“Bir kafaya kaç tokmak?” ve epey basit sorular.
Bir internet bildirisi daha yayınlandı. Anadolu’da “bir kafaya bir tokmak yeter” derler ama galiba kafamız kalın ki sık sık tokmaklanması gerektiğine inanıyor büyüklerimiz.
Önce 27 Nisan, sonra 8 Haziran.
Bildirideki maddeler oldukça ilginç. Buradan okuyabilirsiniz.
Maddelerdeki cümle düşüklüklerini geçelim, içeriğe bakalım.
Küçükken hepimizin başına gelmiştir, güzel güzel oynarken sizden büyük bir çocuk gelir oyununuzu bozar. Nedense kendimi oyunu bozulmuş bir çocuk gibi hissediyorum.
Demokratikleşme, insan hak ve özgürlükleri gibi temel değerler meğer nelere paravan olarak kullanılabilirmiş.
Meğer bunları savunmak, sistemin hataları sonucunda ortaya çıkan tabloya dair çıkarımlarda bulunmak, öneriler sunmak, tartışmak, bölücülük olarak addedilebilirmiş.
Ne amaçlanıyor anlamak güç olsa da buna dair işaretler yok değil. Başımız belaya girmeden yazı yazmanın bile zorlaştığı günler yaşıyoruz. Bizi bizden daha iyi analiz edenler de var; en iyisi onlara bırakalım sözü. Economist’te bir makalede bakın ne demişler:
“Amerikalılar Türklerin, Iraklı Kürtleri kullanarak, onların yardımıyla PKK’yla barış yapmasını tercih ediyor. PKK ise Türk kuvvetlerini Irak’ın içine çekmek istiyor. Çünkü bir kaynağın söylediğine göre, ‘Bu, Türkiye ile Amerika arasında silahlı çatışmayı tetikleyebilir.’ Bu, Avrupa Birliği’ni de hayal kırıklığına uğratacaktır.
“Ancak 20 yıl süren çatışmaların, 16 sınır ötesi harekatın ve 40 bin ölünün ardından Türkiye’nin gerek askeri, gerekse sivil liderleri Kürt sorununun çözümünün sadece kuvvet kullanmaktan geçmediğini biliyor.
“Generallerin askeri güç kullanma tehditlerinin bir gerekçesi daha olabilir. Irak’a saldırı düzenlenmesi için hükümetin onay vermesinde ısrar ederek, şiddetin vebalini Amerikalılara, Iraklı Kürtlere ve Başbakan Erdoğan’a yıkıyorlar. Her verilen kayıp, Erdoğan’ın milliyetçi oyları kaybetmekle karşı karşıya kalması demek… Ancak kapsamlı bir harekat yetkisi verirse, Türkiye bataklığa saplanıp yeni düşmanlar edinebilir.”
Economist’teki yayımlanan Türkiye’yle ilgili diğer makalenin başlığı ise “Askeri manevralar”. BBC Türk şunları özetlemiş:
“Yakın vakte kadar Türklerin çoğu darbe günlerinin geride kaldığını düşünüyordu. Ancak bu inanış, 27 Nisan’da yerle bir oldu. Kamuoyu yoklamalarına göre, Erdoğan’ın AK Parti’si seçimlerden yüzde 34′ü de aşan bir çoğunlukla çıkabilir. Peki generaller o zaman ne yapacak?
“Ordunun etkisini daha da kaybedeceği yönündeki endişeler, bazı generalleri Avrupa Birliği’nin en sert karşıtları haline getirdi. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı da kuşkusuz… Yükselen İslamcılık karşıtı açıklamalarında, sık sık, Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin üyeliğini Kürtleri ve diğer azınlıkları destekleyerek düşürmeye çalıştığı yönünde üstü kapalı iddialara da yer veriyor.
“Ordunun hassasiyeti Irak üzerinde Amerika’yla giderek derinleşen ayrım nedeniyle de tırmandı. 2003′te Amerikan askerlerinin 11 Türk özel timini gözaltına almaları üzerine Amerikan karşıtı görüşler patladı. İki ordu arasında güven hâlâ tesis edilemedi.
“Ordunun Batı karşıtı duruşu, Amerika’nın Irak’taki tutumundan ve Avrupa Birliği’nin üyelik konusundaki kararsızlığından midesi bulanan sıradan Türk vatandaşları nezdinde destek buluyor. Ancak ordu eğer vatandaşlarının sempatisine sahip olmayı sürdürmek istiyorsa, zamana ayak uydurmalı. Seçim sonuçlarına, her ne olursa olsun, saygı göstermek şu an karşılarındaki en zorlu sınav…”
Bu analizlerin önemli bir bölümüne katılmamak elde değil.
8 Haziran bildirisindeki maddeler Türk Ordusunun ortak görüşünü mü yansıtıyor, bilmiyoruz. Fakat bir irade sonucu ilan edildiği bir gerçek.
Düşünebiliyor musunuz halk kitlesel eyleme çağrılıyor. Ne yapacak halk? Tabak çanak alıp savaşa mı gidecek? Silah kimde asker kimde, militanlar hangi sınırlar içinde evlatlarımızı öldürüyor?
PKK bizi Irak’a çekmek istiyor, bu bir tuzak.. Bunu görmemek için kör olmak gerek.
Tam burada Osman Özsoy’un “bir başka husus da, yaklaşan seçimle birlikte tırmandırılmaya çalışılan terörle bu işin planlayıcısı durumundaki iç ve dış odakların tam olarak neyi amaçladığı. Türkiye’nin bir batağa mı çekilmek istendiği yada seçime doğru tırmandırılan terörle seçim sonuçları üzerinde etki mi yapılmak istendiği.” sorusu önem arzediyor.
Acaba bu tuzak görüldüğü halde bile bile lades mi yapılıyor?
Eğer böyleyse bunu nedeni açık değil mi?
Son zamanlarda yapılan açıklamalar da üstüste konduğunda -maalesef- ortaya bu çıkmıyor mu?
Ne yapacağız biz Irak’ta? Önceden peşmergeler yardım ederdi, şimdi onlar da “biz yokuz” dedi. Bu zamana kadar 14 kez yapmışız ne olmuş? Şimdi bu iştiyak neden?
Bunun başka bir açıklaması varsa duymak isterim.
Ordu hem “siyasi irade gerek” diyor hem de tüm gücüyle bastırıyor. Neredeyse “ben zorla alırım yetkiyi” diyecek..
AKP şimdilik direniyor ama nereye kadar? Çok uzun süre direnebileceğini sanmıyorum.
Allah sonumuzu hayretsin.
İlaveten sorular. Genç Siviller tartışıyor. İşte mail grubundaki taslak bildiriden üzerinde düşünmeye değer bazı sorular:
- Genel Kurmay Başkanlığı yeni bir gece yarısı bildirisiyle, Türk halkının artan terör eylemleriyle ilgili kitlesel karşı koyma eylemi yapmasını istedi. Biz bu çağrıya kulak veriyor ve kitlesel olarak aşağıdaki sorularımızı ilgililere yöneltiyoruz.
- Seçime kısa bir süre kala aniden tırmanışa geçen terör eylemlerinde her gün okuldan, mahalleden bir arkadaşımızı kaybediyoruz. Türkiye siyasi bir krizden geçerken, seçime çok az zaman kala terörün artması kötü bir rastlantı mıdır?
- Askeri tesislerde bir tabela vardır, şöyle yazar: “Vatanını en çok seven işini en iyi yapandır.”
- Maalesef Tunceli’deki karakol baskını ve her gün gelen mayın patlaması haberleri işini iyi yapmayanlar olduğunu bize gösteriyor. İşini iyi yapmayanlar kimlerdir?
- Açık kalan rögar kapağı yüzünden yaşanan faciadan sonra sorumlular görevden alındı. Tunceli’deki karakola güpegündüz yapılan baskının ardından, bu bölgeden sorumlu en üst düzey komutan görevden alınmış mıdır?
- Güneydoğuya gönderilecek erlerin aldıkları 3 aylık eğitim; arazi koşullarını tanıma, açık arazide sıcak çatışma ve mayınlardan korunma konusunda yeterli midir?
- Mayına bastığı için pek çok arkadaşımızı kaybettik. Televizyonlarda gördüğümüz define arama cihazına benzer araçlardan daha gelişmiş mayın tarama cihazları yok mudur?
- Bütçemizin en büyük dilimini alan ordumuzun yeterli teknik donanımı yok mudur? Yoksa en ileri teknolojilerin satın alınması için her türlü ek vergiye, fedakarlığa hazırız. Mayınlara basarak kaybedeceğimiz bir arkadaşımız daha yok.
- Her konuda açıklama yapan askeri yetkililerden kendi faaliyet alanları hakkında da “intikamlarını alacağız” dışında kamuoyu vicdanını ve şehitlerimizin ailelerini tatmin edecek askeri- teknik açıklamalar yapacaklar mıdır?
- Genel Kurmay Başkanı, Ankara Ulus’ta meydana gelen bombalı saldırıdan sonra, bu saldırının benzerlerinin tüm büyükşehirlerde olabileceğini söyleyerek hepimizi endişeye sevk etmiştir. Terörün yapmak istediği şey de zaten halkta bu endişenin yaratılmasıdır. Sayın paşamız istemeden katkı yaptığı bu infiali gidermek için içimize su serpecek bir açıklama yapmayı düşünüyor mu?
- Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle başlayan ve gece yarısı muhtırasıyla devam eden bu süreçte toplumun tüm kurum ve katmanları olarak olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Normale dönmek için tek yol 22 Temmuz seçimleridir. Tüm halkın terörü aynı derecede lanetlediği ortada olan bir gerçek iken insanların seçim sürecinde sokağa dökülmesinin terörün önlenmesine nasıl bir katkı sağlayacaktır?
- Her biri birer stratejist olan emekli paşalarımız, Müttefik ülkelerin terör örgütüne destek verdiğini her fırsatta dile getirmektedirler. Bu bilgi ışığında Kuzey Irak’a müdahale sürekli konuşulurken İncirlik Üssü’nün kapatılması konusunda her hangi bir stratejistin hiçbir açıklamasını duymamamız normal midir?
- Aynı kaynaklar terör örgütüne siyasi destek verdiğini söyledikleri AB ile derhal ilişkilerimizi koparmamızı istemektedirler. Siyasi destek veren kuruluşa gösterilen bu tepki, askeri destek verdiklerini yine kendilerinin söyledikleri “Müttefiklerimize” yani NATO’ya karşı neden zerre kadar gösterilmemektedir?
- Kuzey Irak’a operasyonun seçime dönük hükümeti sıkıştırmak amacıyla üretilen bir iç siyaset manevrası olduğu iddia ediliyor. Gencecik askerlerin yaşamları üzerinden siyasi hesap yapıldığı doğru mudur? Kuzey Irak’a müdahale gibi maceralarda harcanacak bir tane bile arkadaşımız yok. Kuzey Irak’a müdahaleyi savunanlar önce kendi çocuklarını cepheye gönderme cesaretini de gösterebilecekler mi? Bu müdahalenin, sorunu çözmeyeceği gibi Türkiye’deki iç barışı da bozacağını sağduyu sahibi devlet adamlarımız görmüyorlar mı?
- Ülkemiz zorlu bir süreçten geçiyor. Bu süreçte güvenlik güçlerinin yapması gereken en birincil iş siyasetle uğraşmak, geceyarısı siyasi bildiriler yayınlamak değil hepimizin güvenliği ile ilgili görevlerini en iyi şekilde yerine getirmektir. Vatanımızı sevdiğimizi göstermenin en iyi yolu da budur.
- Türkiye toplumu siyasete bulaşmış askerler yüzünden Balkanlarda yaşanmış büyük trajediyi hala hatırlıyor. Tarih bize sağduyu çağrısı yapıyor. Duyuyor musunuz?



29 comments
Sayın Büyükanıt’a vatandaştan açık mektup
Son günlerde karargâhınızın internet sitesinde yer alan bildiriler, basında vizyona yeni girmiş filmler kadar heyecanla karşılanıyor, yorumlanıyor ve Türkiye’nin kamu düzenini etkiliyor. Bu meyanda 8 Haziran tarihli Genelkurmay bildirisini dikkatle okudum.
Özetle terörün Mayıs’ta tırmanacağını, bu münasebetle barış, hürriyet ve demokrasi gibi yüksek insanlık değerlerini kötüye kullanan kişi ve kuruluşların gerçek yüzlerini görmek gerektiğini, bunların ulus devlet modelini çağdışı bulmak gibi çarpık bir düşünce içinde olduklarını söyleyerek terörün bu fikirlerden cesaret aldığını ama ordunun bu tür saldırılara gerekli cevabı vereceğini söylüyor ve neticede diyorsunuz ki: “Türk Silahlı Kuvvetlerinin beklentisi; bu tür terör olaylarına karşı, yüce Türk milletinin kitlesel karşı koyma refleksini göstermesidir.”
Mesajınızı doğru özetlediğimi zannediyorum ve sıradan bir millet ferdi olarak fikirlerimi dikkate almanızı diliyorum.
Sayın Büyükanıt, son cümlenizden hareketle milletin “kitlesel bir refleks” göstermesi gerektiğinden bahsetmektesiniz: Bundan muradınız sokaklara çıkıp teröre karşı miting düzenlememiz ise bunu yaparız. Terörün son bulması için son 25 senede katlandıklarımızın yanında mitinge gitmek nedir ki?
Senelerden beri evlatlarımızı “Evvel Allah, sonra komutanlarına emanet” ederek askere yolluyoruz. Güneydoğu’da görevlendirilmemek için hile ve desise çevirenleri, torpil arayanları ayıplıyor, bu gibi şeyleri aklından geçirenleri sokağa çıkmaz hale getiriyoruz. Ordumuza saygı ve sevgi duyuyoruz; çünkü biliyoruz ki ordusu karikatürleşmiş bir milletin ırzı ve vakarı olmaz.
Bu arada “vergilerimiz nereye gidiyor” diye yarım ağız mırın-kırın da etmiyoruz; miting diyorsanız yaparız, birilerine mektup yollanacak, imza toplanacaksa ona da varız. Eğer kitle refleksi ile başkaca demokratik bir eylem murad ettiyseniz ona da hay hay deriz; zira biz terörü silahla önlemenin, silahlı güçlerimizin işi olduğunu biliyoruz. Bu işi bizzat millet yapmaya kalkışırsa ortalık birbirine girer; bu işi ordu yapacak, devletin güvenliğini silahla korumak ordunun en asli görevi.
25 senedir terörün bitmesini bekliyoruz; bitmiyor. “Niçin bitmiyor arkadaş, ne lazımsa veriyoruz, niçin evlatlarımızın kaatilleri cımbızla yakalanıp da adaletin karşısına çıkartılmıyor; bu kimin ihmâli, kimin savsaklamasıdır” da demiyoruz: Bilmediğimizden değil Sayın Büyükanıt, devlet terbiyemizden ötürü susuyoruz. Takdir edersiniz, 25 yıl az zaman değil.
Siz bugünlerde mütemadiyen basına demeç verip Kuzey Irak’a müdahale ile ilgili spekülasyonlar açıyor, hükümeti siyasi bir karar vermeye zorluyorsunuz. Bunlar yüksek işlerdir ve biz pek anlamayız; ama ülkemiz hudutları içinde bir türlü temizlenemeyen mayın tuzaklarını kuranların, günübirliğine Irak’tan gelip alelacele yine oraya sıvışmadıklarını da tahmin edebiliyoruz. Evvela, -dağı taşı asfaltlamak teklifini saymazsak- şu mayın meselesinin topyekun halli gerekmiyor mu efendim? Mâkul bir esbâb-ı mucibe gösterirseniz değil Kuzey Irak’a, Basra Körfezi’ne kadar sefer etmeye hazırız ama önce hudut dahilindeki eşkıyayı, çakalı bir güzel sindirmenizi, eline silah alıp dağa çıktığına pişman etmenizi, ardından dönüp, “Milli hudutlar içinde âsâyiş berkemâldir aziz milletim” diye tekmil vermenizi bekleriz.
Fakat görüyorsunuz; bazı şeyler, geceyarıları internet sitesine bildiri koymak, kokteyllerde ayak üstü mesajlar vermek kadar kolay olmuyor. Sizden orduyu siyasetten uzak tutmak için mutad titizliği göstermenizi, Cumhuriyet ve rejim bekçiliğinde vatanın sivil evlatlarının dirâyetine de güvenmenizi ve dirliğimize göz dikenleri doğduğu güne pişman etmenizi istiyoruz; bu meyanda bize terettüp eden vazifeleri hakkıyla ifâ edeceğimizden emin olmanızı diler, saygılar sunarım.
A.Turan Alkan
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=549396
Hay ağzına sağlık Ahmet Abi..
Bir link vereyim yazmışken:
Sivil toplum endişeli: Genelkurmay’ın kitlesel refleks çağrısı lince sebep olur:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=549482
Perihan Mağden güzel özetlemis :
yumurta mı tavuktan/tavuk mu yumurtadan tarzı bir dilemma’yla insanı baş/başucu bırakıyor.
“Açık şekilde” “açıklandığı” üzre Büyükanıt tarafından; yani açıklaması doğru çıksın diye mi tırmanıyor terör/terör tırmandığı için mi açıklama doğru çıkmış oluyor?
tamami için : http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223566
Sorular gayet güzel ve net, yanıtları aranmayacak kadar ortada. Katılımlarda öyle, paylaşanların eline sağlık.
Arkadaslar, biraz yoğun günler geçiriyorum, yorumlarla konuyu açamıyorum. Zaten bu sebeple yazıyı da kısa tutmuştum..
Kitlesel rekleksin nasıl felaketlere dönüşenebileceğine ilişkin görüşlerin derlendiği şu habere mutlaka bakın:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=549605
***
Sadece işyerimin bulunduğu işhanının önünden geçen caddede 300 esnafın yaklaşık 50-60 tanesi kürt vatandaşlarımızdan. (Batı’da oturuyorum)
Allah korusun, bir yerde bu “kitlesel eylem” bir kürt mahallesine esnafına, grubuna saldırıya dönüşür de bir fitil ateşlenirse, bu ateş tüm şehirleri sarar ve bir iç savaş çıkar.
Şehit cenazeleri gelip dururken, birçok şehirde Kürt kökenli vatandaşlarımız yaşarken böyle bir “kitlesel eylem” çağrısı yapmak akıl tutulması değil de nedir?
**
Şu yazılar gözüme ilişti bunları da okuyun derim:
Askerin yeni bildirisini nasıl okumalı? (Ali Bayramoğlu)
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=09.06.2007&y=AliBayramoglu
Biri bana anlatsın (F.Koru)
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=09.06.2007&y=FehmiKoru
İzin (T.Kıvanç)
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=09.06.2007&y=TahaKivanc
Men dakka dukka!
http://www.pakvizyon.com/?p=220
militarizm yanlılarının sevineceği bir döneme girdik, sanırım.
Bu bildiriden sonra, bazı aşırı gruplar ‘terörle mücadele ediyoruz’ diyip, demokrasi ve hukuk devletini savunanlara saldırırsa, bunun sorumlusu kim olacak? Bu bildiri açıkca hedef gösterMiyor mu? Üniversiteleri de sınıfların basıldığı, sokakta giydiği tişört nedeniyle insanların linç edildiği bir dönemde bu bildiri ne derece doğru?
İnsanlar teröre zaten tepki gösteriyor. O zaman, ‘Kitlesel karşı koyma refleksinden’ kasıt nedir? AKP’ye karşı bir siyasi tepki mi?
[...] Gelelim son model muhtıralara… Bu da yeni adet, çağa ayak uyduruyoruz… Muhtırayı çağdaş kılmışız vesselâm, zihniyet orta çağda kalmış ne gam… Ya hu devletin resmi dili bu mudur? Nedir bu sanal âlemde atışmak! İçerik, tam bir senaryo… Nokta Dergisi’nin Darbe Günlüklerinden hatırlayınız. Ne aktarıyordu rahmetli, “şehitler üzerinden propaganda yapılacak, halk meydanlara dökülecek…” Al işte, çağrı internetten, organizasyonlar Saylan’dan… Dananın kuyruğu kopacak ya, doğum sancısı bunlar… [...]
T. Suat Demren önemli bir açılım getirmiş.
Et ve kemik gibi birbirleriyle iç içe olan bu toplumun temel unsurların bilinçaltlarına aşağılık göndermeler yapanları kim olursa olsun lanetlemek gerekir.
Son olayda şehit olan Burhan Yalçın Şırnak’lı. Geçen ay şehit olanların içerisinden iki askerimiz Kürttü. Yanılmıyorsam birisi Hakkari, diğeri Elazığ lı idi. Batıda çok sayıda Kürt kökenli vatandaşımız yaşadığına göre bu bölgelerden şehit olanların bazıların Kürt olması muhtemel.
Kürt Türk bahane, sinsi bir plan işleme konmaya çalışılıyor. Ama inşallah toplumumuzun sağduyusu ve Allah’ın yardımı bu planı bozacak.
Genelkurmay Başkanlığı’nın yazıya konu basın açıklaması ile bağlantılı ikinci açıklaması aşağıdadır. Gerçi yazıda ilk Basın Açıklaması için bir haber sitesine link verilmiş ama açıkça alıntılamanın ve de ikinci Basın Açıklamasının, sağlıklı bir değerlendirme için gerekli olduğunu düşünüyorum.
Buyrunuz:
——
BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 08 HAZİRAN 2007
NO : BA- 13 / 07
1. Sayın Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar BÜYÜKANIT, 12 Nisan 2007 tarihinde yapmış olduğu basın toplantısında, terörün Mayıs 2007 tarihinden itibaren tırmanacağını, kamuoyuna açık bir şekilde açıklamıştır.Son günlerde ortaya çıkan terör olayları, bu açıklamaların gerçekçi olduğunu göstermiştir.
2. Bu terör eylemleri, aynı zamanda bölücü ve ırkçı terör örgütünün gerçek niyetini de çok açık bir şekilde ortaya koymuştur.
3. Her fırsatta, yurt içinde ve yurt dışında barış, özgürlük ve demokrasi gibi insanlığın yüksek değerlerini, terör örgütüne paravan olarak kullanan kişi ve kuruluşların, bu olayların gerçek yüzlerini görme zamanı artık gelmiştir.
4. Türkiye Cumhuriyeti, ulusal ve üniter yapısının, çağ dışı bir yapı olduğunu düşünen bir yaklaşım ile karşı karşıyadır.Ulusumuzun bu tehlikeli yaklaşımı fark etmek zorunluluğu vardır ve olmalıdır.
5. Ortaya çıkan ve giderek artan terör eylemleri, bu tür düşüncelerin ve bunları dolaylı veya doğrudan destekleyenlerin çarpık düşüncelerinin çok açık bir göstergesi olduğu şüphesizdir.
6. Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadele konusunda sarsılmaz bir kararlılığa sahiptir ve bu tür saldırılara gereken cevabı vereceği tartışılmaz bir gerçektir.
7. Türk Silahlı Kuvvetlerinin beklentisi; bu tür terör olaylarına karşı, yüce Türk milletinin kitlesel karşı koyma refleksini göstermesidir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
——–
BASIN AÇIKLAMASI
TARIH : 09 HAZİRAN 2007
NO : BA- 14 / 07
Bir siyasi partinin internet sitesinde, Genelkurmay Başkanlığının 8 Haziran 2007 tarihli açıklamasındaki bazı ifadeler kullanılarak, açıklamanın Diyarbakır’da adı geçen siyasi parti tarafından düzenlenen mitinge katılımı teşvik ettiğini çağrıştıran ifadelere yer verilmektedir.
Ayrıca, Sn. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın daha önce 12 Nisan ve 27 Nisan 2007 tarihlerinde yapmış olduğu basın toplantısı ve açıklamalarının mitingler öncesine rastlamasına benzer anlamlar yüklenerek, bu mitingleri adeta Genelkurmay Başkanlığının organize ettiği şeklinde kanaat oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Sitede yer alan bu yorumlar gerçeği yansıtmamaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir siyasi parti ile ilişkisi olamayacağı gibi, Silahlı Kuvvetlerce ulusumuzun tümüne yapılan “teröre karşı toplumsal refleksimizi gösterme” çağrısı belirli gruplara veya kesimlere mal edilemez. Bu çağrıda kastedilen; toplumsal tepkinin, kesinlikle şiddet içermeyen demokratik kurallar içerisinde gösterilmesidir. (Koyulaştırma-hg)
Kamuoyunu etkileme amaçlı ve Silahlı Kuvvetlere zarar verici bu türden yorum ve iddialara yüce Türk Ulusunun itibar etmemesi önem arz etmektedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur. …
————–
Alıntılar:
1-http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2007/BA_13.html
2-
http://www.tsk.mil.tr/10_ARSIV/10_1_Basin_Yayin_Faaliyetleri/10_1_Basin_Aciklamalari/2007/BA_14.html
Prof. Baskın Oran / Ankara Ünv. Siyasal Bilgiler Fak. / İstanbul 2. Bölge bağımsız aday :
LİNÇ OLAYLARINI HIZLANDIRABİLİR
Kitleler arasında fevkalade yanlış anlaşılabilir. Genelkurmay, bunu birlik beraberlik sağlamak için söylemiştir; fakat kitleler bunu “Linç olaylarını hızlandırın” biçiminde anlayabilir. Örneğin geçtiğimiz günlerde Ahmet Kaya tişörtü giyenlere yönelik linç girişimi oldu. Şimdi sadece Ahmet Kaya tişörtlü olanlar değil, John Lennon tişörtlü ya da küpeli insanları da linç edebilir.
GELEN MESAJIN UÇ NOKTASI İÇ SAVAŞ
“İletişim kuramlarında bir giden mesaj vardır, bir de gelen mesaj. Giden mesajın ne olduğu o kadar önemli değildir, alınan mesajın ne olduğu önemlidir. Eğer alınan mesaj, giden mesajla ilgili değil ise feci sonuçlar doğurabilir, bunun en uç noktası iç savaştır. Biliyorsunuz, iç savaşların da kazananı olmaz, sadece kaybedeni olur. Onun için böyle şeyler yayınlamadan önce, dilini ağzında yedi kere döndürmek gerekir. Yani teröre karşı kitlesel refleks geliştirmek ne demek? Bu, muhtemel teröristleri öldürmek demek. Bu muhtemel teröristlerin arasında küpeli gençler de olabilir, ucu çok açık bir ifade ve kitleler tarafından yanlış yorumlanmaya müsait.
http://www.ntvmsnbc.com/news/410439.asp
Hg tam ben yapıştıracaktım siz önce davranmışsınız.
tsk.mil.tr yi favori linkler arasına koyalım :)
http://www.youtube.com/watch?v=Z56hRKTvJns
“People should not be afraid of their governments, governments should be afraid of their people.”
İnsanlar hukumetlerinden korkmamalıdır, hukumetler halklarından korkmalıdır.
V hanim/bey size Tom desek daha dogru olur belki?
http://ileriseviye.org/blog/?p=404
TSK’ya yönelik eleştirilerde biraz daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Neticede şehit olanlar bizim evlatlarımız, kardeşlerimiz, abilerimiz vs. Ve rütbesi ne olursa olsun er’inden en yüksek rütbelisine kadar hepsi de TSK mensubu. Nasıl bizim içimiz yanıyorsa onların da içi yanıyor. Ve bu yanmayı derinden hissediyorlar.
İşte bir kara haber daha;
“Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinde karayoluna terör örgütü PKK üyelerince döşenen uzaktan kumandalı patlayıcının patlatılması sonucu 1 yarbay ile 1 binbaşı ve 1 er şehit oldu. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Akçay Tugay Komutanlığı’na bağlı askeri konvoyun Güçlükonak ilçesine hareketi sırasında, karayolunun 10. kilometresinde terör örgütü PKK üyelerince yola döşenen uzaktan kumandalı patlayıcı infilak ettirildi. Patlamada, askeri araçta bulunan 1 yarbay, 1 binbaşı ile 1 erin şehit olduğu, 4 askerin de yaralandığı bildirildi.”
Alıntı: http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=247165
—-
TSK’nın toplumsal tepkiye davette hiç mi masum/haklı yön bulamıyorsunuz.
Eleştirel bakışta biraz insaf diyorum. El-insaf.
Baskin Oran’daki bu “küpe” takintisi nedir?
11. yorumdaki metinden Alinti yapiyorum:
Şimdi sadece Ahmet Kaya tişörtlü olanlar değil, John Lennon tişörtlü ya da küpeli insanları da linç edebilir.
[...]
Bu muhtemel teröristlerin arasında küpeli gençler de olabilir,…
Suat bey merhaba
Askerlerimizin su anda K.Irakta oldugunu ve yalanlanan mudahalenin gercek oldugunu duydum/okudum, bir bilginiz var mi?
Hasan Bey,
TSK’nın toplumsal tepkiye davette hiç mi masum/haklı yön bulamıyorsunuz.
Ben size katılmıyorum. Hayır, hiçbir haklı yönü yok.
TSK’nin böyle bir yetkisi olmadığı gibi böyle bir çağrı çok tehlikeli sonuçlar doğuracak bir iç savaşa bile neden olabilir.
Toplumsal tepki GK’ın sonradan düştüğü şerhteki gibi şişede durduğu gibi durmaz.
Oktay Ekşi ve M.Y.Yılmaz gibilerinin bile endişelendiği bu çağrıdan GK”ın M.Savunma Bakanlığına bağlı bir kurum olduğunu, insiyatifin siyasilerde olması gerektiğini savunan demokratların endişelenmesi ve bu tip açıklamalara karşı çıkması şaşırtıcı olmamalı.
Hiçbir gerekçe bu bu tip açıklamalara haklılık ve meşruiyet getirmez. Hele hele nasıl bir tazgahla olduğunu bile bilemediğimiz bir biçimde adım adım bir bataklığa çekilmeye çalışıldığımız bu günlerde.. (Aksine bu tip açıklamalar ve “hem irade siyasilerde” deyip hem de her mikrofon uzatana birifing vermeler tezgahın zannedilenden daha karanlık olduğu izlenimini veriyor ki bu “karanlık” kabul edilebilir birşey değil. İnsan bir an 12 Eylül öncesinde aynı silahla sabah sağcının öğleden sonra solcunun vurulduğunu hatırlayıveriyor. “Sözkonusu olan vatansa gerisi teferruattır” sözünün içine neler neler girebilir.)
Bülent Bey
“Farklı olan”a vurgu yapmak istemiş B.Oran; bence..
Betül hanım,
Hayır, benim o konuda bir bilgim yok.
“TSK’nın toplumsal tepkiye davette hiç mi masum/haklı yön bulamıyorsunuz.
Eleştirel bakışta biraz insaf diyorum. El-insaf.”
Bende hg’ye “yuhh”! diyorum. Ne yapması isteniyor toplumdan, tepki olarak ne yapacak? söylermisiniz.
GK böyle bir yetkiyi nerden alıyor? belindeki silahtan mı? siyasi iradenin üzerine çıkma hakkı varmı?
GK’ın bir haklı yönü var, buda her yaptığını kabul edebilecek, kılıf uydurabilecek insanların olması. Yanlız değilsiniz bakın aydın!, gazeteci!, rektör! hep birlikte. Yalakalık yapılacak uygun adım marş marş.
Sn. Eylül,
“Bende hg’ye ‘yuhh’! diyorum….
GK’ın bir haklı yönü var, buda her yaptığını kabul edebilecek, kılıf uydurabilecek insanların olması. Yanlız değilsiniz bakın aydın!, gazeteci!, rektör! hep birlikte. Yalakalık yapılacak uygun adım marş marş.”
demişsiniz.
—–
Şimdi size sormak istiyorum: Benim nasıl bir düşünceye sahip olduğumu biliyor musunuz? Yaşanan süreçte neler yazdığımı biliyor musunuz? Yazdıklarımı takip ediyor musunuz?
Bu soruların hepsinin cevabının “hayır” olduğu, yazdığınız bu yorumdan anlaşılıyor.
Sözlerinizi aynen size iade ediyorum.
şöyle bir şey var:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=549809
sn. hg, ne münasebet yanlış olan bir görüşünüzü eleştirmek için önceki yorumlarınıza mı bakacağım? Öncekiler doğru yerinde diye bu söylediklerinizi kabulmu edecem? ne alaka.
Siz öncekileri bırakında neymiş haklı/masum yön bilelim. Tepki olarak toplumdan ne yapması isteniyor, GK kurmay hangi hakla ve görevle bildiri yayınlayıp duruyor?
O kadar masum ve haklı idi de GK niye geri adım atma ihtiyacı hissetti acaba? Toplumda yanlış anlaşılıyor diye! toplum hep yanlış anlar zaten!
Sn. Eylül, eleştiri yapmıyorsunuz ki.
“yuhh!” demek, “yalaka”nitelendirmesinde bulunmak eleştiri değildir, hakarettir.
Eleştiri ile hakaret arasındaki farkı anlamanız için konu ile ilgili T. Suat Demren’in 18 sıra sayılı yorumuna bakmanız yeterli olacaktır.
Hiç kimsenin bir diğerine hakaret etmek hakkı yoktur.
—-
Alakayı kurmanız açısından belirteyim; Önceki yazdıklarıma atıfta bulunmamın sebebi, o yazılarımın da TSK’nın internet sitesinde yayınlanan mesajlarına ilişkin olmasındadır.
—-
22 sıra sayılı yorumuzda sorduklarınızı 19 sıra sayılı yazınızdaki hakareteri yapmadan sormanız gerekirdi. Ki ben de sorularınıza cevap verebileyim.
Uslubunuzu değiştirmeden, sorularınızın muhatabı değilim.
oldu canım anlaşılmıştır.
Siz GK ın yüzde yüz isabetli açıklamalar olsa bile (kaldıki değil) siyasi iradenin üzerine çıkma gayretlerini haklı masum bir yön olduğunu söyleyerek,
Demokrasi ve meclis iradesinin hakim olduğu bir ülke ile asla bağdaşmayacak tavırları olumlu bularak toplumun tamamına hakaret ettiğinizin farkında değilsiniz.
Bombalanan karakolların faturasının tamamen meclise çıkarılmaya çalışıldığı kaç ülke var? Asıl sorumlu GK ne yapıyor; meclise muhtıra, halka muhtıra! Normal bir ülkede GK başkanının istifa edeceği olayların hesabı sorulacağına haklılık, masumiyet atfediyorsunuz.
Siz toplumun özgür demokratik düşünen her bireyine hakaret ediyorsunuz, kendinize dokunulunca ciyak ciyak.
Zaten yapacağınız hangi açıklama bu tabloya mantık kazandırabilir? onu merak ettim. (yoksa ciddiye alınacak düşünce bile değil benim için)
Genelkurmay açıkca suç işliyor…
Mehmet Altan’ın dikkate değer görüşleri;
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=247437
sn. eylül,
Öz olarak söylemiş olduğunu husus “Siz toplumun özgür demokratik düşünen her bireyine hakaret ediyorsunuz, kendinize dokunulunca ciyak ciyak.”
İtham etmeyi pek seviyorsunuz anlaşılan. Hayal gücünüz iyi çalışıyor.
Merak ettim, nerenizden uyduruyorsunuz bunları?
sn. hg,
terbiyem müsade etse seviyenize uygun bir cevap verebilirdim. Siz postal sözcülüğüne devam edin. söyleyecek mantıklı bir cevabınız yok lafı uzatıp, burada gereksiz tartışma ortamı oluşturmayın. mantıksızlığınıza daha fazla cevap veremiyeceğim kusura bakmayın. Seçilmişleri köşeye sıkıştırma hareketinin malzemeliği yeter size, bakın başardınız, sindirdiniz sesi çıkamıyor hükümetin.
http://www.haber10.com/haber/77713/
vatandaş masum/haklı toplumsal tepki çağrısına kulak vermeye başladı. Göremeyenlere…
Eylul bey/hanim, ben Tokat’li degilim gormuslugum de yok ama hatirladigim (ve simdi teyid ettigim) kadariyla Zile’nin bizim yakin tarihimizde bir yeri var. Ona bakin arzu ederseniz (”Onkuzu Zile” diye aratirsaniz, Youtube’da filmler dahil bir suru sey bulacaksiniz). Rahatsizlik duydugunuz sey rahatsizlik duyulmayacak birsey degil, ama Turkiye dun baska bir yerken bugun iki bildiriyle boyle olmadi, hatirlatayim. Su suna yol acmistir seklinde baglanti kurarken belki tarihi hatirlamakta, nerede baska hangi cenaze nasil kalkmis diye bakmakta fayda olabilir.
---
Siz de düşüncelerinizi paylaşın: