Erdoğan görüşmesi ile ilgiliymiş. Kardeşi olacak şahit herhalde, bozacının şahidi şıracı. Yalnız, bu Uzan’dan korkulur. Fotomontaj, uydurma ses kaydı vs. herşey beklenir bunlardan. Neyse..

Ağar ilginç vaadler veriyor. Benim en çok dikkatimi çeken şey ise Ağar’ın başörtüsü konusunda yaptığı hamle. DP seçim beyannamesinda başörtüsü yasağınının kalkacağını iddia ediyor. “Nasıl?” sorusunun cevabı ise yok.

Bildiğiniz gibi 1989 ve 1991′de Anayasa Mahkemesi bu konuda iki karar verdi. Hukuken bir yasak bulunmasa da bu içtihadlar -yeni bir içtihadla- değişmedikçe, ya da üniversitelerde kendiliğinden göz yumulmadığı taktirde yasağın kalkması imkansız. Nasıl kaldıracak bunu Ağar merak ediyorum. Galiba bu atraksiyonlar birleşme fiyaskosundan sonra barajın aşılamayacağı belli olduğu için yapılıyor. Nasıl olsa iktidar olamayacak, salla sallayabildiğin kadar.

AKP bu yasal olmayan “başörtüsü yasağı” konusunda da gerçekçi davranıyor. Sorunun çözümü için iki şey lazım diyor Erdoğan, “toplumsal mutabakat ve kurumsal mutabakat.” “Toplumsal mutabakat var” diyor Erdoğan ama hepimiz biliyoruz ki “kurumsal mutabakat” yok. Bu “kurumsal mutabakat”ın ne kadar önemli olduğu, bazı gözü karaların ülkeyi nasıl bir uçuruma yuvarlayabileceği son iki ayda yeterince görülmüştür sanırım. Ülkenin en büyük medya grubu kendi gazetesinin “okulda başörtüsü” vurgusu yapan reklamını sansürlüyor, anlayın artık. Bu sebeple gerçekçi olmak ve bir adım atacağım derken komple uçurumdan aşağı yuvarlanmaktan korunmak gerekiyor. Şu aşamada demokratik mücadeleden vazgeçmeden ama dengeleri de gözeterek meseleyi zamana bırakmak en makul yaklaşım.

DP deyince aklıma gelen şeyleren birisi de şu: Çok sevdiğim, hizmetlerini taktir ettiğim ülkenin güzide bir cemaatinin oylarını DP’ye verme kararı alması. Bu derinlerle ters düşmeme ve olası bir tehlikede “bakın biz devletten(?) yanayız” deme pragmatizmi bana çok yanlış geliyor. Sivil siyasete en çok ihtiyaç duyulan bir anda alınan bu tavır beni şaşırtıyor. Aynı şekilde Yeni Asya grubu da tam bir DP’ci olmuş, hayret ediyorum. Yahu Demirel bunları onyıllarca kullanmış, yakalarını elinden zor kurtarmışlardı. Şimdi ardında Demirel’in olduğu bir projenin ürünü olan DP’yi canhıraş destekliyorlar. Anlamak güç. Cemaat müntesiplerinin yukarıdan gelen direktif ile oy kullanmaları da ayrı bir konu. Aidiyet ayrı bireysel sorumluluk ayrıdır. Elim değerse bu eksende bir yazı yazmayı planlıyorum vesileyle; bakalım.

Son olarak Erbakan. Yani gülelim mi ağlayalım mı bilmiyorum. “AKP’ye oy verenler cehenneme bilet alır” mealindeki laforizmadan sonra pazar günü de, Çağlayan’da Saadet mitinginde toplananlara “Fatih’in çocukları”, Kazlıçeşme’de AKP’nin mitingine toplananlara “Bizans’ın çocukları” demiş. Yani ayıp denen birşey var, söylenecek söz mü bu? “Siyaset böyle bir şey işte” deyip geçmek mümkünn tabi ama koca koca adamlara yakışmıyor.

Bir de işin yaş kısmı var. O yaşta birisinin hasta hali ile meydanlara çıkması, sağa sola ölçüsüzce sözler söylemesi bana garip geliyor. Ama malum burası Türkiye; bakın Demirel’in kafası hala saat gibi çalışıyormuş, bir zamanlar da yüz yaşındaki Celal Bayar’ın ismi, parti genel başkanlığı için geçmememiş miydi? Umarım AKP, tüzüğündeki “en fazla beş kongre dönemi Genel Başkanlık, üç dönem nilletvekilliği yapılabilir” maddesini değiştirmez.

“Son haftaya girdik” dedim yazımın başlığında. Mümtaz’er Türköne, Mahir Kaynak, Bülent Orakoğlu gibi bazı yazarlar son hafta için “seçim sonuçlarını etkileme amaçlı büyük çapta terör eylemleri olabilir” mealinde yazılar yazdılar. Türköne bir örnek vermiş yazısında; 2004′de İspanya’nın başkenti Madrid’de seçime üç gün kala, üç ayrı tren istasyonunda dört bomba patlamış, 190 kişi ölmüş, 1000′in üzerinde insan da yaralanmıştı. Nihayetinde Jose Maria Aznar favori olduğu seçimi kaybetmişti.

Türköne’nin amacı korkutmak değil, bu tip senaryoları konuşmak suretiyle deşifre ederek etkisiz hale getirmek.

Ama ben bu saatten sonra bu tür bir eylem beklemiyorum. Allah korusun, olması durumunda da seçim sonuçlarını etkilemez kanatindeyim. İspanya kıyası da yanlış bence, çünkü mevcut tablo İspanya’daki 2004 tablosundan epey farklı. Ayrıca Anzar’a seçimi kaybettiren saldırılar değil, sonrasında faillere ilişkin yaptığı aceleci ve gerçek dışı açıklamalardı. Anzar suçu hemen Eta’ya yıkmış ama sonra saldırıları El Kaide üstlenmişti.

Yine de dikkatli olmak gerek tabi, o ayrı.

Hülasa.. Son haftadayız, umarım seçimler ülkemiz için hayırlara vesile olur.

24 comments

1 arif { 07.17.07 at 15:41 }

Son hafta bombası korkusu herkesi sarmış durumda. AKP nin önünü kesmek için büyük bir bomba
patlatmak..! Çılgınsılardan bukadarı da beklenirmi bilinmez.
Yalnız büyük bir saatli bombanın seçimi beş geçeye kurulup demokrasimizin eline verildiği ortada.
Cumhurbaşkanlığı seçimi. Malum vücut organları başkan seçmek isterler. Herkes başkanın beyin
olmasını beklerken. Barsak ben adayım der. Yahu beyin varken sen kim oluyorsun, çekil diye kınarlar. Ne gam, barsak kasar kendini. Gaz sancısı derken vücut organları; aman bre beyin,
vazgeç bu sevdadan, seçelim barsağı noktasına gelirler…
AKP tek başına iktidar olacak gibi, eğer nükleer bir bomba atılmaz ise. Ama bu barsağın inadı
çok yaman. Gül yeni bir değerlendirme yamak zorunda kalabilir. Meclis içinden olması çok iyi olur
ancak meclis dışıda dışlanmamalı. Hükümetle didişmeyecek bir emekli bürokrat bile olabilir. Yoksa
gaz sancısı demokrasimizi çatlatabilir/ mi?
Birde Gündüz Aktan rezaleti yaşanıyor farkındamısınız. Fakihliğe soyunmuş beyimiz. Kuran
ayetlerinin bir bölümünün değişebileceğini, kadere teslimiyetin, bireyin yozlaşmasına yol açtığını
falan söylemiş. Türkeş olsaydı kapının önüne kordu hazreti…İmam Maturiden alıntılar yapıyor.
Ezan Türkçe okunmalı derse şaşırmayın. Nusret Demiral vakası geldi aklıma.
Baykal Rodosa yüzeceğim deyince, Rodos ne ki, on deniz mili var yok, sen Girite yüzersin gari
diyormuş, Bozburun’lular. Başka türlü kurtulemicez len bu adamdan diyede ekliyormuş Bu akılları,
dilleri Tolga Çandar’dan öğrendikleri söylensede ben ihtimal vermedim.
Bazı cemaatlerin DP yi desteklemesi enteresan. Yeni Asyadan Mustafa Özcan, Zamandan Ali Bulaç
AKP karşıtı bir tutum içindeler. Özel bir nedeni varmı bilmem. Ancak Mustafa Özcan Yeni Asya’da
bir yazısında, siyasal islamla ilgili eleştirel yaklaşımlarda bulunmuştu. İbrahim Ethem Hz.retin,
din ile dünyayı tamir davasında olanların hüsranda olduğunu anlatıp, Ady İbni Zeyd’in bir kıtasını
tanık olarak gösterdiğini belirtiyor, Bu kıta: Dinimizi parçalayarak dünyamızı tamir davasındayız/
Halbuki geride ne din kalır,nede tamir ettiğimiz/… bu yazılandan birilerinin mutlaka bir ders alması
gerekiyorsa, kendine mümin diyenleri Bizans çocuğu diye karalayanlardır diye düşünüyorum.
Seçimlerin milletimizin önünde açılan hacet kapısını bir adım daha aralamasını dilerim. Milletimize
hayırlar getirsin. Enerjisi olmayan bir insan konuşmaya mecal bulamaz. Dünya enerji iletiminin
ana oyuncusu olabileceğimiz heyacan verici gelişmeler var. Normal zamanda buna asla müsade
etmezler, bu başlı başına bir darbe sebebidir. Ancak ABD öyle bir bataktaki, üzüntülerini bildirmekten öte birşey yapamayacak biiznillah. Bizler ne desek de sonuçta Allahın dediği oluyor.
Kadere inanmak insanı hür ve mutlu eder Gündüz beyede tavsiye ederim.
Hiç ummadığın yerde/ nagah açılır perde/Derman erişir derde/Mevla görelim neyler/ Neylerse
güzel eyler/

2 m.koçak { 07.17.07 at 18:01 }

Bir kaç gün önce Süleymancı cemaatine mensup işyeri komşum benimle konuşmak istedi. Anlaşılacağı üzere Suat beyin bahsettiği diğer grup süleymancılar. Toplantılarında cemaat olarak DP ye oy vereceklerini söylediklerinde komşum ne olursa olsun ben kesinlikle AKP ye vereceğim demiş. Bir gün sonra aradılar beni DP ye oy vermezsem haklarını helal etmeyeceklerini söylediler ve “abilerin hakkı ne olacak dediler” diyor. (Galiba Antalya DP birinci sıra adayı süleymancıymış) Bende abicim dedim, Allah’ın hakkı abilerin hakkından çok daha önce gelir, vicdanına sor verebiyorsan ver dedim.

Korkaklığın, menfaatin ve kişiliksizliğin yansımalarının ürünü bir oy verme anlayışı. Hadi kendileri belli oyunların doğrultusunda hareket ediyorlar fakat bu kararlarını bir baskı ve sorumluluk haline dönüştürerek cemaate mensup insanlara dikte ettirme hakkını nerden alıyorlar?

Bireysel tercihe cemaatcilik mantığı ile ket vurmak, söylenecek çok şey var ama seçim sonrasına kalsın.

3 Hatice { 07.17.07 at 21:13 }

Suat Bey,

Son hafta analizi için teşekkürler. Kısa ve öz olmuş.
Yazıda diğerlerinden daha fazla dikkatimi çeken DP’ye destek veren grup hakkında Ahmet Hakan da geçenlerde yazmıştı. Bir tanıdığının cep telefonuna gelen mesajı delil göstererek. O yazı Hakan’ın cehaletinin ve kuklalığının göstergesi olmaktan öte bir anlam ifade etmiyor benim için.

Etrafımda cemaat içinde belli bir partiye destek faaliyetleri olmadığı için gerçekten ne söyleniyor bilemiyorum. Fakat eğer varsa, bu falancanın hakkı filancanın hatırına göre değil ülkenin durumu ile ölçülecek ve ona göre karar verilecek bir mesele. DP değil de AKP olsa desteklenen, baz alınan şey buysa yine haksız bulurdum.

Ayrıca.. Bulunduğum yerdeki MHP temsilciliğine dava açsam kazanır mıyım diye düşünüyorum. Bangır bangır türküler çalarak dolaştırdıkları propaganda araçları ders çalışmama mani oluyor..

Erbakan’a ise yapılacak yorum yok. Milli görüşün Avrupa’daki Türk gençlerine büyük hizmetleri oldu/oluyor. Bunu takdir ile anayım da haksızlık etmemiş olayım. Ama 28 Şubat’ta Hoca’nın ipini çekti büyük bir kitle. Bir Bizans çocuğu olarak kendisine [ve cümlemize] son nefeste selamet-i iman dilerim..

Saygılar,

4 Deniz { 07.17.07 at 21:22 }

Başka türlü cemaatlerde var

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227151

Alevilerin ilk tercihi beni rahatsız etmiyor, ancak böyle cemaat şeklinde telkinler bulunmak da bireysel seçimi engelliyor. Gerçi Aleviler cem Vakfını ne kadar dinlerler o ayrı mesela.
Sünni cemaatler ve aşiretler de benzer yöntemleri kullanıyorlar. Çoğunlukla başarılı oluyorlar.
Bu da milli irade ne kadar İRADE sorusunu akla getiriyor.

5 T. Suat Demren { 07.17.07 at 22:44 }

Murat Bey,

Evet, o cemaatten bahsediyorum.

Bir noktaya dikkat çekeyim. Siz yazdığınız için değil, genel olarak kullanıldığı için söylüyorum; ben “cı” cu” gibi, kendilerini ifade ederken kullanmadıkları isimlerle bahsetmek istemiyorum. Fakat kimden bahsedildiği de ancak böyle anlaşılıyor maalesef. Kendilerini ifade ettikleri gibi, Süleyman Efendi’nin (ks) talebeleri ve nakşibengiliğin bir kolu olarak isimlendirilmeli –bence..

Hatice Hanım,

Ben teşekkür ederim.

Ahmet Hakan ciddiye alınacak birisi değil. Kendisine de, düştüğü bu duruma da acıyorum. Yazık ki niçin Hürriyet sütunlarında yazı yazmasına izin verildiğinin bile farkında değil. Ne vasfı var da orada yazıyor? Bunu iyi düşünmeli.

Bahsettiğim konu hakkındaki delilim ise maalesef kat’idir. Bu konuda spesifik olarak konuşmak istemiyorum; anlayacağınız nedenlerle. Fakat maalesef DP konusunda cemaat ciddi bir çalışma içerisinde. Cemaatten pekçok ileri gelen ismi tanıyorum ve bu konuda yaptığımız konuşmalarda sorularıma ikna edici bir cevap alamıyorum. Hiyerarşik yapının en üst kademesi siyaseten bir hata yapıyor ve alt yapı bunu görmesine rağmen “ulul emre itaat” çerçevesinde değerlendirip karşı çık(a)mıyor.

Geçenlerde elime, cemaat tarafından müntesiplere dağıtılan 20 maddelik “niçin AKP’ye oy verilmeMeli?” mealinde 20- 25 maddelik bir sayfa geçti. Oradaki argümanların hemen tamamı, ulusalcıların, Perinçeklerin, Rahşan Ecevitlerin, Baykalların kapalı ekonomiyi savunan oligarkların argümanları ile aynı. Bir de “Kur’an kursunu yıktılar” diye bir şehir efsanesi dolaşıyor ki en etkili olanı da bu sanırım. Oysa ki işin aslı hiç de lanse edildiği gibi değil.

Üzülüyorum sadece, inşaallah yanlıştan dönülür.. Cemaatin son idarecisinden önceki zamanlarını da bildiğim ve mevcut siyasi durumun, şu anki idarecinin kişisel tercihi olduğunu ve bunu cemaate empoze ettiğini düşündüğüm için hemen olmasa bile ileride durumun düzeleceğine dair ümidim var.

Diğer yazdıklarınızla da hemfikirim.

Hürmetlerimle.

6 Hatice { 07.17.07 at 23:49 }

Suat Bey,

Dini toplulukların, mensuplarını şu veya bu sebeple müşterek bir siyasi eğilime yönlendirme çalışmalarını tasvip etmemekle birlikte; gelecek zamanın bizi nelere mecbur bırakacağını önceden kestiremez bir halde iken bu konuda çok katı bir tutum da sergilemek istemiyorum.

Kendilerini topluluk haline getiren ortak payda “din” olan insanlar eğer bir müşterek eğilim göstereceklerse bir siyasi akımı da ancak ve sadece ortak paydalarının lehine olduğu için desteklemeli değiller mi? Tıpkı ortak paydaları aynı ekonomik tez olan insanların bu paydanın lehine olan akımı desteklemeleri gibi.

Vasıf kaybı mı yaşanıyor? Kişisel tercih olduğunu söylemişsiniz. Öyleyse ben de durumun düzeleceğini ümit ediyorum ve diliyorum Suat Bey.

Hürmetler,

7 T. Suat Demren { 07.18.07 at 00:47 }

Hatice Hanım,

Vasıf kaybı olarak görülebilir mi bilmiyorum. Kapalı bir biçimde şöyle izah edeyim.

1959 yılında silsilenin son halkası vefat edince manevi tasarruf devredilmiyor ve cemaat sadece siyaseten bir idareciye kavuşuyor; bu da 18 yaşından beri Üstazının yanında olan damadı oluyor.

Uzun yıllar bu mihvalde hareket eden cemaat siyasete bu biçimde hiç bulaşmıyor ve darbe- muhtıralara rağmen akıllı starejilerle büyümeye devam ediyor. (Damat) K.Kacar Bey vefat ettiğinde ise ardında halef olarak cemaatin en alt seviyesinden gelen yetişmiş bir alim bırakıyor. Fakat “kavmiyet”ten başka birşeyle izah edemediğim nedenlerle çok kısa süre içinde bir idare sıkıntısı baş gösteriyor; onun halefi olarak bıraktığı zat bölünme sorumluluğunu göze alamayıp idareyi K.Kacar Bey’in bacanağı olan diğer damadın çocuklarından birisine, yani şu anki idareciye bırakıyor ve onun emrine giriyor.

“Kişisel tercih” dememin sebebi ise şudur. Mevcut idarecinin idaresinde girilen 3 Kasım ve şimdiki seçimlerde takınılan tutum, biliyorum ki cemaatin ezici bir çoğunluğu tarafından tasvip edilmiyor; fakat belirttiğim aidiyet vb. nedenlerle bu konuda birşey söyleyemiyorlar.

Önemli bulduğum için tekraren belirtmiş olayım; doğru ya da yanlış alınan kararlar siyasidir, tasarruf sahibi bir mürşidin kararı değildir. Çünkü cemaatin devam ettirdiği nakşibendi kolunun silsilesi 1959 yılında Süleyman Efendi (ks)’nin vefatı ile tamamlanmıştır.

Düzelecek dememin sebebi ise tamamen temennidir; inşallah diyelim..

Hürmetlerimle.

8 m.koçak { 07.18.07 at 07:39 }

Suat Bey,

Haklısınız, bende bu tür yakıştırmaların ve adlandırmaların doğru olmadığını düşünüyorum. Hatta daha ileri giderek cemaatlerin ve kişilerin “Müslüman” dışında kendilerini adlandırmalarının dinimize haksızlık olduğuna inanıyorum.

Yine söylediğiniz gibi maalesef kimden bahsedildiği böyle anlaşılıyor. Ayrıca, bahsettiğim komşumun kendisini Süleymancı, cemaatinide Süleymancılar olarak telaffuz ettiği için yazmakta sakınca görmedim. Yani benim bir yakıştırmam, adlandırmam olarak değil cemaatin içinden birinin kendilerinin tanımı olarak kullandığı kelime.

Kusura bakılmasın, siyasi tercihlerini ilk yorumumda söylediğim şekilde yapanlara (genelini tenzih ederim) Süleyman Efendi’nin talebeleri demek, O önemli zata haksızlık olur gibime geliyor.

9 Hatice { 07.18.07 at 10:46 }

Suat Bey,

Bilgiler için teşekkür etmek istedim. Çok sağolun..

Saygılar,

10 AHMED { 07.18.07 at 13:34 }

ben en cok mehmet kutlular abi hala bu siyaset inadından vazgeçmemesine uzuluyorum. üstad bediüzzaman demokratlara oy verirken “ehveni şer ” diye oy verdiği halde hala bu abi işin ehven kesmini düşünüp şer olanı unutuyor. yani özellikle hayatı devlet hizmetinde gecmiş birinin adalet-i mahza yerine adalet- izafiyeyi düşünebilceğini göremiyormu.yani devletin bekası için meşru hakların bir kez daha oteleneceğini göremıyormu?

elbette amacım burda akp yi savunmak falan değil ama dp nin akpden daha fazlasını yapıcagını neye dayanarak dusunuyor. hele adı susurluklara karısmıs, 28 şubatta içişleri bakan oldugu halde hak ıhlallerine karşı kılını kıpırdatmayan, gemiyi ilk terkedenlerden biri olan birine karşı cemaati nasıl ınandıracagını dusunuyor cok merak edıyorum acıkcası.

mehmet kutlular abi siyasete ucundan da karışmanın sonuçlarını gormek ıstıyorsa fethullah gülen hocaefendinin 28 şubat sürecinde nasıl bir anda yalnız bırakıldıgını ve onun muesseseleri korumak için ne tavizler verdiğini cok ii okusun bence . belki o tokat ıyı oldu hocaefendi o aralar biraz mesafe koydugu risalei nuru daha cok baglandı ve daha cok referans gostermeye basladıdaha sonra . umarım kendiside şefkat tokadı yemeden bu siyasetle yakın ilişkiler kurma inadından en kısa surede vazgecer.

11 Ece { 07.18.07 at 17:33 }

Suat abi,
Bahsi geçen cemaatle ilgili verdiğiniz link çok iyi oldu..Birkaç adresle paylaşacağım..
Bence kulaktan kulağa yayılan bu haber, Anadolu da çok farklı şekilde makes buldu ki, bu şekilde konuşabiliyorlar..

DP meclise girerse kendi ağabeyleri de girmiş olacak.Tüm mesele buydu ise, AKP de aday gösterebilirdi, ve bence girmesi daha garantili idi..
Kısacası bir küskünlük olduğu belli..

Sayı olarak azımsanacak bir cemaat de değilller..DP, bazı yerlerde meydanları onlar sayesinde doldurmuş..Konvoy destekleri vs az buz şey değil!

Neyse vardır bir hayır, DP yerine MHP ye destek verselerdi, bir sürü günaha girebilirdim burada:)

MHP yerine DP nin girmesini yeğlerim..

hayırlısı olur inşallah..

selam ve saygılarımla

12 VolkanS { 07.18.07 at 23:12 }

Cemaate yakın http://www.silistrevi.org/ adresindeki seçim anketinde
AKP 1689 oy almış
Dp ise 2141

Suat Abi’nin söylediklerini destekleyen bir veri.

13 VolkanS { 07.18.07 at 23:31 }

yine aynı siteden ilginç iki ziyaretçi mesajı:

abimizin milletvekili adaylığında neden demokrat partiyi tercih ettiği ile ilgili olarak hocalarımız genelkurmayın emri ile aday olduğunu söylüyolar doğrumu???genelkurmay bey abiye mutlaka dp den görünmen lazım demiş…abimizde mecburen olmuş…burada hocalarımız böyle anlatıyolar..bu konuda bizi aydınlatacak biri varmı???….çarşamba -samsun dan burhanettin


bu cemaat emirleri yalnızca bir liderden almıştır ve almaya devam edecektir… verilen emri yerine getirirsiniz veya getirmezsiniz eğer içinize sinmiyosa yerine getirmezsiniz ama bununla suyu bulandırmaya çalışmanız ve ayrılıkçı rüzgarlar estirmeye çalışmanız mantıksız. farklı yorumlar yapan size göre çapsız idareciler sadece emirleri yerine getirmekle memurdur ama fazladan yaptıkları kendilerine maledilmeli bu cemaate maledilmemelidir ve kimsenin akıl hocasına ihtiyacı yok siz ve arkadaşlarınız kendi yağınızla kavrulun ama sakın yağınız dışarıya çirpmesin dikkat edin de.

14 berre { 07.19.07 at 14:34 }

Nur cemaatinin Yeni Asya kolunun çok eskiden beri DP’ye oy verdiğini biliyordum ama süleyman efendi cemaatinin verdiğini bilmiyordum,mesele Bediüzzaman Said Nursi’nin zamanında Menderesli DP’ye oy vermesi, ama ne garip mantık bu, Menderes ve Ağar’ı bir tutmak mı diyelim bunun ismine bilmiyorum.Ama 10 yaşındaki bi çocuk bile böyle bir ‘geleneğin’ akıllıca olmadığını anlar…Eğer ortada daha farklı durumlar varsa,abilerinin DP den aday olması gibi,durum çok da değişik gelmez bana açıkcası…
Erbakana’a gelince, Kazlıçeşme’deki kalabalığa Bizans çocukları derken bende ordayım,yani belli bir kesim tarafından hoca olarak görülen biri tarafından ‘Bizans çocuğu’ olarak ilan edilmiş bulunmaktayım.Bu bana çok mu dokundu? Hayır,hem de hiç.Ben çok şükür başımda başörtümle,başarabildiğim kadar,bir Fatih evladı olmaya çalışıyorum.Hangi siyasi görüşü desteklediğim bunu değiştirmez( Ayrıca Erbakan’ın beni böyle isimlendirmesi de bunu değiştirmez.).Cehennem bileti olayında falan da sadece pes dedim,ne cehennemi!Hoca olarak da görmediğim birinin beni ve onca insanı bizans çocuğu,ampul kırıkları vs. diye tanımlaması,beni ya da başkalarını öyle yapmaz.
Bir ‘Bizans çocuğu’ olarak,bu seçimlerde,sandıktan en hayırlı sonucun çıkması için dua ediyorum…

15 Muzaffer Edip Demren { 07.19.07 at 21:03 }

Merhabalar;
Bu arkadas da sözkonusu cemaatten belli:
http://www.sonsayfa.com/author_article_detail.php?id=2980

“Geçenlerde elime, cemaat tarafından müntesiplere dağıtılan 20 maddelik “niçin AKP’ye oy verilmeMeli?” mealinde 20- 25 maddelik bir sayfa geçti. Oradaki argümanların hemen tamamı, ulusalcıların, Perinçeklerin, Rahşan Ecevitlerin, Baykalların kapalı ekonomiyi savunan oligarkların argümanları ile aynı. Bir de “Kur’an kursunu yıktılar” diye bir şehir efsanesi dolaşıyor ki en etkili olanı da bu sanırım. Oysa ki işin aslı hiç de lanse edildiği gibi değil.”
Simdi anladim( Türkcesi cok kötü, düzeltmedim):

“Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır, işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım.’
Durun yahu bunu ben demedim ki neden sol kulağımı çınlatıyorsunuz ? El İnsaf yani ! Bu sözler 15 Şubat 2004 tarihinde Kanal D de Teke Tek proğramına katılan Sayın Başbakanımıza ait.

Şimdi bu BOP un ne olduğunu sormayın sakın ola. Hani var ya ! Yahudilerin Arz-ı Mevud denilen kavilleri. İşte onun eş anlamlısı.Bu arz-ı mevud (Vaat edilmiş topraklar) haritasında pek fazla kaybımız yok. Güneydoğu da GAP bölgesi birde Başbakanımızın dediği Diyarbakır ve havalisi. Ürdün,Suriye,Irak bölgelerini kapsıyor. Bu kadarcık zayiat ‘Deve de kulak’ hesabı gibi bir şey işte…

**

Yahudiler… Din-i İslam’ın en büyük düşmanları. Mevla’nın gönderdiği peygamberleri şehit eden tek millet. Kitabımız K.Kerim de lanetlenen tek millet. Bu kısım inançlı olanlar içindi.

Yahudiler, Dünya’da barış ve sevgi nin en büyük düşmanı. Dünya para piyasasını ellerinde tutan ve istedikleri şekilde yönlendiren, ülkelerin yoksullaşmalarına karar veren dünya öncüleri. Kendi milletlerinden olmayanları ‘Köle’ olarak gören bir millet.Bu kısım din inancı olmayan kişiler içindi.

Şimdi bu açıklamayı neden yaptım. Hâliyle her Türk başka bir milleti sever veya nefret eder, bu kişisel bir karardır.Birimiz İngilizleri severken diğerimiz Almanları sevebilir.

Lakin yapılan ticari antlaşmalar, turizm faaliyetleri ve buna benzer diğer projeler için bir milleti sevmek şart değildir. Bu günümüz dünyasının şartlarıdır. E o zaman ülkemizde öyle veya böyle ABD ve YAHUDİ aleyhtarlığı var mı ? Bu sorunun cevabı; Peygamber efendimize hakaret içeren Karikatürlere tepki anlamında yurdumuzun değişik yerlerinde düzenlenen mitingler de ve bunun yanında kısa bir önce tertiplenen CUMHURİYET mitinglerinde de aleyhte atılan sloganlarla verildi. Bu neyi gösteriyor sağ görüşlüsü de sol fikirlisi de bu konuda ortak düşünceye sahip.

Şimdi bu konuda birde Sayın başbakanımızı dinleyelim. ‘Yahudi karşıtlığı UTANÇ verici bir akıl hastalığının tezahürüdür, katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır. Bu sözlere delili, Doğan grubundan değil İslami medya olarak bilinen bir gazeteden getireceğim.(Yeni Şafak-11 Haziran-2005)

E o zaman Kur’an ı Kerim neden Lanetliyor Bu Yahudileri…?
Hani bir din adamımız var. ‘Kuran’ın bazı ayetleri günümüze hitap etmiyor’ diyor kitabında. Dini bilgisi pek olmayan birisi ne düşünür acaba bu durum karşısında.”

**
… bu da önceki yazisindan:
“Her şey birileri için…

Durmak Yok !

Satmaya ve Satılmaya Devam ! …

Diyorsanız eğer buyurun…

Çiğnenirsek biz bugün, çiğnenmek bizim hakkımız:
Çünkü haysiyet nerde, bir bak, nerdedir ahlakımız.
Müslümanlık tertemiz bir iç hayattan ibaret iken, yazık!
Öyle saplandık ki pisliklere: Hâlâ çıkamadık!

Şaklabanlıklar, ikiyüzlülükler, devamlı aldatmalar;
Parti, millet, dil adına sürekli bir ayrılık;
***

Evet aziz dostlar; Yorum yazan değerli okurum ‘neden siyasi yazı kaleme almıyorsun?’ diye sitemde bulunmuş. Nasıl olsa diğer arkadaşlarım bir birinden değerli yazılarıyla köşelerini sizinle paylaşıyor. Seçim zamanı yaklaşınca artık kaçınılmaz oldu bu yazı. Boş fikirlerle satır doldurmak yerine görsel medyada delilli olarak yer alan bazı acı gerçekleri paylaşacağım sizinle.

Bir kişi düşünün ! Hedeflediği amaçlarına ulaşmak için, bazen dergahlar önünde, bazı zaman kimilerinin dizinin dibinde, bazen birilerinin kapısının önüne oturan ve yatmasını bilen bir kişiliğe sahip. Takdir edersiniz ki bu özellikte olan birisinin yarına ait sağlam güven vermesi mümkün değildir.

Dini, besmeleyi alet etmek. Allah müstehaklarını versin böylelerinin !!!”
http://www.sonsayfa.com/author_article_detail.php?id=2972

Mubarek regaib kandilinizi tebrik eder, saygilar sunarim.
Simdi ibadet zamani. :)

16 izlenimler { 07.19.07 at 21:07 }

Merhaba,

Burada bahsi geçen Süleymancı yahut Suat beyin cemaatçe istendiği şekliyle Süleyman Efendi talebeleri konusunu iyi bilirim, zira 12 sene bu cemaatin her kademesinde fiilen bulundum. Neredeyse 10 yıldır ise kendileriyle bir alakam yok, arada eski arkadaşlarımla görüşürüm o kadar. Rahmetli Kemal Kacar’ın cenaze namazında da bulunmuştum, kendisinin vefatından sonra neler olduğunu çok kesin bilmiyorum, muhtemelen Suat beyin izahatı doğrudur, benim gibi eski bir mensuplarına karşı bile çok kapalılar, ben de çok merak etmiyorum, deşelemiyorum.

Seçimle ilgili şunu söyleyebilirim. Bu cemaatte merkesi otoriteye itaat kesindir. Volkan’ın örnek gösterdiği gibi endişeli sesler duyulsa da topyekün hareket edeceklerinden eminim. 2002 seçimlerinde yaşadığım yerdeki cemaat mensuplarının çevre illerdeki ANAP mitinglerine topluca götürülmesini acı bir gülümseme ile izlemiştim. İhtiyat olsun diye hanımları kocalarıyla bile hacca göndermeyen bir cemaatin kadınları toplayıp meydanlarda ANAP bayrağı sallatması bence çok ilginç bir olaydır. O hanımlar izinsiz diye farz olan hacca gitmeyi günah, izinli ANAP mitingine gitmeyi itaat sebebiyle sevap addediyorlar. Şimdi DP mitinglerinde aynı şey olacak, muhtemelen bu süreç Türkiye’deki en ilginç cemaatin dağılması sürecinde bir basmak olacak gibime geliyor.

Sadece bir not olarak kabul edin.

FST

17 Muzaffer Edip Demren { 07.19.07 at 21:08 }

Bu sitreden dini bilgilerimi tazelemek isterken “AKP gercegi” cikti karsima:
http://www.mollacami.com/

18 T. Suat Demren { 07.19.07 at 23:18 }

Fethi Bey,

Blok oy konusunda fire muhtemelen az olacak ama 2002′den de fazla olacak. Fakat dediğiniz gibi merkezi itaat müthiştir; hemfikirim.

A.Denizolgun’un bir cunta oluşumu ile uzaklaştırılması bu cendereden kurtarır cemaati ancak, ama bu da namümkün birşey. Bu kişi kardeşi Mehmet Denizolgun olabilir; AD ile araları bozuktur, o da AKP milletvekili, eminim biliyorsunuzudr.

Sizinle ortak noktamız varmış. :-) Ben müntesip ol(a)madım, belki isyankarlıktan belki biryerlere sığamamaktan.

Tanışıklığım ve üstlerde neler olduğu hakkındaki duyumlarım ise ailemden (babam) idarecilik yapmış olanların bulunmasından kaynaklanıyor.

2002 seçimlerinde yapılanlar; mitinglerde bayrak sallamalar gerçekten çok acıydı. Şimdi de oluyor sanırım; bayanlar gidiyor mu bilmiyorum ama erkeklerden gidenler var diye duymuştum Ağar’ın mitingine..

Dağılma olacağını sanmam; bu tip itaatkar cemaatler kolay dağılmazlar..

İşin bir diğer ilginç yanı ise Ahmet Denizolgun idaresinde kurs ve talebe sayısındaki artışın patlama yapması.. Determinist bir süreç elbet ama bu da görece bir genişleme sonuçta..

Bunlar da bir not kabul edilsin :-)

Selamlar.

19 izlenimler { 07.19.07 at 23:28 }

Suat Bey,

Dağılma yavaş yavaş olacak. Bizim zamanımızda internet, çok kanallı TV vs. yoktu. Akıl yurdun kapısındaçengele takılıyor içerde söylenenler sorgulanmıyordu. Şimdi iyi kötü bunlar var, ister istemez soru soranlar, anlamsız şeyleri sorgulayanlar çıkacaktır. 10-15 sene içinde en azından daha gevşek bir yapılanma şeklinde organize olacaklarını, muhtemelen daha sonra da silineceklerini tahmin ediyorum. Bu cemaati bir arada tutan gizemli bağ dıştan bakıldığında o kadar da sağlam değil.

Üniversiteye giden öğrenciler epey artmış olmalı, neredeyse hiç ilgilenmiyorum, sadece kurban bayramında deri için geldiklerinde görüyorum. Bu arada sizden bir kaç yaş kadar büyük olduğuma göre tanışıyor da olabiliriz, bir ihtimal.

20 T. Suat Demren { 07.19.07 at 23:35 }

Fethi Bey,

Bu arada sizden bir kaç yaş kadar büyük olduğuma göre tanışıyor da olabiliriz, bir ihtimal.

:-) Olabilir tabi..

Olmasa bile tanışalım ama artık Fethi Bey, iki kez pisti pas geçtik biliyorsunuz.. :-)

21 izlenimler { 07.20.07 at 00:08 }

Suat bey,

Elbette, bence mahzuru yok.

22 m.koçak { 07.20.07 at 09:24 }

Herşeye rağmen bahsedilen cemaatin oyunun çok fazla olduğunu düşünmüyorum. Baraj sınırında olan bir parti için belki bir anlam ifade edebilirdi fakat DP için pek birşey farketmeyecek görünüyor.

Abartılacak kadar oylarının olmadığı daha önceki seçimde Anap’ın aldığı oy oranından tahmin edilebilir.

23 faruk ayaz { 08.04.07 at 00:45 }

sıteyi gezinirken buldum süleymanlılar hakkında yazılanlar okuyunca şaşırdım.
ben cemaat mensubuyum. bu topluluğun sahibi kişiler değildir.bu topluluk kıyamete kadar buyüyerek devam edecektir,bunu anlamamakta israr edenlere hayret ediyorum.
bu cemaati bölmeye calışanların cezasını H.Z ALLAH verecektir.

24 ömer { 02.28.08 at 17:48 }

kardeş benim siyasetle işşim olmaz ama bu kadar ısrar ettiniz bende bir yorum yazayım dedim bence herkez haddini bilmeli özgürsek özgürce hareket diyorsunuz adama siyaset bile yaptırmıyorsunuz

---

Önemli


Blog sahibinin yazı ve yorumlarının dışındaki tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayınlanmış olmaları, bu görüşleri blog sahibinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı sağlayabilmek için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır.

***

Siz de düşüncelerinizi paylaşın: